• BIST 106.646
  • Altın 141,780
  • Dolar 3,5310
  • Euro 4,1134
  • Ankara 28 °C
  • İstanbul 28 °C
  • Bursa 29 °C
  • Antalya 32 °C
  • İzmir 32 °C

4 bin çocuk ses bekliyor

4 bin çocuk ses bekliyor
Türkiye'de 4 bin çocuk biyonik kulak için sırada. Bu rakama her yıl 700 çocuk daha ekleniyor.

Türkiye'de 4 bin çocuk biyonik kulak için sırada. Bu rakama her yıl 700 çocuk daha ekleniyor.




1- SUNUŞ
* Bir gün yolda yürüyoruz, çocuk kulağındaki cihazı fırlatıp attı. Dış kısmı mıknatıslı ya, yoldan geçen bir taksinin jantına yapıştı, taksi gözümüzün önünde yürüdü gitti.
* Her gün hastaneye gitmekten dengem bozuldu. Oğlum o gece babasının yanında yatıyordu. Ani bir karar aldım ve kızımla kaçtım.
* Ben her duymuyor dediğimde babası kucaklayıp çerçevenin önüne götürüyor. “Yiğit bu kim?” “Abi!” Niye büyütüyorsun hanım, işte duyuyor...
* Tabakları üst üste koyuyordum, birden devrildiler. Oğlum koşarak geldi. ‘Ne oldu anne?’ ‘Ay sen duydun mu?’ Birbirimize
sarıldık öyle ağladık, öyle ağladık ki...
* Çocuklarıyla konuşmayanlar, onları susturmaya çalışanlar var ya... Beni çıldırtıyorlar. Halbuki bilseler biz konuşsun diye çabalıyoruz yıllarca.
* Tükenmez kalemin düğmesi ile oynuyordum çıt çıt.... Anne cihazım bozuldu dedi. Çok acaib ve korkutucu sesler geliyormuş. Kalemi bıraktım ses kesildi...
* Kızım onca yıldan sonra konuşmayı öğreniyor, “şu anda nerede oturuyorsun” diye sormuşlar. O da ‘sandalyede’ demiş. Vay efendim bu zihinsel engelli...
* Sabahın erken saatleri... Telaşla geldi “anne zelzele oldu ev yıkılıyor”. Yat kızım, bakkal amcan kepenkleri kaldırıyor...
Tamam, farkındayım parça bölük cümleler bunlar... Belki tek başlarına bir mânâ ifade etmiyorlar... Ancak çocuklarının işitme engelli olduğunu anlayınca eteğini tutup hastanelere koşanlar, bir koklear implanta servet yatıranlar, yıllarca eğitim alan ve aldıranlar eminim çok heyecanlandılar. Eminim “işte nihayet biri bizi anlatmayı denedi” diyorlar...



2 yaşında işitme kaybı başlayan Gizem Topsakal’a, 12 yaşında implant takılmış. Şu anda 13 yaşında...

4 bin çocuk ses bekliyor
İşitme kayıpları geç farkedildiği için bir çok çocuğun cihazlandırılamadığını ya da ameliyat edilemediğini söyleyen Çapa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yahya Güldiken, “Yeni doğan çocuklara işitme testi yaptığımız, 5 bin dolarlık cihaz için muhatap bulamadığımız günlerden buralara geldik” dedi.Türkiye’de yenidoğan çocuklarda işitme testinin yıllarca ihmal edildiğini ancak son dönemde dikkate değer çalışmalar yapıldığını anlatan İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Yahya Güldiken, “Eskiden çocuklara işitme testi yapmamız lazım dediğimizde muhatap bulamıyorduk. Şimdi çocuk doğar doğmaz test yapılıyor” dedi.
Türkiye’de 4 bin çocuğun biyonik kulak için sırada beklediğini söyleyen Prof. Dr. Güldiken, “Erken teşhis yapılabilseydi, 1986 yılından itibaren Türkiye’de yapılabilen koklear implant sayesinde birçok kişiyi ameliyat edebilirdik, onların işitme engellerini ortadan kaldırılabilirdik” diye konuştu. Güldiken işitme taraması yapan cihazın 5 bin dolar olduğunu AB’de ise bu testin mecburi olduğunu belirterek, “Bizde bu sağlık bakanı döneminde kullanılmaya başlandı. Artık çocuklar ücretsiz taramadan geçiriliyor. Biyonik kulak takılabilecek çocukları erkenden teşhis edip çok yol alıyoruz” dedi.
Türkiye’de koklear implant ameliyatlarında zaman zaman aksamalar olduğunu da kaydeden Güldiken, ameliyatlara bir düzenleme yapılmaması halinde sırada bekleyen 4 bin çocuğa 3 bin çocuğun daha ekleneceğini vurguladı. Güldiken şunları söyledi; “Bu ameliyatların belirli bir yaşa kadar yapılması gerekir. İki yaş bizim için çok önemlidir. Ancak sürekli zaman kaybediliyor. İnsanlar olmadık prosedürlere boğluyor. Bence bu ameliyat Türkiye’nin her yerine yayılsın istiyoruz. Doğudan insan buraya geleceğine orada ameliyat yapılsın insanlar buraya gelip beklemesi ve ev tutması çok zor .Cihazı takmakla bitmiyor eğitim vermeniz gerekiyor. Sağlık Bakanlığında bizim ihtisas alanında bir birim yok.

Gizem Topsakal, 13 yaşında... Onunla Belgin Birer Eğitim Merkezi’nde karşılaşıyoruz.... 2 yaşında işitme kaybı başlamış, 12 yaşında implant takılmış. Annesi Figen Hanım anlatıyor: Eşimle ben dayı-hala çocuklarıyız. Mutlu bir evlilik yaptık. 1995 yılında Gizem dünyaya geldi. İki buçuk yaşındayken bir anormallik olduğunu farkettik. Ama bizim için büyük problem çevreyi inandırmak oldu, doktordu hastaneydi derken hayli zaman kaybettik. Test neticelerini elimize alınca Gizem’in ilerleyen bir işitme kaybı olduğunu öğrendik.

ÇALINCA OYNARDI
Peki nasıl oldu da çocuğunuzun duyamadığını bu kadar geç farkettiniz diyebilirsiniz? O zamanlar Mustafa Sandal’ın ‘onun arabası var’ diye bir şarkısı var. O şarkı çalınca oynar, sesini kıstığımız zaman da bağırırdı. Siz olsanız şüphelenir misiniz şimdi? Ama sonraları şüphelenmeye başladım. Baktım Gizem sokakta oynarken arabalara dikkat etmiyor. Önceleri camdan bağırarak ikaz ediyorum aldırmıyor. Aslında o zaman müdahale edebilirmişiz. Ama komşularım ‘duymamazlıktan geliyor ‘diyerek beni yanılttılar.

KARDEŞİNİ DUYMADI
Gizem 4 yaşlarına geldiğinde bir çocuğumuz daha oldu... Bir gün Gizem yerdeki sehpanın üzerinde oyuncaklarıyla oynuyordu. Arkasında da kardeşi yatıyordu. Kardeşi ağlaması üzerine mutfaktan odaya yöneldim. Gizem’i kardeşinin yırtınmasına rağmen tepkisiz görünce dondum kaldım. Bir ara oyuncağı düştü. O sırada çocukla göz göze geldi ‘anne çocuk ağlıyor’ diyerek bana bağırmaya başladı...Gittikçe sessizliğe bürünüyordu. Konuşmuyor, ilgilenmiyor. Ben durumu kabullenmediğimden olsa gerek, o her babasının arkasından ağladığında baba beni de götür dersen baban seni de götürecek diyordum. O ‘baba’ diyordu ‘beni’ yok, sonra ‘götür’ diyordu. Artık kelimeler tek tek kayboluyordu şüphelerim arttı. Anneannesinin yanında kaldığı bir gün doktora gitmişler. Testler falan istenmiş. Testleri yaptırdık, iki kulağına birden işitme cihazı taktılar. O cihazlardan sonra sonra Gizem konuşmaya başladı.

GÖZLÜK GİBİ SANDIM
Ardından bir buçuk sene kadar Cerrahpaşa’ya gidip geldik, konuşma eğitimi aldırdık. Maddi olarak ağır gelince bıraktık. Bana bir kaç kitap ismi verdiler. Doktorların dikkati dağılmasın tavsiyeleriyle birkaç tane de çizgisiz defter hazırladım. Her sayfada bir tane olacak şekilde bir masa sandalye çizdim. Çok uğraştım ama yararını gördüm. Bu şekilde 8-9 sene devam ettik. Fakat telefon sesini, kapı zilini artık eskisi kadar duyamıyordu. Bir gün Gizem okuldan çıkmıştı, bir yere gitmem gerekiyordu. Anahtarı verdim sen eve git ben gelince kapıyı açarsın dedim. Eve döndüm kapı duvar oldu. Elimi zilden hiç çekmeden dakikalarca bastım ama duymadı. Tekrar doktor kapılarını aşındırmaya başladık. Koklear implanta karar verdiler. 25 Mart 2008 de Medikalpark’ta ameliyat oldu. İşitme cihazını gözlük gibi takacak sonra çıkacaracak sanıyordum. ‘Ömür boyu kullanacak, kulak bitmiş durumda’ denilince işin ciddiyetini anladım.

OKULDA YALNIZ BİRİYİM
Annesi konuşurken sürekli ellerini oğuşturan, dudaklarını ısıran Gizem’in de anlatacakları olmalıydı. ‘Derslerin nasıl Gizem?’ diye sormamızı bekliyormuş sanki, sözü annesinin ağzından kaptı: Kazım Özalp ilköğretim Okulunda okuyorum. Derslerim çok kötü; müzik 1, İngilizce 1. ama resim 5. Dersleri anlamıyorum. Arkadaşlarımla da anlaşamıyorum. 32 kişilik sınıfta benden başka koklear implantlı yok. Sadece bir erkek çocuk işitme cihazı takıyor. Okulda yalnız kalıyor, çok üzülüyorum. Okulda ödev kontrolünü öğretmen namına arkadaşlarım yapıyor. Hiç acımadan eksi not veriyorlar. 6’ncı sınıfta karma okuduk. Sıra arkadaşım yanında oturmamı istemedi. İkide bir çantamı atıyor. Annesi okula gelmiş benden şikayetçi olmuş. Annemi de çağırdılar. Çocuklarının psikolojisinin bozulduğunu söylemişler. Benim başka okula gönderilmemi istemişler. Annem de, ‘peki benim kızımın psikolojisi ne’ olacak?’ diye sordu. Annen bizimle nasıl böyle konuşabilir dediler beni azarladılar. Ama bazı öğretmenlerimi onlar da beni çok seviyor. Mesela Nazım öğretmen, Hayati öğretmen, Öznur öğretmen benimle çok ilgileniyorlar. Ama ben okulda yalnız biriyim. Büyüyünce ben de öğretmen olacağım.

YAZ KIZIM ‘ZEKÂ ÖZÜRLÜ’
Annesi tekrar sözü alıyor; Gizem sosyalleşsin, kelime öğrensin diye iki ay Sultanbeyli’de bir kolejin ana sınıfına gönderdik. Orada ona çok iyi davranıyorlardı. Onun etkisinden olsa gerek öğretmen olmak istiyor. Biliyorsunuz bizler çocuklarımızın eğitimleri için yıllık rapor almak durumundayız. 2006 yılında Gizem için rapor aldık. Raporda ‘işitme engelli’ olduğu yazılmıştı. Aynı kurum bir yıl sonra gittiğimizde bize tekrar rapor verdi. Fakat rapora ‘mental’ (zeka özürlü) yazmışlar. Bu nasıl olabilir anlamıyorum. Ne sordular da bu çocuğun zekasının yerinde olmadığı anladılar? Kızıma, “şu anda nerede oturuyorsun” demişler. O da ‘sandalyede’ cevabını vermiş. Tamam o zaman sen zihinsel engellisin. Konuşmayı yeni öğrenen bir çocuk bu. Elbette kelime hazinesi dar. Yeni yeni işitiyor senin sorunun altında başka mânâlar yattığını ne bilsin?



Figen Hanım, kızının çok zorluk çektiğini ifade ediyor.

GİT 20 GÜN SONRA GEL
Emin olun bunların hepsini fazlasıyla yaşıyoruz. Hastaneler, Rehberlik Araştırma Merkezleri Gizem gibiler için adeta bir çilehane... Buralardan alınan raporlar neticesinde eğitimlerini sürdürebiliyorlar. Ancak buralarda işler her zaman yolunda gitmiyor. Şimdi Gizem’in raporunu yenilemeye çalışıyoruz. Burası da tam dram. Odiyo testi için bir form verdiler. Telefon ettim heyet için, 20 gün sonraya gün veriyorlar. Özürlü raporu çıkarttırmak o kadar zor ki anlatamam. Ya adı üzerinde özürlü. Yalvartıyor, bağırıp çağırıyorlar. Testi isteyen devlet, yapmayan devletin memuru. Olur mu böyle şey? Babası işsiz eğer iş bulamazsa SSK haklarından yararlanamayacağız. Bir sene yanıp gidecek. Bu arada cihazın nem alıcı kutusu kırıldı. Bunu bile değiştiremiyoruz. Sosyal güvenlik kurumu ödemiyor. Cihazın nemden korunması lazım, paramız yok.. Ya ne bileyim dert, dert, dert...


ARIZA DEĞİL KALEM
Ama güzel şeyler de yaşadık bunları unutacak değiliz. Gizem 25 Mart 2008 tarihinde ameliyat oldu. 25 Nisanda da dış cihaz takıldı. Eve geldik elinde bir kalem oynayıp duruyor. Ben mutfağa geçtim. Anne cihazımdan bir ses geliyor diyerek beni çağırdı. Problem olduğu zaman cihazda ışık yanar denmişti. Işık falan yok. Ekran normal. Bir yandan elindeki kalemle oynuyor bir yandan da “bak anne duyuyor musun” diye soruyor. İnanın nasıl kötü oldum anlatamam. Çocuğum 12 sene boyunca kalem sesini duymamış. Elini tuttum ses kesildi. Çocuk da şaşırdı, kalemi kulağına götürdü uzun uzun dinledi. Benzer vakayı altımızdaki bakkalın kepengi ile de yaşadık. Çocukcağız zelzele oldu sanmış.



Doç. Dr. Gonca Sennaroğlu (Hacattepe Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Ögretim Üyesi, İşitme- Konuşma ve Ses Bozuklukları Uzmanı) işitme kaybı tedavisinde eğitim ve ailenin desteğine dikkat çekti.


KİMLER RİSK ALTINDA
Aslında bütün bebekleri doğar doğmaz test etmek lazım ancak bizim gibi kalabalık ülkelerde bunu genele yaymak zor. Hiç olmazsa akraba evliliği yapanlar, hastalık geçirenler, ailede işitme bozukluğu olanlar işitme kontrolü yaptırmaları gerekir. Yine doğumdan sonra yoğun bakımda yatan bebekler atlanmamalıdırlar. Menenjit ile her iki kulak kireçlenebilir, adeta mermere döner. Acilen işitme testinden geçirilmelidirler. Bugün elektoro fizyolojik metodlarla işitme derecesini ve şiddetini öğrenebiliriz. Gerekenlere cihaz veririz. Çok ileri derecede (90 desibele varan) işitme kayıplarında biyonik kulak ameliyatı yapıyoruz. İşitme engeli dünyanın sonu değil. Hep sorarlar “görme mi etkiler duyma mı” diye. Eğer zamanında rehabilite etmezseniz işitme daha büyük engeldir. Çünkü duymayan bir insan konuşmayı öğrenemez ama görmeyen bir insan konuşabilir. Eğer çocuk mama veya baba diyorsa problem anlaşılmaz. Mutlaka cümle kurması lazım. Bunu yapamıyorsa ya işitme kaybı ya da otizm var demektir. Diyelim bebeğin erken teşhisi yapıldı, implanta gidildi. Her şeyi normal olur. Lakin aile ve eğitim desteği de çok önemlidir.




KOKLEAR İMPLANT
Nedir? Nasıl Çalışır?

Koklear İmplant; işitme cihazlarından yarar sağlayamayan ileri derecede işitme kaybı olanlar için tasarlanmış elektronik bir alettir. Halk arasında biyonik kulak olarak da adlandırılan bu cihaz günlük sesleri kodlanmış elektrik sinyallerine çevirir. Bu sinyaller, işitme sinirini uyarır ve beyin bunları ses olarak algılar.

Türkiye Gazetesi
Osman SAĞIRLI - Cüneyt BİTİKÇİOĞLU

Bu haber toplam 2046 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim