• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 21 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Bursa 19 °C
  • Antalya 27 °C
  • İzmir 26 °C

SGK hekimlerle de sözleşme imzalayacak

SGK hekimlerle de sözleşme imzalayacak
SGK bundan sonra özel sağlık kuruluşlarının yanı sıra burada çalışan hekimlerle masaya oturacak ve sözleşme imzalayacak. Sağlık tesisi kadar hekimin de sorumluluk sahibi olduğunu vurgulayan Kurum, ilk planda olmasa da, kamuda çalışan hekimlerle de sözleşm

SGK bundan sonra özel sağlık kuruluşlarının yanı sıra burada çalışan hekimlerle masaya oturacak ve sözleşme imzalayacak. Sağlık tesisi kadar hekimin de sorumluluk sahibi olduğunu vurgulayan Kurum, ilk planda olmasa da, kamuda çalışan hekimlerle de sözleşme yapacak. SGK, bir aya kadar SUT fiyatlarının da arttırılacağını açıkladı.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), yılbaşından itibaren özel sağlık kuruluşunda çalışan hekimlerle sözleşme yapacak. Kurum, finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinde sağlık tesisleri kadar hekimlerin de sorumlu kabul edilmesi gerektiğini açıkladı. Genel Sağlık Sigortası (GSS) Genel Müdürü Dr. Hasan Çağıl, “Bir özel sağlık kuruluşu sözleşmeye aykırı davranışı durumunda nasıl ki ceza alıyor, sözleşmesi fesholuyorsa; hekimlerin de yaptıkları sözleşmenin sorumluluğunu üstlenmelerini istiyoruz” dedi.
Sağlık Yönetimi ve Eğitimi Derneği (SAYED) tarafından düzenlenen “Hastane Mali Yönetimi ve Tam Gün Yasası Sempozyumu” 29 Ekim-1 Kasım 2009 tarihleri arasında Kızılcahamam’da düzenlendi.

SGK GSS Genel Müdürü Dr. Hasan Çağıl, GSS ve sağlık hizmetlerinin mali yönetimi konulu bir konuşma gerçekleştirdi. Önümüzdeki bir aylık dönemde Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)’ta değişiklik yapmayı düşündüklerini belirten Çağıl, “Sadece işlemler üzerinden fiyat belirlemek çok doğru gözükmüyor. Hizmetleri geleceğe dönük, doğru şekilde kanalize edebilirsek bundan sonrası için kuralları daha net ortaya koyabiliriz. Bununla birlikte, hizmet bedellerinin fiyatlarını arttırmaktan da çekinmeyeceğiz. Fiyatların doğru belirlenmesi önemlidir, ancak fiyatları belirledikten sonra suistimallere sebep olabilecek farklı yaklaşımları kontrol etmemiz gerekiyor” diye konuştu.

“Hataların sorumluluğu yüklenilmeli”
Sağlık hizmeti sunumunda SGK’nın özel sağlık hizmeti sunucularıyla bir araya gelip konuştuğunu, fakat çok mesafe kaydedemediğini ifade eden Çağıl, yapılan pazarlıkların mevcut durumu değiştiremediğini söyledi. Çağıl, asıl pazarlığın hekimlerle yapılması gerektiğini belirterek, “Pazarlık olarak almıyorum ama hekimlerimizin bu işe yatkın olması lazım, ne yaptığını biliyor olması lazım, verdiği hizmetin bedellerini bilmesi lazım. Özel sağlık hizmeti sunucularıyla yapılan sözleşmelerde sağlık hizmeti sunucularına büyük cezalar kesiyoruz, sözleşmelerini feshediyoruz. Ama bizim kendisine ceza kesmemize sebep olan hekim arkadaşımız o kuruluştan ayrılıyor ve başka bir yerden gene o hekim arkadaştan faturalar geliyor. Bunların doğru olduğunu düşünmüyoruz. İnsanlar hatalarının günahlarını çekmeli, sorumluluğunu da yüklenmeli, diye düşünüyorum” dedi.

Çağıl: “Malpraktis bence hoş değil”
Çağıl, kamu hastanelerinde çalışan hekimlerin sözleşmeye muhatap olup olmayacakları konusunda ise şunları söyledi:
“Tabii ki. SGK şu anda kendisine işlem yapan tüm hekimleri görüyor. Kamunun ve üniversitedeki hekimlerin de kayıtlarını istedik. Tüm hekimlerin ne yaptığını, hangi ameliyatı yaptığını, yazdığı ilaçları takip ediyoruz. Bir ortopedi uzmanı yaptığı 60 ameliyatın 59’unda iyileştirici bir cihaz kullanıyorsa kurumun bundan haberinin olması gerektiğini düşünüyorum.

Sözleşme yapmadığımız sürece insanlar bir şekilde sorumlu olmayacaklardır. Ben bunların malpraktisle yapılması gerektiğini düşünmüyorum. Malpraktis bence hoş değil. Bir hekimin ciddi olarak kasıtlı herhangi bir işlem yapacağını düşünmüyorum. Malpraktis sağlık harcamalarımızı çok ciddi şekilde arttıracak. Malpraktisle kontrol edilecek türde bir camiamız olduğunu düşünmüyorum. Bu sebeple malpraktise gelmeden biz kendi kendimizi doğru bir şekilde kontrol etmeliyiz.”

“Hekim yazdığının fiyatını bilmiyor”
Hasan Çağıl, sağlık harcamaları konusunda hekimlerin çok aktif pozisyonda bulunduklarını ifade ederek şunları kaydetti:
“Hekimler hastaya hangi işlemin, tahlilin, görüntüleme metodunun uygulanacağına karar verirler. Hekimlerin bunlarla ilgili bazı sorumluluklar alması gerektiğini düşünüyorum. Yaşanan gelişmeler hekimliği sadece el emeği veya düşünme yoluyla yapılan bir meslek olmaktan çıkartmış, sistemin içindeki diğer tıbbi cihaz, ilaç gibi sektörlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini gündeme getirmiştir. Bugün bir ameliyatta kullandığımız bir iyileştirici cihaz o ameliyat için ödediğimiz hizmet bedelinden çok daha yukarıdadır. Tüm bunlara rağmen hekimlerimizin büyük kısmının kullanmak zorunda oldukları malzemelerin birbirinden farklarını, maliyetlerini -ilaç da dahil-, bilmediklerini biliyoruz. Harcamaların yarıya yakını ilaçtadır, tıbbi malzeme o kadar değil, ama artışı ilaç kadar olmasa da her sene artmaktadır. Hekimler malzemeler ve ilaçların fiyatı, üretim metotları konusunda Türkiye’de üretilip üretilmediği konusunda da bilgi sahibi olmalıdır. Türkiye’de çok uzun zamandan beri tıbbi malzeme üretiyoruz. Ama burada üretilen tıbbi malzemelerin desteklenmesi, kendi üretimimizin hem ilaçta hem tıbbı malzemede desteklenmesi gerekir. Hem SGK hem diğer kurumlar bu konuda tedbirler almalılar. Hekimi ikna edemediysek biz ne ilaç ne tıbbi malzeme harcamasını azaltamayız. Hekim ne yazdığın yazdığının fiyatını bilmiyorsa, harcamalar azalmayacaktır.”

“Hekimler finans eğitimi almalı”
Çağıl, eğitim süreci içinde, tıp eğitimi içinde ve sonrasında, hekimlerin hepsinin finans, işletmecilik, sağlık ekonomisiyle ilgili ana konuları bilmesi gerektiğini kaydetti.

Hizmet fiyatlarının azaltılması veya arttırılmasının sağlık harcamalarını arttırmak veya azaltmak anlamına gelmediğini belirten Çağıl, şöyle konuştu:
“Mesela bir hipofiz cerrahisine vermekte olduğumuz ameliyat bedeli, tedavi için ödediğimiz bir aylık ilaç bedelidir. Sağlık harcamaları konusunda bazı düzenlemeler yapıyoruz. Bu çalışmalar, sağlık harcamalarından tasarruf etmekten çok, harcamaların etkinliğini arttırmak için yapılıyor. Sağlık harcaması yüksek olan kalemlerden tasarruf etmeye odaklanan klasik yöntemlerden ziyade sistemin bütününe odaklanmaya çalışıyoruz. Yüksek miktarda harcama yapılan alanlar gerçekten de yüksek harcamalar gerektiren harcamalar olabilir, bunları göz ardı etmemeye çalışıyoruz. Sistemi anlamadan, verileri ve işleyişi anlamadan sistem üzerinde değişiklikler yapmak doğru sonuçları doğurmaz.

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanacak olan tanı ve tedavi protokolleri bizim çalışmalarımız için de çok önemli. Sonuçta bizler işlemleri yapan ilaçları fiyatlandırmak yerine tedavi maliyetleri üzerinden sistemi tasarlamak durumundayız. Değerlendirmelerimizi ödeme sisteminin kapsamını, miktarlarını tedavi maliyetlerine göre kararlaştırmalıyız.”

“Yeni fark ücretleri yılbaşına hazır”
Çağıl, hastanelerin sınıflandırma işleminin yılbaşından itibaren biteceğini ve fark ücreti sınırlarının belirleneceğini söyledi. Çağıl, şu bilgileri verdi:
“Sınıflandırma yönergesi bizim tarafımızdan yayınlanacak. Fark ücretine tabi sınıflandırma yönergesini hazırladık. Özel sağlık kurumlarında kalite değerlendirmelerinin Sağlık Bakanlığınca yapılması gerekiyor. Ancak yayınlanacak şeklinde şöyle bir durum var:

Kurumun kendi yapacağı ölçümlerin haricinde Sağlık Bakanlığının kalite değerlendirmelerinin bitmesini beklemeyeceğiz. Yılbaşı itibariyle kurumlar Sağlık Bakanlığının kalite kriterleri gereğince ölçümlerini yapıp bize beyanda bulunacak. Bunun arkasından Sağlık Bakanlığının denetlemeleri devam edecek. Sınıflandırmayı muhtemelen yılbaşından itibaren bitirmiş ve fark sınırları sağlamış olacağız.”

Türkiye’de insan kaynaklarının kısıtlı olmasından dolayı hekim üretkenliğini desteklediklerini kaydeden Çağıl, bazı tesislerin üretkenlik oranlarının üretkenlikten çok istismarı çağrıştırdığını öne sürdü.

OHSAD: “SUT fiyatları 5 yıldır aynı”
Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Genel Sekreteri Dr. Cevat Şengül de, özel sağlık kuruluşlarının zor şartlar altında hizmet verdiğini ve ciddi bir çoğunluğunun SGK ile sözleşmeyi yenilememeyi planladığını söyledi. Şengül, kamu ve özelde muayene katalım payının eşitlenmesi gerektiğini ki bunun eşitleneceğine inandığını söyledi.

Yüzde 30’luk fark ücreti sınırının yükseltilmesi gerektiğini belirten Şengül, “Özel sağlık sektörünün yıllık maaş ödemesi 5.6 milyar lira. En iyi şekilde personel yönetimi yapan bir özel hastane personel giderleri toplam giderlerin yüzde 50’sinin altında değil. Bizim SGK’dan aldığımız faturalarda yaptığımız işlemlerin pek çoğundan da fark almamaktayız. Kalp damar cerrahisi, yanık, organ nakli, acil servis, yeni doğan hizmetleri gibi. Bunun dışında 5 senedir SUT fiyatlarında güncelleme yapılmıyor. SGK, suistimali SUT fiyatlarını düzelterek önlemek istiyor.

Mesela sezaryen oranları yüksekse o zaman sezaryen fiyatlarını düşürüyor. Bir yanlış başka bir yanlışla düzeltilmek isteniyor. Bir de SGK’nın maliyet bazlı paket uygulamaya geçmesi gerektiğini düşünüyorum“ diye konuştu.

Ünüvar: “Hem tıbbi hem mali bilgi gerekli”
Sempozyuma katılan Adana Milletvekili Prof. Dr. Necdet Ünüvar, konuşmasında kamu hastane birlikleri ve tam gün yasa tasarılarına değindi. Kamu hastane birlikleri yasasında hastaneciliğin tıbbi, idari ve mali yönünün iç içe geçtiğini belirten Ünüvar, “Yıllarını genel cerrah olarak harcamış biri için ‘cihaz alım satımından, temizlik işinden ne anlar’ gibi serzenişlerde bulunuluyordu. Kamu hastane birliği yasa tasarısı işin mali, idari, tıbbi yönetimini birbirinden ayıran, özerk bir hastane yönetimini öngörüyor” diye konuştu.

Tam gün yasası konusuna ilişkin konuşan Ünüvar, özel muayenehane konusunda hekimin ve hastaların ikileme düştüğünü, fakat yasayla hükümetin bu ikilemi ortadan kaldırmak yönünde girişimde bulunduğunu ileri sürdü.

Erdöl: “Tam günde öncelik eğitime veriliyor”
TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Komisyonu Başkanwı Prof. Dr. Cevdet Erdöl de, en az sağlık sistemi kadar sosyal güvenlik sisteminin de iyi olması gerektiğini savundu. Konuşmasında tam gün yasa tasarısını anlatan Erdöl, şunları kaydetti:

“Tam gün yasasının iki handikabı var; ilki üniversite personeli bakımından, üniversitedeki öğretim üyelerinin mali haklarının nasıl verileceğine ilişkindi. Özel muayeneler kaldırılıyor, üniversitelerde dönen sıcak paranın yerine ne konulacağı önemliydi. SUT’taki düzenlemelerle birlikte bunun halledilebileceği kanaatine varıldı. Üniversitedeki sistemin çok da anlaşılmayan bir yönü var. Sanılıyor ki, öğretim üyesi sadece muayene ettiği kişi kadar ücret alacak. Hiç alakası yok. Yasa, birinci önceliği araştırma ve eğitime veriyor. Sonrasında hasta hizmetleri geliyor. Öğretim üyesine araştırma ve eğitim için çok fazla zaman kalıyor. Öğretim üyesi yüzde 40 eğitim, yüzde 40 araştırma ve yüzde 20 oranında hizmet verecek.

Kanunun ikinci handikabı emeklilik durumuyla ilgiliydi. Sizler bin 100 lira emeklilik maaşı alırken, bundan sonra emekli olacak bir hekim 3 bin 200 lira civarında bir parayla emekli olacak, bundan 30 yıl sonra.”

Erdöl: “Hekim mali yönetimi bilmeli”
Yeni düzenlemede afiliasyon konusuna da işaret eden Erdöl, hastanelerde vaka başı ücretlendirmeler yapılabileceği gibi, bir hastanenin çalıştırılması işinin üniversiteler ve Bakanlık hastanesi tarafından birlikte yapılabileceğini söyledi.
Erdöl, tıp fakültelerine para yönetimiyle ilgili ders konulması gerektiğine işaret ederek, şunları söyledi:
“Kamu hastane birliklerini yönetecek olan bir idari yapının tepesinde idareci kişiler olacak. Ancak hekim arkadaşların en büyük sıkıntısı mali yönetimi iyi bilmemeleri. Çünkü eğitim almıyorlar. İşin başında işi öğreniyorlar ve bazı yanlışlıklar olabilir.”

Tosun: “Tam günle nöbet ücretleri artacak”
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun da, hastanelerin mali yönetimi konusunda yapılan düzenlemeler hakkında bilgi verdi. Hastanelerde yüzde 80 oranında tam gün uygulandığını belirten Tosun, bunun tüm kurumlarda eşit şekilde uygulanması gerektiğini söyledi. Müsteşar, tam günle nöbet ücretlerinin arttığını; nöbetin külfet olmaktan çıkarılarak optimal karşılığı verilen bir hizmete dönüştürüleceğini öne sürdü.

Sağlık işletmelerinde mali yönetim ve çözüm önerileri üzerine bir sunum yapan Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Mehmet Atasever, sunumunda hastanelere birer işletme olarak bakılması gerektiğini belirterek, sağlığa erişimde sağlanan kolaylıklara değindi.

Zararsız: “Fiyatlandırma doğru yapılmalı”
SGK Başkanı Dr. Emin Zararsız, konuşmasında sosyal güvenlikte sürdürülebilirliği sağlamanın önemine işaret etti. “Kurum olarak amacımız sağlık harcamalarını azaltmak değil, aksine harcamaların doğru şekilde dağıtılmasını sağlamaktır” diye konuşan Zararsız, sağlık bütçesinin rasyonel dağıtılması için sunulan hizmetin hastalıklar bazında demokratik, sosyo ekonomik kriterlerle ölçülmesi gerektiğini söyledi. SGK Başkanı bu sayede hangi hizmetlerin hangi tesislerde kim tarafından verilmesi gerektiğinin bilinebileceğini ifade etti.

Doğru fiyatlandırmanın gerekliliğine değinen Zararsız, “Örneğin; organ naklinin doğru fiyatlandırılması, kadavradan organ temininin seçimi için alınacak kararlar hasta için ve kuruma maliyet açısından önem arz etmektedir. İlaç harcamaları azaltılmalı, etkin bir aile hekimliği uygulamasıyla ayaktan tedavi bütçesi azaltılmalıdır” dedi.

Demir: “Maliyet düşmezse hizmet hacmi düşürülmeli”
Sağlık Bakanlığı Müşaviri Dr. Mehmet Demir, hastanelerin finansmanı konusunda bir sunum yaptı. Son 3 aylık tartışmaların hastanelerin finansmanıyla ilgili olduğuna dikkat çeken Demir, global bütçe konusunda bilgi verdi. Global bütçenin “ileriye dönük genellikle bir mali yıl için harcama sınırının hedefini işaret ettiğini” belirten Demir, şunları kaydetti:

“Harcama sınırını belirlemek bu sistemin en kolay kısmı. Harcama sınırıyla birlikte mutlaka teşviklerin hem hizmet sunan hem hizmet alan için konulması gerekiyor. Hasta güvenliğinin teknik standartlarının konulması gerekiyor. Global bütçe harcama sınırı değildir. Sağlık Bakanlığı geri ödeme kurumundan aldığı global bütçeyi şu anda sağlık kurumlarına dağıtmaktadır. Global bütçe, Sağlık Bakanlığı için de bir davranış değişikliği getirdi. Maliyetleri kontrol etme açısından çeşitli düzenlemeler yaptı. Global bütçenin basit bir matematiksel formülü var; fiyat veya maliyet hizmet hacmiyle çarpıldığında global bütçe oluşuyor. Global bütçe sabitse o zaman artan hizmet hacmine karşı mutlaka maliyetin düşürülmesi gerekiyor. Maliyetin düşemediği durumda, hizmet hacminin düşürülmesi gerekiyor.”

“12 hastaneden DRG verisi toplanıyor”
Demir, tanı ilişkili gruplar (DRG) konusunda da bilgi verdi. DRG’nin, hastalığın klinik ve mali verilerine göre gruplandırılması ve benzer hastalıkların benzer gruplara atanmasını içeren bir işlem olduğunu belirten Demir, “Yaklaşık 38 bin hastalık sınıfı tanımlanmış. Dünyanın tamamına yakını bu sistemi kullanıyor ya da kullanmak üzere. En son İran bu sisteme geçti. Şu an 12 hastaneden DRG verisi toplanıyor. Buna göre bir ödeme modeli geliştirilecek. Üç ay sonunda sistem oturduktan sonra 12 hastanenin sayısını arttırmayı planlıyoruz”dedi.

FATMA ERGÜZELOĞLU/Medimagazin

Bu haber toplam 1570 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim