• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Bursa 7 °C
  • Antalya 10 °C
  • İzmir 9 °C

Kireçlenme hastalık değil

Kireçlenme hastalık değil
Prof. Dr. Bülent Bütün, "Belli bir yaşın üzerindeki insanlarda belli oranlarda oluşan kireçlenmeler normal kabul edilmeli ve hastalık gibi lanse edilmemelidir" dedi.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Bütün, yaşlılıkla ortaya çıkan kireçlenmenin bir anlamda koruyucu bir mekanizma olduğunu belirterek, "Belli bir yaşın üzerindeki insanlarda belli oranlarda oluşan kireçlenmeler normal kabul edilmeli ve hastalık gibi lanse edilmemelidir" dedi.
Prof. Dr. Bütün, kireçlenmenin fizyolojik ve patolojik olmak üzere iki şekilde ortaya çıktığını, yaşlanma ile doğal olarak ortaya çıkan kireçlenmenin normal kabul edilmesi gerektiğini kaydetti.
Kas-iskelet sisteminin gelişmesini 28-35 yaşları civarında tamamladığını, bu yaşlardan sonra genetik özelliklere de bağlı olarak kişilerde yaşlanma sürecinin başladığını anlatan Bütün, "Örneğin, 38 yaşındaki bir insan da artık yaşlıdır" diye konuştu.
Yaşlanmayla diğer dokularda olduğu gibi eklem-kas-iskelet sistemini oluşturan dokuların da eskimeye ve bozulmaya başladığını belirten Prof. Dr. Bütün, omurlar arasındaki disklerin esnekliğinin azaldığını, yanlara doğru balonlaşmanın başladığını ve yüksekliğin azaldığını kaydetti. Bülent Bütün, şöyle devam etti:
"Öyle ki, ileri yaşlarda insanların boylarının bir parça kısalmasının en önemli sebeplerinden biri de disklerimizdeki yaşlanmaya bağlı yükseklik azalmalarıdır. Diğer taraftan disklerimiz, çevresindeki eklemler, bağlar, kaslar ve diğer oluşumlarla omurgamız bir biyomekanik harikasıdır. Belimizi, boynumuzu bu düzenek sayesinde farklı yönlere döndürmemiz mümkün olmakta ve bu hareketler sayesinde birkaç santimetrekarelik omur yüzeyine müthiş yükler binmektedir.
Öne eğilen bir kimse, gövdesinin ağırlığının 3-5 katı kadar bir yükü beline bindirir. Öne eğilerek kaldırdığımız ağırlıklar için de benzer bir hesap yapıldığında belimizin ne kadar müthiş yükleri birkaç santimetrelik alana bindirdiği anlaşılabilir. Tabii bu yükleri tolere edebilen en önemli faktör kaslarımızın gücüdür. Yaşımızın ilerlemesiyle hem yapısal olarak, hem de giderek hareketsizleştiğimiz için zayıflayan kaslarımız bu yükleri karşılayamaz hale gelir. Zaten yaşlanmayla yapısı bozulmuş disklerimiz bu yüklenmelerle daha kolay zedelenir hale gelirler. Bu gibi durumlarda vücudumuzun doğal olarak yaptığı şey, yük binen alanı genişleterek hareketlerimizin devamını kolaylaştırmak olacaktır. Bu amaçla omur kenarlarında yeni kemik oluşumları belirir ki gerek doktorlarımız, gerekse halkımız bu değişimi kireçlenme olarak nitelendirmektedirler."
Yüklenme alanını genişleterek yükü dağıtma fonksiyonunu g ören kireçlenmenin aslında koruyucu bir mekanizma olduğunu vurgulayan Bütün, "Yani olması gereken bir durumdur. Dolayısıyla, belli bir yaşın üzerindeki insanlarda belli oranlarda oluşan kireçlenmeler normal kabul edilmeli ve hastalık gibi lanse edilmemelidir" diye konuştu.
Prof. Dr. Bütün, doğal olarak oluşan bu kireçlenmenin özellikle oluşma sürecinde ve sonrasında dönem dönem ağrı, kas spazmı ve tutukluk hali oluşturabildiğine işaret etti.
Orta ve ileri yaştaki insanların uzun dinlenmelerden sonra, yataktan veya uzun süre oturdukları koltuktan kalkarken duydukları kısa süreli tutukluk halinin buna bağlı olduğuna değinen Bülent Bütün, bunun belli ölçüler içinde normal kabul edilmesi gerektiğini bildirdi.
Bütün, "Orta ve ileri yaşlardaki kimselerde bel-boyun gibi bölgelerin röntgenine bakarak 'sende kireçlenme var' denmesi neredeyse çok gereksiz bir ifadedir, çünkü zaten olması beklenir. Belki de söylenmesi gereken şey, eğer varsa, bazı kimselerde gördüğümüz gereğinden fazla ya da patolojik kireçlenmelerdir" dedi.
Prof. Dr. Bülent Bütün, vücudun kas, eklem, iskelet sisteminde görü len anormal durumlara genelde patolojik kireçlenme ile yanıt verdiğini, bunun da bir anlamda, "vücudun tamir mekanizması" olduğunu kaydetti.
Sistemde oluşan iltihaplı durumlar, kırık, çıkık, zedelenme, kopma gibi yapıyı ciddi şekilde bozan durumlarda tamir mekanizmasının devreye girdiğini anlatan Bütün, iltihap sonrasındaki iyileşme döneminde vücudun o bölgede kireçlenme yaparak tamir sürecini tamamlayabileceğine işaret etti.
Aynı şekilde bazı endokrin rahatsızlıklarda, diyabetli hastalarda, menopoz çağı veya sonrasında bazı kadınların el eklemleri kenarlarında ortaya çıkan küçük şişliklerin anormal kireçlenmeler olarak nitelendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Bütün, "Ancak patolojik kireçlenmeler oldukça seyrek görülen durumlardır" diye konuştu.
Bülent Bütün, vücutta oluşan doğal kireçlenmeye karşı özellikle ilerleyen yaşlarda kas dokusunu güçlendirmenin önemine işaret ederek, "Fizyolojik dahi olsa kireçlenmemizin hızını yavaşlatacak ve bir bakıma kas-iskelet sistemimizin yaşlanmasını ve hareketsizliğe bağlı zayıflamasını geciktirecek en önemli unsur kas dokusunu kuvvetlendirecek eylemler, yani egzersizler ve sportif bir yaşam olmalıdır. Cildimize, saçımıza baktığımız gibi kas-eklem-iskelet sistemimize de bakmayı öğrenmeliyiz" dedi.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 2077 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim