• BIST 81.712
  • Altın 147,154
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Bursa 8 °C
  • Antalya 13 °C
  • İzmir 9 °C

"Bıçak parası alanı meslekten atın"

"Bıçak parası alanı meslekten atın"
Etiğe aykırı davranan aramızdan atılsın. Doktorlar yanlış yapan meslektaşlarının hatasının hekimlik mesleğine mal edilmesine tepkili. Doktor Necdet Altun 'Bıçak parası münferit, sistem doğru çalışıyorsa hata yapan ayıklanmalı' diyor

Etiğe aykırı davranan aramızdan atılsın
Doktorlar yanlış yapan meslektaşlarının hatasının hekimlik mesleğine mal edilmesine tepkili. Doktor Necdet Altun 'Bıçak parası münferit, sistem doğru çalışıyorsa hata yapan ayıklanmalı' diyor

İşini düzgün yapmayan, suiistimal eden, bıçak parası alan doktorlar yok mu, var... Medyada da yer bulan bu tarz doktorlara, meslektaşları da öfkeli... Her meslekte olduğu gibi sağlık sektöründe de hukuki ve etik kurallara uymayanların olduğunu ancak bunların azınlıkta kaldığını söylüyorlar. Görüşmelerimizde ve gönderdikleri mektuplarda mesleki itibarsızlığa uğradıklarını söyleyen doktorlar, bu 'küçük azınlığın' yaptıklarının tüm camiaya mal edilmesine de tepkili. Doktorlara göre 'bıçak parası' münferit ve gerekçe olarak sunulmamalı.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necdet Altun'un bu konudaki önerisi ise gayet net: Eğer işleyen, düzgün bir sisteminiz varsa; işini düzgün yapmayan, dahası suiistimal edeni ya düzeltirsiniz, ya da sistemden çıkartırsınız. Altun, 'Maalesef bizi yönetenler tarafından, doktorların dertlerinin sadece para olduğu konusunda duygu sömürüsü yapılmaya çalışıyor' diyor.
Sağlıkta dönüşüm politikasının en çok ses getiren 'hastalar ücretsiz sağlık alacak' ifadesinin geçerli olamayacağını ileri süren Prof. Dr. Altun, konuya ilişkin görüşlerini de şöyle anlatıyor:

'Serbest piyasa ekonomisi koşullarının yürürlükte olduğu ülkemizde, vatandaşların ya doğrudan ya da sağlık sigortaları aracılığıyla para ödeyip hizmet aldığı sistem uygulanmaktadır. Özel sağlık yatırımları, şu andaki iktidar döneminde teşvik edilmiş, son sekiz yılda hız kazanmış, özel hastane zincirleri oluşmuştur. Hal böyleyken 'sağlık için hastalarımız ücret ödemeyecek' iddiası gerçekçi değildir. Ülkemizdeki sağlık hizmeti paralıdır. Çalışanlar, gelecekte alacakları muhtemel sağlık hizmetinin parasını, ücretlerinden yapılan kesinti ile peşin olarak ödemektedir. Yani, 'muayenehaneleri kapatarak, vatandaşın sağlık için cebinden para vermesini engelledim' söylemi gerçeği ifade etmez. Ancak burada asıl gözden kaçırılan, hekimlere, yasalarla verilmiş olan mesleklerini serbest icra etme hakkının ellerinden alınmış ve hastaların da hekim seçme haklarının ortadan kaldırılmış olmasıdır.'

YÖK bizlere önderlik etsin BİRLİKTE ÇÖZÜM BULALIM
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çetin Erol da sorunların çözümü için 'Üniversite hastanelerinin rektörleri, dekanları ve başhekimleri YÖK Başkanı'nın başkanlığında toplanarak çözüm bulup önerilerini siyasi otoriteye iletmelidirler. Çünkü bizim üst sorumlumuz YÖK Başkanı'dır' önerisinde bulunuyor.

Prof. Dr. Erol, 'Üniversite hastaneleri diğer sağlık kuruluşlarından ayrı değerlendirilmelidir. Üniversite hastaneleri tıp doktorlarının eğitildiği, bilimsel araştırmaların yapıldığı ve en üst düzeyde hasta bakımının yapıldığı yerlerdir. Birinci amaçları rutin hasta bakma değildir. Bu nedenle performans sisteminin buralarda uygulanması doğru değil. Bu tür bir uygulama üniversite hastanelerini asıl amaçlarından uzaklaştırır' diye konuşuyor.
Erol, üniversitelerde öğretim üyelerine tatmin edici bir maaş verilerek, bilimsel performansın göz ardı edilmemesine de dikkat çekiyor.

ÜNİVERSİTEDE HİZMET VERİRSEK NASIL TIP ÖĞRENCİSİ YETİŞTİRECEĞİZ
Altun, sosyal güvenlik kuruluşlarının bir çatı altında toplanmasının olumlu olduğuna da dikkat çekerek, 'SGK'ya kayıtlı her çalışan istediği hastaneye başvurabilmektedir. Bu halk arasında büyük bir memnuniyet yaratmıştır. Ancak burada halkımızın sonradan sakıncalarını göreceği yanlış bir uygulama vardır. Üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleridir. Eğer, hizmet hastanesi olarak çalıştırırsanız, eğitim ve araştırma işlevini engellemiş olursunuz. Bunun olumsuz sonuçları da zamanla ortaya çıkar' dedi.

30 yıllık doktor olan Altun'a göre en büyük sıkıntı doktorların 'yabancılaştırılması'... Duygusal olarak hekimlik onurunun zedelendiğini anlatan Altun, duygularını şöyle ifade ediyor: '1981'de hekim oldum. Zamanla hekimler kazanım elde edemedikleri gibi, kazanılmış haklarını da kaybettiler. Öğrencilerimin neredeyse tümü bu mesleği seçmiş olmaktan pişmandır ve gelecekle ilgi kaygı duymaktadır. Hekimlik sadece bir meslek değildir. Bir yaşam biçimidir. Çünkü bir hekimin özel hayatı yoktur, başkaları için adanmış bir hayatı yaşarlar. Toplumda bir türlü anlaşılmayan hekim, mesleğine değil ama kendini topluma yabancı hissetmektedir.'

Mezuniyet de zor, diploma da
- Üniversiteden mezun olduğu halde kendisine hak ettiği diploması verilmeyen, doktorlar dışında başka bir üniversite mezunu var mıdır?
- Mesleki sorumluluk sigortası yaptırmak zorunda olan ve bunu kendi ücreti ile ödemek zorunda kalan başka bir meslek erbabı var mıdır?
- Sağlık sistemi, alt yapı sorunları, donanım eksikliği, yardımcı sağlık personeli, idari sorunlar nedeniyle de olsa, hastaların başına bir sorun geldiğinde suçlanan ve tazminat ödemek zorunda bırakılan başka bir meslek grubu var mıdır?
- Mahkemelerde süreduran, zaman aşımına uğrayıp bu nedenle suçluların serbest bırakıldığı davalarda, hiçbir adalet mensubu suçlanmazken, sağlık hizmeti aksadığında ya da tedavilerde istenmeyen sonuçlar ortaya çıktığında hekimler neden suçlanıp, cezalandırılır?

YENİ FAKÜLTELERDE HASTANE YOK
Prof. Dr. Altun, son yıllarda açılan tıp fakülteleriyle ilgili de şöyle bir eleştiri getiriyor:
'Bu fakültelerin birçoğunun hastanesi yok. Olanların da donanımı ve eğitim kadrosu yetersiz. Bu kadar çok tıp fakültesi açılması bilim çevreleri tarafından hep eleştirildi. Bu arada Sağlık Bakanlığı birçok ilde eğitim ve araştırma hastanesi kurmaya başladı. Batıda, mesleki eğitim ve araştırma özerk bilimsel kuruluşlar yani üniversitelerin görevi iken bu yatırımlar toplum tarafından olumlu sağlık yatırımları olarak algılandı. Sonra Sağlık Bakanlığı bir yönetmelik hazırladı. Bu yönetmeliğe göre, 'nüfusu 800 binin altında olan illerde eğer tıp fakültesi varsa ve o ilde sağlık bakanlığına ait bir eğitim araştırma hastanesi varsa, bu hastane tıp fakültesinin eğitim hastanesi olarak kullanılacaktır' denildi. Ancak bu hastanenin idari ve mali yönetimi Sağlık Bakanlığı'nın elinde olacak. İlk bakışta mantıklı ve masum gibi görülen bu uygulamanın sonucu şu; üniversite hastaneleri birer birer Sağlık Bakanlığı'nın kontrolüne geçecek.'

Genç hekimler umutsuz
'Sağlıkta dönüşüm programı ve doktorlara olanlardan en çok biz genç hekimler etkilendik galiba. Oysa biz ne bıçak parası bilirdik ne başka bir şey. Tek bildiğimiz çalışmak, çalışmak ve çalışmaktı...
Ayda on beş gece evimizden uzakta geçirdiğimiz asistanlık günleri, yaşıtlarımız meslek sahibi olmuş hayata atılmışken hala üç kuruşa amele gibi çalışmalarımız elbet son bulacaktı. Derken asistanlık bitti. Bu kez evimizi barkımızı bırakıp mecburi hizmete gitmemiz istendi bizden. İki yıllığına... Bir sürümüzün küçük bebekleri, eşleri vardı. Ayrıldık bıraktık gittik. Bir sürü insanın evliliği bozuldu, hayatı darmadağın oldu.
Büyük şehirlerden gidince ilk şoklarımızı yaşadık. Mecburi hizmete başladığım gün başhekim yardımcısının 100 hastaya nasıl bakılacağı ile ilgili formülleri dinlerken içimden gülsem de bir süre sonra bunları uygulamaktan başka çarem olmadığını anladım. Kimse gerçekte ne yapıldığıyla ilgilenmiyordu çünkü. Önemli olan 100 hastaya bakılmış görünmesiydi, ne hasta ne doktor kimsenin umurunda değildi. Bu sistemden bir sürü hasta zarar görüyordu ama hastalar farkında değildi. Pratisyen hekiminden, akademisyenine kadar bir avuç işini bilen azınlığı dışarıda tutarsak hiçbir meslek gurubu bu denli eziyet görmedi. Ancak bu sistem doktordan çok halka zarar verdi bunun anlaşılması biraz zaman alabilir. Anlaşıldığında çok geç olacak.
Ben bir hekim olarak bu sistemde hastaya faydalı olamıyorum. Ve bir hekim için bu kadar emek verdiği işini iyi yapamamaktan daha kötüsü yoktur...'

Tahsil çok hak yok
'Doktorlar generallerden daha fazla tahsil yapıyorlar. Onlar öldürme bizler yaşatma eğitimi alıyoruz. Bizler görünmeyen mikroplarla onlar görünenlerle mücadele ediyorlar.. Özlük haklarına bakarsanız uçurumları fark edersiniz. Serbest çalışan avukat yazıhanede aldığı davayı nasıl adliyede takip ediyorlarsa, doktor da muayenehanesinde gördüğü hastayı, hastanede takip edebilmelidir.'

'Geri ödeme şartlarıyla iyi tanı ve tedavi çok güç'
İstanbul'da bir üniversite hastanesinde çalışan 12 yıllık bir profesör, sağlıkta reform çalışmalarını şöyle değerlendirdiklerini söylüyor:
'Tabii ki daha iyi sağlık hizmeti vermek adına yapılan reform çalışmaları var. Bugün, iyi çalışan bir 112 acil servisinin olması, tüm hastanelerin tek bir çatı altında birleştirilmiş olması, vatandaşların sadece T.C. kimlik numaraları ile birçok işlerini halledebiliyor olmaları gibi her kesimden olumlu geri bildirim alan uygulamalar var. Fakat aslında reform adı altında temelde yapılmak istenen şey bütçedeki tüm sağlık harcamalarını azaltmak, belki zamanla iyi çalışan kamu hastanelerini de özelleştirmek suretiyle sağlık hizmeti sunma işini özel sektöre ihale etmek ve bu amaçla da en ekonomik işgücünü yaratmak.'

Devletin geri ödeme şartlarıyla yüksek teknolojiye dayalı tanı ve tedavi amaçlı bir sağlık hizmeti sunmanın da gittikçe güçleştiğini ifade eden profesör, şu iddialarda bulunuyor:

'Kurumların, özellikle üniversite hastanelerinin, hasta tedavi hizmeti karşılığı kestiği faturaların çok önemli bir kısmı SUT'ta öngörülen fiyatları aştığı için geri ödenmeden dönmekte. Bu durumda bu hizmeti vermeye devam edip kurumunuza zarar ettirmek veya verdiğiniz sağlık hizmetin kalitesini düşürerek hastaya eksik hizmet sunmak arasında bir seçim yapmak zorunda kalınmakta. Yani aslında reform adı altında sağlık kurumlarına söylenen şudur: Hastalara bekletmeden randevu verin, ucuz ve basit testleri hemen yapın, üst düzey tanı ve tedavi gerektiren pahalı hiçbir işlem yapmayın. Yaparsanız biz bunu size ödemeyiz. Bu durum SGK anlaşmalı olan özel hastaneler için de geçerlidir. Ancak özel hastaneler, hastalardan değişik oranlarda fark talep edebildikleri için bu sorun kısmen çözülmektedir. Ve çok ilginçtir, alınan bazı duyumlara göre, özel hastaneler faturalama ve devletten geri ödeme alabilme işlemlerinin 'inceliklerini' bilen, SGK faturalamadan ayrılma memurlarla oldukça
iyi ücretlerle anlaşmalar yapmaktadırlar.'

Türkan YILMAZER
turkan.yilmazer@aksam.com.tr

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 2098 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim