• BIST 106.663
  • Altın 143,662
  • Dolar 3,5540
  • Euro 4,1354
  • Ankara 29 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Bursa 35 °C
  • Antalya 34 °C
  • İzmir 37 °C

Siyasi Parti Değil, Öncelikle Tabip Odası

Siyasi Parti Değil, Öncelikle Tabip Odası
Hekim, bir özel kuruluşta işe girmek istese, kadrolar dondurulduğu için işe giremiyor. Muayenehane açarak serbest çalışmak istese, önüne akıl dışı ve aşılması olanaksız engeller konuluyor.

Neden ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU?

Adımız neden ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU? Çünkü, şu dönemde hekimlerin en önemli ve temel sorunu “çalışma özgürlüklerinin kısıtlanması” sorunudur.

Hekim, bir özel kuruluşta işe girmek istese, kadrolar dondurulduğu için işe giremiyor. Muayenehane açarak serbest çalışmak istese, önüne akıl dışı ve aşılması olanaksız engeller konuluyor. Serbest çalışan hekim SGK ile anlaşma yapamıyor, yazdığı reçete bedelleri ödenmiyor, sistem tarafından tanınmıyor. Hekimin birden fazla kuruluşta çalışmasına izin verilmiyor. Ayrılmak istese, çalışma seçenekleri yok edildiği için ayrılamıyor. Çalışma biçimini kendisi seçemiyor. Çalışmak istediği kuruluşu seçemiyor. Sağlık Müdürlükleri hekimleri sürekli tehdit ve taciz ediyor. İnanılması güç şekilde, yılların deneyimine sahip hocaların hasta bakması ve ameliyatlara girebilmesi bile yasaklanıyor.

Hekimler tamamıyla kuşatılıyor ve tutsak hale getiriliyor. “Yasal görünümlü” antidemokratik ve anayasaya aykırı düzenlemelerle, görünmeyen duvarlarla örülmüş bir hapishane ortamı içine alınıyor.

Bu durumda, hekimlerin en önemli gündem maddesi nedir? Tabii ki “Çalışma Özgürlüğü”. İşte bu yüzden adımız “ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU”.

Aynı zamanda bu tanım, bizim bilimsel düşünebilme alışkanlığımızı, bağımsız hareket edebilme yeteneğimizi ve dogmatik düşüncelerden uzak özelliğimizi de vurguluyor. Bu nedenle de adımız ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU.

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile, halkın da hekimini özgürce seçebilme ve hekimini istediği yerde görebilme özgürlüğü yok ediliyor. Hekimler, şimdiden tamamına yakını yabancı sermayenin eline geçmiş olan özel hastane zincirlerine ya da kamu hastanelerine “çaresiz ucuz işgücü” olarak, halk da bu hastanelere “başka seçeneği kalmamış hastalar” olarak mecbur bırakılmak isteniyor. Yabancı sermaye ve işbirlikçileri kazanıyor, hekimler ve halk sürekli kaybedecekleri bir yola itiliyor.

Bu gidişatı değiştirmek için adımız ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU.

Üzülerek görüyoruz ki, hekimlerin tek mesleki kuruluşları olan Tabip Odası yönetimleri de, bu olumsuz süreci engelleyemediler. Bunun birinci nedeni, güncel sorunların kavranamaması, hekimlerin mesleki sorunları yerine soyut siyasetin önde tutulması ve Tam Gün Yasası gibi konularda kendi meslek mensuplarının taleplerini savunmak yerine, hekimlerin aleyhine kurulan tuzakta Bakan’ın yedeğine düşülmesidir. Sağlık Bakanlığı ile, adeta “kim daha sıkı Tam Gün’cü” yarışına girenlerin, görüş ve hedefleri net olmayan bir oda yönetiminin, hekimleri ileriye taşıyabilmesi ve yaratılan kuşatmadan çıkarabilmesi olanaksız görünmektedir.

İşte tüm bu nedenlerle, ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMUyuz. Düşüncelerimiz berrak, programımız kapsamlı, hedeflerimiz nettir. Programımız, sadece hekimlerin değil, tüm ülkenin sağlık sorunlarına çözüm önerebilecek, akılcı ve katılımcı bir programdır.

İşte başlıca görüşlerimiz:

1. Siyasi Parti Değil, Öncelikle Tabip Odası

Tabip Odaları’nın, birer siyasi parti bürosu veya marjinal siyasi düşüncelerin uygulamaya konulduğu alanlar olmadığı inancındayız. Tabip Odaları’nın yönetimlerinde bulunan hekimler, farklı siyasi fikirlere sahip olabilirler. Bununla birlikte, kendi kişisel görüşlerini, tüm hekimlerin veya Tabip Odaları’nın duruşu olarak dayatamazlar. Siyasi programların mücadele alanı, siyasi partilerdir. Tabip Odaları, bir meslek odası olarak, öncelikle hekimlerin mesleki, ekonomik ve demokratik haklarını korumak, geliştirmek ve iyileştirmek için mücadele etmekle yükümlüdürler. Bu mücadele, ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU’nda, tüm hekimlerin ortak değerlerini kucaklayan bir yönetim biçimiyle yürütülecektir.

ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU, Tabip Odası’nın gün geçtikçe eriyen saygınlığı ve etkinliğini yeniden kazandırmak üzere yola çıkan bir hekim hareketidir. Hekimliğin, horlanıp aşağılanmasına izin vermeyecek, bu kutsal mesleğin onuru için olduğu kadar, genç meslektaşlarımız ve tıbbiyelilerin geleceği için de çalışacaktır. Tabip Odası’nı, haksız etiket ve yaftalardan kurtaracak, tüm hekimlerin Oda’ya katılımını ve hakça temsil edilmelerini sağlayacaktır. Yarıdan fazla üyesi özel hekim olan bir Tabip Odası’nda, bu çalışma alanlarının, yönetim düzeyinde temsil edilmiyor olması temsilde adalet ilkesinden uzaktır. Kamu ya da özeldeki tüm hekim gruplarının Oda içinde temsil edilmeleri lüks değil, zorunluluktur.

ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU’nun, siyasal bir ajandası ya da bir parti bağlantısı yoktur; insana, barışa, emeğe ve özgürlüğe dair net bir duruşu vardır. Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine ve toplumsal barışa sahip çıkan, yaşama ve diğer temel insan haklarını her şeyin üstünde tutan, emekten yana taraf olan, demokrasiyi içselleştirerek kendi içinde de uygulayan, evrensel hukuk temelinde tam bağımsız bir adaleti savunan ve halk sağlığını her türlü tehdite karşı koruyup, kollayan duruşumuzdan asla ödün vermeden çalışacağız.

Özgür Hekimler Platformu, inanç özgürlüğü, vicdan özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, ifade ve gösteri özgürlüğü gibi hak ve özgürlüklerden yana taraftır. İşkence ve kötü muameleye, şiddete, teröre, ırkçılığa, dinsel veya militarist tahakküme, ayrımcılığa ve her türlü emperyalist vesayete karşı olmak gibi temel evrensel ve insani değerleri ilke edinmiştir. Siyasi düşüncesi her ne olursa olsun, tüm hekimlerin kendini evinde hissettiği ve fikrini özgürce ifade edebildiği gerçek hekim birliğini sağlamaya kararlıyız.

2. Hizip Değil, Gerçek Katılımcılık ve Şeffaflık

Gerçek demokratik katılım, yandaş anlayış ile değil, Tabip Odası’nı, tüm hekimlere açacak formülleri geliştirerek, daha yüksek oranda hekim katılımlı kararların alınmasıyla sağlanır. Bir sabah, gazeteyi açıp da, bir siyasi parti yetkilisi ya da milletvekilinin, Tabip Odası’nda basın toplantısı yapmasına olanak sağlandığını öğrendiğinizde, ya da Türk Tabipler Birliği toplantılarında aynı siyasi ajandanın uygulamaya konulduğunu gördüğünüzde, Odanız’ın farklı amaçlarla kullanıldığı gerçeği, her hekimin Odası’na karşı duyduğu güveni yok edecek niteliktedir. ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU, bu tarz uygulamalara asla izin vermeyecek, oldu-bitti şeklinde, günübirlik kararlar yerine, yüksek hekim katılımlarıyla, referandum niteliğinde ilkesel kararlar alınmasına olanak tanıyacaktır. Oda üyeliğini teşvik etmek amacıyla, aidat sistemi modifiye edilecek, profesyonel kampanyalarla desteklenecektir. Biliyoruz ki; ne kadar kalabalıksak, o kadar güçlüyüz.

Yakın geçmişte yaptığımız sokak eylemlerini medya çalışmaları ve gazete ilanları ile desteklemek için ihtiyaç duyulan bütçenin bile, yıllardır odalarına aidat ödemiş olan hekimlerin sırtına yüklenmesi, kabul edilebilir bir tavır değildir. ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU, şeffaf bir bütçe anlayışından hareketle, toplanan üye aidatları, diğer gelirler ve yapılan tüm harcamaların dökümünü periyodik olarak internet sitesinden duyurma sorumluluğunda olacak, kamuya açık tüm hizmet alımlarında şeffaf ihale yöntemlerini kullanacaktır.

3. Kronik Muhalefet Değil, Yapıcı Politikalar

Uzun yıllar içinde, kısır süreçlere sokulmuş, geleneksel ve sonuç vermeyen muhalefet çizgisi, yapıcı ve planlı bir mücadele çizgisi ile değiştirilecektir. Toplum ve hekimlerin yararına olan politikalara sahip çıkılarak destek verilecek, olumsuz politikalara ise, sakıncaları ortaya konulmak suretiyle alternatif çözümlerle karşı çıkılacaktır.

ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU, tüm siyasi partilere eşit uzaklıkta durup, iktidarlar ve diğer partilerle, hekimlerin ekonomik ve demokratik hakları için görüşmeler yapmaktan, sürekli ve canlı diyalog kapısını açık tutmaktan yanadır. Temel ilkemiz, sorunların, tartışma ve konuşmalarla çözülmesi temeline dayalıdır. Ancak bu süreçte, samimiyetimiz ve iyi niyetimiz görmezden gelinerek, hekimleri yok sayan ve küçümseyen anlayışın devam etmesi halinde, bunu aşmak için ihtiyaç duyulan eylemselliğe, daha yoğun ve etkin olarak başvurmaktan, iş bırakma dahil her türlü demokratik hak arama yöntemlerini kullanmaktan çekinilmeyecektir.

4. Hekimlerin Çalışma Özgürlüğü Kısıtlanamaz

Hekimlerin tercih ettiği çalışma biçimini ve çalışmak isteyeceği sağlık kuruluşunu serbestçe seçebilmesi hakkının, sonuna kadar savunucusu ve takipçisiyiz. Hekimler, özel ya da kamusal alanlarda, istedikleri sağlık kuruluşunda ve/veya kendi muayenehane veya merkezlerinde, mesleklerini özgürce icra edebilmelidir. Yetişmiş uzman potansiyelinin daha verimli kullanılması adına, birden fazla yerde çalışabilmeli, çalışma sürelerini kendileri belirleyebilmelidir. Hastanın sağlığa ulaşmak için kullanabileceği her yol, yüksek yargının da onayladığı, anayasal bir haktır ve vazgeçilemez. Hekimlerin çalışma koşullarını kısıtlayan, onları adeta çalışamaz duruma getiren baskıcı, antidemokratik ve anayasaya aykırı düzenlemelere karşı mücadele verilerek, yasal hakların tekrar kazanılması ve iyileştirilmesi için çaba gösterilecektir.

Bu bağlamda, mevcut tam gün uygulamasına karşıyız. İsteyen hekimler tam gün uygulaması içinde kalabilirler. Ancak, mesai saatleri sonrasında daha fazla çalışmak ve sağlık hizmeti üretimini kendi muayenehanesinde ya da başka bir kuruluşta sürdürmek isteyen hekimlerin, zorla ve baskıcı uygulamalarla engellenmesinin iyi niyetli olmadığı gibi, ülke yararına da olmadığı görüşündeyiz.

5. Halkın, Hekimini Özgürce Seçme ve İstediği Yerde Görme Hakkı

Hekimin tercih ettiği sağlık kuruluşu ve çalışma biçimini özgürce seçebilme hakkı yanında, yurttaşın da istediği hekimi ve sağlık kuruluşunu kendi arzusu ile seçebilme hakkını savunuyoruz. Halk, muayenehaneler, laboratuvarlar, görüntüleme merkezleri, poliklinikler, tıp merkezleri ve hastaneler de dahil olmak üzere, istediği hekim ve sağlık kuruluşuna, engelsiz başvurabilmelidir. Muayenehaneler de dahil olmak üzere, talep eden tüm sağlık kuruluşları SGK ile sözleşme yapabilmelidir. Ödedikleri primlere istinaden aldıkları SGK güvencesiyle, muayenehaneler de dahil tüm sağlık kuruluşlarında, halk-hekim buluşmasının önü açılmalıdır. Bu hak tanınmadığı sürece, hükümetin “halkı istediği hekimle buluşturduk, hekime ulaşımını kolaylaştırdık” şeklindeki yanılsatmasının, ucuz bir demagoji olduğunu tüm medya kanallarını kullanarak halka anlatacağız.

6. Etkin Medya Kullanımı ve Halkla İlişkiler

Oda bünyesindeki mevcut medya ilişkilerinin, çağın gereklerinden çok uzak, yok denecek düzeyde yetersiz ve amatörce olduğunu üzülerek görmekteyiz. Kendi haklı davamızı, medyada çok daha etkin anlatabilmek ve kamuoyu desteği sağlayabilmek için, profesyonel medya danışmanlığı hizmeti alacağız. Yazılı ve görsel basında çok daha fazla yer alacak, ilgili uzmanların desteğinde, sosyal medyayı da etkin bir şekilde kullanarak, daha az maliyetle daha geniş yığınlara ulaşacağız. Güçlü bir basın bürosu, sesimizin gür ve net çıkmasını sağlayacaktır. Medyadaki haber ve yorumlar yakından takip edilecek, basında çıkan aleyhte haberlerin üzerine gidilecek ve kamuoyuna gereken yanıt ve mesajlar hızla verilecektir.

Hedeflerimizin, uzun vadede halkın yararına uygulamalar olduğunu, halka bizzat anlatacağız. Profesyonel halkla ilişkiler uzmanlığından ve gerekirse kamuoyu anketlerinden, bilimsel önerilerden yararlanacağız. Hekim düşmanlığı yapanların ve halkı bu yönde kışkırtanların, halka hesap vermekten kaçmak için, aslında işlemeyen sistemin suçunu hekimlere yüklemek niyetinde olduklarını göstereceğiz. Bu bağlamda, halkımızla barışmak ve yeniden desteğini almak, önceliklerimiz arasında olacaktır.

7. Hekime Yönelik Şiddeti Bitirmeye Kararlıyız

Hekime uygulanan şiddet, halkın, hekimlik mesleği ve hekimlere karşı bilinçli olarak kışkırtılması ile son yıllarda zirve yapmıştır. Bunun önüne geçmenin en etkili yolu, toplumsal bilincin arttırılmasıdır. Profesyonel araçlardan da yararlanarak, bu konuda, halkın doğru bilgilendirilmesini sağlayıp, hekime yönelik şiddeti, barış diliyle çözeceğiz. Buna rağmen sürebilecek olası bir şiddetin karşısında ise, hem eylemsel hem de hukuksal olarak tüm gücümüzle duracağız. Hekime şiddeti alışkanlık haline getirmiş cani kişiliklere, acil koşullar dışında üyelerimizce tıp hizmeti verilmeyeceğini kamuoyuna deklare edecek ve uygulanması için takipçisi olacağız. Poliklinik ve acil alanlarında, birden çok hasta yakınının doktorlara fiziksel olarak yaklaşamayacağı şekilde mekan düzenlemelerinin kurulması ve güvenlik personeli bulundurulması için üreteceğimiz projeleri hayata geçireceğiz. Hukuk büromuzda, bu konuda uzmanlaşmış bir ekip kurarak, hukuksal işlemlerin hızlıca başlatılmasını sağlayacağız.

8. Güçlü ve Geniş Hukuk Bürosu Kuracağız

Mücadelemizdeki en önemli gücümüz; evrensel hukuktan gelen haklılığımızdır. Bunu ortaya koyacak en önemli silahımız ise hukuk savaşımız olacaktır. Mevcut hukuk büromuzun, artan dava trafiği nedeniyle, bu mücadelede yetersiz kaldığını üzülerek gözlemliyoruz.

ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU, hukukun mücadelemizdeki yerini önemle kavramış olarak, tüm hekimlerimizin hukuksal ihtiyaçlarına hızla cevap vermek üzere,mevcut hukuk bürosunun kapasitesini en üst seviyeye artıracak, kamusal ve özel hekimliğin her alanında özelleşmiş hukuk kadrolarının oluşmasını sağlayacaktır. Aidatlarını düzenli ödeyen üyelerimiz için tam anlamıyla ücretsiz temel hukuk ve avukatlık hizmetleri temin edilecek, gerekli hallerde telefon ile acil hukuk konsültasyonu alabilmenin alt yapısı hazırlanacaktır. Malpraktis dava cezalarındaki maddi üst sınırın makul seviyelere çekilmesi amacıyla, hukuk, sigorta ve siyaset dünyasından kamuoyu desteği sağlanarak, yasal düzenlemenin yenilenmesi için çaba gösterilecektir.

9. Performans Sistemini Mevcut Haliyle Kabul Etmiyor, Temel Ücretlerin Arttırılmasını Savunuyoruz

Mevcut performans uygulamaları ile kamu hastaneleri ticari işletmeler haline dönüştürülürken, hasta başına düşen muayene süreleri tehlikeli sınırlara düşürülmüş durumdadır. Bu durum, en başta hasta güvenliğini tehdit ederken, çeşitli etik problemlere ve hekimler arasında ücret adaletsizliklerine neden olmaktadır. Kamuda, hizmet verenler arasında maddi çıkar amacıyla rekabet olması, kamu hizmeti mantığına aykırıdır. Performans / temel ücret oranı, temel ücretin bir hekimin eğitimi ve emeği ile bağdaşır makul seviyelere yükseltilmesi, performansın ise, yapılan işin, özelliği ve önemi oranında, teşvik amaçlı olması kıstaslarına göre ayarlanmalıdır. Örneğin sadece zor ve özellikli tıbbi işlemlere teşvik verilmesi, bugünkü gibi kolay işlemlerden performans elde etmek için, zor ve zaman alan işlerden kaçınılması problemini çözecektir. Performansın, temel ücretin üzerine çıkacak kadar arttırılması kabul edilemez. Bu nedenle, mevcut sistemin kaldırılmasından ya da performans oranını cüzi düzeyde tutacak şekilde ciddi anlamda revize edilmesinden yanayız. Temel ücretlerin, emekliliğe de yansıyacak şekilde, AB standartlarına yükseltilmesini gerekli buluyoruz. Zorla ve anayasaya aykırı dayatmalarla uygulanmaya çalışılan tam gün, bu şekilde, fiilen ortadan kalkmış, kamusal çalışma alanı da tercih edilebilir hale getirilmiş olur. Kamuda çalışan ve isteyen hekimlerin, mesai saatleri sonrasında özgürce çalışabilmeleri hakkını savunuyoruz ve bu anayasal hakkı geri almak için mücadele vereceğiz.

Hastaya, performans uğruna hak ettiği zamanı ayıramayan, gereken ilgiyi gösteremeyen bir tıp anlayışını, hekimlik ve insanlık onuruyla bağdaştıramıyor, tamamıyla reddediyoruz. Her hasta muayenesine, dünya standartlarına uygun olarak en az 15 -20 dakikalık süre ayrılabilmesi için, gereken her mecra kullanılmak suretiyle kamuoyu oluşturulacak, hastalar bilinçlendirilecek, birlikte mücadele verilecektir. ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU, hasta ve haklarını da en doğru şekilde algılamaktadır.

Özel hastane sahipleri ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan, hekim emeğinin değersizleştirilmesini amaçlayan protokolü şiddetle kınıyor, hukuksuz ve etik dışı buluyoruz; yönetime geldiğimizde yargıya ve rekabet kuruluna taşıyacağız. Sağlık Bakanlığı, kamuda çalışan hekimin standartlarını düzeltmek yerine, özelde çalışan hekim ücretlerini, hukuk tanımaz bir şekilde düşürme yoluna giderek, hem kamu hem de özelde ucuz işçi teminine soyunmaktadır. ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU, başka sahalarda “serbest piyasa” çığlıkları atarken, kendi hekimlerine son derece tekelci yaklaşan bu zihniyeti ve protokolünü hukuka taşımak için öncelikli davranacak, küresel sermayenin “ucuz maliyet için ucuz hekim gücü” talebine karşı dik duracaktır.

10. “Hekim Emeğini Sömürerek Köleleştirme” Politikasına ve Özel Kuruluşlarda Ücret Gaspına Son Verilmelidir

Gerek kamu ve gerekse özelde, hekim emeğini sömüren, en nihayetinde onları köleleştirmeye çalışan politikaların tümüne karşıyız. Hekim kadrolarının, serbest piyasada, taksi plakası gibi el değiştirmesi, yeni kadrolara izin vermeyip, mevcut hekim kadrolarını ellerinde bulunduranların, karaborsa koşullarıyla sırtımızdan rant elde etmesini önlemek için var gücümüzle çalışacağız.

Özellikle küçük hastaneleri ve çoğunlukla hekim emeği ile oluşturulmuş küçük sağlık kuruluşlarını yaşayamaz hale getirerek, yabancı tekellerin kucağına iten politikaların karşısındayız. Öte yandan, özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin hak edişlerinin belirlenmesi ve makul süreler içinde ödenmesini ısrarla takip edeceğiz. ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU, ücret gaspına yeltenen işletmelerle, her mecrada kararlılıkla mücadele edecektir.

Hekim emeğinin gerçek değerine ulaşabilmesi için, yıllık enflasyon oranında artan TTB katsayısının yanısıra, günümüz koşullarında oldukça geride kalmış olan TTB ücret birimlerinin güncellenmesi ve yeni geliştirilen tıbbi uygulamaların değerlerinin hızla belirlenerek, katsayı listesinde yer almaları için uğraş vereceğiz. SGK’nın ödemelerinde hekim emeğinin gerçek karşılığı olan artışı talep edeceğiz.

11. Sendikalaşmayı Destekliyoruz

Mesleğimize ait sorunlar, yıllardan beri süregelen yanlı politikalarla, çok geniş bir yelpazeye yayılmış durumdadır. Problemlerin sayısı ve çeşitliliği göz önüne alındığında, görev paylaşımı zorunlu hale gelecektir. Bu nedenle, Tabip Odalarını, hekimlerin mesleki, bilimsel, sosyal ve kültürel örgütleri olarak geliştirirken, kamu ve özelde ücretli olarak çalışanların hak edişleri konusundaki yetki ve mücadele, zaman içinde Hekimler Sendikası’na devredilerek, maddi haklar için, daha örgütlü ve uzmanlaşmış bir kadro oluşturulması, akılcı ve isabetli bir adım olacaktır. Kurulacak olan meslek sendikamızı, batıdaki örnekleri düzeyinde güçlü ve örgütlü kılmak ise, orta vadede gerçekleştirilmeye çalışılacaktır. ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU, AB ülkelerindeki benzer sendika örneklerini inceleyip, uluslararası hukuktan da yararlanarak,

ülkemizde de mesleki sendikalaşmanın önünü açmak sureti ile bir ilki gerçekleştirecektir. Bu amaçla, yönetim kurulu içinde, sendikalaşma sürecinden doğrudan sorumlu bir üye ve birlikte çalışacağı bir komisyon görevlendirilecektir. Bu konuda çalışma ekonomisi ve iş hukuku alanında uzmanlaşmış profesyonellerden destek alacağız.

12. Hekim Emekleriyle Sürdürülen İşletmelerin Yanındayız

Hekimlerin kurtuluşu, özgür çalışma haklarının yeniden kazanılması ve korunmasında yatmaktadır. Bu hakkın varlığı, hekimlerin köleleştirilmesine karşı en önemli güvence ve en büyük pazarlık gücüdür. Bu nedenle, mesleki özgürlüğümüzün de sembolü olan, hekim emeği ile oluşturulmuş, sağlık hizmeti veren tüm oluşumların yaşatılması, geliştirilmesi ve desteklenmesi yönünde politikalar belirlenerek, engelleyici tüm kısıtlamaların kaldırılması için kararlılıkla çalışılacaktır. Muayenehaneleri kapatmaya gerekçe oluşturmak amacıyla öne sürülen akıl dışı standartlara karşı, kamuoyu desteğini de alarak yürütülecek olan hukuksal mücadele, sonuç alana dek sürdürülecektir. Muayenehanelerin sağlık kuruluşu olmadığı ve bu nedenle Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenemeyeceği, yargı kararlarıyla da defalarca belgelenmiştir. Uygar ülkelerde olduğu gibi, bunlara ait tüm denetim hakkının meslek odaları ve ilgili uzmanlık derneklerinde olması gerekmektedir. Muayenehaneleri kapatmak için yapay olarak oluşturulan akıl dışı standartlara karşı sürdürülen haklı mücadelemiz sonuna kadar sürdürülecek, gerekli düzenlemeler yapılmadığı takdirde uluslararası hukuka taşınacaktır.

13. Aile Hekimlerinin Yanındayız, Tüm Gücümüzle Destekleyeceğiz

Aile Sağlığı Merkezlerini (ASM), birinci basamak sağlık hizmetinin önemli bir bölümünü teşkil eden ve hekim emeği ile sürdürülen özerk birimler olarak değerlendirmekte ve bu yönleriyle, kamu tarafından finanse edilen muayenehane olarak algılamaktayız. Geçmiş dönemde muayenehanelere getirilmek istenen kısıtlamalara maruz kalmamaları için, ASM’ler adına verilecek mücadeleyi, muayenehane mücadelesi ile ortaklaştıracak, güç birliği yaratacağız.Sözleşmelerinin, Bakanlık dayatması ile değil, TTB’nin de taraf olduğu hakça ilkeler üzerinden gerçekleştirilmesine çalışacağız. Ceza puanı ya da negatif performans üzerinden değil, pozitif performans üzerinden değerlendirilmeleri için ısrarcı olacağız. ASM’leri destekler gözüken hükümet politikalarının, bir yandan da birinci basamak sağlık hizmetleri yerine özel hastaneciliği yaygınlaştırma çabası; çarpıklıktır ve rantçılıktır, bu çelişki ifşa edilecektir. ÖZGÜR HEKİMLER PLAFORMU, aile hekimliğinin koşullarının düzeltilmesi ve diğer sağlık kuruluşlarına entegrasyonunun doğru ve adil bir temelde kurulması yönünde, birlikte çözümler geliştirme kararındadır. Aile hekimlerimizin, Tabip Odası içinde doğrudan temsili sağlanırken, dernekleri ile işbirliği içinde hareket edilecektir.

14. İşyeri Hekimliği’nin Taşeronlaştırılması ve TTB’nin Etkisizleştirilmesine Karşıyız

Meclise sunulan “İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Taslağı” Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ile Türk Tabipleri Birliği’ni devre dışı bırakırken, iş sağlığı ve güvenliğinde hekim temini, eğitimi ve denetimini uzmanlıkları şüpheli özel şirketlere bırakmaktadır. Ortak İş Sağlığı ve Güvenliği Birimleri adı altında şirketler kurulmasının ve işyerlerinin bu şirketlerden hekim talep etmesinin önü açılarak, hekim iş gücü bu alanda taşeronlaştırılmakta ve TTB tamamen etkisizleştirilmektedir. Buna karşı başlatılan hukuksal mücadeleyi sürdüreceğiz. İşyerlerine, şirketler aracılığıyla değil, doğrudan işyeri hekimleri ile anlaşma yapabilme olanağının tanınmasını savunuyoruz. Meslek odalarımızın, işyeri hekimliği ve işçi sağlığı standartlarının belirlenmesi, eğitimlerinin verilmesi, denetlenmesi ve yetkilendirilmesi konularındaki yetkilerinin geri alınması için çalışacağız. Yeni taslakta, çalışan sayısı 50’nin altında olan işletmelerin de işyeri hekimliği hizmeti almasının önünün açılmasını ise olumlu bir adım olarak görüyor ve destekliyoruz.

15. Üniversite ve Eğitim Hastanelerinde Nitelikli Eğitim, Gerçekçi Ücret

Mevcut sağlık sistemi, üniversitelerin özelliklerini yitirerek, giderek bilimsel niteliklerini kaybetmesine neden olmaktadır. Bunun nedeni; Sağlık Bakanlığı’nın kendi hastanelerine uyguladığı ölçütleri, üniversite hastanelerine de aynen uygulamaya çalışmasıdır.

Üniversite ve eğitim hastaneleri, diğer devlet hastaneleri gibi değerlendirilemez. Hasta profilleri, eğitim kadroları ve yapılan işlemlerin nitelikleri farklıdır. Buna bağlı olarak, ücretlendirme ve çalışma koşullarının da farklı olması doğaldır. Gelişebilmeleri için, yeterince özerk olmalı, tıp ve uzmanlık eğitimi işlevlerini hakkıyla sürdürebilmek için farklı ihtiyaçlarının giderilmesi gereklidir.

Halkın, özellik gerektiren tedavi ve bakımlarını, üniversite ve eğitim hastanelerinde yaptıracak hekim bulamayarak, özel sektörde arayış içine girmesinin önüne geçmek adına, üniversite ve eğitim hastanelerinden ayrılmak zorunda bırakılmış, ancak geri dönmek isteyen akademisyenler için yeni düzenlemeler yapılması zorunludur. Sonuç itibarıyla, böyle durumlarda istisnai “kural ihlallerinden” yararlanabilmek için, tüm yurttaşların “önemli bir devlet adamı” olması mümkün gözükmemektedir.

Tam günde kalmak isteyen meslektaşlarımızın ücretlerinin, insanca yaşanabilecek ve hak ettikleri seviyelere yükseltilmesini, bu konuda AB ortalamalarının göz önüne alınmasını talep ediyoruz.

Gerçek akademik yeterliliği olmadığı halde, siyaseten terfi ettirilmiş ve akademik ünvan sahibi edilmiş kişilerin deşifre edilerek, yapılan haksızlığın hukuki platforma taşınması, emeğe olan saygımızın gereğidir ve bu konuda üzerimize düşeni yapacağız.

16. “Rehine” Değil, Özgür ve Mutlu Asistan

Tıp eğitimi ve uzmanlık eğitimi kalitesini önemsiyoruz, uluslararası kaliteye ulaşması için mücadele vereceğiz.Yetersiz alt yapılarına rağmen, sadece siyasi nedenlerle açılmış olan “sözde” tıp fakültelerinin, halk sağlığı açısından ciddi tehditler oluşturması kaçınılmazdır. Bunların, verilen tıp ve uzmanlık eğitiminin niteliği bakımından yeterli seviyelere ulaştırılması zorunludur. Bu konuda toplumu medya yoluyla bilinçlendireceğiz ve bizimle beraber oluşacak olan toplumsal tepkinin siyaseti yönlendirmesine çalışacağız.

Asistan eğitimi için mesai saatleri içinde farklı bir zaman dilimi tanımlanması ve eğitim faaliyetlerinin, performans sisteminin yarattığı karmaşa içinde eriyip gitmemesi vazgeçilmez talebimiz olacaktır. Asistan hekimlerin nöbet ertesi izin yapma hakkını, uzun saatler zorunlu olarak uykusuz çalıştırılmasının engellenmesini, iş yükünün adilce paylaştırılmasını savunuyoruz. Asistan hekimlerin, temel ücretlerinin, verdikleri emekle bağdaşır düzeyde iyileştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Yetkin özel hastanelerin, kısmen ve belli ölçütlerde asistan eğitiminde kullanılabileceğini öngörüyoruz. Böylelikle, hem asistan hekimlerin eğitimine katkı ve ek gelir sağlanacak, hem de özel sektörün nöbetçi hekim açığına destek verilmiş olacaktır.

Zorunlu hizmete ve hekim diplomasının gasp edilmesine karşıyız. Diplomalarımızı rehin alanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Mecburi hizmet yerine, gönüllülük ve ek maaş sistemi ile doktor açığının önüne geçilebileceğine inanıyoruz. Bunun için, yasa önerimizle birlikte TBMM’ye ulaşacağız, gerekli düzenlemelerin sağlanması için mücadele edeceğiz.

ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU olarak, mecburi hizmet bahanesi ile eşlerin birbirinden ayrılması ve aile bütünlüğünün bozulmasına karşı duracak, mecburi hizmet tamamen ortadan kalkıncaya kadar, pratisyen ya da uzman, erkek hekimler için bu sürenin askerlikten sayılması, kadın hekimlerin ise il merkezleri dışında çalıştırılmaması için yasal düzenlemelerin yapılmasının takipçisi olacağız.

17. Hastanecilik Değil, Öncelikle Ayaktan Tanı ve Tedavi

Halkın, sağlık hizmetlerine daha çabuk ve rahat ulaşabilmesi için, her köşede hastane açmak yerine, ayaktan tanı ve tedavi birimlerinin sayıca arttırılmaları gerekmektedir. Bütçede neredeyse karşılanamaz hale gelen sağlık harcamaları, ayaktan sağlık hizmetinin yaygınlaşması ile azaltılacak ve bu sayede, kaynaklar daha rasyonel kullanılabilecektir. Tüm dünya örneklerinin aksine, ülkemizde, ayaktan tanı ve tedavi kuruluşlarının engellenerek, hastaneleşmenin, yoğun bir şekilde desteklenmesini yanlış ve rant amaçlı buluyoruz. Keza, son dönemlerde ortaya atılan hastane kampüslerini de bir gereksinim olmaktan öte, rant amaçlı görmekteyiz. Bilimsel ve ekonomik bütün veriler göstermektedir ki; bir hastanın en iyi ve ucuz sağlık hizmetini alacağı yerler, ayaktan tanı ve tedavi birimleridir. Hastaneler, ayaktan sağlık hizmetleri için rasyonel kuruluşlar değildir, çünkü hastalar; kamuda performans kaygısı, özelde ise karlılığın arttırılması için, zaman zaman, tıbben çok gerekli olmayan hizmetlere açık hale gelebilmektedir. Bunun sonuçları, hem aile bütçesine, hem de ülke ekonomisine ağır bir yük getirmektedir. ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU, ayaktan tanı ve tedavi merkezlerinin önüne konulan yasal engel ve kısıtlamaların kaldırılması, ve SGK’nın talep eden merkezler ile sözleşme yapmasının sağlanması için uğraş verecektir.

18. Genel Sağlık Sigortasının (GSS) Mevcut Haline Karşıyız

Sigortasız yurttaşımızın kalmaması açısından tam uygulanan bir GSS’den yanayız. Şu andaki kısıtlı uygulanan GSS’ye karşıyız. GSS’nin temel amacı; her yurttaşın sigortalı olması ve sigortasını kullanarak, istediği hekim ve sağlık kuruluşuna ulaşabilmesi olmalıdır. Hasta, tercih ettiği hekime ulaşmalı, ücretin belirlenen kısmı SGK, oluşan bir fark varsa o da hasta tarafından ödenmelidir. Günümüzde SGK, yalnızca hastanelerle sözleşme yapmaktadır. Dolayısıyla, düzenli olarak primlerini ödeyen kişilerin bile istediği hekime ulaşmasının yolu kapatılmış, hekim seçme özgürlüğü engellenmiş ve sağlık hizmeti verenler arasında rekabet haksızlığı yaratılmıştır.

Anlaşması olsun veya olmasın, tüm hekim reçeteleri ve tetkik istekleri, hastaların GSS’leri kapsamında, SGK tarafından geçerli olmalıdır. SGK’nın reçete edilmiş ilaçlar üzerindeki belirleyiciliği kalkmalı, bu konuda, gerekirse meslek odaları ve uzmanlık dernekleri söz sahibi olmalıdır.

İşsiz ya da GSS primini ödeyemeyecek kadar düşük gelirli olanların, kamu kuruluşlarından bedelsiz sağlık hizmeti alabilmesi, GSS primini ödeyenlerden ise, aldıkları kamusal sağlık hizmeti için ek bir ödeme istenmemesi, sosyal devlet olmanın gereğidir. Kamu hastanelerinin “Kamu Hastane Birlikleri” adı altında piyasalaştırılmasına ve halkın sağlığının, yabancı tekellerin insafına bırakılmasına sonuna dek karşı çıkacağız.

19. Özel Sağlık Hizmetlerinde Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS)

Halen, SGK primleri ile sürdürülmeye çalışılan mevcut sağlık sisteminin, büyük açıklar verdiği bilinmektedir. Bu açıkların kapatılması amacıyla, SGK tarafından alınan önlemlerin bir kısmını da anlayışla karşılıyoruz. Ancak, bu sistemin, sadece prim ödemeleri ile sürdürülemez olduğu ve yakın gelecekte mutlaka tıkanacağı aşikardır. SGK’lı hastalara hizmet veren özel sağlık kuruluşlarının da, hizmet kalitesinden ödün vermeden, bu ödemelerle dönmesi mümkün değildir. Sağlıkta, hizmet kalitesinden ödün vermek; ölüm demektir, asla kabul edilemez. Bu nedenle, hem isteyenin daha konforlu ve özel hizmet alabilmesi, hem de bu hizmeti verecek olanların, sağlıktan ödün vermeden işlerini sürdürebilmeleri için çözümler geliştirilmesi gerekmektedir.

Temel düzeyde zorunlu sağlık hizmetleri, tüm vatandaşlara ücretsiz olarak sunulmalı ve bu hizmetin adresi, devlet hastaneleri ile diğer kamu sağlık kuruluşları olmalıdır. Bununla birlikte, özel sağlık kuruluşlarından hizmet almak isteyen vatandaşlara da, gönüllü olarak ödeyecekleri katkı paylarıyla, alternatif çözümler sunulabilmelidir. Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) burada devreye girerek, özelden hizmet alan hastanın, SGK’nın ödediği miktardan sonra kalan fark ücretini üstlenecektir. Tamamlayıcı Sağlık Sigortası; SGK’nın ödediği pay düştükten sonra, geri kalan fark ücretini ödemeyi taahhüt eden ve primlerini kendileri ödemek şartıyla, her isteyen vatandaşın edinebileceği bir sigorta sistemi olacaktır. Böylesi bir çözüm, SGK üzerindeki harcama baskısını azaltacak, yurttaşlarımızın daha kaliteli ve kişiye özel hizmet almasını sağlayacak, hekimler için daha geniş bir hasta tabanı yaratacak ve özel sigorta sisteminin tabana yayılmasını sağlayacaktır. Sonuç olarak, sağlık sistemini her yönden rahatlatacaktır.

Maddi gücü olan yurttaşların, TSS aracılığı ile sağlık sistemine, dolaylı katkıları, temelde, yoksul ve dar gelirli yurttaşlarımıza bedelsiz hizmet sunulmasının önünü açacak ve bu hizmeti sürdürülebilir kılacaktır. Ayrıca, TSS sayesinde, devlet hastanelerinin yükü azalacak, sosyal devlet, bedelsiz hizmet vermekle yükümlü olduğu yoksul ve dar gelirli kesime, daha kaliteli ve kabul edilebilir bir hizmet sunabilecektir. Bu sayede, 3-5 dakikada bir verilen muayene randevuları, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği 20 dakikalık süreye, kabul edilebilir bir oranda yaklaşacaktır.

20. Emeklilik Ücretlerinin Düzeltilmesine Çalışacağız

Hekimlerimizin, emekli olduğunda aldıkları aylık ücretler, geri kalan yaşamlarını hekimlik onuruna yaraşır biçimde sürdürmelerine olanak tanımamaktadır. Ağır iş koşulları ve uzun yıllar süren çalışma hayatı sonunda elde ettikleri emekli aylıklarının, daha kolay ve daha kısa eğitim gerektiren bazı meslek gruplarına ödenenlerin gerisinde kalmış olması kabul edilemez. Günümüz şartlarında, emekli bir hekimin eline geçen ortalama 600 avro maaş, AB ortalamalarının çok gerisindedir. Bu nedenle, en azından, akademik kadrolara uygulanan emeklilik ücretlerinin, tüm hekimlere uygulanmasından yana olacağız, hazırlayacağımız yasa önerisini ilgili makamlara sunacağız ve hayata geçirilmesi için çalışacağız. ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU olarak, bütün hekimlerimizin, yaşamları boyunca aynı büyük emeği ve asil hizmeti verdiğini, dolayısıyla aynı emeklilik koşullarından yararlanmaları gerektiğini düşünüyoruz.

21. Bilim Dışı Uygulamalarla Etkin Mücadele

Sayıları günden güne artan ve mevcut iktidar tarafından yeterli mücadele verilmeyen, insan sağlığı sömürücülerinin karşısına, her türlü hukuksal yolu ve medyayı kullanarak çıkacağız. Meydanı boş bulduklarından, yalancı umutlar eşliğinde, bilim ve akıl dışılığı, çağdaş tıbba alternatif olarak sunanların, işledikleri bu tehlikeli suçu, bıkmadan, usanmadan deşifre edecek, cezalandırılmalarını sağlayacağız. Hukuk büromuzda, bu konuda uzmanlaşmış bir birim oluşturarak, otla, taşla, börtü böcekle, sözüm ona tedavi uygulayan bu ortaçağ büyücüleri hakkında suç duyurularında bulunacağız. Hekim hatalarının neredeyse "cinayet işlemekle" eş tutulduğu mevcut malpraktis yasasına onay verenler, diplomasız katilleri, umut tacirlerini ve sağlık sömürgenlerini görmezden gelmektedirler. Halk sağlığını tehdit eden her türlü unsura karşı, halkı bilgilendirmeyi ve uyarmayı, temel görevlerimizden biri olarak kabul ediyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın bu konudaki çelişkilerini her fırsat ve ortamda kamuoyu ile paylaşacağız.

Hekimlik ahlakına ve onuruna sığmayan, mesleğimize yakışmayan uygulamalar ve davranışlar içinde bulunan veya tıbben kabul edilemeyecek şekilde, standartların dışında pratiği saptanan meslektaşlarımızı, hekim örgütümüzün kendi iç mekanizmalarını kullanarak uyaracağız ve doğruya yönlendireceğiz. Meslek içi oto-kontrol sistemini ve mezuniyet sonrası eğitim güncellemesini, oluşturacağımız somut mekanizmalarla sağlayacağız.

“HEKİMLERİMİZİ TABİP ODASIYLA, HALKIMIZI HEKİMLERİYLE BARIŞTIRACAĞIZ”

DEĞERLİ MESLEKTAŞLARIMIZ; ADLARIMIZ PRATİSYEN, AİLE, İŞ YERİ, ASİSTAN,

UZMAN, PROFESÖR, EMEKLİ OLSA DA, SOYADLARIMIZ “HEKİM”DİR.

Yukarıda belirtilen başlıklarda, özet olarak görüşlerimizi ortaya koymaya çalıştık. Maalesef, son yıllarda hekimlerin en önemli meslek örgütü olan TTB ve Tabip Odaları’nın, her gün kan kaybettiğini, giderek devre dışı bırakıldığını ve sistem dışına itildiğini üzülerek gözlemekteyiz.

Bunun öncelikli sorumlusu, hekimleri yok sayan ve sağlık politikalarını başka çıkar gruplarıyla birlikte oluşturma yoluna giden iktidardır, ama tek sorumlusu iktidar değildir. Son yıllardaki en önemli sıkıntılarımızdan biri, Tabip Odaları yönetimlerinin hedef koyma, vizyon belirleme, doğru politikalar geliştirme ve uygulama konusundaki yetersizlikleridir. Doğru bakış açısı olmayınca, doğru politika da üretilememektedir.

Örneğin Tabip Odası, Tam Gün Yasası konusundaki tavrını net olarak ortaya koyamamıştır. Halbuki, hekimlerin büyük çoğunluğu bu yasaya karşıdır. Oda Yönetimi ve TTB bu gerçeği görmezden gelerek, hekimlerin aleyhine kullanılacağı apaçık olan bu yasaya destek vermiştir. Odanın “Öyle değil, böyle Tam Gün’den yanayız” gibi söylemlerini, Bakanlık kolaylıkla kendi lehine kullanmıştır. Oda Yönetimi bu tuzağı görememiştir. Maalesef kendileri farklı niyette de olsalar, sonuçta Bakan’ın hekimleri baskı altına almak amacıyla çıkardığı yasanın fiili destekçisi durumuna düşmüşlerdir.

Genel Sağlık Sigortası (GSS) artık bir gerçektir. Bir ülkenin tüm yurttaşlarının sağlık sigortalı hale getirilmesini savunmak insanca bir tercihtir. Bir hekim meslek odasının yapması gereken, bu sigortanın uygulamada halkın ve hekimlerin aleyhine kullanılmasını engellemek, hekimlerin yeni sistem içinde daha iyi ve adaletli şekilde konumlanmasını sağlamaktır. Bunun yolu da, sadece hasta katkı paylarının arttırılmasını eleştirmek ile yetinmeyerek, GSS’nin tam olarak uygulanmasını, SGK’nın tüm hekimlerle ve hekim emeğine dayalı birimlerle sözleşme yapmasını savunmaktan geçer. Maalesef Oda Yönetimi bu gerçeği de görememiş, GSS’nin düzeltilmesi yönünde çaba harcayacağına, birçok uygar ülkede yaygın bir sistem olan GSS’ye sürekli ve sistematik olarak karşı çıkmıştır.

Tamamlayıcı Sigorta da gündemdedir ve hekimlerin geleceği yönünden, özel sağlık sigortalarının tabana yayılması ve sağlık sisteminin finansmanı açısından sahip çıkılması gereken bir uygulama olabilir. Bu konuda da İstanbul Tabip Odası’nın tavrı belirsizdir.

Ayaktan tanı ve tedavi kuruluşları, genelde hekim emekleriyle yürütülen işletmelerdir. Bu kuruluşlar, TTB’nin en sadık tabanını oluşturmaktadırlar. Maalesef mevcut Tabip Odası Yönetimi, özel hekimliğe karşı olduğu için, bu kuruluşlara da sahip çıkamamıştır. Üyelerinin üçte ikisi özel hekimlik alanında çalıştığı halde, kendi tabanına ilgisiz kalmış ve yabancılaşma sürecine girmiştir.

Oda Yönetimi’nin, Aile Hekimlerine karşı tavrı da, aynı belirsizlik ve kararsızlığı yansıtmaktadır. Muayenehane olarak mı, yoksa kamu birimi olarak mı yaklaşacağını bilememiştir.

Kendileri hekimlerden yana bir program üretme yerine, Sağlık Bakanlığı tarafından getirilen her uygulamaya sürekli olarak karşı çıkmayı politikasının temeli haline getiren Oda Yönetimi, ülkenin sağlık otoriteleriyle de iletişim kanallarının tıkanmasına neden olmuştur. Bu durum, Oda Yönetimi’nin dışlanması sonucunu doğurmuştur. Bu sonuç, aynı zamanda hekimlerin de dışlanması anlamına gelmektedir.

Tüm bu başarısızlıklar yetmezmiş gibi, Oda Yönetimi, yıllardır tepki çeken soyut ve marjinal siyasetini sürdürmektedir. Günlük hayattan kopuk ve hekim sorunlarından uzak söylemler, hekimlerin en önemli meslek kuruluşu olan Tabip Odası’nı, giderek küçülen ve etkinliği sınırlı bir kuruluş haline getirmiştir. Bu kısır çizginin, daha fazla devamı düşünülemez.

Gelinen noktada, TTB’nin yasal misyonu ve görevleri dahil, hekimlikten gelen birçok doğal özgürlüğümüzün ve hukuktan kaynaklanan birçok evrensel hakkımızın alındığı bir süreçten geçiyoruz. Hekimlerin kendi geleceklerine sahip çıkması için kendileriyle bütünleşmiş, önceliğini hekim sorunlarına veren bir Oda Yönetimi’ne gereksinimlerinin olduğu açıktır.

Bu nedenle, tüm hekimlerimizi Odaları’na sahip çıkmaya ve 29 Nisan 2012 Pazar günü Sultanahmet’de yapılacak İstanbul Tabip Odası seçimlerine katılmaya davet ediyoruz. Özgür Hekimler Platformu olarak, hekimlerle bütünleşmiş bir Tabip Odası’nın oluşması için, elimizden gelen her türlü çabayı göstermeye kararlıyız. Programımız tüm hekimlerin, halkın ve ülkenin programıdır. Sizleri bu programa sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Tüm hekimleri kucaklayan, gurur duyacağınız, kendinizi evinizde hissedeceğiniz bir Tabip Odası için desteğinizi bekliyoruz.

Saygılarımızla.

ÖZGÜR HEKİMLER PLATFORMU

İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ

WEB SAYFASI www.ozgurhekimler.org

E-POSTA info@ozgurhekimler.org

ozgurhekimler@gmail.com

E-POSTA GRUBU ozgurhekimler@googlegroups.com

FACEBOOK www.facebook.com/groups/364328976932284

TWITTER www.twitter.com/ozgurhekimler

Notlar:

1) Aidat borcu seçime katılmaya, aday olmaya, oy kullanmaya engel değildir.

2) SEÇİM ADRESİ: Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi ve Sultanahmet Ticaret Meslek Lisesi

3) OY KULLANMA SAATLERİ: 29 NİSAN PAZAR saat 09:00-17:00 arası

4) OTOBÜS RİNG SERVİSLERİMİZ: İstanbul’un çeşitli ilçelerinden SAAT 9:00’dan itibaren her saat başı saat 15:00’e dek (15:00 dahil ) sürecektir. Sultanahmet’ den saat 10:00’dan itibaren her saat başı 17:00’ye dek (17:00 dahil ) sürecektir. Otobüs kalkış durakları için lütfen www.ozgurhekimler.org websitesini takip ediniz.

 

Aday Listemizi Görüntülemek İçin Tıklayınız.

Bu haber toplam 2938 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim