• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Bursa 9 °C
  • Antalya 15 °C
  • İzmir 11 °C

Sağlıkta sağlıksız dönüşümün turnusolu

Sağlıkta sağlıksız dönüşümün turnusolu
Kendisi amansız bir hastalığa yakalanan hekimler artık istirahat raporu almamaya başladı. Çevrelerinden onlar için için “paragöz” diyenini de duyabilirsiniz; “...

Kendisi amansız bir hastalığa yakalanan hekimler artık istirahat raporu almamaya başladı. Çevrelerinden onlar için için “paragöz” diyenini de duyabilirsiniz; “hekimlerin gelirleri sandığımız kadar iyi değilmiş” diyenini de.

Evet, birçok hekim ölümcül tanı aldıklarında dahi çalışmaya devam etmekte. Performansa dayalı ücretlendirmede ne vefa duygusu var ne de vicdan. Eğitimin dahi paralı hale getirildiği ülkede kah çocuklarının okul harçları, kah yeni alınmış kredi borçlarının kapatılması için kanserli de olsa, yakın zamanda kalp krizi geçirmiş de olsa durum değişmiyor.

Buraya kadar yaşanmışlıklar toplumun tüm kesimleri için benzerlikler içeriyor. Ama aynı tablonun hekimlerde toplumca olağan karşılanması halk sağlığı ve sosyal haklar açısından ciddi riskler taşımakta.

Düşünün;
-Hasta olduğunuzda istirahat raporunu kim düzenliyor?
-Çalışamaz hale geldiğinizde malulen emekli olabilmenize kim karar veriyor?
-Özürlü raporu almak için özür oranını kim belirliyor?
-Kimi hastalıklarda “ağır işlerde çalıştırılamaz” kararını kim belgeliyor?
Elbette ki hekimler. Bu yetkinin onlar için ayrıcalık gerekçesi yapılmaması gerektiğinde ise sanırım hemfikiriz. Ama bir ayrıntı var ki son derece önemli. Kendisi kanser de olsa öldüğü güne kadar çalışmak zorunda olan bir hekim toplumca daha önemsiz algılanan hastalıklarda hastalarına istirahat raporu düzenler mi? Artık eskisi kadar malulen emekliliklerde objektif davranabilir mi?

Yanıtı içinde saklı bu soru sağlığın piyasalaştırıldığı, emeğin sömürüldüğü, hekimlerin protelerleşmeye başladıkları son süreçte akıllardan çıkmamalı. Önlüğün ve kefenin beyazı arasına mola konmamış doktor öyküleri sağlıkta sağlıksız dönüşümün turnusolu diyebiliriz.
Sağlıcakla kalın.


Çalışma hayatına sağlıksız teklif

Bugün hekimlerden bahsedince sakın yine “hekimcilik” yapıyor diye algılamayın. Mesele sağlık algısını hastane duvarları dışına taşıyabilmekte. Haftanın gündemi sabahın köründen gecenin karanlığına ve dahi hafta sonu zorunlu çalıştırılma hallerinin hükümetçe beyanı olarak da hatırlanabilir.

Dikkat ettiniz mi bu açıklamayı kim yaptı diye? Peki, Sağlık Bakanlığının bir açıklamasını duydunuz mu? Sanırım işitmediniz. Giderek Sağlık Bakanlığı sağlığın ticaretini yeniden dizayn işi ile daha fazla uğraşmakta. Algı ticarete hapsolunca da zaten insan “birşey demese daha iyi olur” diye düşünmekten kendini alamıyor.

Evet, sağlık çalışanları on yıllar boyu normal mesaiye ilaveten aralıksız otuzdört saat, üstelik ayda kimi zaman onu aşkın kez adına nöbet denen zorunlu çalışmaya tabi kılındılar. Bu uygulama hala birçok kamu sağlık kurumunda devam ediyor. Onyıllar boyu binlerce işsiz hemşirenin olduğu bir ortamda güya hemşire eksikliğinden “köle” misali çalışma koşulları dayatıldı. Şimdi bu uygulama tüm alanlara yayılacağa benziyor.
Sağlık çalışanlarının bu olumsuz, gayrı insani ve hukuk tanımaz çalışma koşulları giderek onları halk sağlığı bahsinde asgari geçim indeksi, bir kişinin maksimum çalışma saatleri gibi konularda görüş belirtmez konuma itti; “sosyal tıp” bir anlamda devre dışı kaldı.

Sistem hekimlere neyi emrederse suret o çıkmaya başladı. Misal aşırı kilo bahsinde onlara pahalı ilaçlar yazma yetkisi verdi ama onların açlık bahsinde bir kelam eylemelerini edilgenleştirdi. Bir hekim için hastası açsa reçetenin misal “ekmek, peynir ve üzüm” olması gerektiği gerçeğini unutturdu. Bunun yansımalarını az da olsa pratikte sağlık iş kolundaki sendika ve meslek örgütlerinde de görmek mümkün. Halk sağlığı açısından o müthiş birikimleri ile sağlık örgütlerinin çabalarına çokca gereksinim var.

Unutmayalım ki bir önceki hükümet döneminde “kendi Çin’ini yaratmaktan” bahseden bir bakan vardı. Yine bölgesel asgari ücret tartışmaları unutulmamalı. Bu dönem hastanelerdeki taşeron firma patronlarına çalışanlar için ömür boyu asgari ücret dışına çıkmama emri veren Sağlık Bakanlığı uygulamaları yeniden mercek altına alınmalı diye düşünüyorum.

Dr. Zeki Gül/Evrensel.net

Bu haber toplam 1795 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim