• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Bursa 5 °C
  • Antalya 13 °C
  • İzmir 7 °C

Özel sektör sağlığa hizmet etmeli

Özel sektör sağlığa hizmet etmeli
Sağlık Bakanı Akdağ, "Bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, özel sektör mutlaka sağlık hizmetlerinde yer almalı, biz onlardan hizmet almalıyız ama bunun bir planlama çerçevesinde olması lazım" dedi.

Sağlık Bakanı Akdağ, "Bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, özel sektör mutlaka sağlık hizmetlerinde yer almalı, biz onlardan hizmet almalıyız ama bunun bir planlama çerçevesinde olması lazım" dedi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, özel sektörün sağlık hizmetlerinde yer alması gerektiğini, bunun, işin dinamizmi açısından da önemli olduğunu belirterek, "Ama bunun bir planlama çerçevesinde olması lazım." dedi.

Akdağ, bakanlığının 2009 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yöneltilen soru ve eleştirileri yanıtlarken, Türkiye'deki sağlık göstergelerinin gelişmiş ülkelerdekilerle kıyaslanmasının yanlış olduğunu bildirdi.

Türkiye'nin Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı sıralamaya göre "orta-yüksek gelirli" ülkelerin sınıfına girdiğini anlatan Akdağ, anne ve bebek ölümlerinde hedeflerinin gelişmiş ülkeler düzeyine gelmek olduğunu söyledi. Bakanlığının özel hastanelerle ilgili yaptığı planlamaya yönelik eleştirileri de yanıtlayan Akdağ, bunun Fransa, Almanya, İtalya ve Kanada gibi ülkelerde de yapıldığını belirtti.

Akdağ, bunları herhangi bir ideolojiyi gözetmeden yaptıklarını, ancak kimi zaman "komünizm" kelimesi kullanılarak, kimi zaman da "aşırı piyasacı" nitelendirilmesi yapılarak eleştirildiklerini söyledi. Bunların yanlış olduğunu vurgulayan Akdağ, şöyle konuştu:

"Şunu kesinlikle söylüyorum. Bu tür planlamalar olmadığı müddetçe, özellikle Türkiye gibi insan kaynaklarının yetersiz olduğu ülkelerde, ki hepimiz artık bunu kabul ediyoruz, bu eksiklik olduğu müddetçe, bu meseleyi sadece piyasanın dinamiklerine terk etmek çok büyük bir yanlış olur. Çünkü Nasreddin Hoca'nın misali, para kimin elindeyse o çalıyor. Kim sağlık çalışanını almışsa, tutmuşsa hizmeti o vermeye başlıyor. O zaman burada özel sektörün alabildiğine vatandaştan ilave ücretler istemesi, yarın kamunun karşısına geçip bunu istemesini önleyemezsiniz. Onun için, bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, özel sektör mutlaka sağlık hizmetlerinde yer almalı, biz onlardan hizmet almalıyız. İşin dinamizmi açısından da bu önemli. Ama bunun bir planlama çerçevesinde olması lazım."

Özel sektörün de Bakanlığı gibi insan kaynaklarını bütün Türkiye'ye dengeli dağıtması gerektiğini ifade eden Akdağ, "Özel sektör de ülkenin ihtiyacı olan yerlerde yatırım yapma hususunda bir planlamanın içine dahil olacak. Çünkü, aynı insan kaynağını kullanıyoruz, başka insan kaynağı yok" diye konuştu.

 

MUAYENE FARKI ÜCRETİ

Özel sağlık kurumları için muayene farkı ücretinin yüzde 30 ile sınırlandırılmasına yönelik soruları da yanıtlayan Akdağ, vatandaşın bu konuda korunması gerektiğini söyledi.

Akdağ, "Hekimin bu kadar eksik olduğu bir yerde, özel sektör çok büyük ücretler vererek hekimleri transfer ederse, bunun karşılığını da vatandaştan talep ederse, böyle bir şeyin altından nasıl kalkacağız? Tabii ki bir kısıtlama getirmek zorundayız" ifadesini kullandı.

Bunların ölçülü kısıtlamalar olduğunu, ancak üzerinde tekrar çalışılabileceğini bildiren Akdağ, ancak bu oranın yüzde 30'lar civarında bir yerlerde olacağını vurguladı.

"Özel hastanelerin hizmet vermekten vazgeçip vazgeçmediği" sorusuna da yanıt veren Akdağ, bin 350 özel hastaneden sadece 20'sinin sisteme girmediğini söyledi.

Akdağ, "Yalnızca zenginlere hizmet eden bir grup hastaneyi biz fonlamak zorunda falan değiliz. Ben bütün ülke insanını düşünmek zorundayım. 'İstanbul'da konuşlanmış 15 hastaneyi fonlayacağız' diye bütün sistemi alabora edemeyiz, kimse kusura bakmasın" dedi.

Yanlış olduğu anlaşılan uygulamaların düzeltilebileceğini kaydeden Akdağ, bütün vatandaşlara eşit ve hakkaniyetli sağlık hizmeti verilmesini esas aldıklarını vurguladı.

Üniversite, devlet veya özel ayrımı olmaksızın, Türkiye'de sağlık hizmeti verenlerin acil vakalara bakması ve tedavi etmesi gerektiğini belirten Akdağ, bunun ilgili yasada da öngörüldüğünü hatırlattı.

 

YEŞİL KART

"Genel seçimlerden önce Yeşil Kart dağıtıldığı, daha sonra bunların iptal edildiği" iddialarını da yanıtlayan Akdağ, Türkiye'de 9 milyon 294 aktif, 6 milyon 231 de vizesini yaptırmayan, pasif Yeşil Kartlı olduğunu bildirdi. Güneydoğu'da bazı illerde Yeşil Kartlı oranının yüzde 80'lere ulaştığını belirten Akdağ, "Yeşil Kart verme konusunda çok cömertiz. Hatta bu hususta bizi tenkit ederseniz haklısınız" dedi.

Türkiye'de kayıt dışılık çok yaygın olduğu için bazı tespitlerin yapılamadığını kaydeden Akdağ, ancak, Yeşil Kart sisteminin yoksul vatandaşın sağlık ihtiyacının karşılanmasını sağladığına dikkati çekti. Akdağ, söz konusu edilen dönemlerde, aktif ve pasif Yeşil Kartlı sayısının ayırt edilmesine yönelik dijital uygulamanın hayata geçirildiğini belirterek, "Yoksa biz ne bir fazla Yeşil Kart vermişiz o aylarda ne de kimsenin Yeşil Kartını iptal etmişiz. Seçimden önce, daha önceki yılların aynı aylarına kıyasla verilen Yeşil Kart sayısında bir artış yoktur. Seçimden önce de Yeşil Kart kullananların sayısı 9 milyon civarındaydı, seçimden sonra da 9 milyon civarındadır" şeklinde konuştu.

Bu konuda milletin bir sıkıntısı olmadığına dikkati çeken Akdağ, "5 milyon insanın Yeşil Kartını iptal etseniz Türkiye'de siyaset yapabilir misiniz?" diye de sordu.

 

ANKARA'NIN SUYUNDA, SINIRLARIN ÜZERİNDE BİR DEĞER BULUNMADI

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ankara'nın suyunda ağır metaller, evsel atıklar ve tarım ilaçları açısından sınırların üzerinde bir değer bulmadıklarını belirterek, "Maşrapayı Kızılırmak suyuna daldırırsanız, bir şeyler çıkabilir ama gelen su, arıtması yapılan bir sudur ve en ufak bir şey çıkarsa gerekeni yaparız" dedi.

Akdağ, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2009 yılı bütçesi üzerinde milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı. Milletvekillerinin kuş gribi, Kırım-Kongo Kanamalı Hastalığı ile ilgili soruları üzerine Akdağ, Türkiye'nin kuş gribi hastalığı ile mücadelede çok başarılı olduğunu, bunu Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Gıda Örgütünün de söylediğini ifade ederek, "Çok başarılı mücadele ettik. En son bir defa görüldü ve ondan sonra da görülmedi" dedi.

Akdağ, Kırım-Kongo Kanamalı Hastalığıyla mücadelede en önemli unsurun, halkın bilinçlendirilmesi olduğuna işaret etti. Bu konu üzerinde uzmanlarla beraber yüzlerce saat çalıştıklarını dile getiren Akdağ, "Riskin büyük olduğu illerde, köyleri ve evleri dolaşıyoruz. Çünkü vatandaş kendini koruyabilirse, bu hastalığın azalabileceğini biliyoruz" diye konuştu.

 

BEBEK ÖLÜMLERİ

Bebek ölümlerinin Türkiye'de ciddi olarak azaldığını ifade eden Akdağ, 2002'de Türkiye'de, 665 yoğun bakım yatak sayısı olduğunu belirterek, "Eskiden 500-600 gram doğan bebekler hastaneye gelemeden ölüyorlardı. Hastaneye gelse bile yoğun bakımını yapacak yatak yoktu. Şimdi kapasiteyi çok artırdığımız ve taşımaları doğru yaptığımız için, düşük doğum ağırlıklı bebeklerin sayısı, 2002'ye göre 4 misline çıktı" dedi.

Bakan Akdağ, İzmir Tepecik Hastanesinde bebek ölümleri ile ilgili araştırma yaptıklarını ve hastalığın, damar içi besleme sıvısının bir şişeye bulaşmasından kaynaklandığını gördüklerini söyleyerek, "Sistem iyi kurulmamış olsaydı, ciddi önlemler almamış olmasaydık, orada hayatını kaybedenlerin oranı mevcudun üzerine çıkardı" diye konuştu.

Dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki yeni doğan ünitelerinde de bebek ölümleri olduğunu dile getiren Akdağ, bunun bir mazeret olmadığını ve kendilerinin mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

 

YOLSUZLUK

Milletvekillerinin bakanlıktaki yolsuzluklar ile ilgili sorularını da yanıtlayan Akdağ, 1998'te Uluslararası Saydamlık Örgütünün Yolsuzluk Algılama Endeksine göre, Türkiye'nin notunun 10 üzerinden 3,4 olduğunu belirtti. Recep Akdağ, "Zayıf almışız yani, sınıfta kalmışız. 2002'de notumuz 3,2 olmuş ve yine sınıfta kalmışız. 2008'te ise 4,6. 4,5'tan 5'le sınıfı geçiyoruz. 4,5'tan 5 almak yetmez. Biz bu notu mutlaka 6,7,8'e çıkarmalıyız. 2007 yılı notu da 4,1'dir. Bu daha iyiye gidecek elbette" dedi.

Sağlık Bakanlığının, en fazla ihale yapılan kurum olduğuna işaret eden Akdağ, 41 bin 559 ihale yaptıklarını ve bu ihalelerle ilgili şikayet yapılan kurumlar arasında ise bakanlığının en sonlarda yer aldığını söyledi.

 

"BEN DE SEVABIMI BİLE VERMEM"

Akdağ, 2002'de Şırnak'ta 21 olan uzman hekim sayısını 86'ya, 54 pratisyen hekim sayısını da 146'ya, toplam sağlık hizmetlerindeki sayıyı da 311'den 900'e çıkardıklarını bildirdi.

DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, "Ben size oyumu değil, günahımı bile vermem" sözlerine de yanıt veren Akdağ, DTP Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak'a, Kaplan'a iletmesi amacıyla, "Siz söyleyin ben de Hasip Bey'e sevabımı bile vermem" dedi.

Türkiye'de hekim yetersizliğinin bir realite olduğunu ifade eden Akdağ, bugün Türkiye'nin nitelikli yatak yoğunluğu açısından birinci ilinin Hakkari olduğunu vurguladı.

Akdağ'ın, Diyarbakır'da ambulansın taşlandığını, Yüksekova'da hasta hamile kadının ambulanstan indirildiğini söylemesi üzerine, DTP'li Kışanak, "Burada asayişi konuşmuyoruz" dedi.

Bakan Akdağ, Kışanak'ın bu sözlerine, "Sağlık hizmetinin bu şartlarda verildiğini söylüyorum" diye yanıt verirken, Kışanak ile AK Parti'li bazı milletvekilleri arasında tartışma yaşandı.

Sağlıkta, özel sektörün payının son bir yılda arttığına işaret eden Akdağ, "Ancak, özel sektörün rolünün hizmetler açısından yüzde 25-30'ları geçmemesi kanaatindeyim. Özel sektör hizmet etsin ama kamu sektörü ağırlıklı olarak hizmet etsin" dedi.

 

ANKARA'NIN SUYU

Recep Akdağ, Ankara'nın içme suyu ile ilgili soruyu yanıtlarken de bu suda düzenli ölçümlerin yapıldığını; ağır metaller, evsel atıklar ve tarım ilaçları açısından sınırların üzerinde hiç bir zaman, bir değer bulmadıklarını söyledi. Akdağ, "Maşrapayı Kızılırmak suyuna daldırırsanız, bir şeyler çıkabilir ama gelen su, arıtması yapılan bir sudur ve en ufak bir şey çıkarsa gerekeni yaparız, kimin belediyesi olursa olsun" diye konuştu. Göreve geldiklerinde, yarım kalan bir çok hastane binasını tamamlayarak hizmete sunduklarını söyleyen Akdağ, iktidarlarında, 51 hastane, 151 hastane ek binası, 550 sağlık ocağı yaptıklarını belirtti. Recep Akdağ, 6 bin 191 hasta yatağı oluşturduklarını da söyledi.

Akdağ'ın konuşmasının ardından, Sağlık Bakanlığı ile Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğünün bütçesi kabul edildi.

Bu haber toplam 905 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim