• BIST 108.934
  • Altın 154,635
  • Dolar 3,8280
  • Euro 4,5256
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Bursa 8 °C
  • Antalya 11 °C
  • İzmir 9 °C

Nabzı atan hastaya öldü dediler!

Nabzı atan hastaya öldü dediler!
Kahramanmaraş'ta ishal ve baş ağrısı şikayetiyle hastaneye getirilen ve serum yapıldıktan sonra evine gönderilen hasta, beyin kanaması geçirerek ölümden döndü.

Yoğun bakımda da 'öldü' denilerek yüzü kapatılan talihsiz hastayı, yakınlarının 'nabzı atan hastaya nasıl öldü dersiniz' itirazı kurtardı.

Kahramanmaraşlı Can ailesinin yaşadığı sağlık problemi, ailenin Ramazan Bayramını adeta zehir etti. İddiaya göre, 28 Ağustos'ta ishal, baş ağrısı ve kusma şikayetleriyle fenalaşan Kezban Can (46) Kahramanmaraş Devlet Hastanesi'ne getirildi. Burada serum takılan ve ağrı kesici iğne vurulan Can, 'biz gerekeni yaptık' denilerek taburcu edildi. Eşi Mehmet ile kızları Yelda ve Derya Can tarafından evine götürülen hasta 40 dakika sonra yeniden fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.

Beyin kanaması geçirdiği tespit edilen hasta, ilk müdahalesinin ardından yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Ailenin yaşadığı şok ise bununla da kalmadı. Hasta yoğun bakımda tedavi gördüğü esnada aileye, kalbinin durduğu belirtilerek, 'hastayı kaybettik' denildi. Bu sırada çarşafla yüzü örtülmeye hazırlanan hastanın yanında bulunan ailenin hemşire olan bir yakını ise 'nabzı atan, kalbi atan bir hastaya nasıl öldü dersiniz?' diyerek itirazda bulundu.

Bunun üzerine yapılan kontrollerde Can'ın ölmediği tespit edilerek tedavisine devam edildi. Hastalarını yatırdıklarından bu yana tek bir doktorla bile muhatap olamadıklarını öne süren aile, yaşanan ilgisizliğin bir an önce son bulmasını istedi.

Mobilyacılık yapan hastanın kocası Mehmet Can, doktorların ilgisiz kaldığını savunarak, "sağlıklı getirdiğim hastam şu anda komada" dedi. Yaşadıkları dramatik süreci anlatan Can, şöyle konuştu:

"Benim hastam saat 10 gibi hastalandı ve ambulans istedik, 'mide bulantısına biz ambulans gönderemiyoruz" dediler. Biz de kendi imkanlarımızla getirdik. Yarım saat sonra müdahale edecek bir doktor bulduk ve 'su kaybı nedeniyle tansiyonu düşük' dediler ve bir serum verdiler. Benim karım 'başım çok ağrıyor' diye bağırıyor. Ağrı kesici iğne vuruldu serumda bitince "alıp götürün" dediler. Bir götürdük 45 dakika sonra koma halinde getirdik. O durumdaki hastayı nasıl gönderdiler. Ayakta gelen hastamı tekerlekli sandalyeyle nasıl gönderdiler. "biz yaptık yapacağımızı" dediler. Sağlıklı getirdiğim hastam şu anda komada. Doktorların ilgisizliğinden, doktorların bilgisizliğinden benim hastamın öldü diye üzerine çarşafı kapatıyorlar. Benim bir yakınım bakıyor, nabzının attığını görünce sonra müdahale ediyorlar ve hastam tekrar hayata dönüyor. Ondan sonra bakımsızlık olduğu için, doktorlar ilgilenmediği için, yoğun bakıma bir doktor getiremediğimiz için hastam yoğun bakımda da daha kötü bir duruma geliyor.

Hastane görevlilerinin kendilerine sürekli olarak, 'yapacağımız her şeyi yapıyoruz, müdahaleyi yapıyoruz, bundan sonra Allah'a dua edin' dediğini öne süren Can, "Benim anlamadığım bir şey var. Allaha dua ediyoruz, kurban olayım her dakika dua ediyoruz. Allaha dua edeceğiz de bu doktorların burada ne işi var, hastaneye biz yaralılarımızı, hastalarımızı niye getiriyoruz. Bu gün altıncı gün, o günden bu yana bayram tatili diyorlar ve hala bir doktorla yüz yüze gelemedim. Doktorunu değiştirmek istiyoruz, 'ondan başkası müdahale edemez' deniyor. Biz de bekliyoruz" diye konuştu.

Yetkililerden sorunlarına biran önce çözüm bulunmasını isteyen Can, 'öldü' denilen karısının, yaşama nasıl geri döndüğünü ise şu sözlerle anlattı:

"Başka bir yerde görev yapan hemşire bir akrabam hastama öldü dendiğinde nabzını tutuyor, "bu ölmedi ölmedi" diye feryat ediyor. Çocuklarım 'öldü' diye feryat ediyor, bu 'ölmedi' diye feryat ediyor. Hastama daha sonra iki tane hemşireyle birlikte bizimkiler müdahale ediyorlar yüzünü kapacakları anda hastamın ölmediği ortaya çıkıyor. Hala 'öldü öldü' denince bizimkiler itiraz edince "o yalancı kalp atışlarıdır siz de çok bilmişlik taslıyorsunuz" diyorlar."

Yakın Doğu Üniversitesi'nde hemşirelik okuyan Kezban Can'ın kızı Yelda ise, 6 gündür annesinin doktorunu göremediğini iddia etti. Doktorun yatış işleminin ardından izne ayrıldığını öne süren Can, "Annem şu anda komada yoğun bakımda. Bu devlet hastanesinde bu duruma düştü. 6 günden beri bir saat doktor gelse, 'hastanız şu durumda, çıkarın götürün şunu yapın' dese biz razıyız yani. Beni her şeyden, mesleğimden soğuttular. Bir hasta ağrı kesici yapıp gönderilmez. Ben staja çıktım, yoğun bakıma da girdim, her şekilde bunun kadar terbiyesizlik vicdansızlık olmaz yeter artık" şeklinde konuştu.

Annesinin ve babasının kendisine hemşire olduğunda her zaman hastalarına karşı duyarlı olmasını istediğini söyleyen Can, "Bize ise 'dua edin, bekleyin' diyorlar. Bizim Allaha inancımız sonsuz bunu söylüyorum annem yaşamak istiyor. Annemin bütün çabası yaşam için ama ilgisizlikten dolayı böyle. Bu iş sadece duaylaysa bütün hastaneleri kapatsınlar, yapmasınlar o zaman. Yeter artık. Ben birinci sınıf öğrencisiyim ve hemşirelikten soğudum. Doktor görmeye korkuyorum artık. Biz evde yalnız kalamıyoruz" ifadelerini kullandı.

Can ailesinin hastane önündeki üzüntülü bekleyişi ve hasta Kezban Can'ın yoğun bakım ünitesindeki yaşam mücadelesi sürüyor.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 4223 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim