• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Ankara -8 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Bursa 2 °C
  • Antalya 4 °C
  • İzmir 4 °C

Hekimler'deki dava endişesi tedaviyi etkiliyor!

Hekimler'deki dava endişesi tedaviyi etkiliyor!
Son yıllarda hekimlere yönelik davalarda belirgin bir artış görülüyor. Doktorlar bu nedenle defansif tıp uygulamalarına ağırlık verirken, ‘her an dava edilebilirim’ endişesi, hekimlik performansını da etkiliyor.

Dava endişesi tedaviyi etkiliyor

Son yıllarda hekimlere yönelik davalarda belirgin bir artış görülüyor. Doktorlar bu nedenle defansif tıp uygulamalarına ağırlık verirken, ‘her an dava edilebilirim’ endişesi, hekimlik performansını da etkiliyor.

Tıbbi tedaviler, her an, hekimin önleyemeyeceği ve ceza veya hukuk davalarına sebep olabilecek riskler içeriyor. Medimagazin’den Dr. İbrahim Ersoy konuyla ilişkili bir araştırmayı haberleştirdi. “Defansif tıp uygulamalarının gerçekleştirilmesindeki en güçlü etken, dava edilme korkusu olarak karşımıza çıkıyor” diyen Dr. Ersoy, şu bilgileri aktarıyor:

İyi düzenlenmemiş yasal sistemler, hekimleri yüksek maliyetli defansif tıp uygulamalarına zorluyor. Malpraktis davalarının hekimleri bireysel olarak tehdit etmesi, sağlık sisteminin genel performansını da olumsuz yönde etkiliyor. Son günlerde tıp mesleği sadece toplumdan, basından ve hukuki düzenlemelerden gelen baskılardan değil, hekimlerin tıbbi hatalarından dolayı artan iddialar nedeni ile de giderek huzursuz ve endişeli bir hâl aldı.

Yapılan bir çalışmada, Türkiye’de görev yapan anesteziyologların defansif tıp uygulamalarının boyutu araştırıldı. Üniversite, özel ve devlet hastanelerinde çalışan anesteziyologlara, anket yöntemiyle uygulanan araştırmaya 425 kişi katıldı. Ankette, Türkiye’de görev yapan anesteziyologların defansif tıp uygulamalarını özdeğerlendirme ile saptamak amaçlandı.

Malpraktis, bir meslek mensubunun, mesleğini icrası esnasında ortaya çıkan “hatalı ve kusurlu uygulamaları” olarak tanımlanır. Tıbbi malpraktis, “hekimin mevcut şartlarda makul olan hizmet ve bakımı başaramaması, meslekte tecrübeli bir hekimin aynı şartlar altında sergileyebileceği performansı gösterememesi, normal uygulamanın gereklerinden sapması ve standartlarını düşürmesi, bundan dolayı da bir zararın doğmuş olmasıdır.

Defansif tıp uygulamaları; “Hekimin kendisini malpraktis dava tehdidine karşı korumak amacıyla, tanı ve tedaviye yönelik gereksiz isteklerde bulunması ve medikal olarak onaylanmamış uygulamalara yönelmesini içermektedir.”

Defansif tıp anket sonuçlarına bakıldığında, katılımcıların kıdemleri (unvanları) arttıkça fazladan tetkik isteme oranlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı tespit edildi. Fazladan tetkik isteme sıklığı uzmanlarda yüzde 30, doçentlerde yüzde 25, profesörlerde ise yüzde 0 olarak görüldü.

Anesteziyologların çalıştığı kurumla fazladan tetkik isteme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki kamu hastanelerinde çalışan anesteziyologların fazladan tetkik isteme sıklığı yüzde 31, üniversite hastanelerinde yüzde 19, özel hastanelerde yüzde 21 olduğu belirlendi.

Kıdemleri düşük olan anesteziyologlar dava etme olasılığı yüksek olan hastalardan daha fazla kaçındıklarını bildirirken, bu oran uzmanlarda yüzde 18, doçentlerde yüzde 3, profesörlerde yüzde 0 olarak belirlendi. Dava edilme riskinden dolayı hastalardan kaçınma en çok (yüzde 22) devlet hastanelerinde görülürken, en az (yüzde 2) üniversite hastanelerinde izlendi. Ayrıca, uzman olarak çalışılan süre arttıkça da dava etme olasılığı yüksek olan hastalardan kaçınmanın azaldığı görüldü.

Anesteziyologların tıbbi malpraktis iddialarından kendilerini korumak için konsültasyon isteme oranlarının da unvan ve uzmanlık yılı arttıkça azaldığı belirlendi. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki kamu hastanelerinde konsültasyon isteme oranının yüzde 40, özel hastanelerde yüzde 39, üniversite hastanelerinde ise yüzde 28 olduğu görüldü.

Katılımcıların uzmanlık yılı arttıkça, “endikasyonsuz hasta yatırma” ve “kompleks medikal problemleri olan hastalardan kaçınma” oranları azalıyor. Kompleks medikal problemleri olan hastalardan kaçınma üniversite hastanelerinde çalışan anesteziyologlarda yüzde 5 iken, devlet hastanelerinde çalışanlarda bu oran yüzde 11 olarak tespit edildi.

Unvan ve uzmanlık yılı arttıkça görüntüleme tetkiklerini kullanma sıklığı da azalıyor. Uzmanlarda görüntüleme tetkiki isteme sıklığı yüzde 26, doçentlerde yüzde 22, profesörlerde ise yüzde 13 olarak saptandı.

KAYITLARI KADINLAR DAHA AYRINTILI TUTUYOR 

“Tıbbi malpraktis iddialarından kendinizi korumak için kayıtları daha detaylı tuttuğunuz oluyor mu?” sorusuna uzmanların yüzde 82’si, doçentlerin yüzde 69’u, profesörlerin yüzde 70’inin “Evet” dediği görüldü. Ayrıca, kadın anestezi uzmanları erkeklere göre, tıbbi malpraktis iddialarından kendilerini korumak için kayıtları daha detaylı tuttuklarını bildirdi.

Kayıtları daha detaylı tuttuğunu en fazla özel hastanelerdeki anesteziyologlar (yüzde 94) ifade ederken, daha sonra Sağlık Bakanlığı bünyesindeki kamu hastanelerinde çalışan anesteziyologlar (yüzde 83) ve üniversite hastanelerinde çalışan anesteziyologlar (yüzde 74) ifade etti.

Tedavi olanağı olduğu halde riskli hastaları sevk etme oranlarının unvan arttıkça azaldığı görülürken, bu oran uzman anesteziyologlarda yüzde 7, doçent ve profesörlerde yüzde 0 olarak görüldü. Sevk etme Sağlık Bakanlığı bünyesindeki kamu hastanelerinde yüzde 9 iken üniversite hastanelerinde yüzde 2 oldu.

HER AN DAVA RİSKİ VAR! 

“Tıbbi hata yapmaktan çekiniyor musunuz?” sorusuna uzmanların yüzde 49’u, yardımcı doçentlerin yüzde 23’ü, doçentlerin yüzde 28’i ve profesörlerin yüzde 30’u “Evet” dedi. “İçinde bulunduğunuz şartlara göre, her an bir tıbbi malpraktis davası ile karşılaşma riskiniz nedir?” sorusuna ise anesteziyologların yüzde 90’ı “Yüksek” yanıtını verdi.

ÖZEL HASTANEDEKİLER DAHA ÇOK SİGORTALI 

Malpraktis sigorta poliçesini ise en çok özel hastanedekiler, daha sonra Sağlık Bakanlığı bünyesindeki kamu hastanelerinde çalışan anesteziyologlar, en az ise üniversitede çalışanların yaptırdığı belirlendi. Resmi Gazete’de yayımlanan “Hasta Hakları Yönetmeliği”ni de en çok Sağlık Bakanlığı bünyesindeki kamu hastanelerinde çalışan anesteziyologlar, daha sonra özel hastanedekiler, en az ise üniversitede çalışanlar okuduğunu ifade etti.

DAVA ENDİŞESİ HEKİMLİK PERFORMANSINI ETKİLİYOR 

“Tıbbi malpraktis davalarının sayısında artış olduğuna inanıyor musunuz?” sorusuna uzmanların yüzde 91’i, doçentlerin yüzde 100’ü ve profesörlerin yüzde 96’sı “Evet” yanıtını verdi. “Hakkınızda açılacak tıbbi malpraktis davası hekimlik performansınızı azaltır mı?” sorusuna en fazla “Evet” diyenler uzmanlar iken (yüzde 76), doçentlerin yüzde 68’i, profesörlerin yüzde 57’si ve yardımcı doçentlerin yüzde 45’i “Evet” dedi.

CEZA KANUNU TEDİRGİN EDİYOR 

“Yeni Türk Ceza Kanunu’nun 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra hekimlik uygulamalarınızda tedirginlik hissettiniz mi ?” sorusuna verilen yanıtlar incelendiğinde; uzmanların yüzde 80’i, profesörlerin yüzde 48’i, tedirginlik hissettiğini ifade etti. Hastanelere göre bakıldığında ise en fazla tedirginliğin Sağlık Bakanlığı bünyesindeki kamu hastanelerinde (yüzde 85), daha sonra özel hastaneler (yüzde 79) ve üniversitede çalışan anesteziyologlarda olduğu görüldü.

SORUMLULUK ENDİŞESİ 

“Sizce, ‘Yapılacak tüm tıbbi girişimleri kabul ediyorum, zarar oluştuğunda hekimimi dava etmeyeceğim.’ şeklinde düzenlenen bir belge hekimi sorumluluktan kurtarır mı?” sorusuna uzmanların yüzde 76’sı “Evet” derken, yardımcı doçentlerin yüzde 45’i, doçentlerin yüzde 69’u ve profesörlerin yüzde 57’si “Evet” dedi.

“Tıbbi hatanız olduğu iddiası ile aleyhinize dava açıldığı oldu mu?” sorusuna “Hiç olmadı” yanıtını veren anesteziyologların oranı yüzde 82, “Bir defa ve daha fazla” yanıtını verenlerin oranı yüzde 18 oldu. “İçinde bulunduğunuz şartlara göre her an bir tıbbi malpraktis davası ile karşılaşma riskiniz nedir?” sorusuna anesteziyologların yüzde 90’ı “Çok yüksek/yüksek”, yüzde 10’u “Yüksek değil” yanıtını verdi.

SONUÇLAR NE ANLAMA GELİYOR? 

Tıbbi bilginin her geçen gün katlanarak artması, tıbbi teknolojinin gelişmesi, bu teknolojiyi kullanan hekim sayısının artması, hekimleri geçmişte yapamadıkları bazı uygulamaları yapmaya itiyor ve çoğunlukla ağır riskleri içeren bu uygulamalar sonucunda da malpraktis şikâyetleri ve davaları artıyor.

Son yıllarda Türkiye’de hekimlere yönelik mesleki sorumlulukla ilgili davaların sayısında belirgin derecede artış meydana geldi. Bu davaların çoğu, tıbbi müdahale sonucu istenmeyen veya sonucu kaçınılmaz olan durumlarda açıldı. Bu şekildeki davalara karşı yapılabilecek en güvenilir savunma, standartları belirleyen tanı¬tedavi protokollerinin anlaşılması ve bunlara uyum gösterilmesi ile olabilir.

Türk Ceza Kanunu’nda hekimlerin tıbbi uygulama hatalarından yargılandığı taksir ile ilgili suçlarda cezalar arttırıldı. Bu durum hekimliği daha riskli ve tehlikeli bir meslek hâline getirdi. Hekimler uygulamaları esnasında, yaralama ve ölüme sebebiyet verdikleri takdirde Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleriyle yargılanıyor. Uygulanan tıbbi müdahalelerin ister bir kısmı isterse tamamı için ceza hükmünün icra edilmemesi için, yapılan eylemin hukuka uygun olması gerekiyor.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon ABD'dan Dr.Seda B. Akıncı ve arkadaşları tarafından yapılan araştırma Anestezi Dergisi'nde yayınlandı.

 

Dr. İbrahim ERSOY
medimagazin

Bu haber toplam 2341 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim