• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Bursa 18 °C
  • Antalya 20 °C
  • İzmir 21 °C

Dünya, onun ilacının peşinde

Dünya, onun ilacının peşinde
Gazze’de 5 bine yakın insan, çatışmalarda yaralanan askerlerimiz ve nice âcil vaka... Hepsi ‘kanamayı durduran’ ANKAFERD ile kurtuldu.

Bir Türk öyle bir şey yapacak ki; bütün dünya peşinden koşacak. Hakkında dünyanın her yerinde yazılar yazılacak, hayranlık oluşturacak. Bir Türk öyle bir şey yapacak ki bütün dünya onu satın almak isteyecek, o Türk’ün kapısında bekleyecek. Bir Türk öyle bir şey yapacak ki; kan kaybı tarih olacak, ölümlere yol açacak yaralanmalar küçük sıyrıklar gibi atlatılacak. Ve o Türk bütün bunları ülkesinin kaynaklarıyla, kendi emeğiyle yapacak. Bilim ve teknoloji devi ülkeler önüne servetler dökecekler de; o, “Buluşumu Türkiye pazarlayacak, önce kendi halkım faydalanacak” diyecek... İnsan bu satırları yazarken de okurken de “Gerçekten mi?” demekten alamıyor kendini. Oysa Türk bilim adamı Cahit Fırat, kanama kontrolünde asrın buluşu olarak kabul edilen Ankaferd ile bizim dilimizin döndüğünden çok daha fazla övgüyü hak etti. Ben onu, sadece geliştirdiği olağanüstü formül ile değil; mütevazı kişiliği, kendinden emin üslubu ve “bir serveti tepme pahasına, buluşunu, dünya literatürüne Türk ilacı olarak sokacak kadar da milliyetçi” duruşuyla tanımanızı istiyorum. Yer yer hayrete düşeceğiniz, insanlık adına sevineceğiz ve ülkemiz açısından da gururlanacağınız bir sohbet oldu. Hakkıyla aktarabildiysek, ne mutlu bize... B.A.

Mide kanamasından kimse ölmeyecek!
Ankaferd’in mide kanamalarında devrim niteliğinde neticeler verdiğini söyleyen Cahit Fırat, görüşmemizde şunları anlattı: “Bununla ilgili bir örnek vereyim. Gecenin üçünde bir hasta mide kanaması şüphesi ile Gülhane Askeri Tıp Fakultesi’ne gidiyor. Hastanın durumu son derece kritik, kan kaybından hastayı kaybetme riski çok yüksek ve bütün müdahalelere cevap vermiyor. Hastaya ağızdan girilerek püskürtme yöntemiyle Ankaferd uygulanıyor ve hastanın da hayatı kurtuluyor. Yakında bu konularla ilgili ciddi açıklamalarımız olacak. Bundan böyle hiç kimse mide kanamasından ölmeyecek. İlacın kanayan noktaya püskürtülmesiyle etkili olduğuna dair çok ciddi sonuçlar elde ettik. Bu çalışmalar da hakemli dergilerde yayınlandı. Bunların hepsi dünyanın en saygın bilim dergileri arasında yer almış durumdadır.”

Ana haber bültenlerinde sizi ilk defa tanıdığımızda isminiz “dünyayı sarsan Türk”, ürününüz de “yüzyılın buluşu” gibi çok iddialı, çok gururlandırıcı cümlelerle duyuruldu. O tarihten bu yana iki yıla yakın bir zaman geçti; ürünü bu yıl daha da geliştirdiniz, ama sanırım bu işin ardında yılların emeği var...
- Evet; 30 yılı aşkın bir süre yoğun özveri ve dikkatle ürünümüzü bu günlere taşıdık.

HASTALIĞINI YENDİ
> Bu arada ciddi bir rahatsızlık geçirdiniz ve sonrasında da insanlık tarihine çığır açan bir ilaç kazandırdınız. Bu dönemin çalışmalarınıza nasıl bir etkisi oldu? Muhakkak ki çok zor günler geçirdiniz...
- Evet, ölümcül bir rahatsızlığı yendim. Çok zor günlerim oldu. Hastalığı kabullenmek adına çok sıkıntı çektim. Çok aktif ve sosyal bir hayatım vardı. Durmak bana göre değildi ve üç yıl evde kaldım, bir yılı ciddi tedavilerle geçti. Ölümü hiç düşünmedim ama hastalığı kabullenmek de hiç kolay olmadı. Konuşamıyordum. Derdimi yazarak anlatmaya çalışıyordum. Mesaj çekiyordum insanlara. Sokağa çıktığımda insanlara bir şey sormak için kağıt kalem kullanıyordum. Yazım zaten kötüdür, bir de karşımdakini bekletmemek için acele ediyordum, iyice okunmaz oluyordu. Beklemekten sıkılıp, “uf!” deyip, çekip gidenler oldu. Şükür hepsi geçti. İnançla, duayla, sevdiklerimin desteğiyle hepsini atlattım. Ailem, çocuklarım hep yanımdaydı. Onlar sayesinde bugünlere eriştim. Hastalık öyle bir şey ki, yalnız kalmak istemiyorsunuz ama dostlarınızı da görmek istemiyorsunuz. Hele benim durumumda... Konuşamıyorsunuz ki, ne anlatacaksınız? Ama şimdi iyiyim çok şükür, artık çok rahat konuşabiliyorum da... Zamanla daha da iyi olacak, benim durumumda olup da bu kadar iyi konuşan hasta sayısı yok denecek kadar az.

5 BİTKİNİN KARIŞIMI
> Ankaferd’in gelişimi de bu döneme denk geliyor sanıyorum.
Evet... Sade bir ARGE laboratuvarım vardı ve orada düzenli olarak gece gündüz çalışıyordum. Hastalığımın seyri iyi gitmeye başlayınca çalışmalara ağırlık verdim. Ürünü geliştirdim ve ondan sonra bilimsel bir tabana oturtabilmek için üniversitelere başvurdum. Hacettepe Tıp Fakültesi ile çok ciddi çalışmalar yürüttük. Hacettepe Üniversitesi Hematoloji Bölümü’nde yapılan testlerden sonra ilk Türk patentli ilaç olarak sağlık sektöründe yerini aldı Ankaferd. Hacettepe Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi’nde domuz ve fareler üzerinde uygulanan ilaç, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde tavşan, köpek ve sığırlar üzerinde uygulandı. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Haznedaroğlu’nun ve çalışma arkadaşlarının emekleri tartışmasız büyüktür.
> Ankaferd yüzde yüz bitkisel sanırım...
Evet, içeriği yüzde yüz bitkisel, 5 çeşit bitkinin bileşimlerinden hazırlanmış özel bir formül. Hiçbir yan etkisi yoktur. Ciddi bir bilimsel ekip var arkamızda. 100’ü aşkın profesör, doçentler ve klinisyenler ile bilimsel çalışmalarımızı yürütüyoruz, herkes kendi uzmanlığında Ankaferd ile ilgili bilimsel çalışmalarını yürütüyor. Şirket olarak 45 kişilik bir ekibiz. Ülkemizde tıp fakültesi olan bütün üniversiteler, profesyonel bir ekip ve biri Ankara, ikisi İstanbul’da olmak üzere üç üretim tesisinde, 500’e yakın çalışanla ürünü destekliyor, çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 1 yıl içerisinde dünyada hiçbir ilaca kısmet olmamış bir başarı yakaladık. Uluslararası hakemli dergilere yapılan toplam 73 yayın başvurumuzun 52 tanesi kabul edildi ve yayınlandı. Bu da ürünün bilimsel güvenilirliğini ve gücünü gösteriyor. Bu arada uluslararası şirketlerden ortaklaşa çalışmalar yapılması için çok ciddi teklifler alıyoruz. Şirket olarak bu tekliflerin tamamını değerlendiriyoruz.

ORDULAR KULLANACAK
> Ankaferd’in sağladığı faydalar ile ilgili geri dönüşler alınıyor mu, olağanüstü gelişmeler yaşadınız mı?
- Evet, keşke bu tür vakalar olmasaydı ama sağladığı faydanın verdiği mutluluğu anlatan bazı olaylardan bahsetmek isterim. Anadolu’da bir devlet hastanesinde çalışan bir doktordan elektronik posta aldım, şunları diyordu: “Bizim buralarda insan taşımacılığı traktörlerin römorklarında da yapılır, kasaba girişinde bir römork devrildi ve 28 yaşında bir kadının atar damarı kesilmişti. Böyle bir kanamalı durumda gerekli tıbbi müdahale yapılamazsa hasta 7 dakika gibi kısa bir sürede kanamadan hayatını kaybeder. Bu kısıtlı imkanlarla yapacak bir şey yoktu. Doktor olarak kendimi çok çaresiz hissettim, çok üzüldüm, niye buralarda doktor oldum diye... Keşke üniversite hastanesinde olsaydım diye düşünürken, olay yerine gelen bir asker, orduda kendilerine verilen kan durdurucu ilacı verdi, hastaya kullandık.” Ankaferd’i kullanıyorlar ve kanamayı durdurup hastaneye götürüyorlar kadını. Mektup devam ediyor, “Sabah hastaneye gittiğimde hastanın durumu gayet iyiydi ve bebeğini emziriyordu!” Bundan daha büyük mutluluk, zenginlik olur mu bizim için? Sanırım o gece Ankaferd’e emeği geçenlerin, ailelerinin, geç-mişlerinin sevapları hanesine bir şeyler yazılmıştır. Gazze’de 5 bine yakın insana Ankaferd kullandırıldı, Siirt’te yaşanan çatışmalarda üç askerimiz yine Ankaferd sayesinde hayata döndürüldü. Bu ve buna benzer olaylarla sıkça karşılaşıyoruz. İnanıyorum ki Ankaferd birkaç yıl içerisinde dünyadaki bütün orduların kullanacağı bir ilaç olacaktır.

HERKES TAŞISIN
> Ankaferd SGK kapsamına alındı mı?
- Ankaferd şu anda hastanelerin acillerinde ve ambulaslarda, devletin ödeme kapsamında ve bulundurulması zorunlu ilaçlar arasına girdi. Acillere gireli 3 ay, ambulaslarda kullanılmaya başlayalı ise 1 yıl oldu.
> Herkesin evinde, arabasında bulunmalı diye düşünüyorum. Özel bir saklama şartı var mı?
- Elbette herkesin yanı başında bulunmalı... Daha küçük boyutlarını oluşturarak eczanelere de vereceğiz. Ankaferd; okullarda, evlerde, iş yerlerinde, ilk yardım çantalarında kısacası her yerde kullanılabilecek, çok önemli problemleri birkaç saniyede çözebilecek, doktor veya sağlık görevlisine ihtiyaç duyulmadan kullanılacak bir ürün. Hele ki deprem riski olan bölgelerde bu ürünün önemi çok daha ön plana çıkmakta. Afrika’nın sıcağında da, Sibirya’nın soğuğunda da kullanabilirsiniz. Özel bir saklama şartı gerektirmez.

BU İSMİ DUYACAKLAR
> Ankaferd adını nereden alıyor?
- ‘Anka’ ve ‘ferd’ kelimelerinin birleşmesinden geliyor. Anka, mitolojik bir dağ olan Kafdağı’nda yaşadığına inanılan mitolojik bir kuş. Osmanlı Türkçesi’nde ‘ferd’ ise tek, bir, yekta, eşi benzeri olmayan manasında... Size ilginç bir şey anlatayım; Amerika’da bir firma ürünle ilgileniyor ve ürün adı ile ilgili bir marka araştırması yapıyor, bildik markalar arasına ürünün ismi yazılıyor; Amerikalılar bu isme hiç yabancılık çekmiyorlar. Bütün dünyaya Ankaferd adıyla yayılacağız.

HANIMLARA MÜJDE!
> Son olarak; Ankaferd dışında geliştirdiğiniz yeni ilaçlarınız var mı?
- Evet, kanserle ilgili çalışmalarımızla çeşitli kongrelere katılıyoruz. Hastane enfeksiyonundan ülkemizde binlerce insan ölüyor. Bu konuda da ciddi çalışmalarımız var, yanık tedavisinde de çok kısa zaman içinde muhteşem bir ürün çıkartarak bu sancıyı ve acıyı dindireceğiz. Bahse konu olan çalışmaların tamamının ‘arge’si de tamamlanmıştır. Çok yakında heyecan verici büyük gelişmeleri sizlerle paylaşacağız. Ayrıca kozmetik alanında “anti-aging”, “anti-pigment”, “anti-selülit” için bir kremi de hazırlamış durumdayız ve Sağlık Bakanlığı’ndan gerekli izinlerini aldık. Hanımlar, kendilerini çok yakından ilgilendirecek ve mutlu edecek bu ürünle, kırışıklık ve selülit tedavisinde inanılmaz sonuçları çok kısa bir zaman diliminde görecekler.


FIRAT, ÇOK İYİ TEKLİFLERE RAĞMEN PATENTİ SATMADIKLARINI SÖYLEDİ ‘İhraç edeceğimiz bir ilacımız olsun’

Cahit Fırat, dünyanın Ankaferd’e ilgisini şöyle anlattı: “Dünya Sağlık Örgütü eş başkanı ve Avrupa Birliği Sağlık Komisyonu Başkanı Mr. Peter, ülkemize geldiğinde bizi yerimizde ziyaret etti. ‘En kısa zamanda size, Avrupa Parlementosu’nda bir konferans düzenlenmesini sağlayacağım’ dedi. Yaz dönemi için bir davet bekliyoruz. Almanya’dan, Fransa’dan, Hollanda’dan, İsviçre’den, ruhsatını vermemiz için inanılmaz teklifler aldık. Suudi Arabistan Kralı’nın ailesinden birisi Ankaferd’in ruhsatını Suudi Arabistan adına alabilmek için 1 hafta boyunca Türkiye’de kaldı. Türkiye’nin ‘yurt dışına ihraç edecek bir ilacı olsun’ istediğimiz için hiçbir uluslararası yatırıma sıcak bakmadık. Dünya şirketleri, ‘ürünün teknolojisini bize verin’ diyorlar. 17 ülke için ihracat çalışmalarımız yürütülüyor. Bu konuda ciddi çalışmalar var. İnanıyorum ki 5 yıl sonra ülke ihracatımızın toplamı kadar Ankaferd’in ihracatı olacak. İddialı olacak ama şunu söylemek istiyorum; Ankaferd, ülkemize ambargo koyacak ülkelere ambargo koyacak güçte bir ürün! Asla istemem ama, savaşta, tabii afette yaşanacak büyük boyuttaki sıkıntılarda çok ciddi faydalar sağlayacak bir ürün. Dünyanın büyük ilaç şirketlerinden ve çok çeşitli ülkelerden Ankaferd’in bütün ticari haklarını satın almak için çok ciddi teklifler alıyoruz. Ama satmayı asla düşünmüyoruz, ürün gelişecek ve ülkemizin gururu olacak. Buna yürekten inanıyoruz. Ve inanmanızı istiyoruz...”

 

 

www.turkiyegazetesi.com.tr

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 3515 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim