• BIST 104.235
  • Altın 145,495
  • Dolar 3,4893
  • Euro 4,1769
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Bursa 23 °C
  • Antalya 31 °C
  • İzmir 24 °C

GDH (Genetiği Değiştirilmiş Hekimler)

GDH (Genetiği Değiştirilmiş Hekimler)
Kuşkusuz modern sistemlerin beraberinde getirdiği özelliklerden biri de mesleklerin icrasına dair düzenlemeler. Hemen her meslek düzenlemelerden payını almakta. Bazı meslekler buna kolaylıkla uyum sağlarken, bazıları ise yaptıkları işin ve üzerinde tasarr

Kuşkusuz modern sistemlerin beraberinde getirdiği özelliklerden biri de mesleklerin icrasına dair düzenlemeler. Hemen her meslek düzenlemelerden payını almakta. Bazı meslekler buna kolaylıkla uyum sağlarken, bazıları ise yaptıkları işin ve üzerinde tasarrufta bulunduğu şeyin tabiatı veya bizatihi mesleğin kendisinin özellikleri nedeniyle düzenlemelere uyum sağlamakta, diğerlerinden farklı bir seyir izlemekte. Hekimlik mesleğini bu son saydığımız meslek grubuna dahil etmek yanlış olmayacaktır.

Hekimlerin tıp mesleğini icra ederken her türlü müdahaleye dirençli olmasını bekleriz. Aldıkları uzun, nitelikli ve yoğun eğitimin onları doğru şekillendirdiğini, tıp mesleğinin adeta genlerine işlediğini ifade etmek yanlış olmaz. Hastalık durumunda bu dirençli ve profesyonel yaklaşıma herkesin ihtiyacı var. “Hastanın vekili” olarak da hekimlerin böyle davranması gerekir. Hastanın kabul, teşhis, tedavi ve taburcu süreçleri tamamen tıp ilmi ve etiği çerçevesinde gerçekleşir. Tabii süreç teorik olarak bu şekilde cereyan eder.

Fiili durum, her hekimde olması gereken ve genlerine işlemiş böyle bir yapının bazı müdahalelerle değiştirilebildiğini gösteriyor. Bu etki, çıkar grupları tarafından yapılabildiği gibi kamu tarafından da yapılabiliyor.

Bunun çıkar grupları tarafından yapılmasıyla ortaya çıkan sonuçları, yorumlamakta ve tespitte hiçbir zorluk çekmiyoruz. Kaldı ki deformasyonun gözden kaçması da mümkün değil. Hekimin yazacağı ilaçlar ve kullanacağı malzemeler konusunda, onun doğru karar verici yapısını bozabilecek birçok etkenin varlığını hepimiz biliyoruz. Ülkemizde son aylarda ceza davalarında yaşanan hastaneye kabul, teşhis, tedavi ve taburcu işlemlerindeki rahatsız edici gelişmeleri de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Bunların yanı sıra zaman zaman kamu eliyle, kamu yararına iyi niyetli müdahaleler olabiliyor. Bunların da daha çok ekonomik kaygılardan kaynakladığını söyleyebiliriz. Geri ödeyici kurumlar finansal sürdürülebilirlik adına hekimlik mesleğinin icrasına rahatlıkla sınırlamalar getirebiliyor. Bilişim teknolojisinin vermiş olduğu imkânlar bu sınırlamaları kolaylaştırıyor. Bu konudaki en iyi örnekleri Maliye Bakanlığı ve SGK tarafından yayınlanan tedavi uygulama tebliğlerinde görmek mümkün. Bu düzenlemelerin hekimlik mesleği açısından müdahaleci hususları içerdiği bir vakıa. Eskiden “yazılamaz-yapılamaz” şeklindeki ifadeler, hiç değilse “yazıldığında ödenmez-yapıldığında ödenmez” şeklinde düzeltildi. Son yıllardaki tebliğlerde eskiye nazaran sınırlamalar azalsa da devam ediyor. Her şeyin ifrat ve tefrit-i doğru sonuçlar doğurmayacağı gibi, hekimlik mesleğinin icrasına yönelik aşırı müdahalelerin de uzun vadede komplikasyonları olacaktır.

Güzel bir söz var. “Hüsn-ü zan adem-i itimat”. Hekimlere karşı ön yargılı olunmamalıdır. Her insan gibi hekimlerin de hataları olabilir. Bu nedenle, ölçülü şekilde tedbirler alınmalıdır. Son günlerde gündeme gelen özel sektörde çalışan her hekimle sözleşme yapılması konusu, “fişlenme” algısına sebep olabilecek aşırı bir müdahaleyi çağrıştırıyor. Daha ekonomik sonuçlar almak adına yapılan müdahalelerin neticesi iyi sonuçlanmayabilir.

Her zaman mesleğin genetiğine yönelik iyi veya kötü niyetli müdahaleler olacaktır. Ancak burada hekimlere de bir sorumluluk düşüyor. Dış müdahaleleri gerektirecek şekilde mesleğin icra edilmemesi gerekiyor. Hastaların, geri ödeyici kurumların, tedarikçilerin sağlıktaki tüm tarafların kaygılarını anladığımızı hissettirmemiz gerekiyor. Teşhis ve tedavi seçenekleri konusunda sorumlu davranıldığını göstermek gerekiyor. Özellikle sağlığın ekonomik yönü ile alakalı farkındalığımızı artırmamız gerekiyor. Hekimler, hem bilgi hem de sezgi düzeyi yüksek bir mesleğin mensupları olarak bunu başarabileceklerdir.

Dr. Mehmet DEMİR/Medimagazin

Bu haber toplam 1212 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim