• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Bursa 9 °C
  • Antalya 9 °C
  • İzmir 8 °C

Çağının ötesinde sağlık kuruluşu: ''Büyük Mansuri Hastanesi''

Çağının ötesinde sağlık kuruluşu: ''Büyük Mansuri Hastanesi''
Memluk Devleti zamanında Sultan Kalavun (1270-1290) tarafından yaptırılan ''Büyük Mansuri Hastanesi '' çağının çok ilerisinde bir sağlık kuruluşuydu.

İslam ülkelerinde özellikle de Türk-İslam devletlerinde sağlık hizmetlerine büyük önem verildiği görülmektedir. Bu konuda Memluk Devleti zamanında Sultan Kalavun(1270-1290) tarafından yaptırılan ''Büyük Mansuri Hastanesi '' iyi bir örnek oluşturmaktadır. Bu hastane günümüz hastanelerini kıskandıracak şekilde ileri düzeyde insanlara sağlık hizmeti sunmaktaydı. Bu hastaneyi gören meşhur Seyyah İbn Batuta ''Buranın güzelliğini ve mükemmelliğini anlatmaya kalkışan kişi aciz kalır'' demiştir.

Hastane mevcut büyük bir yapının dönüştürülmesi ile 11 ay gibi kısa sürede tamamlanarak 1285 yılında hizmete girmiştir. Sultan Kalavun hastanenin her yönü ile mükemmel olmasını istemiş ve şahsına ait Mısır'da ve Şam'da bulunan gayri menkullerinden büyük bir bölümünü hastaneye vakfetmiştir. Hastanenin düzenlenen vakfiyesinde vakıflardan elde edilen gelirin ne şekilde kullanılacağı ve hangi hizmetlerin yürütüleceği ayrıntılı bir şekilde belirtilmiştir. Vakfın yöneticisi hizmetlerin düzenli bir şekilde yürütülmesinden sorumluydu.

Hastanede Müslüman olmayan hekim ve hastane personeli çalıştırılmayacaktı. Vakfın yöneticisi Müslüman hekimlerin maaşını günün şartlarına göre belirlemekte serbestti. Doktorlar hastanede erkenden ve tam zamanında bulunmak zorundaydılar. Doktorlar vardiya usulü çalışıyorlar ve hastane hiçbir zaman doktorsuz bırakılmıyordu. Her bölümde birden fazla doktor görevliydi. Doktorlar hastalarını güler yüzle muayene eder gerekli ilaç ve gıda takviyesini yazarak uygulamaya başlarlardı. Göz hastalıklarında göz doktorunun yanında mutlaka dahiliye doktoru da bulunmak zorundaydı. Ayrıca doktorların eğitimine de büyük önem veriliyordu. Başhekim kendisine ayrılan dershanede öğrencilere tıbbi konularda ders veriyordu. Hastane zamanın tıp fakültesi olarak hizmet veriyordu.

Bu hastanede doktorların dışında çeşitli hizmetleri yürütecek personelde görevlendirilmiş ve çalışma saatleri ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu görevliler hastanenin ve hastaların bakım ve temizliğinden sorumluydular. Hatta hastaların elbiseleri bile yıkanıyordu.

Vakfiye şartlarına göre Müslüman hastalar hiçbir ayrıma tabi tutulmadan hizmetlerden yaralanıyorlardı. Her çeşit hastalığın tedavisi yapılmaya çalışılıyordu. Hastaların maddi durumlarına bakılmaksızın tedavileri iyileşinceye kadar ücretsiz yapılıyordu. Özellikle vakfın yöneticisinden herhangi bir ayrımcılık yapmaması isteniyordu.

Hastanede erkek ve kadın hastalar için iki kısım bulunuyordu. Her bölüm kendi içerisinde hastalıklara göre ayrı kısımlara ayrılmıştı. (Dahiliye, cerrahi, göz hastalıkları ve ortopedi) Her bölümden sorumlu birer yönetici vardı. Hatta dahiliye bölümü hastalık çeşitlerine göre kendi içerisinde kısımlara ayrılmıştı. Yataklarda hastaların sağlık durumları göz önünde bulundurularak demir ya da ahşap karyolalar ; pamuktan yapılmış yatak, yorgan ve kılıf, deriden yapılmış yastıklar yer alıyordu. Bütün koğuş ve bölümlerde su şebekesi vardı. Her hasta ayrı kaplardan yemek yer ve su içerdi. Aydınlatma kandiller ile sağlanıyordu. Yazın sıcağı bile hesaba katılmış yazın hastalara hurma dallarından yelpazeler dağıtılmıştır.

Hastalara moral takviyesi de yapılmaya çalışılmış şöyle ki vakfın şartnamesinde her gece hastalara ud eşliğinde konser verilmesi isteniyordu.

Hastanede hastaların tedavisi için gerekli ilaçların yapıldığı labaratuar ve saklandığı eczane vardı. Buradaki iki görevliden birisi doktorun yazdığı ilaçları temin eder diğeri ise bu ilaçları hastaların düzenli bir şekilde kullanımını sağlardı. İlaçların kullanımından sorumlu bu kişi aynı zamanda beslenme uzmanıydı. Çünkü yemeklerin dağıtımını da hastaların durumuna göre bu kişi ayarlardı. Gıdaların bozulmadan temiz şekilde saklanmasına özen gösterilir ve mutlaka üzerleri örtülürdü. Hastaların beslenmesine özel bir önem verilirdi. Her türlü yemeğin yapıldığı tam teşekküllü bir mutfak ve sebze meyve yetiştirilmesi için bir bahçe vardı.

Ölüm durumunda ise her türlü cenaze masrafı yine hastane vakfı tarafından karşılanıyordu. Hatta evlerinde vefat eden yoksul hastaların masrafları da karşılanıyordu.

Kaynak:
Üç Türk Hükümdarının Yaptırdığı Üç Sağlık Kurumu:Tolunoğulları, Zengiler ve Memluklerde Sağlık Hizmetleri (Prof.Dr. Eşref Buharalı, dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/36/305.pdf )

Bu haber toplam 1146 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim