• BIST 107.371
  • Altın 142,824
  • Dolar 3,5412
  • Euro 4,1229
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Bursa 29 °C
  • Antalya 37 °C
  • İzmir 31 °C

Şark Çıbanı geri döndü

Şark Çıbanı geri döndü
Doğu illerinde 90'lı yıllardan bu yana görülmeyen şark çıbanı, Suriye'de süren iç savaş nedeniyle geri döndü. Hastalığın yayılmaması için Halk Sağlığı ve AFAD ekipleri sınır bölgelerinde yoğun mesai harcıyor.

Doğu bölgelerinde görülmesi nedeniyle daha çok 'Şark Çıbanı' olarak biliniyor, bilimsel adı ise; 'Leishmaniasis hastalığı'. En yaygın ortaya çıkış nedeni olarak dişi tatarcık sineğinin kan emme sırasında bulaştırdığı parazit gösteriliyor. Ölüme neden olmayan ancak bulaştığı yerde kalıcı bir yara izine neden olan hastalık ortaya çıktığı yerde özellikle kadınlar arasında korkuya yol açıyor. Çünkü tedavi edilmezse yaranın bulaştığı kişi ölene kadar o izle yaşamak zorunda kalıyor.

Suriyeli yedi yaşındaki Eyhem Nakuh o izlerle yaşamak zorunda kalanlardan sadece biri. Mardin'in Midyat ilçesindeki mülteci kampında yaşayan Nakuh, İdlip'te tatarcık sineği tarafından defalarca sokulmuş.

"Sinekler konuyordu yüzüme ellerime, hiç acı hissetmedim. Bir süre geçtikten sonra yüzümde ve ellerimde sivilce gibi yaralar çıktı. Hiç iyileşmedi. Buraya geldiğimizde tedavi etmeye başladılar."

Çürüyen ölüler

Şark çıbanını yayan tatarcık sineği temizliğin olmadığı yerlerde ortaya çıkıyor. Eyhem'in babası Hammud Nakuh, Suriye rejim askerleri tarafından öldürülen insanların ortalık yerde durduklarını ve koktuğunu söylüyor.

"İki oğlum ve bir kızım var. Hepsinde bu hastalık çıktı. İdlip'te oturuyorduk. Savaş nedeniyle Heesh köyüne göç etmek zorunda kaldık. Köye geldiğimizde her tarafın ölülerle dolu olduğunu gördük. Hepsi kokmuş ve çürümeye başlamıştı. Etraf pislikten geçilmiyordu. Sinekler çoktu ve ölülerin üzerinden kalkıp insanların üzerine konuyorlardı. Suriye'de ne ilaç, ne de doktor var. Eğer bu kampa gelmesek sonumuz ne olurdu bilmiyorum."

25 hasta tedavi edildi

Midyat kampı doktorlarından Eda Çapo, kampa yeni gelen mültecilerin bulaşıcı hastalıklar için kontrolden geçirildiğini ve kampa alınmadan önce bir süre kontrolde beklettiklerini anlatıyor. Nakuh ailesi de bu şekilde tespit edilmiş.

"Yeni gelen mültecileri bir süre bekleme çadırlarında tutuyoruz. Çeşitli tetkikler yapıp taşıma ihtimali bulunan hastalıklara karşı kontrolden geçirip kampa öyle alıyoruz. Bu güne kadar 25 şark çıbanı hastasını tedavi ettik. Kampta iki personel şark çıbanı konusunda özel bir eğitimden geçti. Şimdi tedavisi süren 13 hasta var. Eyhem tedavi gören hastalarımızdan. Yaraları iyileşmek üzere, daha erken başlatılmış olsaydı belki hiç iz kalmayacaktı ancak şimdi küçük olsa da iz kalacak."

Şanlıurfa'da 400 vaka

Şark Çıbanı'nın yaygın olduğu sınır illerinden Şanlıurfa'da 400 kişi bu hastalığa yakalanmış durumda. Hastalığın yayılmaması için yoğun bir çaba gösterdiklerini belirten Halk Sağlığı Müdürü Mehmet Yaşar Şimşek Suriyelilerin göçü nedeniyle yayılım hızının arttığını söylüyor.

"Dört yüz vakanın yarısı kamplarımızdaki Suriyeli mülteciler. Kalanı ise yerli vaka. Düzenli olarak kamplarımızda tarama yapıyoruz. Tespit ettiğimiz vakalarda hemen tedaviye başlıyoruz. İl merkezinin dışında tüm ilçelerimizde Şark Çıbanı birimlerimiz var. Şark Çıbanı eskiden beri bölgemizde görülüyor. Ancak Suriye ile çok yakınız ve Halep Çıbanı da denilen bu hastalık sirkülasyon ile birlikte daha geniş bir alana yayılıyor. Hastalık kontrol altında. Bir yandan tedavi sürerken diğer yandan ilaçlama çalışmalarımız aralıksız devam ediyor."

'Kaynağında bitirmek gerekir'

Kilis'te 2012 yılının Nisan ayından beri 742 Şark Çıbanı vakası olduğunu söyleyen Halk Sağlığı Müdürü Yemliha Aksoy bunların beş yüze yakınının iyileştiğini geri kalanının ise tedavilerinin sürdüğünü belirtiyor.

"Suriyeli mülteciler gelmeye başladıklarından sonra toplamda 742 Şark Çıbanı vakası oldu. Çoğu iyileşti ve şu anda 244 kişinin tedavileri sürüyor. Kilis genelinde ise toplamda vaka sayısı 939. Gerek kamplarda gerekse il ve ilçe merkezlerinde bulunan sağlık merkezlerimizde bu iş için uzmanlaşmış ekipler çalışma yürütüyor. Hastalara Glucantine ilacı uygulanıyor ve yaklaşık bir ay içerisinde iyileşiyor. Halk Sağlığı bünyesinde Tatarcık sineğine yönelik ilaçlama çalışmalarımız da aralıksız sürüyor. Ancak hastalığın en önemli kaynağı Suriye ve oraya müdahale etmek gibi bir şansımız yok. Suriye'den göç olduğu müddetçe durum böyle olacak ancak korkacak ve infiale neden olacak bir durum yok. Ekiplerimiz iş başında ve tedavi imkanlarına sahibiz."

Nem ve gübreden besleniyor

Leishmania parazitinin nemli ve gübrenin olduğu yerlere yerleşip çoğaldığını söyleyen Diyarbakır Halk Sağlığı Müdür Yardımcısı Murat Koç'a göre parazitin bulaştığı yerden söküp atmaktan başka çare yok.

"Tatarcık nemli bölgeleri çok sever. Özellikle hayvan gübresi bulduğunda yerleşir ve yumurtalarını bırakır, 14 gün sonra yumurtalar çatlar ve sinekler çıkarlar. Yağmur suyu göletleri, ahırlar, açık tuvaletler sevdikleri alanlar. Buradan çevreye yayılır. Sinek ısırdığında çıkan çıbanı temizledikten sonra Glucantine denilen ilacı uyguluyoruz. Erken müdahalede ya iz kalmıyor veya az iz kalıyor. Ancak tedavi uygulanmazsa bir iz kalıyor. 2004-2014 arasında Diyarbakır ve çevresinde toplamda 171 vakamız olmuş. Ancak şimdi vaka sayımız sadece 5. Suriyelilerin göçü ile birlikte pek çok bölgede arttığını biliyoruz. Çünkü sadece kaplarda değiller ve çok dolaşıyorlar. Bu nedenle yoğun bir ilaçlama ve tarama faaliyeti yürütüyoruz. 30 kişilik ilaçlama ekibimiz geceli gündüzlü riskli bölgelerde sisleme yoluyla ilaçlama uyguluyor."

'Genç kızların kabusu'

Doktor Murat Koç hastalığın bulaşıp iyileştikten sonra bağışıklık kazandırdığını belirterek eskiden kızların görünür yerlerine bulaşmaması için yaptıkları bir uygulamayı da anlattı.

"Genç kızlar şark çıbanı olan birinin yarasından bir dokuyu alarak vücutlarının görünmeyen bir yerine bulaştırıp sonrasından yüzlerinde veya görünür başka yerlerinde çıkmamasını sağlarlarmış. Bugün buna hiç gerek yok. Sadece bulaştığı zaman erken tedavi önemli. Erken önlem alındığı takdirde iz bırakması söz konusu bile olamaz. Bir de şunu özellikle belirtmek gerekiyor ki yaraya kına sürmek kesinlikle fayda sağlamaz. Bazı vakalarda görüyoruz bunu."

Suriye'ye ilaç

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Müdahale Dairesi Başkanı Fatih Özer, Suriyelilerin barındıkları kaplarda gerekli tedavilerin uygulanmasının yanı sıra Suriye'ye de ilaç gönderdiklerini belirtiyor.

"Bu hastalık her yıl gündeme geliyor. Suriye'de yeterince hijyen olmayınca ortaya çıkıyor. Kamplarımızda Sağlık Bakanlığı'nın ekipleri çalışma yürütüyorlar. Ancak Suriye'deki hastalık için ilaç yardımında bulunuyoruz. Geçen yıl Glucantin ilacı gönderdik ciddi miktarda. Ayrıca yurtdışından bağış yapmak isteyenleri de yönlendiriyoruz. Ancak bizim yetkimiz sıfır noktasına kadar. Bunun kaynağında kurutulması lazım. Karşıda bir devlet ve muhatap olmadığı için böyle bir şansınız da olmuyor."

Al Jazeera

Bu haber toplam 1781 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim