DİYABET HASTALARI NEDEN İNSÜLİN KAYGISI YAŞAR?
Diyabet hastası 160 kişi üzerinde yapılan araştırmada, hastaların yüzde 63,1'inin "hastalığın ciddiyetini gösterdiği" kaygısıyla insülin kullanmaktan çekindiği belirlendi.

04 Şubat 2015 Çarşamba 12:43
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerince ilk kez insülin kullanması gereken diyabet hastası 160 kişi üzerinde yapılan araştırmada, hastaların yüzde 63,1'inin "hastalığın ciddiyetini gösterdiği" endişesiyle insülin kullanmaktan kaçındığı tespit edildi.
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Psikiyatri Anabilim dalları öğretim üyeleri, "Kim Korkar İnsülinden" isimli araştırmayla diyabet hastalarının insüline geçişte yaşadığı tedirginliğin nedenlerini inceledi.
İnsülin tedavisine ilk kez başlayacak 160 diyabet hastasının katılımıyla anket yöntemiyle yapılan araştırma sonunda, hastaların yüzde 63,1'inin insülini "hastalığın ciddiyetini gösterdiği" kaygısıyla kullanmaktan çekindiği ortaya konuldu.
Araştırmada, katılımcıların yüzde 53,8'inin tedavi sürecinde kan şekerini daha sık ölçmesi gerektiğini düşündüğü için insülin kullanımından kaçındığı, yüzde 51,3'ünün diyetine daha fazla kısıtlama getirileceği endişesiyle insülin kullanmak istemediği, yüzde 43,1'inin insülinin kan şekeri düşüklüğüne neden olacağı endişesi taşıdığı, yüzde 10'unun iğne korkusu nedeniyle insülin kullanmak istemediği belirlendi.
"Hastaların insüline karşı çekinceleri oluyor"
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Şahin, insüline başlaması gereken hastaların neden tedirgin olduğunu ve bu tedaviye niçin temkinli yaklaştıklarını belirlemek için çalışma yürüttüklerini belirterek, "Bu çalışmaya başlarken en büyük düşüncemiz, hastalar, insülin enjeksiyon, iğne olduğu için, bundan kaynaklanıyor diye düşünmüştük ama çalışma sonuçlandığında gördük ki iğne korkusu sadece 10 hastadan birinde görülen, çok daha gerilerde bir korku" dedi.
Diyabetin çağın hastalıklarından biri olduğuna dikkati çeken Şahin, hem Türkiye'de hem de dünyada diyabetin sıklıkla görüldüğünü dile getirdi. Bunun en önemli sebeplerinin başında kötü beslenme, yaşam tarzının değişmesi, hareketsiz kalma ve kilo alma olduğunu vurgulayan Şahin, bu nedenlerle özellikle Tip 2 olarak bilinen diyabetin arttığına işaret etti.
Tip 2 diyabetin, ilk olarak insüline ihtiyaç olmasa bile zaman içinde ilerleyebildiğini ve hastaların insülin kullanmasını gerektirdiğini anlatan Şahin, bu süreçte hastaları insülin tedavisine ikna etmekte hekimler olarak zorlandıklarını kaydetti.
Şahin, "Hastaların insüline karşı çekinceleri oluyor. Buna karşı dirençlerini çok net bir şekilde görüyoruz. Bunun nedenlerini anlamak için, yani hastalar niye insüline direnç gösteriyor, niye bu insülin tedavisinden kaçınıyor, bunu anlamak için çalışma yaptık" diye konuştu.
"Hasta insülin kullanmaya ikna olmazsa hastalığı ilerliyor"
Araştırma kapsamında, insülin kullanmaya başlaması gereken 160 diyabet hastası için 15 soruluk anket hazırladıklarını anlatan Şahin, araştırma sonucuna göre, en büyük korkunun hastaların tedavi sürecinde insülini son aşama olarak görmesi olduğunu söyledi.
Şahin, şunları söyledi:
"En büyük korku aslında, insülin tedavisini kabul etmesi demek, hastalığının ilerlediğini, son aşama geldiğini kabul etmesi demek. İnsülinin en son aşamada verileceği gibi bir yanlış anlayış var. Aslında insülin her aşamada verilebilir ve hekim bunu değerlendirirken birçok faktörü göz önüne alır. Gerçekten insülin kullanması gereken hastalarda, hekimin insülin kullanması gerektiğini belirttiği hastalarda insülin kullanılmadığı zaman hastalık daha da ilerliyor. Bazen hastalarımız geliyor, kan şekeri çok yüksek. Biz, onu insülinle tedavi ediyoruz, kan şekeri normale geliyor, pankreası toparlıyor ve tekrar haplarla, tabletlerle tedavi edebiliyoruz. Hastanın pankreası daha uzun süre kullanılabiliyor. Oysa hasta insülin kullanmaya ikna olmazsa hastalığı ilerliyor. Bu, ilerleyici bir hastalık. Kan şekeri yükseldikçe pankreastaki bozukluk artıyor. Pankreastaki bozukluk artınca da hastalığımız daha da ilerliyor ve geri dönüşümsüz safhaya geliyor. Diyabet, artık vücudumuzdaki her yeri etkiliyor."
"Belli bir noktadan sonra beklediğimiz faydayı göremiyoruz"
Diyabet hastalığının körlüğün, görme problemlerinin birinci nedeni olduğunu anımsatan Şahin, ayrıca kazalardan sonra kol, bacak gibi uzuvların kesilmesinde de en önemli nedenlerin başında diyabetin geldiğini vurguladı.
Diyalize giren her üç hastadan birinin şeker hastalığı yüzünden böbrek yetmezliği yaşadığına işaret eden Şahin, "Yani diyabet, birçok sistemimizi etkileyen önemli bir hastalık. İnsülin kullanmadıkları zaman bu hastalık çok hızlı bir şekilde ilerliyor. Artık belli bir noktadan sonra insülin kullansalar bile beklediğimiz düzelmeyi, faydayı maalesef göremiyoruz" diye konuştu.
Çalışma sayesinde hastaların korkularını belirleyebildiklerini dile getiren Şahin, bu kapsamda diyabet eğitimlerini, hastanın psikolojisini anlayacak şekilde daha iyi değerlendirebileceklerini kaydetti.
Şahin, çalışmalarını kongrelerde ABD'deki meslektaşlarıyla da paylaşmayı planladıklarını söyledi.
Kilo Yönetiminde GLP-1 İlaçları Kullanımı: Sindirim Yan Etkileri ve Beslenme ÖnerileriObezite tedavisinde kullanılan GLP-1 temelli zayıflama ilaçları, mide boşalmasını yavaşlatarak iştahı baskılarken bulantı ve reflü gibi yan etkilere yol açabiliyor.29 Eylül 2026 Salı 16:15BASIN HABERLERİ
29 Eylül Dünya Kalp Günü: Türkiye’de Her 3 Öldümden Biri Kalp ve Damar Hastalıklarından KaynaklanıyorTÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’deki ölümlerin yüzde 34,7’si dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle gerçekleşti. Tütün kullanımı ve obezitedeki artış gelecek riskini büyütüyor.29 Eylül 2026 Salı 16:13BASIN HABERLERİ
Böbrek Sağlığını Korumada Yanlış Bilinenler: Yalnızca Bol Su İçmek Yeterli DeğilUzmanlar, böbrekleri korumanın yolunun sadece bol su tüketmekten geçmediğini; kan basıncı, kan şekeri ve tuz kontrolü gibi adımların hayati önem taşıdığını vurguluyor.29 Eylül 2026 Salı 16:04BASIN HABERLERİ
JAMA Network Open Araştırması: 12 Yaşında Akıllı Telefon Sahibi Olmak Ergenlerde Yeme Bozukluğu Riskini Artırıyor8 bin 957 ergenin izlendiği araştırmada, 12 yaşında akıllı telefon edinmenin 14 yaşında yeme bozukluğu belirtileriyle ilişkili olduğu saptandı.29 Eylül 2026 Salı 15:58DÜNYADA SAĞLIK
FDA'dan Ergenler İçin Saçkıran Kararı: Baricitinib Kullanım Alanı GenişletildiFDA, şiddetli alopecia areata hastası 12 yaş ve üzerindeki ergenlerde baricitinib kullanımını onayladı.29 Eylül 2026 Salı 15:56BASIN HABERLERİ
Finlandiya’da Araştırıldı: Kahve Tüketimi Erkeklerde Testosteron ve Hormon Düzeylerini Nasıl Etkiliyor?Finlandiya'da 2 bin 264 kişiyle yapılan çalışma, fazla kahve tüketiminin erkeklerde toplam testosteron ve SHBG seviyeleriyle ilişkili olduğunu gösterdi.29 Eylül 2026 Salı 15:55DÜNYADA SAĞLIK
Erzurum'da Ameliyat Sonrası Ölen Hastayla İlgili Uzman Doktora Hapis Talebiyle Dava AçıldıErzurum'da böbrek taşı ameliyatından iki gün sonra hayatını kaybeden Seval Günaydınlı'nın ölümü üzerine doktor M.B.K. hakkında dava açıldı.29 Eylül 2026 Salı 15:54BASIN HABERLERİ
Uluslararası AlliGatOr Araştırması Açıklandı: Apandisitte Gecikme Perforasyon Riskini İki Katına Çıkarıyor112 ülkede yürütülen AlliGatOr çalışması, apandisit belirtilerinin başlamasından cerrahiye kadar geçen sürenin uzamasının perforasyon riskini artırdığını gösterdi.29 Eylül 2026 Salı 15:49BASIN HABERLERİ
Prof. Dr. Kiraz'dan COP31 Öncesi Çağrı: İklim ve Sağlık Destek Fonu Acilen OluşturulmalıProf. Dr. Emine Didem Evci Kiraz, COP31 öncesinde iklim krizinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine karşı destek fonunun kurulmasını istedi.29 Eylül 2026 Salı 15:47BASIN HABERLERİ
Lokalize Prostat Kanserinde SBRT ve Cerrahi Karşılaştırmasında Uzun Dönem Sonuçları AçıklandıASTRO 2026 Toplantısında sunulan araştırmaya göre 5 seanslık SBRT, sekiz yıllık takipte cerrahiye benzer kanser kontrolü sağlarken daha az yan etki gösterdi.29 Eylül 2026 Salı 15:45BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










