• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Bursa 22 °C
  • Antalya 24 °C
  • İzmir 26 °C

Sık tomografide kanser riski

Sık tomografide kanser riski
Osteoropoz, kalp rahatsızlığı, damar tıkanıklığı gibi birçok hastalığın tespitinde kullanılan tomografi, maruz kalınan radyasyon nedeniyle kansere yol açan etkenler arasında gösteriliyor.

Uzmanlar sık tomografi çektirenlerin vücutlarında biriken radyasyonun kansere yol açtığı, bu etkilerin tomografi çektirildiği anda değil, 20-30 yıl sonra ortaya çıktığı yönünde uyarıyor.

Dicle Üniversitesi (D.Ü) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Göral, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kanserin vücutta bazı yerlerde, kontrolsüz ve aşırı hücre çoğalması olduğunu, çoğalan ve oluşan anormal hücrelerin, bulunduğu bölgede tehlikeli ve ölümcül sonuçlara neden olduğunu söyledi.
Hastalara çeşitli rahatsızlıkların tespiti için önerilen veya çoğu zaman da hastaların güvenilir sonuca ulaşılması amacıyla doktorlarından talep ettiği tomografi filmlerinin insan sağlığına zararlı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Göral, kansere yol açan en önemli etkenler arasında sık ve lüzumsuz çekilen tomografi filmlerinin de yer aldığını söyledi.

İngiltere'de yasaklandı
Prof. Dr. Göral, hastaya x ışınlarının yani radyasyonun verilmesinin kansere sebep olduğunu, sıradan bir röntgende vücudu görüntülemek için tek bir ışın gönderilirken, tomografide daha detaylı bir görüntü elde etmek için art arda birçok ışın gönderildiğini belirtti.

Eskiden tomografi çekilmesinin çok yaygın olduğuna dikkati çeken Göral, ''Eskiden bir tomografi çekme modası vardı. Hastalar tomografi çekilmesini kendileri talep ediyorlardı. Hatta bir yerde çekilen tomografi beğenilmeyip hastadan yeni bir tomografi isteniyordu. Böylece daha çok radyasyona maruz kalınıyordu. Biz çocuklara ve gençlere tomografi çekilmesini önermiyoruz. Çünkü acısı ileriki yıllarda ortaya çıkıyor. Bu konuda hastaların bilinçlenmesi de son derece önemli. Bir karın tomografisinde hastaya yaklaşık 400 akciğer filmi çekilmiş kadar radyasyon yükleniyor'' dedi

Göral, İngiliz Sağlık Bakanlığı'nın, sağlıklı her 50 kişiden birinin radyasyona maruz kalarak kansere yakalandığı gerekçesiyle tomografiyi yasakladığını hatırlatarak, her tomografinin kanser riskini artırdığını söyledi.

Hücre bölünmesinin genç yaşlarda çok hızlı, çocuklarda ise çok daha hızlı olduğuna dikkati çeken Göral, hücre çok bölündüğü takdirde kanserli hücrenin de o kadar hızlı çoğalacağını, gereksiz çekilen röntgenlerin ekonomik kayba neden olmaları dışında, bu sırada kullanılan X ışınlarının da hastaları radyasyona maruz bıraktığının unutulmaması gerektiğini kaydetti.

Göral, tedavinin tomografi yerine daha az radyasyon yayan MR ya da hemen hemen hiç radyasyon bulunmayan ultrason ile sürdürülmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Genetik danışmanlığı önem kazanacak
Göral, günümüzde yaklaşık 200 çeşit kanser hastalığının mevcut olduğunu, bunların hemen hemen yüzde 10'unda genetik geçiş veya genetik ilişkinin bulunduğunu söyledi.
Teknolojik gelişmeler ve genetik mühendisliği alanında gerçekleştirilen önemli araştırmalar sonucunda, birçok kanserde genetik faktörlerin etkin rol oynadığının tespit edildiğini kaydeden Göral, günümüzde genetik haritalarla ilgili çalışmaların sürdüğünü, yaklaşık 10 yıla kadar kanserli genlerin saptanarak, kanserin şifresinin çözülebileceğinin iddia edildiğini bildirdi.

Göral, anne karnındaki bebeğin kordon kanı alınarak, kanserli genlerin varlığının araştırılmasının söz konusu olduğunu kaydederek, şöyle dedi:

''Belkide ileride bebek doğmadan kanserli genleri saptanacak ve bu genler ayıklanarak kişi kanserden korunmuş olacaktır. Günümüzde genetikle ilişkili sindirim sistemi kanserleri içerisinde; mide, pankreas ve kalın barsak kanserleri yer alıyor. Ayrıca, meme, yumurtalık ve tiroid bezi kanseri, prolaktinoma, deri kanserleri (melanoma), bazı hematolojik kanserler de genetik geçiş göstermektedir. Kişide kansere yatkın gen olabilme ihtimaline karşın, o kişide kanser görülmemesi, veya kişide kanser olmasına rağmen anne ve babasında kanser bulunmaması, o kişinin ebeveynlerinde kanser geninin olmadığını göstermez. Kanser geni taşıyan herkeste kanser olmaması, stres, sigara, alkol, obezite, bağışıklık sisteminin zayıflaması, ani stres gibi kişisel veya hava kirliliği, bazı bakteri ve virüsler, radyasyon, aşırı güneşe maruz kalma, katkılı gıda maddeleri gibi çevresel faktörlere bağlı olup, tetikleyici faktörlerin etkisiyle genler aktifleşmekte ve kansere gidiş başlamaktadır. Yakın gelecekte kanser tanısında genetik danışmanlığı önemli rol oynayacak.

Özellikle Amerika'da genetik danışmanlığının yaygın olduğunu görüyoruz. Bu ülkemizdeki kardiyoloji, onkoloji veya diyetisyenlik gibi düşünülmeli. Bizler nasıl ki hastalarımızı psikologa veya diyetisyene yönlendiriyorsak, kanser hastalarının yakınları da ailenin gen haritasının çıkarılması için genetik danışmanlığa yönlendiriliyor. Hasta yakınlarının kanları alınarak genetik analizleri yapılıyor. Şüpheli bireylere genetik tavsiyede bulunuluyor. Son derece önemli bir branş. Yakın bir gelecekte bizler de bu bölüme hasta yakınlarımızı yönlendireceğiz. Ülkemizde de yaygınlaşacağına inanıyorum.''

Prof. Dr. Göral, kanserden korunmak için alkol ve sigaradan uzak durmak, aşırı kilo almamak, bol sebze ve meyve yemek, doymuş hayvansal yağ alınımını azaltmak, mangalda kırmızı et pişirmekten kaçınmak, aşırı güneşe maruz kalmamak, katkı maddesi içeren gıdalardan uzak durmak, doğal gıdalarla beslenmek, yürüyüş ve düzenli egzersiz yapmak gerektiğini söyledi.

200'e yakın kanser türünden meme kanseri olan hastaların kızlarının da mamografi kontrollerini düzenli yaptırmalarını önerdiklerini ifade eden Göral, özellikle annenin kansere yakalandığı yaşın 5 yaş aşağısında kanser taraması yapılması gerektiğini belirtti.

Göral, mide kanserinde ''helikobakter pilori'' adlı bakterinin rol oynadığına dikkati çekerek, genetik yatkınlığı bulunan bazı kişilerde bu bakterinin mide kanserine neden olabildiğini, bu nedenle mide kanseri olan hastaların yakınlarının bu bakteri açısından araştırılması gerektiğini vurguladı.

Uyarı: Sitemizde yer alan yazı, haber, makale, video, yorum ve tüm tıbbi bilgiler sadece genel bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgiler zamanla geçerliliğini kaybedebilir. Sitede yer alan bu bilgiler hiçbir zaman doktor muayenesinin yerini alamaz, doktor muayenesi ve tedavisi yerine kullanılamaz, kişisel teşhis ve tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilemez. Bitki Ansiklopedisinde ve haberlerde yer alan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır, uzmana danışmadan bilinçsiz kullanımda ilaçlarla etkileşime girerek ciddi yan etkiler oluşturabilir, başka bir hastalığı tetikleyebilir veya bir organınıza zarar verebilir. Sağlığınızla ilgili durumlarda lütfen uzman bir doktora danışınız. Sitemiz, uzman bir doktora danışılmadan yapılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zarardan sorumlu tutulamaz. Sitemizi ziyaret eden, yorum yapan ve doktorlara soru gönderen kişiler, bu uyarıları kabul etmiş sayılacaktır.
Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 3010 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim