• BIST 82.363
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Bursa 8 °C
  • Antalya 10 °C
  • İzmir 8 °C

Döner sermaye sistemi 'kazanca endeksli hekimlik' mi yarattı

Döner sermaye sistemi 'kazanca endeksli hekimlik' mi yarattı
Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın en fazla etkilediği alanlardan birisi de hasta-hekim ilişkileri oluyor. Özellikle döner sermaye sistemini eleştiren meslek örgütleri, sistemin giderek "kazanca endeksli SGK hekimleri" yarattığını savunuyorlar. Ayrıca sağlık ç

Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın en fazla etkilediği alanlardan birisi de hasta-hekim ilişkileri oluyor. Özellikle döner sermaye sistemini eleştiren meslek örgütleri, sistemin giderek "kazanca endeksli SGK hekimleri" yarattığını savunuyorlar. Ayrıca sağlık çalışanının yaptığı işin kalitesinin değil, niceliğinin kriter sayıldığı bu ek ücretlendirme sisteminde hekim-hasta ilişkisinin de hizmet sunan-müşteri ilişkisine dönüştüğü eleştirisi yapılıyor.

Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) uyguladığı bir anket, hekimler cephesinde de bu tanımlamanın doğru olduğunu ortaya koyuyor. Hekimlerin yüzde 70'i hasta başına muayene süresini azaltan döner sermaye uygulamasının "sağlığı metalaştırdığı" görüşünde. Bunun yanında tıp eğitimindeki gidişata dönük kimi veriler de endişe yaratıyor. Hizmete yönelen üniversite hastanelerinin de eğitim ve araştırma alanını ıskaladığı yaygın kanı. Eğitim kalitesinin düşüklüğü "Kendi döneminizden bir hekim arkadaşınıza anne-babanızı emanet eder misiniz" sorusuna "evet" diyen yeni mezun hekimlerin oranının sadece yüzde 1'de kalması ile kendisini açığa vuruyor. Hastayı müşteri olarak gören bir anlayışın doğru olduğunu düşünsek bile, yeni sistemde bu kez hizmetin kalitesi noktasında sorun yaşanıyor. Hekimin hastalarına yeterli zaman ayırmadığı bir muayene ortamında; bilgilendirme ve saygı gibi daha ileri unsurlar ise "lüks" sayılıyor.

Taşeronlaştırma yaygınlaştı
TTB Genel Sekreteri Eriş Bilaloğlu, sistemde sorunun hekim sayısı değil bu kişilerin nasıl kullanıldığında olduğunu, mevcut yapıda sağlık çalışanlarının uzun süre ve ucuza çalıştırılmasından yakınıyor. Sağlıkta dönüşüm programının hekimlere etkisinin çalışma biçimlerinden başladığını söyleyen Bilaloğlu, sağlık çalışanlarının devlete yük olmaktan çıkarılması amacıyla çalışanların sözleşmeli hale getirildiğini ve taşeronlaşmanın artırıldığını belirtiyor. Bilaloğlu, ilk olarak sözleşmeli çalışma modeli olan aile hekimliğinin devreye sokulduğunu ve bu yapıyla sağlık çalışanlarının güvencelerinin yanında ekip çalışmasını da yitirdiklerini ifade ediyor. Özel sağlık sektörünün de bu doğrultuda geliştirildiğini söyleyen Bilaloğlu, ilk dönemde ücretlerin çok cazip hale getirilerek hekimin güvenceyi ikinci plana atmasının sağlandığını savunuyor. Bilaloğlu, ancak bu durumun son dönemde sektörün yaşadığı sıkıntılara paralel olarak değiştiğini ve maaşları ödenmeyen ve işten çıkarılan hekimlerin olduğunu anlatıyor.

Yeni hekim tipi yaratılıyor
Bilaloğlu, özel sektörün yanı sıra kamuda da döner sermaye sisteminin yarattığı yeni hekim tipinden şöyle bahsediyor: "Biz buna 'SGK hekimi' diyoruz. Bu hekimlerin kriterleri, çalıştığı kurumun kazancı ve o kazanca katkısı olmaya başladı. Sağlıkta gereken, ekip çalışması ve dayanışmayken şimdi rekabetçilik oluştu. Aile hekimleri birbirlerinin hastalarını çalar hale geldi. Etik açıdan hekimlik uygulamaları daha çok sorgulanır oldu. Gelirde artış oldu ama emekliliğe yansıyan güvenceli çalışma azaldı. Sözleşmeli çalışma oranı arttı. Hekimlerde geleceğe güvensizlik duygusu hâkim oldu. Hekimler daha stresli ve içe kapanık, kendiyle sınırlı bir kişilik yapısına sahip olmaya başladı. Tüm sağlık çalışanları, gelirindeki düşüşü tolere edemeyeceği düşüncesiyle senelik izin kullanmaz oldu. Sağlığı daha az dikkate alınan sağlık çalışanlarının hizmetinin niteliği azaldı, hastane enfeksiyonları arttı. Hemşireyi daha uzun çalıştırıp fazla görevlendirdiğinizde enfeksiyon artar. Yenidoğan bölümlerinde artan enfeksiyonlar da hastane yangınları da rastlantı değil. Yangınların nedeni de sağlık hizmetlerinin taşeronlaştırılmasıdır."
Bilaloğlu, taşeronlaşma sürecine en son 15 Ağustos'ta çıkarılan işyeri hekimliği düzenlemesiyle hekimin de dahil edildiğini kaydederken işçi sağlığı hizmetlerinin 2 bin hekime gördürülmesinin hedeflendiğini oysa bu hizmetin koruyucu hekimlik hizmeti olduğunu ve kamu güvencesiyle sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor. Bilaloğlu, tıp fakültelerinin sayısındaki artışa işaret ederken bu kurumlarda tüm çabalara rağmen sistemin sunduğu araçlar nedeniyle öğretim üyelerinin ilgisini hizmetten almakta, (döner sermaye üzerinden para kazanmak için muayene-tedavi yapmak) zorlanıldığını söylüyor. "Hizmet, araştırma ve eğitim" başlıkları arasındaki hassas dengenin çok bozulduğundan yakınan Bilaloğlu, eğitim ve araştırmanın ikinci planda olduğu tehlikesine "Sağlık hizmetlerini ticarileştirirseniz olacağı bu. Üniversiteler de devlet hastaneleri de aile hekimleri de ayakta durabilmek için daha fazla hizmete endeksleniyor. Hükümet 'Muayene sayısını artırdık' diyor ama nitelikte düşüş var. Sistemde vatandaşa da devamlı ‘tüket' mesajı gönderiliyor. ‘Sen bir müşterisin git şu filmi çektir, şuna baktır' derseniz kışkırtılmış bir taleple karşı karşıya kalırsınız" diye konuşuyor.
Son düzenlenen katkı paylarıyla vatandaşın sağlığa cepten ödemesinin arttığını söyleyen Bilaloğlu, bu durumun tedavi olmadan eczanelere başvurma oranını artıracağından, sağlık açısından risk oluşturduğunu belirtiyor. Bilaloğlu, sağlıkta hizmetlerin finansmanında cepten ödemeler, primler, katkı payları ile değil vergi toplayarak çözüm yakalamak gerektiği görüşünü taşıyor.

Yolsuzluklar daha da arttı
Türk Sağlık-Sen Başkanı Önder Kahveci ise sağlıkta dönüşüm programıyla hükümetin mali ve sosyal hakları birbirinden çok farklı sağlık çalışanları ortaya çıkardığına işaret ediyor. Sağlık sisteminde taşeronlaşmanın temizlik hizmetlerinden başlayıp röntgen birimleri ile 112 acil hizmetlerini bile içine aldığını belirten Kahveci, hastanelerin özerkleştirilmesine dönük adımları ise eleştiriyor. Böyle bir durumda sağlığın ticarileşmesinden endişe eden Kahveci, bu durumda personelin iş güvencesinden yoksun bırakılmak isteneceğini belirtiyor. SSK hastanelerindeki aşırı yığılmaların yeni dönemde giderilmesine karşın sistemdeki mevcut sıkıntıların da büyük olduğunu vurgulayan Kahveci, artan yolsuzluklara işaret ediyor. Kahveci, eğitim boyutundaki sıkıntıya da hekimler arasında yapılan bir anketten örnek göstererek "Yeni mezun olacak bir hekimin mezuniyet töreninde fakültelerinde yaptıkları bir ankette, 'Kendi döneminizden bir hekim arkadaşınıza anne-babanızı emanet eder misiniz' sorusuna öğrencilerin sadece yüzde 1'i 'evet' cevabını verdi. Bu durum sağlıkta eğitimin geldiği noktayı anlatmaya yeter" diyor.



ERİŞ BİLALOĞLU
AMERİKAN MODELİNE DOĞRU GİDİLİYOR

Sistemde gidilen yer, çok eleştirilen "Amerikan modeli"dir. Plan, görüntüde daha fazla hastayı hekimle buluşturmak. Ama bunun niteliği önemsenmiyor. İşin sonunda da sorumlu, vatandaşın gözünde hekim olacak. Giderek artan oranda davalar olacak. Hekimler başlarına bir şey gelir diye pek bir şeye el atmayacak, gereksiz yere veya daha fazla tetkik isteyecek.


ÖNDER KAHVECİ
DÖNER SERMAYE SİSTEMİ ADİL DEĞİL

Döner sermaye sistemi adil değil. Aynı işyerinde aynı işi yapan fakat farklı mali ve sosyal haklara sahip sağlık çalışanları oldu. İşyerlerinde huzur bozuldu, çalışma barışı zedelendi. Maaş ve ücret sistemindeki dengesizliklerin giderilmesi için kamuda geliştirilen denge tazminatı döner sermaye nedeniyle sağlık çalışanlarına uygulanmıyor.



HEKİMLERİN GÖZÜNDEN PERFORMANS UYGULAMASI
* Verilen hizmetin niteliği azaldı (yüzde 60,3)
* Etik olmayan uygulamalar arttı (yüzde 70)
* Uygulama hataları arttı (yüzde 52,8)
* Hasta başına muayene süresi azaldı (yüzde 67,3)
* Tetkik sayısı arttı (yüzde 63,8)
* Sağlık metalaştı (yüzde 70,8)
* Yatırılan hasta sayısı arttı (yüzde 60,1)
* Endikasyonsuz müdahaleler arttı (yüzde 64,4)
* Hekimler arasında ücret eşitsizliğine yol açıldı (yüzde 77,7)
KAYNAK: TTB'nin Hekimlerin Değerlendirmesiyle Performansa Dayalı Ödeme Araştırması.


'TAM GÜN'E HERKES FARKLI BAKIYOR
Eriş Bilaloğlu, vatandaşın hekimlerin tümünü medyadan tanıdığı kimi örnekler gibi çok para kazanan kişiler olarak gördüğünü belirtirken "Oysa hekim maaşı 1.200 ile 2.500 TL arasında değişir ve asıl gelir güvenceli olmayan performans ödemesidir. Bakan, hekimlere 6 bin TL ödendiğini söylüyor. Bu rakamı emekliliğe yansıtıp ödesinler, başka bir şey istemeyiz" diyor. Tam gün yasa tasarısıyla şu an 47 olan çalışma saatinin 40 saate indirileceğini söyleyen Bilaloğlu, "Ama ‘daha uzun çalışabilirsiniz, o zaman bu performans ücretleriyle bu karşılıklandırılır' deniyor. Hekim daha uzun çalışmaya mecbur bırakılıyor" diye konuşuyor. Daha uzun çalışmayla hekim hatalarının artmasından endişe edilirken mevcut sistemde sıklıkla yaşanan mesai saatlerinde hekim bulamama veya hekimlerin muayenehanesine yönlendirilme sorunları ise hastanın düzenlemeye bakışını etkiliyor.

KORUYUCU HEKİMLİK TASARRUF SAĞLAR
Sağlıkta dönüşüm programı zaman zaman çeşitli kesimlerce koruyucu hekimlikten çok "tedavi edici hekimliğe" dayalı bir sistemi de getirmekle eleştiriliyor. Oysa koruyucu hekimlik hasta için olduğu kadar finansman açısından da kârlı gözüküyor. TEPAV araştırmacılarından H. Hakan Yılmaz ile Nuray Yazıhan'ın "Türkiye'de Meme Kanseri: Maliyet Etkinlik ve Maliyet Etkililik" isimli araştırması, koruyucu hekimliğin uzun vadede tedavi maliyetlerini belirgin biçimde düşürdüğünü ortaya koyuyor. Meme kanserinde ülke genelinde etkin bir toplumsal taramanın gerçekleştiği varsayılarak yapılan simülasyonlar, taramanın yapılmasıyla hasta yaşam süresi ile kalitesinin artacağı gibi harcamalarda tasarruf da sağlanacağını ortaya koydu. Çalışma, hastaların çok daha erken evrelerde tanı almasının sağlanmasıyla 6 yıllık bir dönemde tedavi maliyetlerinde 155 milyon TL'lik tasarruf sağlandığını kaydetti.

KÜBA'DAKİ REFORMU ÖRNEK ALMALIYIZ
Tıp Kurumu Genel Sekreteri Ali Rıza Üçer, Türkiye'nin bir yandan sağlıkta bu kadar büyük harcama yaparken diğer yandan çok da başarılı çıktılar almadığını söylerken kaynakların etkin kullanımı ve planlamayla Küba'nın gelişme kat ettiği kalp sağlığı programı örneğini veriyor: "1970'lerde tamamen koruyucu ve önleyici bir sistemle kalp sağlığı programı geliştirdiler. Toplumun beslenme alışkanlıkları değişti, fast- food ve yağlı gıdalardan Akdeniz mutfağına geçiş yapıldı. Obeziteyle mücadele edip, örneğin yürüme seferberliğine girdiler. Şeker hastalığına ilişkin çalışmalar yapıldı, yüksek risk grupları için özel program hazırladılar. Sonunda 30 yılda elde edilen sonuç, milyarlarca lira harcayarak elde edeceğiniz sonuçtan daha başarılı oldu. Sağlığa böyle bakmak lazım. Bizde tüm aktörler 'Sağlığa daha fazla harcama yapalım' der. Oysa aslolan planlama ve kaynakların etkili kullanımı."


Referans

Bu haber toplam 1011 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim