• BIST 90.040
  • Altın 146,366
  • Dolar 3,6184
  • Euro 3,9314
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Bursa 16 °C
  • Antalya 19 °C
  • İzmir 17 °C

Kök Hücre Tedavisi İçin Yurtdışına Gidip Kobay Olmayın!

Kök Hücre Tedavisi İçin Yurtdışına Gidip Kobay Olmayın!
3. Ulusal Klinik Pratikte Kök Hücre ve Gen Tedavisi Kongresi Askeri Müze’de gerçekleştirildi. Kongreye katılım ve ilgi beklenilenin çok üzerinde oldu. Toplantılara konularında uzman 6 tanesi Amerika’dan olmak üzere İsviçre, İngiltere, Almanya ve İran’dan

3. Ulusal Klinik Pratikte Kök Hücre ve Gen Tedavisi Kongresi Askeri Müze’de gerçekleştirildi. Kongreye katılım ve ilgi beklenilenin çok üzerinde oldu. Toplantılara konularında uzman 6 tanesi Amerika’dan olmak üzere İsviçre, İngiltere, Almanya ve İran’dan 10 yabancı bilimadamı katıldı.

150 katılımcıya temel araştırma teknikleri, kök hücreler ve pankreas adacık hücreleri ile ilgili olarak İstanbul Teknik Üniversitesi ve Onkim’de kurslar verildi. Toplantılarda değişik temel ve klinik dallardan 300 üzerinde katılımcılar yeraldı.

Kongrenin basın toplantısında konuşan Kök Hücre ve Gen Tedavisi Derneği Başkanı ve İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkut Attar kongrede farklı dallardan bilimadamlarını biraraya getirmeyi hedeflediklerini belirtti: “Bu yıl 3. kez düzenlenen kongrede amacımız değişik bilimlerden bilimadamlarını biraraya getirmek. Çünkü çok geniş bir konu, çok branşı ilgilendiriyor. Örneğin kadın doğum uzmanlarını ilgilendiriyor. Çünkü embriyonik kök hücre tüp bebek laboratuarlarında kaynak olarak sağlanıyor. Bu nedenle değişik branşlardan bilimadamlarını, mühendisleri, tıp uzmanlarını biraraya getirip karşılıklı görüş alışverişi olmasını istedik. O nedenle de bu kongreyi multidisipliner toplantı olarak organize ettik.” Attar, kongrenin bir başka amacının ise genç meslektaşlarına ve öğrencilere vizyon sağlayabilmek, hukuksal ve etik yöndeki eksiklikleri tartışmak olduğunu dile getirdi.

“Kök Hücre Çalışmaları Türkiye’de Uygulanmalı”
Sağlık Bakanlığı’nın kök hücreyle ilgili yaptığı kısıtlamalara da değinen Attar, şöyle konuştu: “Bakanlık radikal bir kararla kök hücre araştırmalarını sınırladı. Özellikle embriyonik kök hücre araştırmaları sınırlandı, çıkan dedikodulardan sonra bakanlık kök hücre tedavileri konusunda çok radikal önlemler aldı. Türkiye’de embriyonik kök hücre çalışmaları çok iyi giderken birdenbire durduruldu. Bu sadece etik konulardan değil, dinle, geleneklerle, inançlarla olan tarafı daha ziyade ele alındı. İşin üzücü tarafı bu tarafı daha çok düşünüldü. Tabii ki halkın inancını, sağduyusunu göz önüne alacağız ama bilimsel çalışmaları da bu kadar ani bir şekilde kısıtlamak istemiyoruz. Çünkü, Türkiye gerçekten hücre ve gen tedavileri konularında potansiyel bir ülke. Türkiye gerek hücre tedavileri gerek biyoteknoloji konusunda, gerekse değişik klinik alanda oldukça iyi noktadadır. Hep kendimizi geride görürüz; ama bu konuda biraz rahat konuşabiliriz. Bence Türkiye bu çalışmalarda belli noktalara geldi. Dolayısıyla gerek hücre tedavileri gerek gen tedavileri konusunda bunları uygulayabilecek potansiyale sahibiz. Etik ve bilimsel çerçeve içerisinde bu çalışmalar Türkiye’de uygulanmalı.

Kök hücre teknolojisi veya biyoteknolojiyle ilgili olarak da çok iyi bir altyapımız var, bununla ilgili yetişmiş insan gücümüz var. Değişik branşlardaki meslektaşlarımın hassas davranmasını, herkesin kendi alanında söz sahibi olmasını ve diğer birimleri kontrol etmeye uğraşmamasını öneriyorum. Bu çalışmaları yavaşlatmak ya da bürokrasiyle zora sokmak yerine daha iyi ne yapabiliriz, nasıl daha iyi noktalara taşırız, daha iyi bilimadamı nasıl yetiştiririzi düşünmeliyiz. Bu konuda özellikle kanun koyucuların bilimsel seviyesi çok yüksek düzeyde, bu konuya hakim gruplarla çalışmalarını ve homojen bir sistem kurmalarını öneriyorum.”

Kök Hücre Tedavileri Deneysel Olarak Ve Bedava Yapılmalı
Dr. Attar, kök hücre tedavisi yoluyla halkın sömürülmesiyle ilgili olarak da şunları söyledi: “Kanserde, kalp hastalıklarında, bu tür hastalıklarda uygulanabilir düzeye geldi. Ancak gördüğümüz kadarıyla dejeneratif hastalıklarda yani merkezi sinir sistemi hastalıklarında, omurilik yaralanmalarında, işitme kayıplarında, görme kayıplarında… Yanlış bilgi halkın sömürüsüne yol açıyor. Mesela “Omurilik felci olan hasta kök hücreyle ayağa kalktı”, “Kök hücreyle MS hastalığına kökten çözüm bulundu gibi haberler, bizi de son derece zor duruma sokuyor, etkliyor. Özellikle bu konuda bilinçsiz olan halkı daha fazla etkiliyor. Dolayısıyla bu insanlar, bu tedavi biçimlerini gerçek zannedip, gündelik pratikte uygulandığını zannedip bir arayış içerisine giriyorlar. Bu hastalar çaresiz hastalar. Hasta yakınları da ne gerekiyorsa yapayım, yeter ki bu hastayı iyileştirin bana diyor. Bu psikoloji altında birtakım şarlatanlar çıkıp “Biz sizi Çin’de tedavi ettiririz” dediği zaman bu hasta parasını veriyor. Denek olarak oraya gidiyor. Ne kadar tedavi edildiği şüpheli, belki hiçbir tedavi verilmiyor hastaya orada. Dolayısıyla hem ülkeye maddi kayıp hem hasta hem etik anlamda bunlar son derece kötü sonuçları olan durumlar. Bu nedenle bu tür çalışmaları klinik olarak yaparken hastanın onayını alıp, çok iyi bilgilendirip, para karşılığında değil bunu hastaya bedava yapmak yoluyla belki deneysel tedaviler yapılabilir.”

Toplantıda konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Candan Tamerler farklı disiplinlerin bu kongrede biraraya geldiğine dikkat çekti: “Bu kongrenin her ne kadar 3.’sü düzenleniyor olsa da bu toplantıda bir ilki hedefledik. Bu ilkde farklı disiplinlerin biraraya getirilip, farklı imkan kapılarının ülkemiz açısından aralanması. Kendi alanlarında çok iyi noktalara gelmiş disiplinlerin etki alanlarını ve kesişim alanlarını arttırabilirsek, bunların toplumsal refahta ve teknolojik gelişmede yol açabilecekleri unsurları arttırmış olacağız. Kök hücre, doku mühendisliği, nano teknoloji. Bunların hepsi çokça tartışılan konular. Bunları nasıl kesiştirebiliriz sorusu dünyada sıkça sorulmaya başlandı. Bu soruyu sorup, doğru cevaplara odaklanan gruplar, bu alanda yaratılabilecek teknolojilerin de sahibi olma yolunda ilerliyorlar. Dolayısıyla biz ülkemizde, kök hücre alanında çok değerli çalışmalar yapılmaya başlanmışken bunu nano teknoloji ve doku mühendisliği açılımlarıyla biraraya getirdiğimiz vakit aslında ülkemizde dünyada daha yeni yeni oluşan medikal uygulamalarda söz sahibi olabiliriz diye düşünüyorum.”

ONKİM Genel Müdürü Uzm. Dr. Aysel Yurtsever ise kök hücre alanındaki çalışmalara getirilen kısıtlamalara değindi. Yurtsever bazı alanlarda kısıtlamalar olmasının yanı sıra bazılarında kısıtlama olmadığını serbestçe çalışılabildiğini söyledi: “Kök hücre çalışmalarında, embriyolojik kök hücre çalışmalarında bir kısıtlama var. Ancak somatik, öncül hücrelerde, kordon kanı hücrelerinde hiçbir kısıtlama yoktur. Tamamen serbesttir. Bu alanda Sağlık Bakanlığı’nın yönetmelik ve koşullarına bağlı olarak istediğiniz çalışmayı yapabilirsiniz. İkinci bir noktada, doku mühendisliği çalışmalarında da bir kısıtlama yoktur.”


Dünya, Multidisipliner Olarak Birleşti
Uzm. Dr. Yurtsever, dünyada multidisipliner çalışmaların arttığına da dikkat çekti: “Doku mühendisliği çalışmaları, mühendislik fakültelerinde, üniversitelerde moleküler biyoloji ve genetik bölümleri vardır. Bugün tüm dünyada doku mühendisliğinin alt grupları oluşmuştur. Kıkırdak doku mühendisliği, damar doku mühendisliği, deri doku mühendisliği gibi neredeyse tıpta ne kadar alan varsa bu alanlardaki klinik ihtisaslara ek ve eş düşen mühendislik alanları artık karşımıza çıkmaktadır. Yani dünya bu kadar parçalandı; ama bu kadar da çok multidisipliner olarak birleşti. Çok büyük dev adımlar atmamıza sebep oluyor.”


Eğiticinin Eğitilmesi Dünyada Oldukça Yaygın
İstanbul Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji Genetik Bölümü Yrd. Doç. Dr. Alper Tunga Akarsubaşı ise eğiticinin eğitilmesinin önemini vurguladı. Eğiticinin eğitilmesi kavramının dünyada artık oldukça yaygın olduğunu söyleyen Akarsubaşı, sözlerine şöyle devam etti: “Bu oldukça önemli, bu konuya dikkat etmek gerekiyor. Bizde şöyle bir kavram vardır, belirli bir seviyeye geldikten sonra artık okumayı da bırakırsınız, eğitilmeyi de bırakırsınız. Yurdumuzda gayet dünya çapında kaliteli hocalar bulunmakta ve araştırmalar yapılmaktadır. Bulunduğumuz merkezler de dünya ile yarışacak hatta lider konuma gelecek yerlerdir. Eğiticinin eğitilmesi konusunda kongre bünyesinde kurslar düzenleyerek çalışmalar yapmaktayız.”
Biyo etik konusuna da değinen Akarsubaşı, ülkemizde bu konuya yeteri kadar önem verilmediğini dile getirdi: “Biyo etik dünyada oldukça önemli bir konudur. Bu konunun bir bilimsel bir de sosyal tarafı var. Bizler hiçbir zaman bilimadamı olarak sosyal tarafını es geçmeyi düşünmüyoruz. Bilim yoluna devam ederken, ayrıca sosyal taraf da tartışılmalıdır. Ülkemizde az tartışılmaktadır. Bu tip konular hızlı geçilip kapatılmaktadır. Oysa bunlar açıkça yıpratılmadan her ortamda tartışılması gerektiğini düşünüyorum.”

Bu haber toplam 1242 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim