• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Bursa 16 °C
  • Antalya 18 °C
  • İzmir 16 °C

Sağlık Sektörü Büyümeye Devam Edecek

Sağlık Sektörü Büyümeye Devam Edecek
Sağlık hizmet pazarının hala bakir olması sağlık sektöründe büyümeyi kaçınılmaz hale getirmektedir. Büyüme kaçınılmazdır. Ancak beklenen büyümeden Türk müteşebbisleri mi ...

Sağlık sektöründeki değişim ve dönüşüm baş döndürdüğü kadar sorunların ortaya çıkmasın da neden oluyor. Sağlık hizmet sunumunda mülkiyet ayrımı, hizmet sunum omurgası, kurumsal yapılanma, karar alma ve uygulama süreçleri, insan kaynakları, planlama, ücretlendirme, sınıflandırma, ruhsatlandırma ve denetim gibi konularda ciddi sorunlar gözlenmektedir. Sağlık sektöründe yaşanan ciddi sorunlar, iyi yönetilebilirse sektörde kurumsallaşma, büyüme ve dünya ile rekabet edebilme fırsatını sunabilecektir.

Yaşanan sıkıntılara rağmen sağlık sektöründeki büyümenin devam edeceğini savunuyorum. Bu tezimi de destekleyen verileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Özel sağlık sektörü Türkiye'nin en hızlı büyüyen sektörlerinden biridir.Özel Sağlık sektörü 2006’da %3,9, 2007’de %1,7, 2008’de %3,4, 2009 yılında ise %2,4 oranında büyüme kaydetmiştir. Sağlık ve sosyal güvenlik politikalarındaki olumsuz değişikliklere rağmen sektör büyümesini sürdürmüştür. Sektörün olumlu politikalarla teşviki ve devlet politikası ile desteklenmesi halinde önemli bir miktarda ihracatı da gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğu görülmektedir. Sağlık Sektörünün 2008 yılında 25 milyar dolar olan büyüklüğü 2010’da 50 milyar doları aştı. 2011 yılı hedefi ise 80 milyar dolar büyüklüğe ulaşmaktır.

Sağlık harcamalarında artış sürecek. Türkiye’de sağlık harcamalarındaki artışa rağmen OECD ülkeleri sağlık harcamaları ile karşılaştırıldığında ortalamanın altında olduğu (%6,08) bilinmektedir. Kişi başı kamu ve özel sağlık harcaması 2008 yılında Türkiye’de sadece 812 TL iken, ABD’de bu akam 624 dolardır. Bu veriler ışığında kişi başına sağlık harcamasının OECD ortalamasına yaklaşacağı beklenmektedir. Buna bağlı olarak da sağlık harcamaların 4-5 kat yükseleceğini ve on yıl içinde kişi başı sağlık harcamasının 2000 dolara ulaşacağını söylemek kehanet olmayacaktır.

Türk özel sağlık sektörünü küresel pazarda avantajlı kılan birçok özelliği bulunmaktadır. Bu avantajlar sektör açısından çok önemli fırsatlara dönüştürülebilecek durumdadır. Özel sağlık sektörünün gelişiminin engellenmesi, ülkemiz açısından küresel fırsatların da kaçırılması anlamı taşıyacaktır. Fırsatların kaçırılmaması için kamu ve özel sağlık sektörü üst düzey bir işbirliği içinde koordine edilmek zorundadır. Sağlık sektörünü küresel pazarda avantajlı kılan bazı özellikleri şunlardır:

· Fiyatlar diğer gelişmiş ülkelere göre daha cazip
· Sağlık pazarı hala bakir, sağlık sektörü büyümeye eğiliminde
· Kişi başına sağlık harcaması 4-5 kat yükselecek
· Orta yaşlı ve yaşlı nüfusun ihtiyaç duyacağı tıbbi hizmetlerin artması bekleniyor
· Özel hastane olmayan iller var
· Tedavi maliyetleri olması gerekenden daha aşağıda
· Türkiye, Avrasya ülkelerine coğrafi olarak yakın
· Türkiye’de sağlık yatırımları uluslar arası finansman kurumlarınca desteklemekte
· DSÖ, AB vb. uluslar arası örgütler Türkiye’deki sağlık hizmetlerinin dönüşümünü model olarak göstermekte
· Bekleme Listeleri bulunmuyor
· Doktorlar iş gücü olarak kaliteli
· Hastanelerin yatak kapasitesi yeterli
· Hastanelerin teknik donanımlar üst düzeyde
· Hastaneler otel kadar konforlu
· Sağlık Turizmi giderek gelişmekte

Orta yaşlı ve yaşlı nüfusun ihtiyaç duyacağı tıbbi hizmetler artacak. Küresel düzeyde nüfus artışı, yaşlanma, kronik hastalıkların (obezite, diyabet vb) yaygınlaşması, hasta ve hastalık profilleri ile bunlara yönelik tedavi protokollerindeki gelişmelerin sektörün büyümesini hızlandıracağı tahmin ediliyor. Bu gelişmeler orta yaşlı ve yaşlı nüfusun ihtiyaç duyacağı tıbbi hizmetlerin artmasına neden olacaktır. Bunun sonucu olarak da gelecekte bu gruplar için özel dizayn edilmiş tıbbi hizmetlere ihtiyaç duyulacağını ve bu hizmetlere yönelik talebin artacağını göstermektedir. 2015 yılında en çok tıbbi bakım ihtiyacı duyacak nüfusun sayısı 5,5 milyon artacağı öngörülmektedir.
Sağlık hizmeti sunan kuruluşlarının yapısı ve profili değişecektir. Hizmet üretme kapasitesi (bu fiziki mekan- personel – tıbbi donanım kapasitesi eksikliği olan) yüksel olmayan orta büyüklükteki sağlık kuruluşları kapanacak, büyük çaplı sağlık yatırımları ayakta kalacaktır. Bu durum rekabeti ortadan kaldıracaktır. Rekabetin ortadan kalkması ile talep artacaktır.

Artan talep nedeniyle maliyetler ön plana çıkacaktır. Sağlık kurumlarında kalite ve memnuniyet, finansman sorunlarının gölgesinde kalarak geri plana itilecektir.
Sağlık hizmeti fiyatları daha yükselecektir. Rekabetin ortadan kalkması, artan sağlık hizmeti talebi nedeniyle sağlık hizmeti fiyatları çok yükselecektir.Bu noktaya gelene kadarsözleşmesiz özel sağlık kuruluşlarının sayısı azalacağından var olan kuruluşların fiyatları beklenmedik oranda artabilecektir. Sağlık harcamalarının cüzi bir kısmını ödeyerek özel hastanelerden faydalanmak isteyenlerin bu hakkı elinden alınacaktır. Eğer özel hastaneye giderse ödeyeceği ücret bugünkü şartlara göre daha yüksek olacaktır.

Artan sağlık hizmeti talebi ile artan maliyetler nedeniyle koruyucu hizmetlere yönelim artacaktır. Koruyucu hekimliğe ayrılan kamu kaynaklarında bir miktar artış olması kaçınılmaz olacaktır. Geçmiş deneyimler incelendiğinde ekonomik kriz ve artan sağlık harcamaları nedeniyle kişilerin özel sektöre yapmış oldukları harcamalar azalma olduğu, hastaların hizmet alımlarını ertelediklerini ya da özel sektörden faydalanmayı bırakarak kamu sağlık sektörüne yöneldiklerini göstermektedir. Sağlık harcamalarının daha verimli kullanılması amacıyla Hükümet koruyucu hizmetlere daha fazla destek vermeye yönelebilecektir.

Sağlık sektöründe özellikle hastanecilik anlamında kamunun ağırlığı devam edecektir. Sağlık Bakanlığı sağlık sektörünü topluma mesaj iletmenin en önemli ve hızlı yöntemi olarak görmeye devam edecek ve etkin rolünü kimseyle paylaşmayacaktır. Özel hastaneler sağlık hizmet sunum sisteminde yer alacak ama kamunun ağırlığı devam edecektir. Özel hastanelere sağlık hizmet sunumu içinde biçilen rol karsız sağlık kuruluşları olacaktır. Sağlık hizmet sunumu açısından payı %15-20 aralığında olacaktır. Ayrıca hasta kabulünde Sağlık Bakanlığı’nın ağırlığı devam edecektir.
Özel hastane olmayan iller var. Özel sektörün büyümesinin plansız olduğunun bir göstergesi de özel hastanelerin dengesiz dağılımıdır. 2010 yılında faaliyette olan 490 özel hastanenin 155’i (%32) İstanbul’da bulunmaktadır. Özel sektör, planlamaya tabi tutulmasına rağmen hala 15 ilde özel hastane bulunmamaktadır. Her şeye rağmen sağlık sektöründe büyüyecek çok alan var.

Piyasa yönlü gelişmeler küresel düzeyde desteklenmektedir. Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası, UNICEF (BM Çocuklara Yardım Fonu), UNFPA (BM Nüfus Fonu), UNEP (BM Çevre Programı), FAO (BM Gıda ve Tarım Fonu), ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü), IMF ( Uluslararası Para Fonu) gibi uluslararası kuruluşlar ülkelerdeki piyasa yönlü yatırımları desteklemektedirler. Bu durum beraberinde kürsel işbirliğini de getirmektedir. Sağlık sektöründe ortaklık projelerinin kapsamı genişledikçe ve küresel işbirliğine dayandıkça özel kuruluşlar için potansiyel pazarın da genişleyeceği beklenebilir.

Sonuç olarak, yukarıda ortaya koymaya çalıştığım gerekçeler ile ulusal sağlık hizmet pazarının hala bakir olması sağlık sektöründe büyümeyi kaçınılmaz hale getirmektedir. Büyüme kaçınılmazdır. Ancak beklenen büyümeden Türk müteşebbisleri mi yoksa uluslar arası oyuncular mı daha fazla pay alabilecektir? Sağlık sektörünü yönetenlerin, sektör oyuncularının ve karar vericilerin gelişmeleri bir de bu pencereden değerlendirmeleri ümidimi yinelemek istiyorum.
Büyüme hedefine ulusal ve uluslar arası pazarları da dikkate alarak kilitlenmeniz dileğiyle.

Uzm. Süleyman Demirel
http://www.suleymandemirel.com.tr

Bu haber toplam 2968 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim