• BIST 108.489
  • Altın 152,547
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 3 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Bursa 12 °C
  • Antalya 14 °C
  • İzmir 9 °C

Sağlıkta dönüşüm sancısı

Sağlıkta dönüşüm sancısı
Sağlık, bütün dünyada gündemin üst sıralarında yer alır. Siyasetçilerin vaatleri arasında hatırı sayılır yekûn tutar. AK Parti hükümetlerinin icraat ...

Sağlık, bütün dünyada gündemin üst sıralarında yer alır. Siyasetçilerin vaatleri arasında hatırı sayılır yekûn tutar. AK Parti hükümetlerinin icraat sütununa yazarak oy topladığı alanlardan biri sağlık.

Sağlıkta dönüşüm projesinin üçüncü dönemde alınan rekor oyda önemli payı var. Fakat bakanlıkla sektör arasındaki iletişim sorunları bir türlü çözülemiyor. Bunda meslek örgütlerinde belli siyasi görüş sahiplerinin ağırlıkta olmasının etkisi var. Bakanlığın kendisine güveni ve muhaliflerin bu güvene haklılık kazandıran hazırlıksızlığı da kopukluğu ziyadeleştiriyor. Siyasi muhalefet politika üretmek şöyle dursun konuşma ihtiyacı dahi duymuyor. Sektörden gelen muhalefet ise cılız kalıyor. Türk Tabipler Birliği'nin, ücretsiz sağlık hizmetiyle ilgili birkaç sloganı dışında akılda kalan icraatı yok. Üniversiteler, konuya vatandaş açısından yaklaşmıyor, zarar kendilerine dokunduğunda ses veriyor. Daha ucuz, kolay ulaşılabilir ve kaliteli sağlık hizmeti konusunda sadece bakanlık fikir üretiyor. Ve bakanlık maçı her halükârda kazanıyor. Bazı maçlar 'yarım-sıfır, bazıları ise açık farkla' bitiyor.

Son günlerin sıcak mevzuu tam gün uygulaması tartışmasında muhalifler yine çok zayıf argümanlarla ortaya çıkıyor. Ama bu sefer sıkıntı daha fazla hissedilecek. Şimdi hem nalına hem mıhına vurarak meseleyi analiz etmeye çalışalım. Bakanlığın hatası öncelikle iletişim dilinde. Meseleyi illa rant ve para eksenine oturtmak doğru değil. Rencide edici üslup belki uygulamayı destekleyebilecekleri de itiyor. İkinci hata keyfiyet kemiyet tercihinde. Bakanlık biraz da siyasi davranarak büyük kalabalığı dikkate alıyor. Birinci kademe sağlık hizmeti veren ve alan için üretilen çözümler başarılı. Benim gibi yıllarca sigorta primi ödemiş binlerce insan AK Parti'yle birlikte tedavi ve ilaç imkânlarıyla tanıştı. Fakat olay, ekstra uzmanlık isteyen ve en riskli alanı oluşturan azınlıkta kopuyor. Grip için hastaneye giden hasta ve onu tedavi eden doktor yüzde 90'ı oluşturuyor ve onlar mutlu. Ama yüzde 10'luk ağır vakalar ve bunları tedavi edenler açısından aynı şeyi söyleyemeyiz. En azından tedavi edenler mutsuz ve bu mutsuzluğu hastaya yansıtmamaları pek mümkün görünmüyor. O halde toptancı yaklaşımlar yerine lokal alternatifler üzerine çalışılmalı. 10 bin üniversite hocasından sadece 600'ü uygulamadan rahatsız ise bu, istatistik açısından tahammül edilebilir bir rakamdır. Ama o 600 kişi belli önemli hastalıklarda neredeyse tekel konumundaysa durum değişir. Riskli vakalara bakan doktorlara, sigorta primi gibi maliyetleri yansıtırken bonkör davranıp, nimette eşitlikçi olmak da ayrı bir çelişki. Doktor yetiştiren doktora yani hocaya farklı muamele de adaletsizlik olmaz. Aynı matematik ve istatistik yaklaşımı Sosyal Güvenlik Kurumu'nda da mevcut. 'Çok yapılan ameliyatın fiyatını düşür, istismarı önle' mantığı her zaman doğru sonuç vermiyor. İstismarları önlemenin yegâne yolu denetim. Zira söz konusu ameliyatı gerektiğinde bile yapmamak ya da yanına bonus operasyonlar ekleyerek 'maliyeti kurtarmak' yoluna gidilebiliyor. Bakanlığın, sağlık hizmetlerini dönüştürmek istediği noktayı da gözden geçirmesi gerekiyor. Hizmet alanla üreteni ayırmak önemli bir adımdı. SGK, devrim niteliğinde ve yapılamaz denilenin başarılmasıydı. Şimdi atılan adımlar sanki devletleşme ve kitleşme izleri taşıyor. Devlet hastanelerinde danışma görevlisiyle muhatap olup bunu özel hastanelerdekiyle karşılaştırırsanız ne demek istediğim anlaşılır. Avrupa'daki sağlık hizmetlerinde devlet ağırlığı bizi yanıltmasın. Oradaki devletle bizdeki hâlâ çok farklı.

Gelelim mıha! Başta üniversite olmak üzere sağlık sektörü hep reaksiyoner kalıyor. Yapılmak istenene tepki veriyor ama ne yapılması gerektiği konusunda dersini yeterince çalışmıyor. Türkiye'nin tıkanmış ve soğuk savaş döneminden kalmış devlet yapısı içinde en katı katman sağlık idi. Bakan Recep Akdağ, komplikasyonları da göze alarak bu yaraya neşter vurdu. Vatandaşın bu hizmeti ucuz, kolay ve kaliteli biçimde alması üzerine düşünmeyen sağlık camiası, reaksiyoner tepkilerin ötesine gidemiyor. Bu da dersini iyi çalışan bakanlığın, hatalı olduğu noktalarda bile doğruyu yaptığı algısına yol açıyor. Camia sadece kendine dokunan meselelerde ses çıkardığı için kamuoyu desteği almakta da zorlanıyor. Mesela eski YÖK yıllarca AK Parti yönetiminin ekmeğine yağ sürmemek için tıp fakültelerine kontenjan artışı vermedi. Üçte bir oranında personel açığı ile çalışan sektör başarılı olabilir mi? Ne üniversite ne de meslek örgütlerinden itiraz yükselmedi. Bakanlık iletişim kanallarını gözden geçirirse ve camia fikir üretmeye başlarsa hem onlar hem vatandaş kazanacak.


Bülent Korucu
b.korucu@zaman.com.tr

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 1501 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim