• BIST 107.901
  • Altın 151,680
  • Dolar 3,6982
  • Euro 4,3411
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Bursa 24 °C
  • Antalya 24 °C
  • İzmir 25 °C

Önlem alınmazsa fizik tedavi gören hastalar zor durumda kalacak….

Dr. Feza Şen

Sosyal Güvenlik Kurumu sözleşme yoluyla sağlık hizmeti satın aldığı özel sağlık kuruluşlarında uygulanan fizik tedavi uygulamalarının usul ve esaslarında 10.04.2014 tarihli 2014/10 sayılı genelgesi ile hastalar açısından önem arz eden değişiklikler yaptı…

Bu olay genelge öncelikle hastaları sonrasında da özel sağlık kuruluşlarını mağdur ediyor.

Genelge; hem içerdiği mana ile usul yönünden hukuka aykırı bir durum oluşturuyor ve özel sağlık sunucularını mağdur ediyor…

Hem de tedavi süresi en az 45 gün olan bir tıp dalında; Sosyal Güvenlik Kurumu, 20 gün içinde genelgenin uygulanması istediği için öncelikle hastaları mağdur ediyor..

Birçok hasta, tedavisi yarım kaldığı için çalacak kapı arayacak…

Tedavi Gören Hastalar Açısından Mağduriyet:

Özel Sağlık Kuruluşlarında bir Fizik Tedavi Uzman Hekimi günde 96 hasta tedavi ederken bu sayı günlük azami 76 ile sınırlandı.

Yani günde hekim başına tedavi 20 hasta azaltıldı.

Rehabilitasyon hastası kaç günde tedavi olur?

En kısa süreli nörolojik iyileştirme süresi kaç gündür?

Bu konular FTR Hekimleri Uzmanlık Derneklerinden görüş alınsa idi kolayca bilinirdi..

Bu süreler 30, 45, 60 gün ve daha uzundur… Belki de yıllarca sürebilir..

Ve bu süreler; kesinlikle yönetmeliğin geçerli olacağı güne kadar geçecek olan  15-20 gün kadar değildir..

Öyleyse;

1.01.05.2014 tarihinde tedavisi devam eden hastalar ne olacak??

2.Hastaların tedavileri yarım mı kalacak?

3.Yoksa hastalar cepten para ödeyerek mi tedavilerini tamamlayacaklar?

4.Tedavisi başlayan hastaların 01.05.2014 sonrasında yapılacak olan tedavilerini özel sağlık kurumları tamamlayacak ve özel sağlık kuruluşlarının hak ettikleri ücretler Belediyeler Kanununa göre sağlık kuruluşunun bulunduğu belediye tarafından mı ödenecek???

5.Hasta  tarafından rıza gösterilerek başlamış ve devam eden tedavi; hasta rızası olmadan hangi hallerde durdurulabilir, hukuken ne sonuçlar doğurur diye araştıran oldu mu???

Bakın Hasta Hakları Yönetmeliğinde bu konu tanımlı.

Ve ilgili 12. madde Tıbbi Gereklilikler Dışında Müdahale Yasağı başlığını taşıyor, bakın ne diyor:

“Teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme veya hayati tehlikeye yol açabilecek veya vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek veya akli veya bedeni mukavemeti azaltabilecek hiçbir şey yapılamaz ve talep de edilemez.”

Örneğin; düzelebilecek bir felç hastasın da bu devrede tedavi olacak kurum bulamadığından sekel kalırsa hukuken kimler tazminat sorumluluğu taşır???

Zor durumda kalacak hastaların; durumlarını bulundukları illerdeki SGK Sağlık Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüklerine dilekçe ile sormaları ve ona göre hareket etmeleri yasal hakları açısından önem taşımaktadır…

Bir de tedavi sorumluluğunu hukuken üstlenen Özel Sağlık Kurumları açısından duruma bakalım…

Özel Sağlık Sunucuları Açısından Belirsizlik:

Anayasa ile sağlık hizmeti uygulamalarında düzenleme yapma yetkisi Sağlık Bakanlığına verilmiş olmasına rağmen;  

SGK, 5510 sayılı Genel Sağlık Sigortası Kanununa dayanarak hukuka aykırı bir duruma imza atıyor ve sağlık hizmetlerinin niteliklerini belirliyor..

Oysa 5510 sayılı kanunun 63. Maddesi Finansmanı Sağlanacak Sağlık Hizmetlerini ve Kullanım Sürelerini belirliyor…

Ve 63. Maddenin 2. Paragrafının ilk cümlesinde sağlık hizmetlerinin niteliklerini ve kullanım sürelerini düzenleme yetkisi olan Sağlık Bakanlığının görüşlerini alarak belirlemeye yetkili kılınıyor..

Ayrıca ve bu maddenin son paragrafında da “Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığının görüşü üzerine Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” Diyerek düzenleme yapabilme yetkisini şarta bağlıyor..

İlk şart Sağlık Bakanlığından görüş alınması…,

İkinci şart Sağlık Bakanlığı görüşüne göre yönetmelik çıkarmak suretiyle uygulamaları düzenlemesidir.

Sektörel olarak akla gelen sorularımız:

1.Sağlık Bakanlığının fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları ile ilgili bir görüş yazısı var mıdır, varsa Sağlık Bakanlığı tarafından SGK’na gönderilmiş midir???

2.Şayet Sağlık Bakanlığının görüş yazısı varsa bu ilgili yazı 2014/10 genelgenin eki olarak deklare edilmesi sağlık sunucularının bilgilendirilmesi açısından neden bizlerle paylaşılmıyor???

3.Gerçekten Sağlık Bakanlığının günlük fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarını özel sağlık sunucularında günde toplam 76 hasta ile sınırlayan görüş yazısı var ise bu kuralı kamu hastanelerinde neden uygulamıyor?

4.Sağlık Bakanlığının görüş yazısı yok ise sürecin daha ilk adımı gerçekleşmediği için bu düzenleme hukuka aykırı olarak yapılmış olmuyor mu???

5.Sağlık Bakanlığı görüşü olmadan ve SGK tarafından usulü belirleyen yönetmelikler çıkarılmadan düzenleme yapılmasına Genel Sağlık Sigortası Kanunun 63. Maddesinin 2. Paragrafında belirtildiği gibi izin verilmez iken kural belirleyenler kanun üzerinde düzenleme yapamayacağına göre bu düzenleme sehven hatalı mı yapılmıştır???

6.Özel Sağlık Kuruluşlarında kota uygulaması yapan SGK, neden kamu kurumlarına tedavi kotası uygulamıyor???

7.Kamuda tedavi gören hastalar ile özel sağlık kuruluşlarında tedavi gören hastalar arasında uygulanan tedavi süresinin ve niteliğinin SGK tarafından yapılan düzenlemeler ile değişmesi sonucu oluşan ekonomik gücü olan daha iyi tedavi olsun anlayışı Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı değil mi???

Daha önce göz branşında da 2013 yılı eylül ayında buna benzer düzenleme yapılmış ve bizlerde “SGK hekimlerin muayene süresini belirleyemez” diye bu sitede makale olarak yazmıştık.

Ne tesadüf ki görüş içeren yorumumuz üstüne 06.02.2014 tarihinde 5510 sayılı kanunun 63. Maddesi 2. Paragrafında değişiklik yapıldı ve “Sağlık Bakanlığından görüş alınması ve bu görüşe göre yönetmelik çıkarılması gerektiği” yönünde 5510 sayılı kanunda değişiklik yapıldı.

Ama gelin görün ki kanuni tarifi dışında bir uygulama ile hastalar ve özel sağlık kuruluşları karşı karşıya…

Bizce bu fizik tedavi için yapılan düzenleme yargıdan döner..

Hukuki yargılama sonucunda; görüşlerimize göre daha önceki Danıştay Kararlarından tanıdığımız benzer cümle  yer alacaktır:

“… 5510 sayılı yasa bu konuda düzenleme yetkisini Sosyal Güvenlik Kurumuna, Sağlık Bakanlığından alınacak görüş yazısı doğrultusunda konu ile ilgili usul ve esasları gösteren bir yönetmelik çıkarma yetkisi vermiştir. Usul ve esasları gösteren yönetmelik çıkarılmadan daha alt bir hukuki norm belge olan genelge çıkarılmak suretiyle düzenleme yapıldığı için usule aykırılıktan iptaline…”

Genelge ile zor durumda kalan Özel Sağlık kuruluşlarının  01.05.2014 tarihi itibarı ile tedavisine devam edemeyecekleri hastalar için nasıl bir yol izleyeceklerini bulundukları illerdeki SGK Sağlık Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüklerine yazılı olarak sormalarını, alacakları cevaplara göre pozisyon almalarını ve mutlaka bu genelgenin yürütülmesinin durdurulması için de müracaat etmelerini öneririm..

Hastalarımız açısından daha sıkıntılı günler oluşmadan konunun ivedilikle taraflarca çözüme kavuşturulması gerektiğini ilgili yetkililere arz ederiz…

Saygılarımla..

Dr. Feza Şen
Bursa Sağlık Kuruluşları Derneği
0 532 277 88 27
fezasen@megamed.org
www.fezasen.com

Bu yazı toplam 13156 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim