• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Bursa 12 °C
  • Antalya 16 °C
  • İzmir 13 °C

Kamu hastanelerinin vizeli işçi çalıştırma imkanlarının genişletilmesi

Kamu hastanelerinin vizeli işçi çalıştırma imkanlarının genişletilmesi
Bilindiği üzere kamu hastaneleri; temizlik hizmetleri, sekretarya hizmetleri, hastabakıcılık hizmetleri vb. konularda hizmet alımı gerçekleştirmektedirler. Bu ihaleler; her ne kadar kağıt üzerinde gerçek-formal bir ihale gibi görünse de içerik olarak değe

Bilindiği üzere kamu hastaneleri; temizlik hizmetleri, sekretarya hizmetleri, hastabakıcılık hizmetleri vb. konularda hizmet alımı gerçekleştirmektedirler. Bu ihaleler; her ne kadar kağıt üzerinde gerçek-formal bir ihale gibi görünse de içerik olarak değerlendirildiğinde kamuyu zafiyete uğratacak pek çok unsura sahip oldukları gözlemlenmektedir.

İncelendiğinde görülecektir ki; aslında bu hizmet alımları, kamu hastanelerinin kadrolu eleman eksikliğinin giderilmesi için gerçekleştirilen formalite işlemlerden öte bir şey değildir. 

Örneğin 300 kişilik temizlik ihalesi yapan bir kamu hastanesinin aslında temizlik başta olmak üzere getir-götür işlerini, kısmen hastabakıcılık hizmetlerini, hatta büro-ofis işlemlerini yürütecek 300 kişiye ihtiyacı var demektir. Hastane bu 300 kişiyi doğrudan kendi işçisi olarak veya kadrolu çalışan olarak temin edemediğinden ihale yoluyla temin etmektedir. Büyük bir çoğunlukla hastane idareleri, ihale yoluyla temin edilen bu çalışanların sevk ve idaresini kendileri yürütmektedirler. Zaten fiiliyatta ihalelerin süreleri tamamlanıp yeni ihaleler gerçekleştirildiğinde ihaleyi alan yüklenici firma değişmiş olsa bile işçilerin yine aynı kişilerden oluştuğu görülecektir. Yani hep aynı işçiler aynı işleri yapmaya devam ediyor ama ihaleler gerçekleştiriliyor, yükleniciler zaman içerisinde değişiyor, işlerin yürütülmesi ise sözde yüklenici tarafından ama özde hastane idareleri tarafından oluyor. 

Peki, bu işleyişte kamu zararı nasıl oluşuyor sorusuna gelince; 

1-İhalenin gerçekleşebilmesine dair K.İ.K bedeli, ilan bedeli vb tüm bürokratik giderler hastane idaresi gelirlerinden karşılanıyor.

2-İhalede hizmetin konusuyla ilgili olarak; işçi ücretleri, malzeme bedelleri, kıyafet bedeli, ulaşım bedeli gibi masrafa dahil tüm giderler zaten idarenin yükleniciye ödeyeceği rakama dahil ediliyor. Üstüne bir de yüklenici kar payı ekleniyor.

3-Bu ihaleler kapsamında çalışan işçiler, ihalenin süresiyle sınırlı çalışıyor gibi görünseler de aslında kesintisiz, sürekli çalışıyorlar. Ama kesintili çalışıyor görünmelerinden dolayı özlük hakkı kaybına uğruyorlar. Emeklilikleri ya da işten çıkarılmaları halinde tazminat başta olmak üzere dava yoluyla özlük haklarını talep ediyorlar. Dava kararları doğal olarak işçi lehine çıkıyor ve tüm avukatlık-mahkeme, faiz bedelleri ile birlikte yine hastane idaresine rücuu edilen yüksek meblağlar ödeniyor.

4- Yüklenici kanalıyla çalıştırılmakta olan bu işçiler; işe göre tanımlanmış bir kamu işçisi olmadıklarından genellikle eğitim, iş tecrübesi, belirli bir yeterlik sınavını başarmış olma, yapacağı işle ilgili sertifika sahibi olma vasıfları aranmaksızın yüklenici firmanın ve/veya idarenin hatır-gönül ilişkisiyle işe aldığı, liyakatsiz kişilerden oluşabilmektedir. Bu durum da kamuyu verimlilik açısından ve güven açısından zaafiyete uğratmaktadır.

5-Hastanelerin hizmet alım ihaleleri firmaların gövde gösterisine dönüşmüş ve idarelerin kabusu haline gelmiş durumdadır. Hatta Kamu İhale Kurumu neredeyse zaman zaman sırf bu konuda hizmet veren bir yapıya bürünmektedir. İhalelere itirazlar, yüklenici adayların hastane idaresine parmak sallaması ve tehdit unsuru bile olabilmektedir. Zira, hastane idaresi hizmet alım ihalelerinde son derece tecrübeli ve birikimli değilse, bu konuda sürekli bir avukatı hazır bulunan firmalara karşı yenik düşmekte ve ne kadar iyi niyetli olursa olsun idarenin ihalesi itirazlar sonucu iptal edilmekte, aynı süreç tekrar tekrar yaşanmaktadır.

6-Hizmet alım ihaleleri ile ilgili mevzuat o kadar spesifik hale gelmiş durumdadır ki devletin ödediği harcırahlarla en lüks otellerde sayısız eğitimler düzenlenmiş ve düzenlenmeye devam etmektedir. Çok sayıda satınalma memuru, gerçekleştirme görevlisi, saymanlık çalışanları, müdürler, başhekimler, orta kademe yöneticiler, harcama yetkilileri vb. çalışanlar bu eğitimler için zaman ve para ayırmak durumunda kalmaktadırlar.

Sonuç olarak yukarıda sıralanan handikap ve kamu zararına sebebiyet veren nedenlere daha pek çok neden eklenebilir. 

Devletin herhangi bir yeni düzenleme yapması gerekmeden bu konuda çözüm üretmesi mümkündür. 

Kamu hastanelerine doğrudan kendilerinin çalıştırabileceği vizeli işçi sayısını gerekirse sayı sınırı olmadan tahsis etmek gerekmektedir. Zira 20 işçi çalıştırmak için vize talep edip vize alınamazken 120 işçilik ihale yapıp yüklenici karı da vererek 120 işçi çalıştırmaya başladığınızda herhangi bir hesap vermeniz bile gerekmemektedir. 

Bu konuda hastanelerimizin, ihtiyacı olan sayıda doğrudan işçi çalıştırabilir hale gelmeleri maddi açıdan, verimlilik açısından, güven açısından, bürokratik işlemler açısından kamu yararı oluşturacaktır ve böyle bir açılım şiddetle gereklidir. 

Uzm.Vildan DEĞİRMENCİ
Gaziantep Üniversitesi
Şahinbey Araştırma Uygulama Hastanesi
Hastane Müdürü

Bu haber toplam 3410 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim