• BIST 106.991
  • Altın 152,004
  • Dolar 3,6781
  • Euro 4,3218
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Bursa 23 °C
  • Antalya 24 °C
  • İzmir 25 °C

Türkiye sağlık turizminde öne çıkıyor

Türkiye sağlık turizminde öne çıkıyor
Sağlık turizminden 8 milyar dolar gelir elde edilmesi hedefleniyor. Turistik hedef: 1 milyon yabancı hasta.

Türkiye sağlık sektörünün gözü yabancı hastalarda. Yılda ortalama 30-40 bin sağlık turisti alan ülkeye 2020 yılında 1 milyon yabancı hasta gelmesi ve bunlardan 8 milyar dolar gelir elde edilmesi hedefleniyor

Gelişmiş ülkelerin vatandaşları hem ucuz hem de kaliteli sağlık hizmeti için başka ülkelere ve hatta kıtalara seyahat etmekten çekinmiyor. Yabancılara sağlık hizmeti veren ülkelerin başında Singapur, Tayland, Malezya, Meksika, Kosta Rika, Güney Afrika, Körfez ülkeleri ve İsrail geliyor. Özellikle büyük yatırımlar gerçekleştiren özel sağlık sektörünün gelişmesi Türkiye'nin de bu ülkeler arasına girme çabalarını beraberinde getirdi.

TIP TURİSTİ, GELENEKSEL TURİSTTEN 13 KAT FAZLA HARCIYOR

TUSİAD Tıp Turizmi Alt Çalışma Grubu Başkanı Meri İstiroti Bahar'ın hazırladığı ve 2009 Haziran'da sunduğu 'Türkiye İçin Yeni Bir Fırsat Penceresi:Tıp Turizmi' raporuna göre, geleneksel turist yılda ortalama 600 dolar harcıyor. Tıp turistinin harcaması ise bunun kat kat üzerinde, ortalama 8 bin dolar. Türkiye'nin 2008 turizm geliri 21.910 milyar dolardı. Sağlık turizmininde hedefi bu gelirin yaklaşık 40'ını oluşturması.
Rapora göre Türkiye'nin sağlık turizminde iddialı olmaması için hiçbir neden yok. Hatta bazı alanlarda avantajlarımız bile var:

* İleri teknoloji,
* Maliyet avantajı,
* Nitelikli hizmet sunan sağlık kuruluşları,
* İyi tıbbi sonuçlar,
* Hekimlerin sayısal ve niteliksel olarak belirli bir seviyenin üzerinde olması,
* Ulaşım kolaylağı ve geniş coğrafyaya kültürel yakınlık,
* Kolay vize alınabilmesi,
* Turiztik cazibe, otelcilik hizmetlerinin kalitesi, konukseverlik,
* Faturalar vb. konularda dünyayla entegre çalışabilmesi,

43 HASTANEMİZİN ULUSLARARASI AKREDİTASYONU VAR

Türkiye'nin rekabet avantajlarından biri de akreditasyon. Belli başlı, büyük ve iddialı birçok hastane uluslararası bilinirliliği yüksek ve güvenilir akreditasyon sistemleri tarafından objektif olarak değenlendiriliyor. Bu hastanelerde verilen tüm hizmetlerin uluslararası standartlarda verilmesi anlamına geliyor. Dünyada en çok kabul gören akreditasyon sistemi olan JCI (Joint Commission International) ilk 2002'den bu yana 43 hastane ve sağlık kuruluşuna  akreditasyon verdi. Hatta 35 ülkede faaliyet gösteren JCI tarafından akredite edilmiş en fazla kurumun bulunduğu ülke Türkiye.

TÜRKİYE'NİN İDDİALI OLDUĞU ALANLAR

Türkiye için öncelikli pazarlar Batı Avrupa, Balkan, Ortadoğu, Rusya, Orta ASya, Kuzey Amerika ülkeleri. Bu ülkelerde uzun sıraların olduğu veya yeterli hizmetin verilemediği bazı branşlarda da Türkiye iddialı. Kanser (ilaç, ışın, cerrahi tedavileri), kalp ve damar hastalıkları, kalp ve damar, ortopedi, plastik cerrahi, göz hastalıkları cerrahisi, kadın doğum ve kısırlık tedavileri (tüp bebek), organ nakli, ağız ve diş sağlığı ilk akla gelenler.  

Kanserden korunmanın 10 basit yolu

Günümüz insanının en büyük korkularından biri kanser. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2030 yılında insan ölümlerinin en büyük nedeni nedeni kanser olacak. Öngörülere göre, 2030'da 24 milyon insan kansere yakalanacak, 17 milyon hasta da buna bağlı yaşamın yitirecek. Kanserle yaşayan insan sayısınin ise 75 milyon olması tahmin ediliyor. Neyki bazı tarama yöntemleriyle hastalığı çok erken evrede yakalamak ve korunmak mümkün

Kanser riskini düşürmek için bazı etkili ve basit önlemler şöyle:

1. SİGARAYI BIRAKIN:
Sadece sigarayı bırakarak yaşamınıza 10 yıl katabilirsiniz. En büyük kanserojen madde olan sigarayı bırakın. Pasif içicilikten de kurtulun. Sigara içen biriyle yaşamak ve sigara dumanına maruz kalmak akciğer kanseri riskinizi yüzde 30'a varan oranlarda artırıyor. Yapılan araştırmalar sadece akciğer kanserinin değil meme, baş-boyun kanserleriyle özellikle çocuklukta görülen beyin ve kan kanserlerinin de pasif sigara içiciliği ile ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor. 

2. SAĞLIK TARAMALARINI AKSATMAYIN:
Yıllık check-up programlarınızı ertelemeyin. Kadın ve erkeğe yönelik tarama testlerinizi mutlaka yaptırın. Bazı kanser türleri erken saptandığında yok edilme şansı yakalanıyor.

3. FAZLA KİLOLARDAN KURTULUN: Fazla kilo rahim, kolon, meme, yemek borusu ve böbrek kanseri riskini artırıyor. Yüzde 10 kilo kaybı, yüzde 50'lere varan oranda kanser gelişiminden koruyor. Zeytinyağı, bol yeşil gıdalar taze ve işlemden geçirilmemiş ürünler, bol lifli beslenme her tip kanser riskini azaltıyor. Kırmızı şarabın anti oksidan ve anti kanserojen özellikleri biliniyor. Yüksek kalorili, yağ içeriği zengin lif içeriği düşük beslenme, özellikle mide bağırsak kanserleri açısından risk yaratıyor.

4. AKTİF OLUN:
Kanserden korunmanın en iyi yollarından biri de aktif yaşam tarzı. Günde 10 bin adım atın. Beş gün, orta şiddette 30 dakika egzersiz kanserden koruyor.

5. YEŞİL GIDALARI ARTIRIN:
Yapılan çalışmalar haftada 3-4 kez salata yenmesinin sigaraya bağlı akciğer kanseri riskini azalttığını gösteriyor. Çünkü yeşil sebzelerde, hücre tamirinde görev alan antioksidan moleküller bol miktarda bulunuyor.

6. ALKOL ALIMINI AZALTIN:
Fazla alkol karaciğer ve kolon kanseri riskini artırır.

7. YİYECEKLERİNİZİ RENKLENDİRİN: Sebzelere ve meyvelere kırmızı, mor ve mavi rengini veren maddelerin kolon kanserinin gelişimini azalttığı biliniyor.

8. KIRMIZI ETİ AZALTIN: Kırmızı et içerdiği yüksek yağ oranıyla damar sertliği ve birçok kronik hastalığa neden oluyor. Yüksek hayvansal yağ tüketimi kanser gelişimine neden oluyor.

9. GÜNEŞ IŞININDAN KORUNUN: Cilt kanseri sık görülen ama bunun yanında önlenebilen kanser türleri arasında. Güneş ışığı içerdiği ultraviyole ışınlarla cilde zararlı olduğundan mutlaka çok güneş alan bölgelerin, özellikle baş boyunun mutlaka ciddi şekilde korunması gerekir. Güneş koruyucu kremler, gözlükler, şapkalar kullanarak güneşin UV ışınlarından korunun.

10. EMZİRİN:
Bebeğinizi ne kadar uzun süre emzirirseniz meme kanserine yakalanma riskiniz o kadar azalır.

BU TESTLERİ İHMAL ETMEYİN

* Erkekler aşağıdaki tarama testlerini yaptırmalı:
Kolon kanserini erken yakalamak için:
Kolonoskopi: Kolonun içini gösterir. 50 yaş ve üzerinde mutlaka yapılmalı. Her 10 yılda bir tekrarlanmalı.
Gaitada gizli kan testi: Her yıl yapılmalı.
Sigmoidoskopi: Her beş yılda bir yayılmalı.
Prostat kanser taraması için: Her yıl kısa adı PSA olan prostat spesifik antijene baktırmalı.
Kadınlar aşağıdaki tarama testlerini yaptırmalı:
Meme kanser taraması için:
Mamografi: 40 yaş ve üzerinde her yıl
Doktor kontrolünde meme muayenesi: 20 ile 40 yaşları arasında her üç yılda bir, 40 yaşından sonra her yıl
Kendi kendine meme muayenesi: 20 yaşından sonra her ay periyotlar halinde
Rahim ağzı kanseri için:
PAP testi: 21 yaşından sonra her yıl
Kadın doğum muayenesi: 18-40 yaş arasında 1-3 yıl aralıklarla, 40 yaş sonrası her yıl
Kolon kanserininin erken teşhisi için: 
Kolonoskopi: 50 yaş ve üzerinde mutlaka, her 10 yılda bir tekrar
Gaitada Gizli Kan testi: Her yıl
Sigmoidoskopi: Her beş senede bir
Bunların yanında mutlaka koruyucu aşılarınızı olun. Hepatit B ve Human Papilloma Virus aşıları ilerde kanser gelişme riskini azaltır.

HANGİ YAŞA, HANGİ SPOR UYGUN

2-10 yaş: Bu yaş grubundaki çocuklar jimnastik, yüzme, futbol, basketbol, voleybol, hentbol, bisiklet, tenis yüzme gibi sporlarla ilgili temel eğitime ve bunların birleşimini içeren sporlara başlayabilir.
10-20 yaş: Her türlü spor yapılması için en uygun yaşlar. Burada amaç, özellikle ileri yaşlarda da yapılabilecek sporları olabildiğince iyi öğrenmek olmalı. Düzgün tekniği bilmek, ileriki yaşlarda spora bağlı sorunların çıkmasını azaltır. 
20-50 yaş: Daha önceden yapılan sporların devamının yanı sıra, eğer kişi ilk defa spora başlıyorsa öncelikle sakatlama ihtimali daha az olan sporları tercih etmeli. Daha açık bir ifadeyle, futbol, basketbol, Uzakdoğu sporlarından uzak durup, yürüyüş, her türlü doğa sporu, atletizm, yüzme, tenis, golf, vb. gibi sporları yapmalı. Bu tip sporlara başlayıp sonrasında eğer istenirse travmaya açık temas içeren sporlara yavaş yavaş geçilebilir.   
50 yaş sonrası: Önceden yapılan sporlara devam edin. Ama spora ilk defa başlayacak olanlar için, kişinin mevcut sağlık sorunları göz önüne alınmalı. Dizinde kireçlenmesi olan birinin, atletizm, futbol, tenis gibi sporları, omzunda sorunu olan kişinin ise yüzme, voleybol gibi sporları yaparken çok dikkatli olması, bu durumu mutlaka hekimiyle paylaşması lazım.
Güzelleşme ve gençleşmenin yeni trendleri

Estetik ameliyatlar ve türlü estetik yöntemleri çoktan hayatın normalleri arasına girdi. Artık çok kişi bunu saklama gereği bile duymuyor. Bazı öngörülere göre 2015'te estetik operasyon yaptıranların sayısı dünyada 55 milyonu bulacak. Yöntemlerin gelişmesi, işlemlerin kolaylaşması, hastane ve merkezlerle uzmanların sayı ve yetkinliğinin artması, modası geçmeyen daha güzel ve genç görünme kaygısı biraraya gelince bu sayılara ulaşmak zor olmayacak. Plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı Prof. Dr. Reha Yavuzer, estetik girişmleri anlattı:

İĞNE NEŞTERE KARŞI: 1992-2005 yılları arasında estetik cerrahi işlemler yüzde 7.5 artış gösterirken, botoks ve dolgu uygulamaları gibi ameliyat dışı yöntemlerdeki artış yüzde 27.9 olmuştu. 2005 yılında toplam estetik girişimlerinin yüzde 34’ü cerrahi, yüzde 66'sı ise cerrahi dışı yöntemlerdi. 2015 için yapılan öngörülerde ise cerrahi işlemlerin daha da gerileyerek tüm işlemlerin yüzde 12'sini teşkil edeceği, öte yandan cerrahi dışı güzellik girişimlerinin ise yüzde 88'lere ulaşacağı tahmin ediliyor. Son yıllarda trend, öğle yemeği molasında estetik yaptırmak. İş arası estetik molasında akla ilk önce Botoks veya Dysport geliyor. Genel adı botulinum toksin uygulaması olan bu yöntemli yüzdeki kırışıklıkları gideriyor. Kas şekillendirmede oldukça hassas ve etkin bir uygulama botulinum toksin, iş arasında verilen 10 dakikalik bir molada gerçekleştirilebilecek kadar kolay bir yöntem. 10 dakikalık bu uygulama sonrası birey işine geri dönebiliyor. Özlerinde hyaluronik asit veya hidroksi apatit barındıran dolgular adeta tıbbi bir çimento görevi görüyor. Dolgular verildikleri yeri doldurup kırışıklıkların azalmasına, çene ucu, elmacık kemiği gibi yapıları belirginleştirmede kullanılıyor.

YAĞ PARÇALAMA SİSTEMLERİ DEVREDE: İş arası molalarında bölgesel incelme ve sıkılaşma için de yaptırabileceğimiz uygulamalar var. Son iki yılda özellikle popüler olan kavitasyon ve radyofrekans yöntemleri yağ dokusunda parçalanma yaratarak incelmeye neden oluyor.

MEYVE ASİTLERİ HALA POPÜLER: Kimyasal peeling işlemleri gözden düşmedi. Özellikle meyve asitleri kullanılarak yüz derisinin üst tabakası soyuluyor. Böylece alttan yeni bir cilt tabakası gelişiyor. Gerek lekelerde gerekse yüzeyel kırışıklıklarda azalma görülüyor.

UZUN HAFTA SONU TATİLLERİNDE DAHA BASİT AMELİYATLAR YAPILABİLİR:
Şayet iş aranızı uzun bir hafta sonu haline getirebiliyorsanız estetik cerrahi hizmetinizde. Askı dikişleri, endoskopik germe ameliyatları, meme büyütme, meme dikleştirme, kas kaldırma, üst göz kapağı ameliyatı, ultrasonic liposuction ve lazer uygulamaları da kısa süreli iyileşme süreleriyle bu listeye eklenebiliyor.

TÜRKİYE'DE FRANSA, İNGİLTERE, KANADA, İTALYA'DAN DAHA FAZLA ESTETİK AMELİYAT YAPILIYOR  

Kısa adı ISAPS olan (Dünya Estetik Plastik Cerrahi Derneği) istatistiklerine göre plastik cerrahinin en çok uygulandığı ilk 25 ülke sıralamasında Türkiye 9'uncu sırada yer alıyor: 2010 rakamlarına göre, ilk sırada Amerika. Amerikayı sırasıyla Çin, Brezilya, Hindistan, Meksika, Japonya, Güney Kore, Almanya, Türkiye, İspanya izliyor. İngiltere, Fransa, Kanada, İtalya gibi birçok gelişmiş ülke Türkiye'nin gerisinde.

DÜNYADA İLK SIRADA LİPOSECTİON, TÜRKİYE'DE BURUNU AMELİYATLARI AÇIK ARA ÖNDE

Dünyanın her yerinde yapılan estetik cerrahi ameliyatlarına bakıldığında tüm ameliyaların arasında yüzde 18'lik oranla liposuction başı çekiyor. Obezite günümüzün daha az aktif ve kapalı ortamda geçen yaşantısının bir sonucu. Dolayısıyla hızla kilosu artan dünyamızın birinci sırada başvurduğu estetik ameliyat yağ aldırma işlemi. İkinci sırayı meme büyütme operasyonları alıyor. Silikon veya tuzlu su içerikli protezlerle gerçekleştirilen bu ameliyatlarda tüm ameliyatların yüzde 17'sini oluşturuyor. Üçüncülük göz kapağı estetik ameliyatı, dördüncü ise burun ameliyatları. Türkiye'de durum farklı. Bir numaralı estetik cerrahi girişim açık arayla burun ameliyatları. Burun ameliyatlarını meme küçültme, liposuction, meme büyütme ve göz kapağı ameliyatları takip ediyor.

GENÇLER BURUN, ORTA YAŞ MEME,DAHA İLERİ YAŞTAKİLER GERME AMELİYATI YAPTIRIYOR

Bu uygulamaların dağılımı yaşla değişiyor. Genç yaş grubunda burun ve meme büyütme operasyonları talep ediliyor. Daha ileri yaşlardaysa göz kapağı ve meme dikleştirme daha sık başvurulan yöntemler. Yaşa göre en sık yapılan ameliyatlar şöyle değişiyor:
* 18-30 yaş: Burun, meme büyütme,
* 30-50 yaş: Meme küçültme, meme dikleştirme, liposuction,
* 50-65 yaş: Göz kapağı, yüz germe, boyun germe.

Zayıflamak istiyorsanız dişlerinizi fırçalayın

Diş Hekimi Doç. Dr. Tosun Tosun, "Sağlıklı kilo verme ve zinde kalmanın yöntemlerinden olan detoks diş fırçalama ile başlar" diyor.
Biliyoruz ki vücudu toksinlerden arındırmak fiziksel ve ruhsal olarak sağlıklı tutar. Toksinlerin başlıca kaynağı bakterilerin metabolik atıkları. Bu atıkların en sık görüldüğü bölgeyse ağız ve dilimiz. Dolasıyla detoksun başlangıcı vücudumuzun giriş kapısı olan ağız-diş ve dil bölgelerinin temizlenmesi ve toksinlerden arındırılması olmalı. Doç. Dr. Tosun, sadece diş fırçalamanın yetmediğini söylüyor. Dil sırtının fırçalanması, diş ipi ve ağız duşu kullanmak, dezenfektan ağız gargaralarından yararlanmak gerektiğini de hatırlatıyor.

DİŞ FIRÇANIZI ISLATMADAN KULLANIN

Doğru diş fırçalamak için, her öğün sonrası en az yarım saat sonra kuru bir diş fırçasına florlu diş macunu sürün ve iki dakika boyunca fırçalayın.

Sıvılar da kilo aldırır

Sadece gıdaların değil, aldığımız sıvıların da piramidi var. Malum, su dışında aldığımız tüm sıvıların kendine göre bir kalori değeri var. Bazılarını fazla tüketmek, aynen çok yemek gibi kilo alımına yol açabiliyor. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi'nide yayınlanan sıvı piramidini Diyetisyen Gamze Şanlı, şöyle anlattı:
* 1'inci Seviye- Su: Suyun metabolizma ve normal fizyolojik fonksiyonları sürdürmedeki kritik öneminin yanında florid, kalsiyum ve magnezyum gibi elzem mineralleri alabilmek için de gerekli. Üstelik 0 kalorili, kadınlara 9, erkeklere 13 bardak içilmesi öneriliyor.
* 2. Seviye- Çay ve kahve: Çay önemli bir antioksidan kaynağı. Flavonoidler olarak adlandırılan bu antioksidanların, anti bakteriyel özellikleri de var. Günde üç bardak çay tüketiminin miyokard enfaktüsü riskini yüzde 11 oranında azaltabileceği saptandı. Şeker eklemeden içilen çayın kalorisi de 0. Günde 8 bardak tüketimi uygun. Kahve de kalorisiz bir içecek. Ancak süt ve şeker eklemesiyle kalorisi katlanır. Malum içinde kafein var, günde en fazla 2-3 fincan içilmeli. 
* 3. Seviye- Yağsız veya düşük yağlı süt, soyalı içecekler: Süt, kalsiyum ve D vitamini açısından önemli bir kaynak olsa da tam yağlısında doymuş yağ oranı, kolesterol ve kalori daha yüksek. Yağsız veya düşük yağlı sütü tercih edin. Sütte bulunan kalsiyumun, kilo kontrolünde de yardımcı olduğu biliniyor. Yağsız ya da az yağlı olmak üzere günde 2-3 bardak tüketilebilir. Soya sütü, yüksek kaliteli protein, B vitamini ve demir kaynağı. İçinde laktoz yok. Kolesterol içermez ve doymuş yağ oranı düşük.
* 4. Seviye- Kalorisiz ya da tatlandırıcılı içecekler: Diyet içecekler, kalorili ve şekerli içeceklere oranla tercih edilir gibi görünse de bunlar üzerinde uzun süreli çalışmalar bulunmadığı için daha dikkatli tüketilmeli. Normal içecekler, şeker ya da yüksek miktarda fruktoz şurubuyla, diyet içeceklerse sakarin veya aspartam eklenerek tatlandırılır. Maden sularıysa minerallerden zengin. Günde 1-2 şişe yeterli.
* 5. Seviye- Meyve ve sebze suları: Yüzde 100 meyve ve sebze suları vitamin ve kalori açısından zengin olmakla birlikte lif açısından fakir içecekler. Lif için suyunu değil, meyve ve sebzeyi tüketin.
* 6. Seviye- Kalorili ve şekerli içecekler: Bunlar hem yüksek kalorili hem de hiçbir besleyiciliği bulunmuyor. Gazlı ve meyveli içecekler sonradan eklenmiş şekerle ya da yüksek miktarda fruktoz-mısır şurubu eklenerek, tatlandırılır. Diş çürükleri, Tip 2 diyabet ve yüksek kalori alımına bağlı olarak kilo artışına neden olur. Hiç içmemek en iyisi. En azından günde bir bardaktan fazla içmemeli...

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 2201 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim