• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Bursa 13 °C
  • Antalya 21 °C
  • İzmir 17 °C

Sağlık Bakanı Recep Akdağ neden heyecanlı?

Sağlık Bakanı Recep Akdağ neden heyecanlı?
Sağlıkta dönüşüm 2003 yılında başladı. O yıldan bugüne hükümet, devrim niteliğinde projeler gerçekleştirdi. Vatandaşa, bütün hastanelerin ve eczanelerin kapıları açıldı. Bu dönüşümle birlikte peki ne oldu?

Sağlıkta dönüşüm 2003 yılında başladı. O yıldan bugüne hükümet, devrim niteliğinde projeler gerçekleştirdi. Vatandaşa, bütün hastanelerin ve eczanelerin kapıları açıldı. Bu dönüşümle birlikte peki ne oldu?

Öncelikle sağlığa kolay ulaşım sebebiyle insanlar geç kalmış tedavilerini gerçekleştirmeye başladı.

Bu kez ilaç tüketimi arttı. Ancak zannedildiği kadar yüksek olmadı. 'Bu ne demek oluyor?' diyenlere cevabım, "Yazana değil, söyleyene bakın." derim. Çünkü bu, Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile beni bir araya getiren konu oldu. Sağlıkta yapılan reformu test etmek için Sağlık Bakanlığı, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve Dünya Bankası'nı Türkiye'ye davet etmiş.

Geçtiğimiz günlerde de OECD, bu raporu Türkiye'deki gidişatın iyi olduğu şeklinde sonuçlandırınca Akdağ ile bir araya geldik. Bakan, çok heyecanlıydı. Onu heyecanlandıran ise sağlıktaki reformun ödüllendirilmesi. Ödüllendiren kuruluş OECD olunca, heyecanı bir kat daha artmış. Onu üzen ise dışarıdan gelen takdiri içerideki muhaliflerin görmemesi.

Peki Türkiye, son 6 yılda sağlıkta nasıl bir mesafe aldı da ödüllendirildi? Onun izahını da yapıyor Sağlık Bakanı. Öncelikle ilaç alım yöntemiyle fiyatlar 2002 öncesinin çok çok gerisine düşürülmüş. Sağlıktaki artış kamunun diğer harcamalarından daha fazla olmamış. Akdağ, bugüne kadar büyük açıklar kapatıldığı için bundan sonra yüksek harcamaların olmayacağını söylüyor. Ancak altını da çiziyor: 'Yine de dikkatli olmamız lazım.'

Tam bu noktada özel sektöre de gözdağı veriyor. Sağlık harcamalarının öngörülen bütçeyi aşması durumunda, ilaç firmalarının fiyat artırmasına izin verilmeyecek.

Bilindiği gibi sağlıkla ilgili en büyük şikâyet yatırımcılardan geliyor. Değiştirilen yönetmeliklerle özel hastane ve tıp merkezlerinin açılmasına kolaylık sağlandı, yatırımcılar buna göre pozisyon aldı. Fakat 15 Şubat 2008'de yayımlanan yönetmelikle bu yerlere ruhsat verilmedi. O günden sonra yatırım planlayanlar önünü göremez oldu. Birçok işletme, hastane için planladığı yerleri bu kez otel vs.'ye dönüştürmeye başladı.

Özel sektörle ilgili olarak bakan benim gibi düşünmüyor, onun bir korkusu var. Sağlık Bakanı'nı korkutan, kontrolü özel sektörün ele geçirmesi. Bu konuda Akdağ'ın görüşlerinin çok net olduğunu fark ettim: "Özel sektörün sınırsız ve ölçüsüz büyümesi makul değil. Hem kamuya hem de hastaya dayatabilirler, baskı altına alabilirler. Fiyat kontrolünü eline geçirdiklerinde ise bu işten en fazla vatandaş, daha sonra yine sektörün kendisi zarar görebilir."

Doktor noktasında atılan adımların ise çok yerinde olduğunu düşünüyor. Doktorların kolay tayin olmayacağını ısrarla vurguluyor. Bunun acımasız olduğunu söylüyorum. Ancak Akdağ, Dünya Sağlık Örgütü'nün yayınladığı rapora atıfta bulunuyor. Bu konuda sadece Türkiye böyle bir karar almıyor, 12 OECD ve Avrupa ülkesi de Türkiye gibi davranıyormuş. Yani her şey doktor sayısında düğümleniyor.

Ödül, bakanı rehavete itmemiş, bilakis onu kamçılamış. Sıra üniversite hastanelerine gelmiş. Akdağ, üniversite hastanelerinin 'öğretim üyesi farkı' adıyla aldığı paradan da çok rahatsız. Vatandaşın mağdur edildiğini düşünüyor.

Şimdi gündeminde 'tam gün yasası' var. YÖK'ü ikna etmiş. Seçimlerden sonra Genel Kurul'a gelmesi beklenen kanunla, üniversite hastanelerinde çalışan doktor istediği gibi yüksek para alamayacak. Üniversite hastanelerinde çalışan hekimler özel muayenehane açamayacak.

Evet sağlıkla ilgili en yeni gelişmeler bunlar. İnsanların direkt yaşamıyla ilgili olduğu için atılan bütün adımlar vatandaş tarafından yakından takip ediliyor, zaten. Şimdi Bakan 2009'u vizyon yılı kabul ediyor. Bu nedenle de artık sağlık sisteminin 1920'lerde yapılan kanunla yönetilemeyeceğini söylüyor. Gerekirse doktor yetiştirmenin yanı sıra doktor ithali de mümkün olacak.

Hüseyin Sümer /

Bu haber toplam 1232 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim