• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Bursa 11 °C
  • Antalya 20 °C
  • İzmir 17 °C

Sağlık bürokratından olay açıklama!

Sağlık bürokratından olay açıklama!
"Yüzde 30 fark”a ilişkin en sert eleştiri Müsteşar Yardımcısı Sabahattin Aydın’dan geldi.

"Yüzde 30 fark”a ilişkin en sert eleştiri Müsteşar Yardımcısı Sabahattin Aydın’dan geldi.

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Sabahattin Aydın, Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Başkanı ve Batı Bahat Hospital Yönetimi Kurulu Başkanı/Başhekimi Dr. Reşat Bahat ve Tüm Sağlık Kuruluşları Derneği (TÜMSAD) Başkanı Ahmet Karataş, SD Platform’a görüşlerini açıkladı.



Müsteşar Yrd. Sabahattin Aydın:
Dürüst olanlar bu süreçte kaybetti

Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşme yapmış olan özel hastane ve tıp merkezlerinin kendilerine başvuran sigortalı hastalardan alabilecekleri fark ücretinin, SGK tarafından belirlenen ücretlerin yüzde 100’ünü geçemeyeceği, bunun altında bir oranın Bakanlar Kurulu’nca belirleneceği, yasada yer almıştı. Bakanlar Kurulu da bu yasal düzenleme gereğince yüzde 30’a kadar hastalardan fark alabilineceği kararını aldı.

"Yetkili merciler sorumluluğunu yerine getirmedi!"

Bu kararın ardından özel sağlık kuruluşlarımızda ciddi bir arayış, değişim ve kendilerini yetkililere daha iyi anlatabilme uğraşı başladı. Bu kuruluşlarımızdan bazıları Bakanlar Kurulu kararını uygulayıp bütün riski üstlenir ve önemli derecede yönetim güçlüğü çekerken bazı kuruluşlarımız maalesef bu karara uymaksızın hastalardan kontrolsüz fark ücreti almaya devam ettiler. Bu durum sektör arasında da adaletsizliklere yol açtı. Bakanlar Kurulu kararına uymayan hastanelerimize karşı bu güne kadar yetkili mercilerin sorumluluğunu yerine getirmemiş olması da, sorunun zamana yayılmasına yol açtı ve kısa sürede çözüm üretilmesine adeta engel oldu. Süreç “dürüst” davranma sorumluluğundaki özel kurumlarımızın aleyhine işledi. Bu süreçte özel sağlık kuruluşlarımızın temsilcileri ile Çalışma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı arasında çok sayıda görüşme ve karşılıklı görüş alışverişi yapıldı. Hatta Sağlık Bakanlığı ile özel kuruluşlarımızı temsil eden sivil toplum örgütleri arasında ortak çalışmalar yapıldı.

“Görüşmeler sürüyor, farkın yüzde 30 ile 70 arasında çıkmasını umuyorum”

Bu ortak çalışmalar sonucunda, özellikle SGK tarafından uygulamaya konan katkı payı uygulamasının özel sağlık kuruluşlarını tercih eden hasta sayısında da azalmaya yol açtığı gerekçesi ile birçok özel kurumun belirlenen oranda fark ücreti ile verimli hizmet sunumunu sürdürmede zorlanacağı kanısına varıldı. Dolayısıyla bu farkın en azından bazı özellikteki sağlık kuruluşlarımız için artırılabileceği ortak görüşü oluştu. Yasa gereği, fark ücreti en fazla yüzde 100 olabilir. Bunun altında Bakanlar Kurulu’nun ne belirleyeceğini bilemem. Ancak teknik çalışmalar, hastanelerin hizmet yükü, alt yapı ve kalite kriterleri çerçevesinde denetime tabi tutulup bu suretle yapılacak evrelemeye göre farklı oranlarda hastalardan fark ücreti alabilmeleri yönünde gelişmektedir. Bu evreleme çerçevesinde yüzde 30 ile yüzde 70 arasında fark alabilmeleri yönünde bir karar çıkacağını umuyorum.

“Seçim yatırımı” yorumları abesle iştigal"

Bu çalışmalar ve görüşmeler, sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği içindir. Özellikle teknik çalışmalar sonucu ortaya konan görüşlerin yerel seçimlerle ilişkilendirilmesi abesle iştigalden ibarettir. Zira Bakanlar Kurulu bu çalışmalar yönünde bir karar verirse, bu karar seçimi önceleyen bir hükümetin yapması gereken değil, yapmaması gereken bir karar olacaktır. Hastalardan daha fazla fark alınması hangi seçim politikasına yardım eder? Dolayısı ile böyle bir karar seçim yatırımı değil, belki gerçekçilik adına seçime yönelik çıkarların feda edilmesi olarak değerlendirilebilir.

“Kamu hastaneleri için tehdit riski var!”

Bu vesileyle önemli bulduğum bir hususa dikkat çekmek isterim. Eğer özel hastanelerimizin hastalardan “yeterince” fark alması yönünde bir karar verilir ve bu karar yürürlükteki SUT fiyatlarının güncellenmesini engellerse, üniversite ve devlet hastaneleri başta olmak üzere kamu sağlık kurumları önemli bir sıkıntıya itilmiş, buralarda sunulan hizmetlerin sürdürülebilirliği tehdit edilmiş olur. 2004 yılında fiyatlarda önemli bir düzeltme yapılmıştı. Bu yıldan itibaren enflasyon oranlarında bile ayarlama yapılmamış olması, teknolojik gelişmelere, hastalık yüklerine paralel uyarlamaların tam olarak hayata geçirilmemiş olması, hastalardan fark almayan kamu kurumlarının hizmetini olumsuz yönde etkilemesi kaçınılmaz olacaktır. Umarım bu alandaki sorumluluğumuzu yerine getiririz.

OHSAD Başkanı Reşat Bahat
Sınıflandırma, sağlıkta eşitlik prensibine ters

Yüzde 70, yüzde 30’dan iyidir. Fakat bizim OHSAD olarak görüşümüz; yoğun bakımlardan, acil hizmetlerinden, transplantasyon, açık kalp, diyaliz ve onkolojik hizmetlerin farksız olarak bakıldığı bir özel hastanecilik sisteminde diğer hizmetlerdeki farkın, hastanın önceden bilgilendirilmesi kaydıyla tamamen kaldırılmasını istiyoruz. Çünkü SUT fiyatları belirlenirken, hizmetin yüzde 30’unu sunan özel sektörün hiç masada olmadıklarını ne sizler ne halkımız biliyor. Bizim fikrimiz, onayımız alınmadan maliyetten fevkalade uzak belirlenmiş fiyatlarla farksız hizmet sunmak veya sınırlandırılmış farkla hizmet sunmak sektörün kalitesinin ve hasta memnuniyetinin sonu olur.

“10 TL uygulaması caydırıcı değil cezalandırıcı oldu”

Yüzde 70’lik farkı kesinlikle yeterli bulmuyoruz. Sayın Sağlık Bakanımıza yaptığımız sunumda bu farkın yüzde 150 olması durumunda bile sektörün teknolojisini yenileyemez duruma düşeceğini belirtmiştik. En azından kısa dönemde bütün özel sağlık kuruluşlarına Bakanlar Kurulu yetkisindeki yüzde 100 fark alma hakkının verilmesini talep ediyoruz. Ayrıca fark alamadığımız bölümdeki fiyatların acilen maliyet ve kâr unsuru gözetilerek düzeltilmesi talebimiz vardır. 1 Ekim itibariyle ayaktan teşhis ve tedavi paket hizmetlerimizde yüzde 20’lik özel sektör kalite farkının kaldırılarak en alt düzey kalitedeki sağlık kuruluşlarıyla aynı derecede fiyatlandırılmamız, bu yetmezmiş gibi özel sektöre gelen hastalardan caydırıcı değil de cezalandırıcı şekilde alınan 10 TL’lik katılım paylarının sektörü bu kriz ortamında cansız denilebilecek hale getirdiği aşikârdır. Biz fark sınırlamasına karşıyız, illa sınırlanacaksa da tüm kurumlar için aynı olmasını istiyoruz. Hastaneler ve doktorları sınıflandırmak, bir kısmını 1. sınıf hastaneye diğer kısmını 2. ve 3. sınıf hastaneye göndermek bize göre sağlıkta eşitlik prensibine ters. Bu konunun ileride siyasileri de rahatsız edeceğine inanıyoruz ve hukuki sorunlara da yol açacağını ifade etmek istiyorum.

“Sağlık bürokrasisi ile çatışma görüntümüz var”

Hekimlerin birden fazla yerde çalışabilmeleri Sağlık Bakanlığı’na bizim talebimizdir. Uzman kaynakların verimli kullanılması ve sektör maliyetlerinin düşürülmesi konusunda Bakanımızın bize çok yardımcı olmak istediğini biliyoruz. Bu konuda da kendisine müteşekkiriz. Yalnız ayrıca, Sayın Sağlık Bakanımızda yeni yönetmelikler ve planlama ile ilgili birçok konu var. En kısa sürede yönetmelik çıkar ve konu aydınlanırsa sektördeki kurumlar önemli bir rahatlama sağlayacaktır diye düşünüyorum. Ayrıca her ne kadar bir çatışma görüntüsünde isek de sayın bürokratlarımızın bizi her zaman sıcak karşıladığını ve her gün çözüme bir adım daha yaklaştığımızı hissettiğimizi ifade ediyor ve kendilerine de yaptıkları ve yapacakları olumlu katkılardan dolayı teşekkür ediyorum.

TÜMSAD Başkanı Ahmet Karataş
Düşünülen düzenlemenin "yumuşak karnı" tıp merkezleri

Özel sağlık kuruluşları yüzde 30 fark ücreti ile hizmet vermektedir. Fark ücreti tavanı yüzde 60-70'e çıkarılması isteniyor. Ancak bu, özel hastaneler sınıflandıktan sonra uygulamaya girecek. Sınıflama her yıl tekrarlanacak. Özel hastaneler sınıflandıktan sonra A sınıf hastanelere maksimum belirlenen fark ücreti verilecek. Son sınıfa en düşük fark ücreti olan yüzde 30 fark verilecek. Tıp merkezleri ise sınıflanmadan yüzde 30 fark ücreti ile devam edecek.

“Düşünülen düzenleme tıp merkezleri lehine”

Ayaktan tedavi paket ücretleri + fark ücreti; ortalama dal merkezleri için 20 + 6 TL, tıp merkezlerinde 23 + 7 TL, özel hastanelerde 27 +  8 TL ile hizmet vermektedirler. Yeni uygulama ile fark hastaneler lehine artacaktır. Bu durum haksız rekabete neden olacaktır. SGK aynı hizmet için farklı fiyat politikası uygulamaktadır. Bu adaletsizlik daha da artacaktır. Aynı muayene, aynı tetkik yükümlülüğünün fiyatı kurumlara göre farklı olmaktadır. Aynı hizmetin fiyatı da, farkı da aynı olmalıdır. Özel sağlık kuruluşlarının fark ücreti tavanı yüzde 100 olmalıdır. SGK fiyatları sürdürülebilir gerçek rakamlara çıkmalıdır. Özel sağlık kurumlarında fark ücreti ve SGK fiyatı aynı olmalıdır.

“2009, 'kara yıl' olabilir!”

Serbest rekabet ortamında fark ücretleri bazı bölüm veya kurumlarda daha düşük tutulacaktır. Nitekim tıp ve dal merkezlerinin sisteme katılmasından sonra özel hastanelerde fark ücretleri düşmeye başladı. Bazı hastaneler muayene fark ücretlerini kaldırdılar. Eğer mevcut fiyatlarla ve düşünülen fark ücretleri uygulanırsa 2009 yılı özel sağlık sektörünün kara yılı olacak. Yıllar önce gördüğümüz tekstil krizinden çok daha kötüsü özel sağlık kurumlarında olacak. Özel hastaneler ve tıp merkezlerinin çoğunluğu ödemelerini öteleyerek maaşları erteleyerek hizmetlerini sürdürmeye çalışıyor. Diğer yandan doktor dışı personellerini işten çıkararak ayakta kalmaya çalışıyor. Kısa süre sonra alınan krediler ödenememeye, maaşla ödenememeye başlayacak. Hastane ve tıp merkezi iflasları başlayacaktır.

“5 yılda sağlıkta adeta devrim yaşandı”

Son 5 yılda sağlıkta adeta devrim yaşandı. Bu devrimde en büyük pay özel sağlık sektörünündür. Artık yurt dışından hastalar özel hastanelerde tedavi olmaya başladı. Hastanelerde kuyruklar azaldı. Hastalar 1. sınıf hizmet almaya başladı. Bu kazanımların geriye döneceğine inanmak istemiyoruz.

Düşünülen düzenlemenin 'yumuşak karnı', tıp merkezleri

Hazırlanmakta olan yeni yönetmelikte; doktorların birden fazla özel sağlık kuruluşunda çalışmasına imkân verilecek. Bu uygulamanın verimli olması için SGK'nın birden fazla özel kurumda doktorların çalışmasına izin vermesi ve yarı zamanlı doktorlara kota vermesi gerekmektedir. Tıp merkezi ve hastanelerin koordineli olarak çalışması ile doktorların her 2 kurumda çalışması ve ameliyat yapmasının önü açılacak. Tıp merkezlerinin birleşmesine, birleşerek hastane açmalarına imkân verilecek. Hastanelerin tıp merkezi satın alarak; bünyelerine katmasına veya bulunduğu yerde hizmet vermesine izin verilecek. Ancak satın alınan tıp merkezlerini tıbbi hizmet birimi adında hastanenin birimi şeklinde hizmet vermesi istenmektedir. Bu durum satın alınan tıp merkezlerinin hastane statüsünde, dolayısıyla hastane fiyatlarıyla hizmet vermesi anlamına gelmektedir. Bu durum haksız rekabete neden olacaktır. Satın alınan tıp merkezleri hastane fiyatıyla, diğer tıp merkezleri ise tıp merkezi fiyatı ile hizmet verecektir. Nitekim üniversitelerin semt poliklinikleri üniversite fiyatıyla hizmet vermektedirler. Satın alınan tıp merkezlerinin, tıbbi hizmet birimi yerine ayaktan tedavi birimi şeklinde tıp merkezi statüsünde tanımlanmalıdır. 

“Tıp merkezlerinin yüzde 95'i kapanabilir!”

Yeni yönetmelik yürürlüğe girdiğinde tıp merkezlerinin 4 yıllık uyum süreci başlayacak. Yeni yönetmelik şartlarına yüzde 95 kurumun şartları uyamayacağı için, 4 yıl sonra tıp merkezlerinin yüzde 95'inin ruhsatları iptal edilerek kapanacak. Oysa özel hastanelerin çoğunluğu yeni yönetmelik şartlarına uygun değildir. Özel hastaneler için yeni yönetmeliğe uyum için belli bir süre ve bu süre sonunda uyum sağlayamayanların ruhsatlarının iptali gibi şart konulmuyor.


Ömer Çakkal

Bu haber toplam 1567 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim