• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Bursa 22 °C
  • Antalya 24 °C
  • İzmir 24 °C

Merdiven altı diyet merkezlerinin sayısını bilen yok

Merdiven altı diyet merkezlerinin sayısını bilen yok
Geçen hafta Muzaffer Kuşhan'ın zayıflama kampına katılan 19 yaşındaki Dila Kurt'un ölümü, "kontrolsüz" büyüyüp dev bir sektör haline gelen diyet ve güzellik merkezlerine ayna tuttu. Kiminin obezite, kiminin sağlık sorunları, kiminin de güzellik ve sıfır b

Geçen hafta Muzaffer Kuşhan'ın zayıflama kampına katılan 19 yaşındaki Dila Kurt'un ölümü, "kontrolsüz" büyüyüp dev bir sektör haline gelen diyet ve güzellik merkezlerine ayna tuttu. Kiminin obezite, kiminin sağlık sorunları, kiminin de güzellik ve sıfır beden sevdası ile merkezlerin yolunu tutması kontrolsüz büyümeyi de beraberinde getirdi.


Sebep ne olursa olsun yurtdışından ya da birkaç aylık kurslardan alınan sertifikalarıyla güzellik salonları, diyet merkezleri bugün hemen her köşe başında. Uzmanlıktan uzak kadrolarıyla çoğu ruhsatsız çalışan "merdivenaltı" merkezlerin sayıları kesin olarak bilinmese de toplum sağlığını riske atıyor. Sadece Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsatlı güzellik ve estetik merkezlerinin sayısı 2 bin 400'ü aşýyor.

İşin uzmanları, beden eğitimi öğretmenlerinden ev hanımlarına kadar tüm uyanık girişimcilerin merkez açma yarışına girdiğini söylüyor.
Hızla büyüyen sektörün denetimlerden yoksun olmasının ise ileride çok daha ciddi sıkıntıları beraberinde getireceği görüşü yaygın. Bu nedenle işin uzmanları Sağlık Bakanlığı'ndan acilen diyetisyenlik yasası bekliyor.
 
İlk adım yaklaşık bin YTL
Türkiye'nin dört bir yanında irili ufaklı birçok diyet ve güzellik merkezi bulunuyor. Örneğin zayıflamaya yönelik hizmetleri de olan bir güzellik merkezi için bugüne kadar Türkiye'de yapılan en büyük yatırım 2.5 milyon dolar. Sektör tarafından tabir edilen uyanık girişimcilerin ise böyle kapsamlı bir yatırım yapmasının söz konusu olmadığı belirtiliyor. Merkezlere akan paraya gelince...
Sosyal Sigortalı bir hastanın sağlık gerekçesi devlet hastanelerinden ücretsiz olarak aldığı zayıflama hizmeti özel merkezlerde milyarlarca liraya mal oluyor.
Merkezlerin kapısına atılan ilk adımın faturası yaklaşık 650-700 YTL. Bunun açılımı ise şöyle... Diyetisyen muayenesi için yaklaşık 150-200 YTL. Bunun içinde endokrinolog, psikolog ve fizyoterapist gibi doktor muayeneleri de var. Birçok merkez dört haftalık ücreti de peşin olarak istediği için bu rakam 4 ile çarpılıyor. Bunun dışında yapılan tahliller de söz konusu. Hormon ve kan tahlilleri için de 200 YTL'ye varan bir masraf çıkabiliyor.
Bu tablo kişiye özel hizmet veren profesyonel merkezler için geçerli. Ancak bu ücretlerin "merdiven altı" olarak tabir edilen merkezlerde de söz konusu olduğu belirtiliyor.
 
1928'de çıkan yasa geçerli
Diyetisyenler Derneği Başkanı Sacide Gümüşel, zayıflama, güzellik, estetik salonlarının sıkı bir denetimde olmadığını söylüyor. Gümüşel, şöyle devam ediyor: "Zayıflama salonlarıve merkezlerinin büyük bir kısmında diyetisyen çalışmıyor. Diyetisyenlik mesleğinin, Türk Standartları Enstitüsü'nce yapılmış bir tanımı var. Uluslararası Çalışma Örgütü'nde meslek kodu olan diyetisyenlik, gelişmiş bütün ülkelerde diyetisyenler tarafından yapılıyor. Bizim Sağlık Bakanlığı'na sunduğumuz ve takip ettiğimiz diyetisyenlik yasası çıktığında, her isteyen diyetisyenlik yapamayacak. Yasal boşluk olduğunda da denetimler yetersiz kalmakta ve üzücü, can yakıcı sonuçlar yaşanıyor" sözleriyle bir başka soruna parmak basıyor.
Türkiye'de 43 yıldır görev yapan Beslenme ve Diyetetik mezunlarının hala bir meslek yasası yok. "1928'de çıkarılmış olan bir yasa (Tababeti Şuabat) altında çalışıyoruz. Meslek yasamızın olmaması, ehil olmayan, birçok farklı disiplinden kişilerin diyetisyenlik yapmasını haklı çıkarmamalı. Yasamız bir an önce çıkmalı, ama bu arada diyetisyen olmayanların, fiilen diyetisyenlik yapmalarına da izin verilmemeli" diyen Gümüşel, hiç değilse yasa çıkıncaya kadar bütün zayıflama klinikleri, merkezleri, estetik, güzellik salonlarının denetlenmesi ve diyetisyenle çalışılıp çalışılmadığının kontrol edilmesi gerektiğini vurguluyor.
 
Usülsüzler 2009'a kadar ayıklanır
Zayıflamayı sektör haline getiren girişimcilerin yararlandığı bir boşluk da diyetisyenlere getirilen serbest çalışma kısıtlaması. Türkiye Diyetisyenler Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Fatmagül Yılmaz da geçen sene yayınlanan yönetmelikle beraber diyetisyenlere getirilen serbest çalışma ve danışmanlık yapma yasağının uzmanlık dışından kişilerin zayıflamayı sektör haline getirmesinde ve usulsüz kuruluşların açılmasında etkisi olduğunu düşünüyor. Yılmaz'a göre Dila Kurt'unki gibi üzücü olaylardan çıkartılacak ders kaçak merkezlerin ayıklanması oluyor. Sağlık Bakanlığı'nın son yaptığı yönetmelik değişikliği de bu olumlu gelişmelerden biri.
Daha önceki yönetmeliğe göre güzellik merkezlerinde diyetisyen, doktor vb. meslek gruplarından kişiler yer alırsa bazı sağlık hizmetleri verilebiliyordu. Bu yıl yapılan yönetmelik taslağında ise güzellik merkezlerinde tıbbi uygulamalara izin verilmiyor. Bakanlığın amacı güzellik merkezleri yerine şartları ağırlaştırılmış tıp merkezlerinin kurulması. Daha önce açılmış olan estetik merkezlerine ise 2009 yılı sonuna kadar izin verildi. Her ne kadar şimdiler estetik merkezi sahipleri yaptıkları yatırımların boşa gideceği endişesiyle duruma karşı çıksalar da bakanlık henüz geri adım atmadı.
 
Yılda 500 diyetisyen mezun olacak
Türkiye'de ilk Beslenme ve Diyetetik eğitimi 1962 yılında Hacettepe Üniversitesi'nde başladı. Daha sonraki yıllarda hem gıda hem de sağlık kuruluşlarındaki ihtiyacı karşılamak üzere Erciyes ve Başkent Üniversiteleri de eğitim kervanına katıldı. Ancak sektörlerdeki büyüme bir yana zayıflama çılgınlığı diyetisyenleri aranan eleman haline getirince özel üniversiteler kolları sıvadı. Geçen yıl açılan Kıbrıs'taki Doğu Akdeniz Üniversitesi, Haliç Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'ne bu yıl İstanbul Bilim ve Yeditepe Üniversiteleri de eklendi. Bu da demek oluyor ki 2010'dan itibaren her yıl 500 diyetisyen mezun olacak.
Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Murat Baş'a göre bu sayı aslında çok da fazla değil. "Diyetisyen sadece zayıflatmaz" diyen Baş, sağlık kuruluşlarından, bakım evlerine, fabrikalardan sporcu kamplarına kadar birçok alanda diyetisyene ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Baş, ayrıca sayıdaki bu artışla beraber "merdiven altı" zayıflama merkezlerinin de diyetisyenlerin çoğalmasıyla beraber düzeltilebileceğine işaret ediyor. Baş'ın şu an için zayıflamak isteyen kişilere tek tavsiyesi gittikleri kliniklerde diyetisyenlere mutlaka diplomalarını sormaları.
 
İdeal diyet ekibi 4 kişilik olmalı
Diyet merkezlerinde diyetisyen, doktor, psikolog ve egzersiz hocalarının bir arada bulunması gerektiğine dikkat çekiliyor. Sektörde bu açıdan örnek gösterilen zayıflama merkezlerinden biri Osman Müftüoğlu'nun Yaşasın Hayat Kliniği. Kliniğin diyetisyeni Güneş Aksü, bu konuda şunları söylüyor: "Klinikte doktor Müftüoğlu'nun yanında 8 kişilik diyetisyen ekibi yer alıyor. Egzersiz hocaları ve psikolog ideal zayıflama için yol gösteriyor. Egzersiz olmadan kaybedilen kiloyu korumak mümkün değil. Bu da ne doktorun ne de diyetisyenin işi. Fizyoterapistler eşliğinde mutlaka kişiye özel bir egzersiz programı oluşturulmalı. Diğer yandan kişinin kilo probleminin altında sağlıksız yeme alışkanlıkları yatıyorsa bunun bir psikolog tarafından yönetilmesi gerekiyor. Temelde yatan sorun çzöülmediği sürece kişi verdiği kiloları hemen geri alır." Bu ekipten birinin olmamasının bile tedaviyi topal bırakacağını ifade eden Aksüs, bunun sonucunda ise kiloları geri almanın yanında sağlığın büyük risk altına girdiğine dikkat çekiyor.
 
Yavaş verilen kilo geri dönmüyor
Sağlıklı kilo vermek için izlenmesi gereken yol şöyle: Doktora giden birey genel kontrollerden geçtikten sora diyetisyene gider. Önce tıbbi tedavi yapılır varsa hastalığın tanısı konulur. Tıbbi beslenme tedavisi ise diyetisyene ait. Diyetisyen; antropometrik ölçümleri, kan bulguları, yaşı, cinsiyeti, fiziksel aktivitesi, beslenme alışkanlıklarını gözönünde bulundurarak, kişiye özel beslenme programı hazırlar. Hastanın bilinçli beslenmeyi öğrenmesi ve yaşamına geçirmesi için eğitim verir. Haftada 0.5-1 kg arasında kilo kaybı ve bunun takibi, verilen kilonun korunması aşamalarında hasta ile işbirliği içinde kalır. Bütün bu süreçte diyetisyen endrokrinolog, kardiyolog gibiuzmanbir hekim, fizyoterapist, hemşire ve gerekirse psikologtan oluşan ekiple de işbirliğini sürdürür. Bazen bir değil birden çok hekimle beraber çalışarak hastanın güvenli ve sağlıklı kiloya gelmesini sağlar. Daha sonra diyetisyenler, sağlıklı kiloya gelen bireyi bir yıl kadar bir süreyle takip ederek verilen kilonun kalıcı olmasını sağlar.
Gözden kaçırılmaması gereken noktaise uzun sürede alınan kiloların, azar azar, uzun sürede verilmesi gerektiği. Uzmanlar kısa sürede verilen kiloların metabolizmayı sarsacağını, yine kısa sürede daha fazlasıyla alındığını akıldan çıkarmamak gerektiğini söylüyor.
Diyetisyenin buradaki en büyük rolü de sağlıklı bireye bilinçli beslenmeyi anlatmak ve bunun yaşam biçimi haline gelmesini sağlamak. Hastalığı olan bireylerde de hastalığın özelliğine uygun beslenme tedavisini vererek, komplikasyonların azalmasını, yaşam kalitesinin artmasını, yaşam süresinin uzamasını sağlamada diyetisyenler etkin bir role sahip.

Bu haber toplam 739 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim