• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Bursa 16 °C
  • Antalya 18 °C
  • İzmir 16 °C

Klinik şeflerinin görevleri sona erdi, Hastaneler sınıflandırıldı!

Klinik şeflerinin görevleri sona erdi, Hastaneler sınıflandırıldı!
Son zamanlarda hükümetin kendi kendine tanıdığı kanun hükmünde kararname (KHK) yetkisi neye hizmet ediyor? Her ne kadar kimileri ...

Son zamanlarda hükümetin kendi kendine tanıdığı kanun hükmünde kararname (KHK) yetkisi neye hizmet ediyor? Her ne kadar kimileri durumu “demokratikleşme” olarak sunmaya çalışsa da gerçekte durumun adı, hukuki otoriterciliktir.
Bu durumu özellikle sağlıkla ilgili KHK’da gözlemleyebiliriz. Çünkü Sağlık Bakanlığının hem idari organizasyonunu, hem personelin çalışma biçimini, hem de demokratik muhalefetin mevcut konumunu yeniden ayarladığı için kritik bir öneme sahiptir.

663 sayılı “Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”‘de genel olarak yönetici kadrosundaki yoğunlaşma dikkat çekiyor. Merkezi teşkilat personelinin büyük çoğunluğu teknokratik bir yapıya kavuşturuluyor. Tamamı sözleşmeli olarak çalıştırılacak personel için performans sistemi esas ölçüt haline getiriliyor. Bu durum KHK’da öngörülen Hastane Birlikleri yönetici kadrosu için de geçerli. Bakanlık teşkilatında Bakan Yardımcısından farklı olarak müsteşar sayıları arttırılıyor; üçten beşe çıkarılıyor. Bu müsteşarlar çeşitli birimlerin ve kurulların yönetim toplantılarında üye belirleme yetkisine de sahip oluyor. Aynı zamanda 12 adet yeni hizmet birimleri oluşturuluyor: Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü, Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü ve diğerleri. Birimlere ilaveten sağlık sisteminin ve sağlık personelinin çalışma biçiminin ana hatlarını belirleyecek Yüksek Sağlık Şurası, Tıpta Uzmanlık Kurulu ve Sağlık Meslekleri Kurulu adlarında kurullar hayata geçiriliyor. Bu kurulların bazıları belli ki çok özel amaçlar için çalışacak…

ÖZ-ÖRGÜTLÜLÜĞE MÜDAHALE

KHK’da en belirgin biçimde hekimlerin örgütlülüğüne ilişkin iki düzenleme yer alıyor. İlki, KHK’nın geçici hükümleri arasında Türk Tabipleri Birliğine odaklanılarak mevcut 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nda geçen “Tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak” ibaresi yürürlükten kaldırılıyor. Söz konusu düzenleme ile TTB’nin kâr amacı gütmeden halk sağlığı, kamu yararı ve hekimlik mesleğinin haklarını korumaya yönelik tüm icraatlarına operasyon düzenlendiği anlaşılıyor. TTB’nin yani hükümetin sağlıkta dönüşüm sürecine en etkili muhalefeti geliştiren kurumlardan birinin sesi kısılmak isteniyor. Yine aynı KHK’da oluşturulan Sağlık Meslekleri Kurulunun görevleri incelendiğinde TTB’den kapkaç yapılan yetkinin bu kurula geçirilmeye çalışıldığı anlaşıyor. Kurulun görevleri arasında 1sağlık mesleklerinin etik ilkelerini belirlemek, meslek mensuplarının mesleki yeterlilik ve etik eğitimi ile hasta hakları eğitimine tabi tutulmasına ve eğitimlerin süresine ve müfredatına karar vermek1, vb. yer alıyor. Ancak birbirinden farklı amaçlar için varolmuş iki kurum arasındaki görevlerin yeniden dağıtımı elma ile armutları toplamak gibi bir şey olduğundan KHK’nın toplumsal sonuçları önemsenmeksizin uygulanmaya koyulduğu belirginleşiyor.

Diğer taraftan Tıpta Uzmanlık Kurulunun üye dağılımına baktığımızda çelişkili bir durum görüyoruz. Ya da şaşırmıyoruz! Hekimlerin öz-örgütlülüğünün seçeceği üyelerin diğer kurumların seçtiği üye sayılarıyla orantılı olması gerekirken müsteşarlığın ve YÖK’ün seçtiği üyelerin çoğunlukta olduğunu görüyoruz. KHK’nın ilgili maddesi uyarınca”tabiplerle ilgili” olmak koşulu ile TTB’den bir üye katılabiliyor; sınırlama getiriliyor.Ancak toplantının içeriği ile ilgili net ifade bulunmuyor. Hem bu, hem de diğer kurullarda üyelerin hangi kriterlerle belirleneceği KHK’da yer almıyor.

HASTANE BİRLİKLERİ SERMAYENİN İNADI…

KHK’ya göre bir yıl içinde Kamu Hastane Birlikleri oluşturulacak. Birliklerin kurulması yıl içinde Sağlık Bakanlığı tarafından kesinleşirse oluşturulan kamu hastane birliklerindeki belirli personellerin görevleri sona erecek: Baştabip, baştabip yardımcısı, hastane müdürü, hastane müdür yardımcısı ve başhemşire. Bunlar durumlarına göre bakanlıkta ve bağlı kuruluşlarında uygun görülen işlerde çalıştırılabilecek. KHK’nın yürürlüğe girdiği gün itibariyle klinik şefi ve şef yardımcılarının görevleri de sona ermiş oldu.

Peki, “Neden Kamu Hastane Birliklerinde ısrar ediyorlar” diye sorduğumuzda sağlıkta dönüşüm projesinin ana tezlerinin hayata geçmesini kolaylaştıracağı için olduğunu anlayabiliriz: “Kaynakların verimli kullanılması, iş gücünde tasarruf, verimlilik”! Ne zaman bu kavramlar duyulmaya başlansa büyük bir çapta personel özlük haklarının kıyımı ve kurumlardaki kamusal hizmetlerin paralı hale getirilmesi çarklar işlemeye başlar. (Yöneticiler dahil olmak üzere performansı düşük olan personelin sözleşmeleri yenilenmeyecek.)

Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı’nda gündeme taşınan yerellerdeki birlik anlayışından vazgeçildiği, hastane birliklerinin oluşturulması amaçlanarak merkez teşkilata bağlanacak. Böylece Bakanlık neoliberal piyasalaştırma operasyonunu tekelden yönetimini kolaylaştırmış olacak. Hastanelerin belirli kategorilerde (Hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmet altyapısı, organizasyonu, kalite ve verimlilik) değerlendirilerek, sınıflandırılması yapılıyor. Sınıflandırmadaki puantaja göre hastaneler A, B, C, D ve E olarak derecelendirilecek. A’ya giderseniz A kadar katkı payı, E’ye giderseniz E kadar katkı payı ödemiş olacaksanız. Nitelikli sağlık hizmeti almanın yolu ayırdığınız kişisel sağlık bütçesinin büyüklüğünden geçmektedir.

ORTAKLIK UNUTULMAMIŞ!

AKP’nin sağlık ve eğitimde hayata geçirmeye çalıştığı yeni tip özelleştirme modeli, KHK içinde de tanımlanmış. Hizmet Birimleri arasında sayılan Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü doğrudan kamu-özel ortaklığı modeliyle ihaleler gerçekleştirmekle yükümlü. Ayrıca KHK’nın girişinde sayılan “görevler” kısmında özel sektörün önünü açmak için sarih bir madde yerleştirilmiş: “Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişiler tarafından açılacak sağlık kuruluşlarının ülke sathında planlanması ve yaygınlaştırılması”. Bu madde pek çok kamusal sağlık hizmetinin özel sektöre devrinin garantileyicisi niteliğindedir.

SAĞLIK SERBEST BÖLGELERİ

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu hükümleri çerçevesinde, sağlık serbest bölgelerinin kurulması ve yönetilmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca belirlenecek. Daha önce Sağlık Bakanlığının Stratejik Planında geçen “cazibe merkezi, “bölgenin sağlık üssü” gibi ibareler KHK’nın Sağlık Serbest Bölgelerini tanımlayan maddesinde açıkça tekrarlanmış. Yer alan “Yabancı sermaye ve yüksek tıbbi teknoloji girişinin hızlandırılması amacıyla” cümlesiyle bölgelerin ne için kurulduğu kolaylıkla anlaşılıyor.

Serbestlikten herhalde Bakanlığın anladığı ithal hekimlerin ve hemşirelerin görev yapmaya başlamasıdır. Bu sorunun basit bir milliyetçilik perspektifinden kavranamayacak kadar derinliklidir. Hükümet uzun zamandır hekimlerin mesleki özerkliğini ellerinden alabilmek ve ucuz iş gücü haline getirebilmek amacıyla sistematik olarak tehditkar açıklamalarda ve yönetsel yaptırımlarda bulunmaktadır. Yurtdışındaki hekimlerin çok ucuza çalışması tehdidi ile sermayedarların klasik tehditlerini uygulamaktadır. Hekimlerin düşük ücretlere uzun saatler çalışmasını bu yolla sağlamaya çalışmaktadırlar. Aynı zamanda bu durum performans kırbacının daha fazla şaklamasına yol açarak, nitelikli sağlık hizmetinin yerine bant sistemi hasta bakımını getirmektedir.

MUĞLAK HİZMET TANIMLARI

KHK’da çok ilginç detaylar yer alıyor. “Gönüllü sağlık hizmeti ve sağlık gözlemciliği” isminde sağlık hizmetini sunmaya yetkili gerçek ve tüzel kişilerce sosyal dayanışma ve yardımlaşma amacıyla gönüllü ve ücretsiz sağlık hizmeti verilebilecek yapılar oluşturulacak. Bu hizmeti yürüteceklere bakanlıkça izin verilecek. Ne var ki, bu yapılara ilişkin açık tanımlamalar yok. Örneğin Deniz Feneri gibi iktidara yakın dernekler ya da diğer tip oluşumlar “Gönüllü sağlık hizmeti ve sağlık gözlemciliği” içinde mi sayılacak?

MUHALEFET HATTI NASIL KURULMALI?

Bu ve diğer KHK’lar basitçe belirli grupları veya çalışanları ilgilendirmiyor. Toplumun tüm kesimlerin çıkarlarıyla kesişiyor. Tam da bu nedenle her yerde ve herkesçe durumun vahameti başkalarına anlatılmalıdır. Demokratik kitle örgütleri, sendikalar, meslek odaları ortak bir eylemlilik ve direniş zemini ivedilikle tesis etmelidir. Konu imkanlar dahilinde yargıya taşınmalıdır. Aksi takdirde son yılların en ciddi neoliberal politik manevrasıyla karşı karşıya olduğumuz ortadadır. Misal bir KHK ile katkı paylarında artış veya personelin özlük haklarında gerileyiş yaşanırken, başka bir KHK ile memurlara (Sözleşmeli ve performans ölçütlü çalışma özendirilerek) maaş artışı öngörülmekte, toplumsal rızanın yeniden üretimi bu yöntemle yani sus payı aracılığıyla amaçlanmaktadır.

Kansu Yıldırım (Ankara/EVRENSEL)

Bu haber toplam 3503 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim