• BIST 108.392
  • Altın 142,851
  • Dolar 3,5345
  • Euro 4,1192
  • Ankara 35 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Bursa 30 °C
  • Antalya 29 °C
  • İzmir 28 °C

En iyi tıp sistemi nasıl çalışıyor

En iyi tıp sistemi nasıl çalışıyor
"Profesör Murat Tuzcu ile öğle yemeğinde buluştuk dün. Herhalde kim olduğunu biliyorsunuzdur. 1992'den bu yana dünyanın en önemli sağlık kuruluşlarından Cleveland Clinic'te kardiyoloji bölümünde yönetici olarak görev yapıyor."

Fatih Altaylı'nın yazısı...

PROFESÖR Murat Tuzcu ile öğle yemeğinde buluştuk dün.
Herhalde kim olduğunu biliyorsunuzdur.
1992'den bu yana dünyanın en önemli sağlık kuruluşlarından Cleveland Clinic'te kardiyoloji bölümünde yönetici olarak görev yapıyor.
Dünya çapında bir kalp uzmanı. Bayağı eğlenceli bir buluşma oldu. Güldük, konuştuk.
Bir kongre için birkaç günlüğüne Türkiye'ye gelmiş. Prensip olarak Türkiye'de hasta bakmıyor.
Yok yok, ukalalıktan değil.
"Birkaç günlüğüne geldiğim Türkiye'de hasta bakmayı etik olarak doğru bulmuyorum. Çünkü detaylı incelemeler yapmam, hastayı takip etmem mümkün değil. Üstünkörü bir iş olur bakarsam. Bu da hastaya haksızlık. Benim için de ayıp" diyor.
"Ama tabii bundan kaçmak da mümkün değil" diyor gülerek.
"Annem mutlaka birkaç kişiye baktırıyor" diye ekliyor. Bu kez de annesinin oturduğu evin karşısındaki parktaki temizlik görevlisini muayene etmiş.
Merak etmeyin, Murat Tuzcu'nun sağlıklı yaşam önerilerini falan yazmayacağım.
Bu tip öneriler bende stres yapıyor. Büyük ihtimalle sizde de yapıyordur.
Murat Hocam'dan nakledeceklerim farklı.

ÜÇ TİP DOKTOR VAR
Murat Tuzcu'ya, bizim yeni tam gün uygulamasından hareketle Cleveland Clinic'teki uygulamayı sordum.
Öğrendiklerim çok ilginçti.
Cleveland'ın kardiyoloji bölümündeki doktorları üçe ayırdı Murat Tuzcu.
"Toplam 160 doktor var. Bunların 60 kadarı sadece ve sadece hasta bakarlar. Başka hiçbir şey yapmazlar. Bütün hayatları hastalarla geçer. Geri kalan doktorlar da ikiye ayrılır. Bunların bir bölümü zamanlarının önemli bir kısmını araştırmaya ayırırlar. Hasta da bakarlar ama daha çok araştırma yaparlar. Birkaç hastaya bakmakla yetinirler. Sonrasında araştırır ve makale hazırlarlar. Bu makaleler dünyanın en saygın tıp yayınlarında yer alır. Yeni uygulamalara geçilmesinde öncülük eder. Bunların geliştirdiği teknikler hastanede hemen uygulamaya koyulur. Bunlar da 50-60 kişi kadardır."
"Geri kalanlar ne yapar" diye sordum. "Boş boş otururlar mı?"
Boş boş oturmazlarmış.
"Geri kalanlar da kendilerini öğrencilere adamışlardır. Bütün zamanlarını eğitime harcarlar. Gelen öğrencileri yetiştirirler. Bütün işleri güçleri öğrencilerdir. Onlarla vakit geçirirler. Gerektiğinde diğer iki grupta yer alan profesörlerle öğrenciler arasındaki ilişkileri kurarlar."
Hemen kritik soruyu sordum.
"Daha çok hasta bakmak Cleveland Clinic açısından daha önemli değil mi? Daha çok hasta getiren, daha çok hasta bakan daha fazla mı para kazanır?"

HASTA AYRI, PARA AYRI
Tuzcu'nun yanıtı şaşırtıcıydı. "Daha çok hasta bakmak, daha çok ameliyat yapmak Cleveland'da daha çok para kazanma gerekçesi değildir. Doktorları bu yönde bir rekabete sokmazlar. Şöyle söyleyeyim: Hemen herkes eşit veya birbirine yakın bir ücret alır. Hasta bakan daha çok, araştırma yapan daha az, öğrenci yetiştiren daha da az para alacak diye bir şey yoktur. Hasta sayısı ile ücret arasında bir korelasyon kurulmamıştır."
"Niye? Hasta gelmese para kazanamaz hastane. Herkes araştırma yapacak olsa parayı nereden kazanacaksınız?"

HASTANENİN REPÜTASYONU
"Bu denge kendi içinde kurulmuştur zaten. Hastane yönetimi ya da hastanenin yönetim felsefesi bütün bunları bir bütün olarak görür. Yani hasta bakmak, tedavi, araştırma ve öğrenci yetiştirmek bir tıp kuruluşunun bütünüdür. Bunların biri olmadan olmaz. Herkes hasta bakarsa tıp ilerlemez, herkes araştırma yaparsa öğrenci yetiştirilemez. Bilim yine ilerlemez. Bu yüzden Cleveland'da bu bir bütün olarak görülür. Bunların hepsi hastanenin kimliğine, repütasyonuna katkıda bulunur. En yeni buluşlar, en yeni fikirlerin bizden çıkması, en iyi öğrencilerin bizden yetişmesi ve bunlara bağlı olarak en iyi tedavilerin bizde uygulanması hastaneyi bir bütün olarak ileri taşır. Cleveland'da bu amaçlanır. Sadece hasta bakarak hastane olunmaz. Uzun süreli başarılı olunmaz. Haliyle kalıcı olunmaz, para da kazanılmaz. Bilimsel çalışma, hastaneye değer kazandırır. Bu değerler bütünü hastaneyi başarılı kılar."
Murat Tuzcu'nun anlattığına göre her yıl, başta ABD olmak üzere dünyanın en iyi tıp okullarından mezun 600'ü aşkın kişi eğitim almak üzere Cleveland'a başvuruyormuş.
"Harvard gibi ABD'nin en iyi hatta dünyanın en iyi tıp okullarından mezunlar geliyor. Yaptığımız sınav ve mülakatlarla her yıl bunlardan sadece 16'sını alıyoruz" dedi.
Açıkça söylemedi ama benim çıkarabildiğim, Cleveland Clinic'in yıllık bütçesi 6 milyar dolar civarında.
Bunları niye yazdım biliyor musunuz!
Bir yönüyle desteklediğim tam gün uygulaması, diğer yanıyla Türkiye'de tıp eğitimini bitirmesin diye!
Örnek olsun diye.

Inter'in itirazı

MURAT Tuzcu'nun abisi fanatik Fenerbahçeliymiş.
Türkiye'ye gelir gelmez abisini aramış Murat Tuzcu. "Trabzonspor'a yenilen Inter, UEFA'ya başvurmuş haberin var mı?" diye sormuş.
Abisi "Yoo, niye başvurmuş" demiş.
Tuzcu, "Bize Fenerbahçe çıkacaktı. Trabzonspor değil demişler" deyince abisi telefonu suratına kapamış.

Egzoz, sigaradan tehlikeli

MURAT Tuzcu sigara karşıtlarının bayraktarlığını yapacak kadar sigara karşıtıdır.
Haliyle bu konuyu da konuştuk.
"Türkiye'de sigara karşıtı kampanyalar yürütülüyor. Çok da iyi yapılıyor ama sağlığımızın bozulmasındaki tek etken sigara değil" dedi. Çok daha önemli bir şeye dikkat çekti.
"Türkiye sigara-sağlık ilişkisinde önemli bir kampanya yürütüyor ama ya hava kirliliği. Bakın şu anda Türkiye'nin büyük şehirlerindeki özellikle de İstanbul'daki hava kirliliği sigara kadar, hatta belki de daha tehlikeli boyutta. Eğer otomobillerin emisyonlarına bir sınırlama getirilmezse tehlike çok büyük. Buna kimse dikkat etmiyor. Buna dünyada ilk California uyandı. 1970'lerden beri çok sıkı kurallar uyguluyorlar. Şimdi herkes buna dikkat ediyor. Türkiye'de de bununla ilgili giderek daha sıkı kurallar koyulmazsa sigaradan daha zararlı bir durum olacak. Egzoz dumanıyla havaya karışan nano partiküller sadece ciğerlerde değil artık damarlarda bile dolaşıyor. Bunu da en az sigara kadar ciddiye almak lazım" dedi.
Birileri bu yazdıklarıma da bir çamur atacaktır belki ama ben yine de yazayım.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Şehitlerin üzerinden ürün tanıtımı yapanlar ona buna çamur atmadıkları zaman.
 

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 2246 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim