• BIST 98.314
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Bursa 20 °C
  • Antalya 20 °C
  • İzmir 23 °C

Dalga dalga ölüyoruz!

Dalga dalga ölüyoruz!
Elektromanyetik radyasyon, insan ve çevre sağlığını tehdit ediyor. Dünya Sağlık Örgütü ve bağımsız bilim adamlarının en üst perdeden dikkat çektiği tehlikeden korunmak için öncelikle tedbirli olmak gerekiyor.

İstanbul’un şiirlere şarkılara ilham veren tepesi Çamlıca’nın eteklerinde kime dokunsanız bin ah işitiyorsunuz. Tepe ve civarında âdeta kanserden geçilmiyor! Televizyon ve radyo vericileriyle dolu tepe  çevresinde oturanlar, ayrıca uykusuzluktan, baş ağrısından, yorgunluktan, sinir bozukluğundan da şikâyetçi. Babasını kısa bir süre önce kansere kurban veren Kısıklı Mahallesi Muhtarı Erkan Kalkan, burada oturan 30 bin kişinin 30 bininin de elektromanyetik kirlilikten rahatsız olduğunu söylüyor.

Ferah Mahallesi’ndeki Irmak Sokak’ta da durum aynı. 30’lu yaşlarda iki genç anne ve 40’lı yaşlarda bir taksici kanserle mücadele ediyor. Kimliklerinin açıklanmasına rıza göstermedikleri için isimleri bizde mahfuz. TRT’nin 1972’de inşa ettiği beton verici kulesinin yanı başındaki evine doğru bastonuyla çıkan 79 yaşındaki Battal Polat, vericilerin, özenerek diktiği kiraz ağacını bile kuruttuğunu söylüyor. Yatağa mahkûm olan eşi Gülcemal Polat’ın felcini de elektromanyetik kirlenmeye bağlıyor. Battal Polat, sokağındaki kanser ve felç hastalarını bir nefeste sayıveriyor. Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara da bölgede ev ve ofis kiralamayı düşünen yabancıların elektromanyetik kirlilik ölçüm sonuçlarını görünce vazgeçtiklerini belirtiyor.

Çamlıca’da vericiler sebebiyle gözle görülür hâle gelen rahatsızlık ve hastalıklar, aslında hepimizin başında “Demokles’in kılıcı” gibi asılı duruyor. Her yanımızı saran elektrikli cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgalarla iç içe yaşıyoruz. Orta yaşlarda olanlar, dede, hatta baba eviyle kıyaslanmayacak kadar çok elektrikli cihaza sahip. Bu akımın hep yukarı doğru hareket edeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok. Âdeta vücudumuzun bir organı hâline gelen cep telefonları, her gece önünde saatler geçirdiğimiz televizyonlar birer manyetik radyasyon yayıcısı. Evimizdeki kablosuz modem ve bilgisayarımız hiç de masum değiller. Kullandığımız cihazları saymaya kalksak herhâlde derginin sayfaları yetmez. Buzdolabı, çamaşır, saç kurutma ve tost makineleri, fırın, tasarruflu ve floresan lambalar, kombi, klima…

Elektromanyetik radyasyona maruz kalmamız sadece evimizle sınırlı değil. İş yerlerinde fotokopi makineleri, bilgisayarlar ve diğer teçhizatlardan yine radyasyon fışkırıyor. Devlet dairelerine ve havaalanlarına girerken geçtiğimiz metal dedektörlerinde iyice ışınlanıyoruz. Hadi işi gücü geçtik; gelelim hafta sonuna. Aile boyu gidilen alışveriş merkezlerinin kapısında da bırakmıyor peşimizi radyasyon. Hele hele tren, metro ve uçak yolculuklarında da yüksek miktarda elektromanyetik radyasyon alıyoruz.

Ne yazık ki ölümcül tesirleri uzun zaman içinde ortaya çıkan elektromanyetik alanların sigara gibi yakayı ele vermesi gecikeceğe benziyor. Biraz sabrınız varsa bu yaygın tehlikeyi enine boyuna inceleyelim. Tartışılan bu konu hakkında dünyadaki gelişmelere göz atalım.

 

Elektomanyetik=radyasyon

Elektromanyetik dalgalar, boşlukta ışık hızında titreşerek (saniyede 300 bin km) yol alırlar. Yayılma hızı, dalgaların geçtiği ortamın elektriği ve manyetik özelliklerine göre değişir; dalga boyu, frekansı ve hızı arasında ilişki vardır. Işık hızını dalga boyuna böldüğünüzde, elektromanyetik dalganın frekansını bulursunuz. İşte doğal ve suni olarak üretilen elektromanyetik dalgalar, frekans ve dalga boyuna göre tasnif ediliyor. Elektromanyetik dalgalar, madde içine nüfuz edebilme özelliği sebebiyle radyasyon olarak da adlandırılıyor. Radyasyonlar, madde içine nüfuz edip atomları iyonlaştırması (atom moleküllerinden elektron koparabilmesi) ya da iyonlaştırmaması itibarıyla iki sınıfta inceleniyor. Cep telefonları, haberleşme cihazları ve tüm elektrikli cihazlar, iyonlaştırmayan radyasyon (0-300 GHz) içinde ele alınıyor. Nükleer radyasyon, nötron, proton, alfa, beta tanecikleri, x-ray, MR ve röntgende kullanılan x ve gama ışınları ise iyonlaştırıcı radyasyon (300 GHz ve üstü) türünde yer alıyor.

Elektromanyetik radyasyon da kendi içinde iki ana gruba ayrılıyor. Çok düşük frekanslı radyasyon (ELF) ve radyo frekanslı radyasyon (RF). ELF radyasyona elektrik iletim hatları, evlerdeki elektrik tesisatları, elektrikli aletler yol açıyor. RF radyasyonun faili ise cep telefonları, baz istasyonları, radyo ve televizyon vericileri, modemler,  radar, jammer ve mikro dalga fırınlar… Elektromanyetik dalgaların yansıma, kırılma, girişim ve polarizasyon özelliği bulunuyor. Bu dalgalar enerji taşıyor. Geçtikleri ortama iyonizasyonun yanı sıra uyarım ve ısı enerjisi de taşıyor.

İşte elektromanyetik dalgaların bu özellikleri insan bünyesinde muhtelif menfi tesirlere yol açıyor. İnsana da bir manada elektrikle çalışan bir mahlûk diyebiliriz.  İnsan bedeni fonksiyonlarının hepsi 1-250 mikro volt gerilimli elektrik uyarılarıyla gerçekleşiyor. ELF radyasyonu dışarıdan bu hassas sistemi etkileyerek tabii dengeyi bozabiliyor. Elektromanyetik alanların iki tür biyolojik tesiri bulunuyor. Kısa sürede; baş ağrısı, göz yanması, yorgunluk, gece uykusuzluğu, hâlsizlik, baş dönmesi hissediliyor. Uzun sürede ise insan bünyesindeki moleküler ve kimyasal bağlara, hücre yapısına ve bağışıklık sistemine zarar veriyor.

Elektromanyetik kirlenme ve biyolojik tesirleri konusunda Türkiye’de en tanınmış uzmanlardan biri Boğaziçi Üniversitesi Elektronik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker. Cep telefonu ile uçak kokpitinden görüşme yapılmadığına dikkat çeken Şeker, manalı bir benzetmede bulunuyor: “Uçağın haberleşmede ve kendi dâhili kumandasında kullandığı frekansla cep telefonunun frekansı örtüşüyor. Ortada açık bir risk var. Hem de ısı ile ilgili olmayan bir risk. İşte cep telefonu sinyalleri bir manada insanda da beyin kaynaklı elektrik düzenini bozarak benzer etki yapıyor.”

Düşük frekanslı radyasyon

Şeker’e göre elektromanyetik kirlilik konusundaki en etkili cihaz cep telefonları. Ateş tuğlası ebadındaki ticari ilk cep telefonu Motorola Dynataç 8000 X, 1983’te piyasaya çıktığında 4 bin dolardan satılmıştı. Bugün sektör, dünya nüfusunu geçen cep telefonu üretimiyle global çapta yaklaşık 1,5 trilyon dolarlık hacme ulaşmış durumda. Abone sayısı 4,8 milyar civarında. Türkiye’deki rakam ise 65 milyon. Bunun yüzde 44’ü ise 3G abonesi.  Türkiye’deki pazarın büyüklüğü ise 30 milyar dolar olarak ifade ediliyor. Dünyanın en büyük 4. cep telefonu pazarı olan ülkemizde 136 milyon aktif cep telefonu bulunuyor. Yaklaşık 46 bin baz istasyonu sinyal yayıyor. Kaçak yollarla gelenler de hesaba katıldığında mobil hizmetlerin başlamasından bu yana yurda 225 milyon cep telefonunun girdiği tahmin ediliyor. Türkiyeli aboneler yılda 38 milyar 500 bin mesaj atarak 2011’de Avrupa şampiyonu oldu. Ayrıca her bir abone yıllık ortalama 261 dakika konuştu.

Elektromanyetik kirliliğin olumsuz tesirleri, dalganın frekansına, güç ve alan yoğunluğuna, kaynağın uzaklığına, maruz kalma süresine, etkilenenin ölçülerine ve elektriğin özelliklerine göre değişiyor. Mesela, ortalama bir baz istasyonunun yaydığı radyasyon 10 volt/metre. Fakat ütününki 50 volt/metre. Bu durumda ‘Ütü daha zararlıdır’ demek yanlış. Çünkü cep telefonundan kaynaklanan radyasyonun sınır değeri 41 volt/metre iken ütüde bu rakam 5000 volt/metre. Yani her kaynağı, kendi güvenlik limiti ile karşılaştırmak gerekiyor. Üstelik âdeta bir organ hâline gelen cep telefonunun sinyaline maruz kalma süresi, diğer cihazlarla karşılaştırılamayacak kadar uzun. Bu noktada özellikle hamileler  ve çocuklar daha yüksek risk grubunda bulunuyor. Elektromanyetik kirlenme duyularla hissedilmiyor. Vücut ısısını 0,5 ila 2 derece arasında artırıp dengeyi bozuyor. Beyinde 0,5-120 Hz arasında oluşan beyin dalgaları aynı zamanda elektromanyetik alanlar. Beyin dalgaları, işlevleri yönüyle 6 banda ayrılıyor. Bu dalgalar beyinde gerçekleştiğinde insan; korku, sevinç, düşünce gibi ruh hâllerini yaşıyor. Ev içinde kullanılan tüm elektrikli cihazların 50 Hz frekanslı olması sebebiyle, verdikleri radyasyon beyin dalgaları ile eşleşebiliyor.

Günümüzde cep telefonlarını savunan çevreler, özellikle cep telefonunun ısı etkisini öne çıkarıyor. Cep telefonu haberleşmesinde kullanılan frekansın ‘iyonlaştırıcı radyasyon’ üretmediğine dikkat çekiyorlar.  Oysa cep telefonlarının ısı ile ilgili zararlarının yanı sıra başka olumsuz etkileri de bulunuyor.

2007’de uzmanlar bir araya gelerek dünyada büyük yankı uyandıran ‘BioInitiative Report” isminde kapsamlı bir rapor yayımladı. www.bioinitiative.org internet adresinden ulaşılabilen raporda, elektromanyetik alanların güvenlik standartlarının, ısı ile ilgili olmayan biyolojik tesirlerine göre yeniden ve acilen düzenlenmesinin zaruri olduğu belirtiliyor. Ayrıca, dünyada muhtemel bir beyin tümörü salgını ve farklı hastalıkların yaşanacağına dikkat çekiliyor. Raporda en dikkat çekici bölüm çocuklara ayrılıyor. ABD’de yapılan bir çalışmaya göre taşıma hatları ve evlerdeki cihazların yaydığı çok düşük frekanslı radyasyon (ELF) sebebiyle görülen çocuk lösemisi yüzde 20-35 oranında.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de 2007’de yayımladığı raporunda çocuk kanserlerinin evdeki düşük yoğunluklu manyetik alanlarla bağlantısını kabul etti. Time dergisinin 24 Şubat 2003 tarihli sayısının 46-47. sayfalarındaki habere göre, İsveç Lund Üniversitesi’nden Prof. Dr. Leif Salford, geniş çaplı biyolojik deneylerin sonuçlarını ABD’deki Journal of National Institute of the Environmental Health Science adlı bilim dergisinde yayımladı. Bu çalışmaya göre; çok az miktarda bile olsa cep telefonundan yayılan radyasyon hücrelere zarar veriyor ve ölümlerine bile neden oluyor. Cep telefonu radyasyonu, zararlı maddelerin beyne girmesine yol açıyor. İki saat cep telefonu dalgalarına maruz bırakılan farelerin beyin hücreleri AB standartlarının 1000 katı altındaki radyasyon seviyelerinde bile öldü. Bu değere cep telefonu kullanırken kolayca ulaşılıyor. Pasif sigara içicileri gibi cep telefonu yakınında bulunanlar da zarar görüyor.

Başka bir araştırmada ise dünyaca tanınmış 16 bilim insanı, güvenlik standartlarını belirleyen Uluslararası İyonlaştırmayan Radyasyondan Koruma Komitesi’nin (ICNIRP) limitlerini ve güvenlik standartlarını belirleyen görüşlerini kabul etmediklerini açıkladılar. Bu bildirgede güvenlik standartlarının önemli hatalar içerdiği, kasten yanlış yapılan sunumlara göre oluşturulduğu ifade edilmişti.

Çalışmalara son noktayı Dünya Sağlık Örgütü koydu. Kansere sebep olan radyasyonu özelliklerine göre gruplayarak her yıl duyuran Dünya Sağlık Örgütü Kanser Araştırma Ajansı (IARC), yüksek gerilim hatları ve evdeki düşük elektromanyetik frekanslar’dan (ELF) sonra cep telefonlarını da muhtemel kanserojenlerin bulunduğu 2-B grubuna dâhil etti. Bu durum, 31 Mayıs 2011’de 208 no.lu basın bildirisiyle kamuoyuna duyuruldu. Bu konuda ayrıntılı bilgi, http://hps.org/hpspublications/articles/cellphoneuse.html  internet adresinden alınabiliyor.

Peki, çok sayıda bilim insanının itiraz ettiği güvenlik standardı nedir? Bu standart cep telefonları için Özgül Soğurma Değeri adı verilen İngilizcesinin baş harfleri ile anılan ‘SAR’ değeri. 1998’de belirlenen kıstaslara göre bu değerin cep telefonları için 1’den küçük olması isteniyor. SAR değeri belirlenirken 170 santim boyundaki yetişkin birinin vücut ısısını en fazla 1 derece yükseltecek etki nazara alınıyor. Bugün kabul edilen limit değerler yerine meslek ve yerleşimi sebebiyle elektromanyetik alanlara şiddetli ve uzun süre maruz kalanlar için daha farklı güvenlik kıstaslarının belirlenmesi gerekiyor. Ayrıca, farklı radyasyon türleri için farklı limitler konulması icap ediyor. Sınır değerlerin çocuklar dikkate alınarak yeniden şekillendirilmesi isteniyor.

Bu haber toplam 3770 defa okunmuştur
Haberin Devamı  1 2  
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim