• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Bursa 20 °C
  • Antalya 29 °C
  • İzmir 27 °C

Özel hastanelerde gereksiz tetkik ve ameliyatlar mı yapılıyor?

Özel hastanelerde gereksiz tetkik ve ameliyatlar mı yapılıyor?
Ticari kaygı sağlık hizmetini nasıl etkiliyor?

Ticari kaygı sağlık hizmetini nasıl etkiliyor?

Özel hastanelerde hizmet alan vatandaş sayısı özellikle SGK ile yapılan anlaşmaların ardından ciddi oranda arttı. Özel sağlık sigortası olanlar da, SSK ve ya BAĞ-KUR'lular da ücretin belli yüzdesini ödeyerek hemen her özel hastanede tedavi olabiliyor. Ancak "Acaba kazıklanıyor muyum, para kazanmak için gereksiz tetkik mi yapılıyor?" endişesi; ödenen miktarın yüzdesi ne kadar düşerse düşsün, kaybolmuyor. Münferit olduğunu umduğumuz gereksiz ameliyatlara varan vakalar özel hastanelerle ilgili önyargıyı daha da güçlendirirken, bir gazeteye verilen ilan doktorların da bu duruma isyan ettiğini ortaya koydu.

DHA'nın haberine göre; bir özel hastanede çalıştığını belirten ve adının açıklanmamasını isteyen doktorun verdiği ilanda, kardiyologlarda aranan özellikler arasında, "Anjio için hastayı sıkıştırmaya tenezzül etmemek" de bulunuyor. Çalışılacak ortamda ise, "Bugün kaç tane anjio çıkardın, baypas çıkardın, ne kadar tetkik istedin?" sorusuna maruz kalınmayacağı anlatılıyor. Özel hastanelerde görev yapan doktorlar ticari baskı altında mı? Para kazanma kaygısıyla hastalar gereksiz işlemlere mi maruz bırakılıyor? Tıp dünyasına sorduk, işte çok tartışılacak.

Dr. Hüseyin DEMİRDİZEN
İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri
Ticari baskıyla hekimler gereksiz işlem yapıyor

Sağlıkta Dönüşüm Programı başlayacağı zaman ana hatlarıyla dile getirdiğimiz iki temel sorun vardı. İlki, programın kendisi yani sağlık hizmetinin piyasa koşulunda sunulması, kamudaki sağlık işletmelerinden sağlık hizmeti satın almak. Bu model yapısal olarak sağlık hizmetini pahalılaştırır. İkincisi, bir süre sonra piyasada kur etkisiyle suistimaller ortaya çıkar. Diğer mal, hizmet üretenlerde olduğu gibi.
Hastaların birtakım kaygıları bize de artan oranda şikayet olarak yansıyordu. Gereksiz tahliller, bir takım ameliyatlar yapıldığı, tedavilerde gerekli olmayan ilaçlar yazıldığına dair benzer şikayetler...
SGK da "Fazla tahlil yapmayın" diyor!
Bunun tam tersi de gündeme gelmişti. SGK hizmet geri ödemelerinde paket fiyat uyguladığı zaman yani ödeme sabit yapılan işlemler değişik olduğunda, bazı kamu başhekimleri çok fazla tahlil istemeyin diyerek yönetmelik yayınlamışlardı. Para kazanılamayan dönemde hizmetin içeriği küçülürken, şimdi de tam tersi sorunla karşı karşıyayız. Paketin dışında kalan işlemler artırılıyor. Hastane yönetiminden ya da sahiplerinden gelen bu talep daha çok kar edebilme, SGK birim fiyatları düşürdükten sonra ayakta kalabilmek adına yaşanan piyasa baskısı hekimlere yansıyor. Hekim gelirinin hastane geliriyle doğru orantılı olması, ne kadar çok para getirirseniz o kadar kazanırsınız mantığı hekimleri daha çok işlem yapmaya zorluyor. Bu sağlık tüketimi anlayışının vatandaş üzerindeki baskısı da var. Yurttaş en uç, en teknolojik müdahaleyi istemeye başladı. Gerekli olmadığı halde "Bana MR çek, endoskopi yap" demeye başladılar. Tüketim atmosferi sağlık alanına da yansıdı. Bir diğer faktör de ilaç ve teknoloji sektörünün baskısı. Birtakım ilaç ve tıbbi malzeme promosyonları veriliyor ve hekimler bu ilaçları yazma, tıbbi malzemeleri kullanmaya itiliyor. Bütün bunlar vahşi bri piyasa ortamında bazen hekimlerin engelleyemedikleri, bazen de bilinçli olarak yaptıkları eylemler. Bu ortamın hekimlik değerlerinde yarattığı kirlenme ve kötüye kullanma ile karşı karşıyayız. Bu bizi oldukça endişelendiriyor.
SGK'nın anlaşmalı kurumlardaki hekimlere getirdikleri en çok tahlil, en üst muayene gibi bir sınırı var. Ama özel hastaneler istedikleri doktorlarla çalıştıkları için en çok hizmeti elde etmeye çalışabilirler. Henüz tespit ettiğimiz değil ama şikayet olarak gelen böyle bir durum var özel hastanelerde. Bunların konuşuluyor olması, hükümetin sağlık alanında kendi yolunu gözden geçirmeye ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Bu ilanın buna vesile olmasını temenni ediyorum.

Dr. Reşat BAHAT
Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği Başkanı
Devlette de böyle, doktor ne kadar hasta muayene ederse o kadar kazanır


Özelde olsun devlette olsun hekimler için düzenlenmiş bir performans sistemi vardır. Ne kadar hasta muayene edilirse o kadar gelirleri olur, bu devlette de böyle. Ama bunların başhekimlik tarafından mutlaka denetleniyor olması gerekir. Tüm bunların ötesinde hekimin bu kaliteyi kendi bünyesinde barındırıp kendisine bu yönde emir veren bir kurum varsa buna direnmesi lazım. Türkiye'de 200 bin doktora ihtiyaç var, 105 bin doktor var. 100 bin uzmana ihtiyaç var, 55 bin uzman var. Dolayısıyla işsiz kalma korkusuyla bu isteklere direnmelerine gerek yok, bu direnci gösterince her yerde iş bulabilirler. İşsiz kalacağını bilse de bu direnci göstermesi lazım. Sağlık sektöründeki bu uygulama kirliliktir. Yapılan ameliyatların altını araştırmak, gerekli denetimi yapmak, bir hukuksuzluk varsa cezasını kesmek mümkün. SGK ‘nınbu konuyu daha derinlemesine inceleyeceğini düşünüyorum yeniden. Hiçbir şey bu kirliliğe sebep olamaz ama sağlıktaki inanılmaz düşük fiyatlar tahrik ediyor olabilir. Bu gereksiz işlemi hukuki, ahlaki kılmaz ama bu özel sektörün ciddi bir sıkıntısı. Acil, yoğum bakım hizmetleri, bazı ameliyatlar özel hastanelerden fark alınmadan isteniyor ve böyle olunca da kalite düşüyor. Ancak varsa bir kirlilik bu asla bahane değil, bunun altını tekrar çiziyorum. Bu ilanı Sağlık Bakanlığı'nın, Çalışma Bakanlığı'nın, Türk Tabipler Birliği'nin bir ihbar olarak kabul edeceğini sanıyorum.

Alper Çalış
Kadıköy Şifa Hastanesi Başhekimi
Hekimlere baskı yok, gereksiz tek tetkik yapılmıyor


Aklı başında hiçbir kurum "Şu kadar iş yapacaksınız" diye bir talepte bulunmaz. Ticari kaygı varsa, bunu gidermenin yolu fazla tetkik, ameliyat olamaz. Bir tek gereksiz tetkik yapılmıyor. Etik komitemiz var, önceliğimiz hasta güvenliğidir. Bu tür bir iki şikayeti genelleyerek tüm özel hastaneleri zan altında bırakmak, bir polis hırsızlık yaptı diye tüm polisleri hırsız ilan etmeye benzer. Münferit bazı olaylar; adı sanı, geçmişi belli olmayan bazı özel hastanelerde yaşanmış olabilir. Ama bilinen, ciddi özel hastanelerin hiçbiri buna ihtiyaç da duymaz, afişe olacağını bilir. Bu tür önyargılar nedeniyle hastalara özellikle ameliyat dediğinizde kabul ettirmek çok zor oluyor. Birkaç hastaneye daha gidip teyid alma ihtiyacı duyuyorlar. Gereksiz yere hem vakit hem para kayıpları oluyor. Bu güveni yeniden sağlayacak olan da bilinci gün geçtikçe artan hastalarımız olacak.



Prof. Dr. Hayati TOLUN
Dünya Göz Hastanesi Medikal Direktörü
Hekimlere kota sistemi yok


Bizde hekimler için uygulanan bir kota sistemi yok. Gerektiğinde hastadan tetkik istiyoruz, gerekmiyorsa istemiyoruz. Tedavi kriterlerimiz belli, önce kontrol ediliyor gerekiyorsa da tahlil yapılıyor. Gereksiz tahlil yapan doktorları uyarıyoruz. Hastalar da durumlarından haberdar olamadıkları için bazen tepki gösterebiliyorlar tahlili yapılıp sonuçların negatif çıkmasın. "O zaman ne gerek vardı?" diyebiliyorlar ama hekim de tahlil yapmadan bunu bilemez. Bir de kim olursa olsun ameliyat teşhisi konunca insan birkaç kişiden fikir almak ister, bu en doğal hakkı. Verilen ameliyat kararına güvensizlik olarak algılanmamalı, bunu hepimiz yapıyoruz, kimse kendine konduramaz. Hastaların "Bana doğru mu söyleniyor, ticari kaygı var mı?" diye düşünmemesi, hekimlere güvenmesi lazım.


GÜLİN YILDIRIMKAYA
gulinyildirimkaya@haberturk.com
Haberturk

Bu haber toplam 1832 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim