• BIST 89.900
  • Altın 144,693
  • Dolar 3,6140
  • Euro 3,9061
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Bursa 13 °C
  • Antalya 24 °C
  • İzmir 19 °C

Sağlıkta dönüşüm, 100.000 işsiz...

Sağlıkta dönüşüm, 100.000 işsiz...
Sağlık Bakanlığı, “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında bir çalışma başlattı. Çıkarılması düşünülen yasanın getireceği en büyük değişiklik ise sağlık personelinin “TAM GÜN” çalışmasını öngörüyor.

Sağlık Bakanlığı, “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında bir çalışma başlattı. Çıkarılması düşünülen yasanın getireceği en büyük değişiklik ise sağlık personelinin “TAM GÜN” çalışmasını öngörüyor.

Sağlık Bakanlığı, “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında bir çalışma başlattı. Çıkarılması düşünülen yasanın getireceği en büyük değişiklik ise sağlık personelinin “TAM GÜN” çalışmasını öngörüyor.

30 Yıl önce de denenen, ancak görülen aksaklıklar üzerine iptal edilen bu yasa konusunda hükümet oldukça kararlı görünüyor.

Tasarı yasalaşırsa, sağlık personeli ya tam gün devlette çalışacak ya da özel sektörü tercih edecek…

Tam gün devlette çalışmayı seçen personel, özel muayenehanesini kapatacak, ayrıca özel hastanelerde veya başka kliniklerde hasta muayene edemeyecek…

Özel sektörü tercih eden personel ise -çalıştığı hastanenin devlet ile hizmet sözleşmesi olmaması şartıyla- özel hastane haricinde, kendi muayenehanesinde de hasta kabul edebilecek…

***


Türkiye, 53 Avrupa ülkesi arasındaki “doktor başına düşen nüfus oranı” sıralamasında 52. sırada gösteriliyor.

Gene 10.000 kişiye düşen 16 hekim sayısı ile bırakınız Avrupa ülkelerini, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nin bile çok çok gerisinde kalıyor. WHO-Dünya Sağlık Örgütü/2008 verilerine göre, Kazakistan 39, Azerbaycan 36, Özbekistan 27, Türkmenistan 25, Kırgızistan 24 hekim ile Türkiye’nin üstünde yer alıyor. Aynı durum diş hekimlerinde ve hemşirelerde de söz konusu…

( Hal böyle iken, eldeki mevcut hekimlerin birkaç farklı mecrada hasta muayene ederek, en az hekimle en fazla yarar sağlanması beklenirken; “Saat 17.00’dan sonra, hiçbir ortamda hasta muayene edemezsin, git evinde otur!” demenin mantığı ne ola ki? )

***

Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın ve Başbakan Erdoğan’ın yapmış oldukları konuşmalardan, sağlık sorununu “Bıçak Parası”na indirgediklerini görüyoruz.

Keza Akdağ’ın, “kamuda çalışan hekim arkadaşlarımızın, meslektaşlarımızın zihinlerinin ve gözlerinin başka bir yerde olmaması lazım.” açıklaması, gözünüzün önüne nasıl bir hekim prototipini getiriyor?

Aslına bakarsanız Sağlık Bakanlığı’nın ardı ardına yaptığı düzenlemeler; doktorlara kamunun haricinde bir seçim şansı da bırakmıyor…

Bilindiği gibi Türkiye’de son yıllarda “Sağlık Bakanlığı’nın da teşvikleriyle” özel sermaye sağlık sektörüne yönlendirilmiş; açılan birbirinden kaliteli özel hastaneler ile sağlıkta hizmet kalitesi, Avrupa standartlarına ulaşmıştı…

Özel hastaneler, aldıkları cüzi farklarla Sosyal Güvenlik Kurumu mensuplarına da hizmet sunmaya başlayarak, verdikleri kaliteli hizmetin haricinde devlet hastanelerinde yaşanan yığılmaları ve yıllar sonrasına gün atılan ameliyat randevularını ortadan kaldırmıştı…

Özel hastaneler arasında yaşanan rekabet, konusunda başarılı uzman doktorların, devletten özele transferini de beraberinde getirdi.

Devletin sağladığından daha cazip imkanlar sunan özel hastanelere doğru yaşanan bu göç, Tamgün yasasının dillendirilmesiyle birlikte had safhaya ulaştı. Tamgün’le birlikte, kazanılmış haklarının erozyona uğrayacağını düşünen 7.000 civarında doktor, devlet hastanelerinden istifa ederek özel sektöre geçiş yaptı.

Zaten doktor yetersizliğinden yakınan Sağlık Bakanlığı, bu istifalarla daha da güç duruma düştü. Bir çok il ve ilçedeki devlet hastanelerinde uzman hekim sıkıntısı yaşanmaya başladı.

Tamgün yasasının çıkması halinde bu istifaların daha da artacağını düşünenler de var; Doktorlar, Cumhuriyet kadar eski olan kazanımların kaybedileceği endişesini yaşıyorlar.

Peki bu istenmeyen durumu yaratan, sektörün problemlerini sadece “bıçak parası”ndan ibaret gören, özel muayenehaneleri azaltarak “sağlıkta devrim” yaratacağını düşünen Sağlık Bakanlığı, hangi adımları atıyor?

Ya, dünyayı sarsan ekonomik kriz sonrası, sektörü krizden koruyacak projeleri nelerdir?

***

SAĞLIK BAKANLIĞI, ÖZEL SEKTÖRÜ YATIRIM YAPTIĞINA PİŞMAN ETTİ…

Başta üzülerek söylemeliyim ki, Bakanlık krizin farkında bile değil, bir yıl evvel hangi politikaları savunuyorlarsa bugün de aynı politikalar doğrultusunda çalışmalara devam ediyorlar.

Sektörün idamesini sağlayabilecek bir “kriz paketi” arayışında olmadıkları gibi; doğabilecek iflaslar ve patlayacak işsizliğin yaratacağı sosyal travmaları da öngörmüyorlar. “Başbakanımız bıçak parası meselesini çözün dedi, biz de muayenehaneleri kapatıp bu işi kökünden çözeceğiz!”gibi sığ bir yaklaşım ve tüm hekimleri töhmet altında bırakan, inciten bir anlayış, Bakanlığın politikası haline getirildi…

Özel sermayeyi teşvik ederek sağlık sektörüne çeken Bakanlık, bugün aldığı kararlarla özel hastaneleri kapanma noktasına getirdi…

Özel sektöre giden doktorların kamuya geri dönüşünü sağlamak için bir kereye mahsus “Sağlıkta eve dönüş” yasasını çıkarıyorlar; buna göre istifa eden hekimler, isterlerse çalıştıkları eski kamu hastanelerine geri dönebilecekler…

Bunda bir gariplik yok, özele geçtiğine pişman olanlara bu yasayla geri dönüş imkanı sağlanıyor; asıl garip olan, Sağlık Bakanlığı’nın önce bu doktorları geçtiğine pişman etmesi, maaşlarını alamaz hale getirmesi, trilyonluk yatırımlar yapmış olan özel sektörü bitirme noktasına getirmesi…

( 1 Ekim den itibaren eczaneler aracılığı ile alınmaya başlanan muayene katılım payı özel sağlık kuruluşlarına ilgiyi azalttı. Muayene sayıları % 50 azalan sağlık kuruluşları doktor maaşlarını % 25’e varan oranlarda indirdi!..)

Sağlık Bakanı Akdağ’da, doktorları kamuya geri döndürmek için özel hastanelerin durumlarını zorlaştırıcı tedbirlere başvurduklarını açık açık itiraf etmekte bir beis görmüyor zaten: “Kanama varmış, durdurulmuş!”

***

TAMGÜN NE GETİRECEK, KİMLERİ GÖTÜRECEK (!)…

Devlet hastanelerini tercih eden doktorlar, mesai sonrası başka bir ortamda mesleklerini icra edemeyecekler…

Yani sistem, özel muayenehaneleri işleyemez hale getireceğinden, yurt genelinde sayıları 40.000’i bulan özel muayenehanelerin büyük bir kısmının kapanacağına kesin gözüyle bakılıyor…

Özel hastanelerin hastalardan talep edebileceği katkı payının %30’la sınırlandırılması, ayrıca özeli tercih eden hastalardan eczanelerce alınan katılım payları bu işletmeleri zora sokmuş durumda.

Maç oynanırken sürekli kural değiştiren Sağlık Bakanlığı, bu trilyonluk yatırımları atıl duruma düşürebilecek her türlü kararı ardı ardına çıkarmaya devam ediyor. Özel sektör ise yaptıkları yatırımları ve giderlerini karşılayamadıkları gerekçesiyle katkı payı konusuna esneklik getirilmesini istiyor...

Tüm dünya ülkeleri yaşanan finansal kriz nedeniyle sektörleri kurtarmaya yönelik radikal kararlar aladursun, Türkiye’de bu yönde atılmış tek bir adım olmadığı gibi sektör, kriz öncesi politikaları bile arar hale getirildi...
Sağlık Bakanlığı’nın “Sağlıkta Dönüşüm Programı” çerçevesinde sarstığı kurumlar sadece özel hastaneler olmayacak: Dal Hastaneleri, Ayakta Teşhis ve Tedavi Merkezleri yani Tıp Merkezleri , Poliklinikler, Muayenehaneler ve Güzellik Merkezleri de bu yeni uygulamalardan nasibini alıyor…

Yeni getirilecek düzenlemeler teoride bu kurumları disipline edecek, eksikliklerinin giderilmesini sağlayacak şartlar içeriyor gibi görünse de, pratikte uygulanabilirliği pek mümkün görünmüyor…

Yani siz, 25-50 milyon dolarlara tam teşekküllü bir hastane açmaya niyetlendiniz; onu da istediğiniz her şehirde ve her muhitte değil Bakanlığın müsaade ettiği şehirlerde ve kota dahilinde açabiliyorsunuz. Aynı şehirde hastane açacak başka bir yatırımcı varsa ve o şehirde tek hastane kotası mevcutsa, kura ile belirleneceksiniz. Tüm şartları sağlayarak hastanenizi açtınız; burada da her şey bitmiyor, 1 ay sonra bile hangi değişimlerle, kısıtlamalarla karşılaşabileceğiniz meçhul!..

Tıpkı 2003 yılında, gene bu Bakanlık ve aynı Bakan tarafından çıkarılmış olan yasalara itimat ederek milyarlarca dolar sermayeyle açılan Güzellik Merkezleri’nin, 2010 yılında kapatılacağı müjdesini (!) aldıkları gibi…

( Ha isteyen müesseseler sağlık sisteminden çıkarılıp belediyelerin sorumluluğunda Güzellik Salonu olarak çalışmaya devam edebilecekmiş, trilyonluk yatırım yaptığınız tesiste 5 liraya kaş alarak, 20 liraya ağda yaparak ayakta kalabilirseniz tabii!..)

***

ON BİNLERCE ÇALIŞANIN İŞSİZ KALMASI VE MİLYARLARCA DOLARLIK TIBBİ CİHAZIN ÇÖPE ATILMASI!..

Şimdi gelelim “Sağlıkta Dönüşüm”ün yaratabileceği tahribata…

Mevcut 40.000 muayenehanenin kapatılmasını hedefleyen Sağlık Bakanlığı, her bir muayenehanede istihdam edilen 40.000 sekreterin haricinde, 40.000 hemşire veya asistanın işsiz kalarak “sefalete dönüşüm” yapacağının farkında mıdır? ( Bu sayılar en iyimser tahminlerdir. Kimi muayenehanelerde temizlik görevlileri veya diş teknisyenleriyle birlikte işsiz kalacak kişi sayısı 4-5 civarına çıkacaktır.)

Gene on binlerce kişinin istihdam edildiği özel hastanelerde, kamuya dönüşüm yapabilecek her bir hekimin, 5 ila 10 kişinin işten atılmasına sebebiyet vereceğini tahmin etmek çok mu zordur?

Gerekli fiziksel şartları sağlayamayarak kapanmak zorunda kalacak olan Tıp Merkezleri, kaç çalışanın işine son verecektir?
Yurt genelinde sayıları 2.500’ü bulan Güzellik Merkezlerinin kapatılmasıyla, on binlerce insanın aşsız ve işsiz kalacağını tahmin etmek yüksek bir zeka mı gerektirir?

Fazla söze gerek yok, şu haliyle çıkarılacak bu yasa en iyi ihtimalle 100.000 üzerinde yeni işsiz yaratacaktır.
Bu insanların bakmak zorunda oldukları aileleri de hesaba kattığınızda 400-500.000 gibi astronomik bir nüfusun etkilenebileceğini görüyoruz.

( Bir ilginç husus da, Özel Sağlık Kuruluşları ve muayenehanelerde çalışmak zorunda kalan hemşire ve doktorlardan hatırı sayılır bir kesiminin, “türban” nedeniyle sadece buralarda iş imkanı bulduğudur. Kahir ekseriyeti, AKP seçmenidir. Beklentileri,“mevcut kıyafetleriyle kamuda istihdam edilmek” olan bu insanların, buralarda da hayat şansı bulamayacak olması tam bir hayal kırıklığı yaratacaktır.)

Bu sağlık kuruluşlarının yarattığı istihdamın haricinde, sağladığı katma değeri, ödediği vergiyi hesaplamak, her hesap makinesinin harcı değil…

Üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir diğer konu, kapatılacak müesseselerin atıl durumda kalacak milyarlarca dolarlık tıbbi cihazlarıdır. Milli servetimiz olan bu cihazlar Türkiye’yi, dünyanın en büyük tıbbi cihaz çöplüğüne çevirecektir.

Muayenehanesini leasing ile kurmuş ve henüz borcunu ödeyememiş bir diş mütehassısını “ya muayenehane, ya kamu” seçeneğine zorlamak ne kadar vicdanîdir?

Tahmini 250.000 – 500.000 dolar arasında maliyetle kurulmuş bir Lazer Epilasyon Güzellik Merkezi’ni, “kapatacaksın!” demek ne kadar hukukîdir, ne kadar insanîdir? (Kapanma nedeniyle işten atılanların tazminatlarını, sonuçtan zerre kadar sorumluluğu olmayan işletme sahiplerinin ödeyecek olması ise tam bir kara mizahtır!..)

Dünyada “Beauty Center” yani Güzellik Merkezi bulunmayan kaç ülke vardır, varsa hangileridir?

Güzellik Merkezi olmayan bir AB ülkesi biliyor musunuz ya da düşünebiliyor musunuz?

SONUÇ : Hükümet ve Sağlık Bakanlığı, finansal krizi de göz önüne alarak hiç değilse krizin etkisi geçene dek sistemle oynamamalı, sektörün zaten bitme noktasında olduğunu görebilmeli. Yapabiliyorlarsa tüm dünya ülkelerinin yaptığı gibi, sektöre nefes aldıracak önlemler almalı. Meselenin sosyal ve içtimai boyutunu asla göz ardı etmemeli. Sosyal devlet, sabit fikirler ve hantal politikalarla “acı” değil; günün şartlarına göre değişebilen ve maksimum fayda sağlayabilecek politikalarla “mutluluk” üretmek zorundadır.

Musa Balan-Gazeteport

Bu haber toplam 1233 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim