28 Ocak 2026
  • Ankara7°C
  • İstanbul12°C
  • Bursa13°C
  • Antalya11°C
  • İzmir14°C

ACIBADEM ANKARA RAHİM AĞZI KANSERİNE KARŞI 'GÜÇ SENDE' DEDİ

Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen “Güç Sende” söyleşisinde, Meltem Cumbul’un moderasyonunda bir araya gelen hekimler ve sivil toplum temsilcileri, rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti.

Acıbadem Ankara rahim ağzı kanserine karşı 'Güç Sende' dedi

28 Ocak 2026 Çarşamba 11:31

Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, 24 Ocak’ta Acıbadem Ankara Hastanesi, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ve Sağlık Gönüllüleri Derneği iş birliğiyle, önlenebilir bir kanser olan rahim ağzı kanserine dikkat çekmek amacıyla ‘Güç Sende’ söyleşisi düzenlendi.

Moderatörlüğünü oyuncu ve yönetmen Meltem Cumbul’un üstlendiği toplumsal farkındalık etkinliğinde, hekimler ve sivil toplum dernekleri bilim, deneyim ve dayanışma için buluştu.

Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Doç. Dr. Emre Özgü ve Dr. Elif Demir ile Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik rahim ağzı kanserine dair çarpıcı gerçekleri, korunma yollarını ve toplumsal gücün önemini anlattı.

“Önyargılar, kadınların tanı ve tedavi süreçlerine karşı çekince yaşamasına yol açıyor”

Etkinlik öncesi Türkiye Klinikleri TV mikrofonuna konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü, rahim ağzı kanserinin nedeninin HPV virüsü olduğunu vurgulayarak, hastalığın hem tedavi edilebilen hem de aşıyla korunulabilen bir kanser türü olarak öne çıktığını söyledi.

Hastalığın cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyonla ilişkili olmasının toplumda önyargılara yol açtığını ifade eden Doç. Dr. Özgü, bu durumun kadınların muayene, tanı ve tedavi süreçlerinden çekinmesine neden olduğunu ve istenilen başarı düzeyine ulaşılmasını zorlaştırdığını söyledi.

Etkinlikte kullanılan “Güç Sende” sloganının önemine de değinen Doç. Dr. Özgü, kadınlara verilmek istenen ana mesajın güç ve farkındalık olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Kadınların güçlü olduğunu biliyoruz. “Güç sende” diyerek, rahim ağzı kanseri gibi baş edilebilecek, üstesinden gelinebilecek bir kanser türünü; yine kadınların kendi dirayetleri ve kendi başarılarıyla ortadan kaldırabileceklerini hatırlatmak istiyoruz.”

“Rahim ağzı kanserini dünyada tedavi edilebilen ilk kanser olarak literatüre geçirmeyi hedefliyoruz”

Türkiye’de rahim ağzı kanseriyle ilgili tarama programlarının uzun süredir devam ettiğini vurgulayan Doç. Dr. Özgü, “Türkiye’de yaklaşık 20 yılı aşkın bir zamandır HPV ve rahim ağzı kanseri ile ilgili ciddi bir tarama programı yürütülüyor. Kanser Savaş Dairesi tarafından oluşturulan, devlet destekli bir tarama programımız var. Bu program sayesinde kadınları, rahim ağzı kanseri gelişmeden önce tarayarak erken dönemde yakalamayı ve tedavi etmeyi amaçlıyoruz.” diye konuştu.

HPV aşılaması konusunda ise henüz istenilen noktaya ulaşılamadığını belirten Doç. Dr. Özgü, “HPV aşısı henüz ulusal aşılama programı içinde yer almıyor. Oysa özellikle 9–15 yaş arasındaki çocukların aşılanmasıyla hastalığın önüne çok daha etkili bir şekilde geçme şansımız var. Bu noktaya ulaştığımızda çok daha iyi sonuçlar alacağımıza inanıyoruz.” dedi.

Toplumda aşılarla ilgili yanlış bilgilerin hâlâ yaygın olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Özgü, “Aşıların olası yan etkileri ya da zararları konusunda duyulan endişeler nedeniyle aşılama geri planda kalıyor. Bunun temelinde bilgi eksikliği yatıyor. Biz de bu tür toplantılarla doğru bilgilendirmeyi sağlamaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bu tür farkındalık etkinliklerinin artarak devam etmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Özgü, “Kadınlar bilinçlendikçe, rahim ağzı kanserini dünyada tedavi edilebilen ilk kanser olarak literatüre geçirmeyi hedefliyoruz ve bunu başaracağımıza inanıyoruz.” dedi.

“Rahim ağzı kanseri tarama oranları istenilen düzeyde değil”

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Elif Demir de, HPV aşısıyla ilgili toplumda sık dile getirilen endişelere dikkat çekerek, aşının uzun vadede olumsuz etkiler yapabileceğine dair şüphelerin bilimsel bir karşılığı olmadığını vurguladı.

Rutin aşılama programlarının başladığı günden bu yana dünya genelinde önemli kazanımlar elde edildiğini belirten Dr. Demir, “Rutin aşılama programlarıyla birlikte hem HPV pozitifliğinde hem de rahim ağzı kanseri görülme sıklığında ve kanser öncüsü lezyonların oranlarında ciddi bir azalma gözleniyor. Bunu diğer çocukluk çağı aşıları gibi değerlendirmek gerekir. Çiçek aşısının zamanla çiçek hastalığını eradike etmesi gibi, HPV de toplum sağlığı açısından önemli bir risk oluşturuyor ancak aşıyla bu riskin önüne yüksek oranda geçebilmekteyiz.” dedi.

Türkiye’de rahim ağzı kanseri tarama oranlarının istenilen düzeyde olmadığını ifade eden Dr. Demir, jinekolojik muayenenin kadınlar tarafından çok tercih edilmediğine dikkat çekti.

Tüm hastanelerde rutin smear taramasının yapıldığını belirten Dr. Demir, “Smear taramasını ilk etapta yıllık olarak öneriyoruz. Ayrıca KETEM’lerde ücretsiz HPV taraması da mevcut. Hastalarımız bu testlerin tamamına kolaylıkla ulaşabilir.” diye konuştu.

Etkinlikte özellikle HPV aşısı ve rahim ağzı taramalarının öneminin vurgulandığını aktaran Dr. Demir, bu taramaların rahim ağzı kanseri görülme sıklığını ciddi oranda azalttığını söyledi.

Rahim ağzı kanserinde erken tanının hayati öneme sahip olduğunu belirten Dr. Demir, “Erken tanı hayat kurtarır. Ancak maalesef teşhis konulduktan sonra tedavi imkânları çok daha sınırlı hâle geliyor. Bu nedenle erken teşhis, özellikle kadınlarda meme kanseri ile rahim ve rahim ağzı kanserlerinde son derece önemlidir. Üstelik bu hastalıklar için çok önemli ve aynı zamanda çok kolay ulaşılabilir tarama testlerimiz mevcut.” ifadelerini kullandı.

“Farkındalığın artırılması için çok ciddi bir çaba gösteriyoruz”

Pİ Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Seral Çelik, Türkiye Klinikleri TV’ye yaptığı açıklamada, Ocak ayının Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı olduğuna dikkat çekerek, Pembe Kadın Kanserleri Derneği olarak bu alanda yoğun bir farkındalık çalışması yürüttüklerini ifade etti.

Seral Çelik

Rahim ağzı kanserinin toplumda yeterince bilinmediğini vurgulayan Çelik, “Meme kanseri denildiğinde toplumda neredeyse herkesin bir fikri var; çünkü farkındalığı oldukça yüksek. Ancak rahim ağzı kanserine gelince ne yazık ki aynı şeyi söyleyemiyoruz. Bu nedenle rahim ağzı kanseri farkındalığının artırılması için çok ciddi ve yoğun bir çaba gösteriyoruz” dedi.

“Kadınlar üreme sağlığıyla ilgili yeterince konuşamıyor”

Jinekolojik kanserler odağında çalışan bir dernek olarak, meme kanserinde olduğu gibi rahim ağzı kanserinde de farkındalığın artmasını çok önemsediklerini belirten Çelik, bu amaçla çeşitli etkinlikler düzenlediklerini ifade etti.

Çelik, “Bugün düzenlediğimiz etkinliklerden birini Ankara’da, Acıbadem Ankara Hastanesi ile birlikte gerçekleştirdik. Uzman konuklarımız ve derneğimizin temsilcileriyle kadınlara rahim ağzı kanseri konusunda kapsamlı bilgiler verecek, korunma ve önleme yollarını anlatacağız. Çünkü bu mümkün. Meme kanserinden yüzde 100 korunmak mümkün değilken, rahim ağzı kanserinden neredeyse yüzde 100’e yakın korunmak mümkün.” diye konuştu.

Rahim ağzı kanserinin cinsel yolla bulaşması nedeniyle toplumda utanılan ve bu yüzden yeterince konuşulmayan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Çelik, “Meme kanseri gibi açıkça konuşulmuyor. ‘Neden rahim ağzı kanseri az biliniyor, neden az konuşuluyor?’ sorusunun yanıtı burada yatıyor. Kadının cinsel organlarına yönelik kültürel algılar nedeniyle kadınlar kendi üreme sağlığıyla ilgili yeterince konuşamıyor. Rahim ağzı kanseriyle karşılaşan kadınlar da bunu dile getirmekte zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

“Erken tanı çok şeyi değiştirir”

Meme kanseri etkinliklerinde çok sayıda kadının kendi hikâyesini paylaşmak istediğini hatırlatan Çelik, “Kadınlar bu zorlu sürecin erken teşhisle daha hafif atlatılabildiğini anlatmak ve diğer kadınlara ilham olmak istiyor. Bu nedenle etkinliklerde ve röportajlarda konuşuyorlar. Oysa rahim ağzı kanseriyle tanışan bir kadının toplum önüne çıkıp kendi hikâyesini anlatması çok daha zor. Bu cesareti gösterebilen kadın sayısı yok denecek kadar az.” dedi.

Bu durumun temel nedeninin rahim ağzı kanserinin cinsel yolla bulaşması olduğunu vurgulayan Çelik, “Bu hastalıkla karşılaşan kadının ya da partnerinin sorgulanacağı, yargılanacağı düşünülüyor. Bu nedenle konu genellikle ya bir uzmanla ya da en yakın arkadaşla, fısıltıyla konuşuluyor. Kültürel baskı ve mahalle baskısı, rahim ağzı kanserinin bilinirliğini azaltan en önemli faktörlerden biri.” değerlendirmesinde bulundu.

Kadınlara çağrıda bulunan Çelik, “Biz diyoruz ki: Kadınlar olarak önce kendi sağlığımıza odaklanmalıyız. Bu hastalığın tarama ve korunma yöntemleri var. Bunları daha çok konuşarak, bu bilgileri toplumla, arkadaşlarımızla ve sevdiklerimizle paylaşarak onların da sağlık yolculuklarını olumlu yönde değiştirebiliriz. Çünkü erken tanı çok şeyi değiştirir; bir hayatı, bir kişiyi bu hastalıktan kurtarabilir.” diye konuştu.

Kaynak: Haber Kaynağı
Yorumlar
SON DAKİKA