• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Bursa 18 °C
  • Antalya 26 °C
  • İzmir 29 °C

Osteoporoz için şimdiden önleminizi alın

Osteoporoz için şimdiden önleminizi alın
Sırt ağrıları, gece krampları ve kolayca yaşanan kemik kırıkları… Bunlar vücutta kemiklerin yoğunluğunu kaybetmesi ve yapısının bozulması anlamına gelen osteoporozun yani halk arasında bilinen adı ile kemik erimesinin en bilinen belirtileri.

Osteoporoz sadece yaşlılarda değil her yaş grubunda görülerek yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, osteoporoz ve tedavisi hakkında önemli bilgiler verdi.

Osteoporoz genellikle kırığa neden olduktan sonra belirti verir
Prof. Dr. Aydın, osteoporozun menopoz sonrası bayanlarda ve yaşlılarda sık görüldüğünü ancak doğuştan gelen vakalara da rastlandığını belirterek “Osteoporozda, kemik yoğunluğunun azalması ve kemiğin içyapısının bozulmasına bağlı olarak kemikler kolay kırılabilir hale gelmektedir. Özellikle menopoz sonrasında düşme, ayak incinmesi gibi küçük travmalarla vücudun belli bölgelerinde kırıklar oluşabilmektedir. Omurga, kalça kemiği ve el bileği bu kırıkların en yoğun görüldüğü bölgelerdir. Hastalığın teşhisi ise, genellikle bu kırıkların oluşmasından sonra konulabilmektedir.” diye konuştu.

Sırt ağrısı osteoporozun en önemli belirtisidir
“Osteoporozda önemli olan kırık oluşmadan teşhisin konulmasıdır” diyen Prof. Dr. Aydın konu ile ilgili şunları kaydetti: “Hastalar çoğunlukla sırt, bel, gezici eklem ağrıları ve gece kramp şikayetleri ile doktora başvururlar. Sırt omurgasının bittiği yer ile bel omurgasının başladığı yerde oluşan ağrı osteoporozun en belirgin işaretidir ve düz bir zemine dayandıklarında ağrı hemen geçer.

Osteoporoz kadınlarda erkeklere oranla 10 kat daha fazla görülüyor
Prof. Dr. Aydın, kemik kütlesini artıracak önlemlerin osteoporoz riskinden korunmada çok önemli olduğunu ifade ederek “Doğumumuzdan itibaren kütlemiz sürekli artmaktadır ve 35 yaşına gelen kadar bu artış devam etmektedir. Kemik ağırlığımız ve yoğunluğumuz 35 yaşında en yüksek seviyeye ulaşmaktadır ve bu yaştan sonra da kemik kütlemiz azalmaya başlamaktadır. Bu yüzden 35 yaşına kadar aldığımız önlemler kemik kütlemizi artırmada en yüksek fayda sağlayacaktır. Kemik kütlemizin oluşmasında yaş, cinsiyet, ırksal farklılıklar, aktivite düzeyi ve coğrafi faktörlerin büyük etkisi vardır. Erkekler kadınlara oranla daha fazla kemik kütlesine sahiptir. Kadınlardaki menopoz faktörü de göz önüne alındığında osteoporoza kadınlarda erkeklerden 10 kat daha fazla rastlanmaktadır. Zencilerin kemik kütlesinin daha fazla olması ırksal faktörlerin de kemik kütlesi oluşumunda etkili olduğunu göstermektedir. “ şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Aydın, osteoporoz hastalarının dikkat etmesi gerekenleri şöyle sıraladı:

Beslenmenize dikkat edin. Osteoporozla mücadele anne karnında başlar. Hamilelikte yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı bu açıdan önemlidir.
Düzenli egzersiz yapın. Çocukluktan itibaren düzenli egzersiz kemiklerin kuvvetlenmesini sağlayacaktır. Yüzmek, yürüyüş ve bisiklete binmek yaşlılar için güvenli sporlardır.
Bol bol güneşlenin. Kemiklerin gelişiminde D vitamininin yeri büyüktür.
Sigara ve Alkol tüketmeyin. Sigara ve alkol tüketimi kemiklerin yoğunluğunun azalmasına neden olmaktadır.
Yaşlılar için düşmeye yönelik önlemler alın. Osteoporoz olan yaşlılar, en ufak bir takılmada kemikleri kırılabilir. Bu yüzden onlar için özel önlemler alınmalıdır. Yaşadıkları ortamı aydınlatmak, takılıp düşebilecekleri eşyaları ortalıktan kaldırmak gerekir. Evde beslenen küçük hayvanlar da tehlike oluşturabilir.

Kemik yoğunluğunu tekrar artırmak mümkün!

Belirtiler görüldüğü andan itibaren uzman yardımı alınmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Aydın, “Tedavi için öncelikle “Dexa” dediğimiz bir yöntem ile kemik mineral yoğunluk ölçümü uygulanmaktadır. Osteoporoz genellikle ilaçla tedavi edilir. Tedavinin temel amacı kemiğin erimesine neden olan hücrelerin çalışmalarını durdurmak veya kemiği yapan hücrelerin çalışmasını arttırmak esasına dayanmaktadır. Bazen bu tedavilerin sadece biri bazen kombine olarak ikisi aynı anda uygulanır. Ancak her iki tedavi şeklinde de tedavi D vitamini ve kalsiyum takviyesi ile desteklenir.” dedi.

Uyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Bitki Ansiklopedisinde ve haberlerde yer alan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır, uzmana danışmadan bilinçsiz kullanımda ilaçlarla etkileşime girerek ciddi yan etkiler oluşturabilir, başka bir hastalığı tetikleyebilir veya bir organınıza zarar verebilir. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.
Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 4372 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim