• BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Bursa 8 °C
  • Antalya 11 °C
  • İzmir 9 °C

İyi insan her daim iyi hekim olabilir mi?

İyi insan her daim iyi hekim olabilir mi?
İyi insan mı iyi hekim mi? İyi insan her daim iyi hekim olabilir mi? İyi insan ama kime göre ve nasıl? “Ne iyi insan” kime deriz? ...

İyi insan mı iyi hekim mi?
İyi insan her daim iyi hekim olabilir mi?
İyi insan ama kime göre ve nasıl?
“Ne iyi insan” kime deriz? Kimlerdir belirleyeni; ölçütleri nelerdir?
Bu bağlamda “İyi insan her daim iyi hekim olabilir mi?” sorusunun izinde mahalle sohbetlerinden ödünç cümleler aldım sizler için:
—Askerde çok iyi bir doktorumuz vardı. Biz komutandan dayak yediğimizde gizliden bize ağrı kesici verirdi
—Hiç unutmam işkence odasından hücreme götürüldüğümde cezaevi doktoru bir yordamını bulup ağrımı dindirecek ilaç getirirdi. Onu gördükçe insanlık ölmemiş hâlâ derdim sessizce.

Ya işkenceciler, dayakçı komutanlar ne düşünür o hekimler hakkında? Adli rapor düzenlemeyen yani işkence ve kötü muamelenin izlerini kanıta dönüştürmeyen bir hekim onların anılarında da bir ihtimal “Doktorumuz iyi adamdı, bize hiç maraz çıkarmadı” diye geçecektir.

Bir ihtimal hekim de kendisini ‘insancıl’ hissediyordur; kim bilir? Belki de misal 12 Eylül karanlığında ya da doksanların Diyarbakır’ında yaptığını ‘kahramanca’ buluyordur.
Hekimin kendisinin, mağdurun, işkencecinin “iyide” buluştuğu doktor sanırım içinizi karartmıştır.

Oysaki işkence seanslarından sonra mağdura ilaç vermek işkenceye edilgen katılım anlamına gelir; ilaçlar işkencenin süre ve sıklığının artırılmasına vesile olabilir. Diyebiliriz ki toplumların “iyi insan” algısı/tercihi her daim “iyi hekim” ile buluşmuyor.
Yine geçmişte idam cezalarını izleme emri alan hekimler belki de ‘iyi niyetle’ mahkumun daha az acı çekmesi adına bu görevi reddetmemişlerdi. Ama unutulmaması gereken hekimlik etik değerleri ile bu ‘iyi niyetin’ uyuşmadığı gerçeğidir.


--------------------------------------------------------------------------------

Onlar hâlâ doktor ve hukukçu

Giyotine adını veren Tıp Doktoru Joseph-Ignace Guillotin kendince insancıl duygularla yola çıkmıştı. Öyle ya; artık idam cezaları daha hızlı yani daha az acı ile gerçekleşmiş olacaktı. Acının doktorluğuna soyunmak hiç de sandığı gibi olmadı, utanç duydu, intihar etti. Ardından ailesi aynı utancı taşıdı; idam aygıtı giyotinin adının değiştirilmesi için çaba harcadılar, olmayınca kendi soyadlarını (giyotin) değiştirdiler.
Kenan Evren “Yargılanırsam intihar ederim” dediğinde aklıma aynı soyadını taşıyan akrabaları gelmişti. Onlar utanıyorlar mı bu soyadından? Soyadını değiştiren oldu mu hiç?

12 Eylülcüler yargılansın dendiğinde bir şeyler hep eksik gelmiştir bana. Talepler için yasaların çıkmasını beklemek rahatsız ediciydi. Misal darbeciler ve bilumum işkenceciler ile aynı soyadını taşıyan yakınlarına “utanıp utanmadıklarını” neden sormayız? Utanç duyuyorlarsa soyadı değişikliği için mahkemeye başvurmalarını neden izlemeyiz?

Yakın zamanda İzmir Barosu avukatları Kenan Evren’den ilgili unvanların geri alınması için önce üniversiteye, ardından da yanıt gecikince yargıya başvurdular; umut verici bir çaba.

Üniversite senatosunun 2 Aralık 1982’de aldığı karar şöyleydi: “Haiz olduğu ahlaki faziletler ve meziyetler yanında vatana hizmet ve yurtta ilmin yayılmasında büyük hizmetler ifasıyla temayüz etmiş olan Cumhurbaşkanı Sayın Kenan Evren’e ilmi kıymet ve meziyetlerinin tescili için ‘fahri profesörlük’ payesinin tevcihine karar verilmiştir.”
Bu vesile ile referandumdan önce bu köşede yayınlanan bir yazımdan alıntıyı sizlerle yeniden paylaşmak istiyorum:

“Evet, Kenan Evren ve ekibini yargılamak için yasal engel devam ediyor. Ama 2–12–1982 tarihinde Kenan Evren’i fahri hukuk profesörü kılarak ödüllendiren İstanbul Üniversitesi Senatosunun o dönemki üyelerini yargılamak önünde yasal engel yok. Yine en ufak bir aykırı duruşta binlerce öğrenciyi üniversitelerden atmaktan çekinmeyen bu kurumlarla yüzleşmenin zamanı geldi diye düşünüyorum.
Sözün özü 1982 İstanbul Üniversitesi Senato üyeleri ve tabi ki idam edilmesi için bir çocuğun yani Erdal Eren’in yaşını büyülten tıp doktorları yargılanmadıkça Kenan Evren ve şürekasının yargılanmasının tek başına anlamı yok. Ve belki de ilk kez Kenan Evren ‘Beni tek başıma yargılayamazsınız’ derken doğru söylüyor.”


--------------------------------------------------------------------------------

İYİ ADAMA BİR İKİ SORU

Anladık iyisin,
Ama neye yarıyor iyiliğin?
Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen
Yıldırım da satın alınmaz.
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?
Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.
Bertolt Brecht

Dr. Zeki Gül/EVRENSEL
evrensel.net

Bu haber toplam 1810 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim