GİYİLEBİLİR TEKNOLOJİLER SAĞLIK ALANINDA ETKİSİNİ ARTIRIYOR
İstanbul Medipol Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Yöneticisi Dr. Öğretim Üyesi İlker Köse, “Bugün kimilerinin aksesuar gibi gördüğü bu teknolojiler, yakın zamanda çoğumuzun kullanmayı çok doğal karşıladığımız araçlar haline gelecek.” dedi.

04 Aralık 2021 Cumartesi 11:18
İstanbul Medipol Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Yöneticisi Dr. Öğretim Üyesi İlker Köse: “Bugün kimilerinin aksesuar gibi gördüğü bu teknolojiler, yakın zamanda çoğumuzun kullanmayı çok doğal karşıladığımız araçlar haline gelecek"
"Şimdilik bilgisayarın işlem hızı konusunda bir avantajı olsa da insanın öğrenebildiği konuların çeşitliliği ve öğrenilen şeyler arasında kurabildiği bağlar açısından bilgisayardan hala büyük üstünlükleri mevcut"
Teknolojik gelişmeler insan hayatını eğitimden eğlenceye kadar geniş bir yelpazede etkilemeye devam ediyor. Ortaya çıkan yeni cihazlarla birlikte insanoğlunun para kazanma ve iş yapış biçimleri de büyük bir dönüşüme uğruyor.
Bu dönüşümlerin en büyüklerinden biri de giyilebilir cihazların kullanımının artması ile sağlık sektöründe etkisini göstermeye başladı. İlk yıllarında daha çok aksesuar olarak kullanılan akıllı saatler ve akıllı yüzükler sağlık alanındaki etkilerini her geçen gün artıyor.
Uzun şarj süreleri ile 7/24 uyku kalitesi, kalp ritmi, stres ölçer ve spor aktivitelerine kadar pek çok sağlık aktivitesini kayıt altına alan bu cihazlar, kişi sağlığı ile ilgili önemli ve hassas verilere sahip.
AA muhabirine giyilebilir cihazların sağlık sektörüne etkileri üzerine açıklamalarda bulunan İstanbul Medipol Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi Yöneticisi Dr. Öğretim Üyesi İlker Köse, hekim ile hasta arasındaki ilişkinin teşhis, tedavi ve takip aşamalarından oluştuğunu söyledi.
“Öngörülemeyen hastalıkların teşhisi amacıyla kullanılması da mümkün görünüyor”
Her aşamanın sağlıklı ilerlemesi için gerekli unsurların başında, hastaya ait verilerin elde edilmesinin geldiğinin altını çizen Köse, şunları söyledi:
“Hekim ile hastayı bir arada tutma zorunluluğumuz, büyük ölçüde bu verileri elde etmek için kullandığımız yöntemlerden ve kullanılan tıbbi aletlerin, laboratuvar ile görüntüleme cihazlarının hastanede bulunuyor olmasından kaynaklanıyor. Şayet hastaya ait verileri uzaktan elde edebilmemize imkan sağlayan yöntem ve teknolojiler kullanabilirsek, teşhis, tedavi ve takip için hekim ile hastanın aynı mekanda bulunma ihtiyacını da azaltabiliyoruz.
Giyilebilir teknolojiler, hastaya ait verilerin sürekli bir şekilde kaydedilmesini ve istendiğinde hekimle paylaşılabilmesini sağladıkları için, uzaktan sağlık hizmeti sunmanın önemli bileşenlerinden biri haline geldi. Şimdilik daha çok tedavi ve takip ile öngörülen bazı hastalıkların erken teşhisi için kullanılsalar da, ürettikleri verinin hastanın sağlığı ile ilgili sunduğu bilgilerin, kişide öngörülmeyen hastalıkların teşhisi amacıyla kullanılması da mümkün görünüyor.”
“Yüz yüze iletişimin yeterince analiz etmediğimiz pek çok doğal faydaları var”
Köse, hasta-hekim arasındaki ilişkiyi sadece verileri elde etmekten ibaret saymanın eksik bir yaklaşım olacağını vurgulayarak, “Yüz yüze iletişimin yeterince analiz etmediğimiz pek çok doğal faydaları var ve uzaktan sağlık hizmeti sunarken bunları kaybetme riskimiz de söz konusu. Örneğin, hasta-hekim arasındaki güven duygusu, hastanın ancak diyalog ile elde edilebileceği türden bilgilere olan ihtiyaç ve hasta-hekim mahremiyeti gibi konular, sağlık hizmetini uzaktan vermek istediğimizde çözmemiz gereken konulardan sadece birkaçı.” şeklinde konuştu.
“Hukuki altyapısı henüz oluşmadı”
Giyilebilir cihazların hukuki altyapısına dikkati çeken Köse, “Giyilebilir teknolojilerin ve evde kullanılabilen test kitlerinin giderek daha yaygınlaşacağı ortada. Ancak teknik olarak yapılabilir durumda olan pek çok şeyin hukuki altyapısı henüz oluşmadı. İnsanlar, giyilebilir teknolojileri, şimdilik kendi inisiyatifleri ile kullanıyorlar ve ölçülen verileri gerektiğinde hekimleri ile de paylaşarak sağlıklarını korumaya çalışıyorlar. Kullanıcı deneyimleri ve bu teknolojilerin sağlığı korumaya dair katkıları, giyilebilir teknolojileri yakın zamanda sağlık sisteminin doğal bir parçası haline getirecek.
Bu sırada elde edilen kullanıcı deneyimleri ve değişen/artan ihtiyaçlar ise, daha kullanışlı ve daha fazla ölçüm yapan giyilebilir teknolojilerin geliştirilmesi için bir fırsat olacak. Kanaatimce bugün kimilerinin aksesuar gibi gördüğü bu teknolojiler, yakın zamanda çoğumuzun kullanmayı çok doğal karşıladığımız araçlar haline gelecek.” diye konuştu.
“İnsanın bilgisayardan hala büyük üstünlükleri mevcut”
Köse, teknoloji şirketlerinin sağlık alanında büyük yatırımlar yapmasının şaşırtıcı olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yapılan yatırımlar iki ana grupta toplanıyor. Bunlardan biri sağlık verisinin elde edilmesini sağlayan sensör, cihaz ve test kitleri; diğeri ise elde edilen bu verilerin veya görüntülerin yorumlanması için kullanılan sistemler. Yapay zeka çözümleri de, bu ikinci kısma giriyor. Bu sistemlerin “zeki” olarak isimlendirilmeleri insanın öğrenme sürecine benzer bir yolla öğrenmelerinden ve ardından otomatik karar üretebilmelerinden kaynaklanıyor. İnsanın tıp fakültesinde okuması en az 6 yıl sürüyor, ama ardından bir hasta ile ilgili tanıya dakikalar içinde ulaşabiliyor. Yapay zeka sistemlerini de spesifik bir konuda eğitmemiz aylar-yıllar alabiliyor, ama ardından saniyeler içinde karar verebiliyor.
Şimdilik bilgisayarın işlem hızı konusunda bir avantajı olsa da, insanın öğrenebildiği konuların çeşitliliği ve öğrenilen şeyler arasında kurabildiği bağlar açısından bilgisayardan hala büyük üstünlükleri mevcut. Zira yapay zeka sistemlerinin hemen hepsi, sadece belirli bir konuda karar verebilme yeteneğine sahiptir. Çok sayıda ve farklı türde konularda karar verebilen sistemler oldukça az sayıda ve ancak büyük yatırımlarla gerçekleştirilebilmektedir.”
“Yapay zeka hasta hakkında hatalı karar verirse sorumlu kim olacak?”
Yapay zekanın doktorların yerini alacağı iddiasını iki açıdan görmek gerektiğinin altını çizen Köse, “Birincisi, doktorların hali hazırda yaptığı kurala dayalı veya oldukça spesifik konularda yapay zeka çözümlerinin kullanılmasıdır. Örneğin bir tomografi görüntüsünü yorumlarken yapay zeka sisteminin ön değerlendirmesini dikkate alabilir, ancak nihai kararı kendisi verir ve doğal olarak kararın hukuksal sorumluluğunu da kendisi alır. Bu sayede doktorun bilgisi, deneyimi ve zamanı daha nitelikli işlere harcanması sağlanabilir." bilgisini verdi.
Köse, diğer olası senaryonun ise yapay zekanın doktorun nihai karar verici rolünü üstlenmesi olduğunu belirterek, "Bu senaryoyu da teknik ve hukuki açılardan ele alabiliriz. Teknik açıdan spesifik bazı konularda yapay zeka sistemlerinin doktorlar kadar veya daha doğru kararlar alabildiğini biliyoruz. Ancak bugün itibarıyla bir doktorun tüm görevlerini tamamen yapay zekaya devretmemiz teknik olarak mümkün değil. Yine de bu durumun yapay zeka lehine giderek geliştiğini söyleyebiliriz. Teknik açıdan durum böyle iken, tartışma daha çok hukuk ve etik alandadır. Mesela, bir yapay zeka sisteminin hasta ile ilgili verdiği olası hatalı bir karardan dolayı oluşan zararın hukuki sorumluluğu kimde olacaktır? Bu ve benzerleri, önümüzdeki yıllarda giderek sık duyacağımız ve cevap arayacağımız sorular olacaktır." şeklinde konuştu.
Avrupa genelinde bebek mamaları neden toplatılıyor: Toksin bulaşması şirketleri alarma geçirdiKüresel süt ürünleri devleri, cereulide bulaşması skandalı sürerken bebek mamalarını geri çağırmayı sürdürüyor; Fransa, iki bebeğin ölümünü soruşturuyor.30 Ocak 2026 Cuma 16:46DÜNYADA SAĞLIK
Araştırma: Torun bakımı özellikle büyükannelerin zihinsel sağlığını destekliyorYeni bir araştırmaya göre, torunlarla ilgilenmek özellikle büyükanneleri hafıza ve ifade yeteneği kaybına karşı koruyor.30 Ocak 2026 Cuma 16:44BASIN HABERLERİ
İspanya'da tarihi geçmiş aşı skandalı: Çoğu bebek 250'den fazla kişi etkilendiSağlık yetkilileri, süresi geçmiş aşıların yapıldığı kişiler arasında herhangi bir yan etki bildirilmediğini ve etkilenen herkesle iletişime geçildiğini vurguladı.30 Ocak 2026 Cuma 16:42BASIN HABERLERİ
Tıpta bir ilk: En yaygın böbrek taşlarının içinde bakteri bulunduAraştırmacılar, en yaygın böbrek taşı türünün içinde bakteri bulunduğunu ortaya koydu. Bu keşif, böbrek taşı oluşumunda daha önce fark edilmemiş bir biyolojik bileşenin rol oynayabileceğine işaret ediyor.30 Ocak 2026 Cuma 16:40BASIN HABERLERİ
Nipah virüsü nereden çıktı ve COVID-19 gibi bir pandemiye dönüşür mü?Uzmanlara göre Nipah virüsü, yalnızca bir sağlık sorunu olarak değil, çevresel yıkım, insan davranışları ve zayıf sağlık sistemlerinin beslediği 'sosyal ve ekolojik' bir hastalık olarak ele alınmalı.30 Ocak 2026 Cuma 16:37DÜNYADA SAĞLIK
ABD'de beklenen yaşam süresi 79 yıla çıkarak rekor kırdıABD’de ortalama yaşam süresi 2024 yılında 79 yıla yükselerek ülke tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı.30 Ocak 2026 Cuma 16:35DÜNYADA SAĞLIK
Bulaşıkta Bitkisel DevrimYıllardır alışılagelen bulaşık yıkama alışkanlıkları tarihe karışıyor. Artık bulaşık yıkarken sert kimyasallara maruz kalmadan, doğaya zarar vermeden ve elleri yıpratmadan temizlik mümkün.30 Ocak 2026 Cuma 16:27BASIN HABERLERİ
Özel Hastanelere GSS Başvuruları Dibe VurduÖzel hastanelere GSS kapsamındaki başvuru sayısı, 2015 yılında 90 milyon ulaşmasının ardından gerilemeye başladı. 2024 sonunda 66 milyona kadar inen başvuruların 2010 yılındaki 71 milyon başvurunun altında kaldığı görülüyor.30 Ocak 2026 Cuma 16:26BASIN HABERLERİ
Diş Tedavisinde Yapay Zeka DönemiDiş hekimliğinde yapay zeka giderek daha yaygın kullanılıyor. Tanıdan tedavi planlamasına, gülüş tasarımından çocuk diş hekimliğine kadar pek çok alanda devreye giren bu teknoloji hasta konforunu artırıp tedavi sürecini kolaylaştırıyor.30 Ocak 2026 Cuma 16:24BASIN HABERLERİ
Yenidoğanlarda Kritik Kalp Hastalıkları İçin Ulusal Tarama Programı BaşlıyorSağlık Bakanlığı, yenidoğan bebeklerde hayati risk oluşturan doğuştan kalp hastalıklarının erken tanısı için 'Neonatal Kritik Doğuştan Kalp Hastalıkları Tarama Programı'nı ülke genelinde hayata geçiriyor.30 Ocak 2026 Cuma 16:23BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










