• BIST 90.182
  • Altın 147,082
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Bursa 7 °C
  • Antalya 14 °C
  • İzmir 12 °C

Sağlık alanında rekabette özel sektör mü, Yoksa devlet hastaneleri mi da

Prof.Dr. Paşa Göktaş

Ülkemizde, her alanda bilgi kirliliği mevcuttur. Bu nedenle, soruların doğru yanıtı bir türlü bulunamamaktadır.

Yukarıdaki sorunun yanıtı konusunda da, genel olarak bir yanlış kanı mevcuttur. Çoğunluk, devlet hastanelerine oranla, özel sektörün çok daha fazla rekabet avantajlarına sahip olduğunu düşünür. Ancak, ülkemizde şu anda içinde bulunduğumuz koşullarda durum hiç de öyle değildir.

            Gerçekte eşit koşullar sağlanmış olsa, özel sektör kendi dinamizmi ve işletmecilik üstünlükleri ile, kamu sektörüne göre daha başarılı ve üretken olacaktır. Ancak, rekabete yapılan anlamsız ve ülkenin zararına müdahalelerle, eşit olmayan koşullar yaratılmış durumda olup, kolları zincirli bir adamla, iki kolu serbest bir adamın dövüşmesi istenilmektedir. Böyle bir yarıştan, hangisinin üstün çıkacağı açıktır.
            Bu durumu rakamlarla açıklayalım:
            Ülkemizde, özel sağlık kuruluşlarından muayenehaneler, laboratuvarlar ve poliklinikler dışında (Bu durum da ayrı bir adaletsizlik konusudur), özel hastaneler ve tıp merkezlerinin büyük çoğunluğu SGK ile sözleşmelidir. Devlet ve üniversite hastanelerinin ise tümü SGK ile sözleşmelidir. Yani, neredeyse tüm kuruluşlar, yaptıkları işin karşılığını SGK’ dan alır hale gelmişlerdir.
            Şimdi SGK’ dan yapılan ödemelere bakalım:
            Aynı iş karşılığında SGK, özel tıp merkezlerine ve özel hastanelere, hasta başına 20 TL ödemektedir. Devlet hastanelerine, branşına göre 26-30 TL (ortalama 29 TL diyelim), üniversite ve eğitim-araştırma hastanelerine ise % 10 daha fazla, ortalama 32 TL civarında ödemektedir.
            Özel hastane ve tıp merkezleri, SGK’ dan aldıkları 20 TL üzerine, en fazla % 30 ekleyerek hastadan fark alabilirler. Bu farkla birlikte, bir hasta için en fazla 26 TL alabilirler. Hasta başına, ulaşabilecekleri en fazla gelir 26 TL’ den ibarettir. Kesinlikle bu rakamı aşamazlar. Aşarlarsa, yasal olarak sorumlu duruma düşerler ve ceza öderler.
            Bir devlet hastanesine ise, aynı hasta için SGK tarafından ödenen ortalama ücret, 29 TL’ dir. Üniversite ve eğitim-araştırma hastanelerine ise 32 TL’ dir.
            İş, bununla bitmiyor.
            Devlet hastanelerinin gelirleri, yalnızca SGK’ dan aldıkları parayla sınırlı değildir. Bir de, genel bütçeden aldıkları pay bulunuyor. Devlet hastaneleri, kira ödemezler. Bu miktar, işletmelerin giderlerinin % 3-20’ sini oluşturur. Personel ücretleri genel bütçeden ödenir. Bu kalem, işletmelerin en büyük gider kalemidir. Personel ücretleri, sağlık işletmelerinin giderlerinin % 30-60’ ını oluşturmaktadır. Devlet hastaneleri, bu en büyük gider kaleminden muaftırlar. Ayrıca, vergi avantajları vardır. Ek olarak çeşitli yatırım ve subvansiyon destekleri alırlar.
            Sonuç olarak, devlet hastanelerinin genel bütçeden desteklenen bu tür gelirleri, SGK’ dan aldıkları gelirlerden daha fazladır. % 110 - % 160 arasında ek destek almaktadırlar.
            Bunu anlamak için, Sağlık Bakanlığı bütçesine bakmak yeterlidir.
            Sağlık Bakanlığı’ nın, SGK ile anlaşmasına göre, SGK’ dan alacağı bir yıllık toplam paranın, 10 milyar TL (2010 için), üzerinde olacağı basına da yansımıştır. 2008 yılında, SGK’ dan Sağlık Bakanlığı’ na 7 milyar TL ödendiği yazılmaktadır.
            Sağlık Bakanlığı’ nın, genel bütçeden ise alacağı miktarın, 2009 yılı için 12 milyar 720 milyon TL’ nin üzerinde olacağı hesaplanmaktadır. Yani, SGK’ dan aldığının daha fazlasını genel bütçeden almaktadır.
            Kaba bir hesapla, bunu bir hasta düzeyine indirgersek:
            Sağlık Bakanlığı hastaneleri, hasta başına 100 birim SGK’ dan alırken, en az 120 birim de genel bütçeden almaktadır. Yani, en az 220 birim (TL) gelir elde etmektedir.
            Özel hastaneler ve tıp merkezleri ise, taş çatlasa 130 TL’ yi geçemezler. 100 TL SGK’ dan, en fazla 30 TL de hastadan alabilirler.
            Devlet hastanelerinin, daha başka destekleri ile birlikte, aldıkları miktar 250 birime kadar yükselmektedir.
        
Bu Koşullarda Rekabet Mümkün müdür ?
         Bir tarafa 130 TL, diğer tarafa 200-250 TL. Bu koşullarda rekabet mümkün müdür ? Tabii ki imkansızdır. Bu nedenle de, şu sıralarda özel sağlık sektörü büyük ölçüde batış sürecindedir. Kimi iflasta, kimi satılık, kimi kapanıyor, kimi de acı sonunu bekliyor.
            Ama, dertlerini bir türlü anlatamıyorlar. Çaresizlik içindeler.
            Göz göre göre, yapılan yatırımların batışı izlenmektedir.
           
            Çözüm Nedir ?
         Çözüm, eşitliğin sağlanmasıdır.
            Bu durum da, iki yolla olabilir:
  1. Ya özel sağlık kuruluşlarının, ek olarak hastadan isteyebilecekleri % 30 fark oranı serbest bırakılmalıdır. Özel sağlık kuruluşları, açıklarını alabilecekleri farklarla kapatabilsinler.
  2. Ya da, devlet hastanelerine yapılan genel bütçeden destekler sona erdirilmelidir. Kira, personel ücretleri, vergiler ve diğer destekler gibi. Onlar da SGK’ dan aldıklarıyla yetinsinler ve işletmelerini döndürsünler. Kazansınlar ve kazandıklarıyla işletmecilik marifetlerini göstersinler. Örtülü ödeneklerden vazgeçilsin.
İşte ancak o zaman gerçek bir eşitlikten ve işletmecilikten söz edilebilir.
Aslında tüm bu dengesizliklerin ve garip yapılanmanın nedeni, Sağlık bakanlığı’ nın hem kural koyan, hem denetleyen, hem de hizmet sunucu rolünde olmasıdır. Doğal olarak, tüm yaklaşımlarında kendi kuruluşlarını korumaktadır. Hem hakem, hem de oyuncu gibi.
Sağlık Bakanlığı bu rolünden, gerçek rolü olan kural koyucu ve denetleyici konumuna gelirse, gerçek dengeler o zaman kurulacak ve daha adil, verimli bir sağlık yapılanması ortaya çıkacaktır.
Bu dönüşümü bekliyoruz. Umarız bu doğrultuda doğru adımlar bir an önce atılır ve sağlıktaki çarpık yapılanmaya son verilir.
Aksi takdirde, şu andaki adil olmayan işleyişin sürdürülebilir bir geleceği bulunmamaktadır.
 
 
 
 
          26/10/2009
                                                                                                                    Doç. Dr. Paşa Göktaş
 
Tel/Fax : 0216-348 26 12
GSM    : 532 243 84 74
e-mail   : tiplab@tiplab.org
web       : www.tiplab.org
Bu yazı toplam 1304 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Sağlık Aktüel | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0216) 606 17 18 | Faks : (0216) 606 17 19 | Haber Yazılımı: CM Bilişim