HAZZIN 10 ALTIN KURALI!
Monotonlaşan bir cinsel hayat, uzun ömürlü birlikteliklerin baş düşmanıdır. Peki cinsel hayatı bu halden kurtarmanın ve hazzı arttırmanın yöntemleri var mıdır? Cinsel terapistler bu soruya “Evet” yanıtını veriyorlar.

29 Mart 2012 Perşembe 13:13
“Cinsel hazzı arttırmak mümkün mü?”, “Monotonlaşan cinsel hayatımızı renklendirebilir miyiz?”. Çiftlerin en çok sordukları bu 2 soruya yanıt, Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe’den geldi. Meslek hayatı boyunca evlilik ve çift terapilerinde kendisine en çok sorulan soruları masaya yatıran Dr. Keçe, danışanlarına sunduğu önerileri paylaştı.
“CİNSELLİK YATAĞA SIĞMAZ”
Dr. Keçe’ye göre mutlu bir cinselliğin önündeki en büyük engel salt penis-vajina birlikteliği. Çiftlerin cinsellik algılamasında bu olgunun başarıyı veya başarısızlığı belirlediğini kaydeden Dr. Keçe, bilinenin aksine cinselliğin bir yatakla sınırlandırılamayacak kadar uzun ve çok boyutlu bir süreç olduğuna dikkat çekiyor. Partnerlerinden sıkılan, cinsellikten eskisi kadar heyecan ve haz alamayanların birtakım tabuların esiri olduklarını ve bu yüzden seksi renklendirmekten kaçındıklarını söyleyen Dr. Keçe, “Cinsellik güvenli ortam, uygun zaman ve uygun partner üçgeninde hayat bulur. Bu üçgenin sınırlarında ayıp, günah veya yasak yoktur. Çiftlerin bunu anladığı gün, tabular ve cinsel mitler ortadan kalkacak, cinsellikte yaşanan monotonluk çift için tarihe karışacaktır” diyor.
Dr. Keçe, hazzın doruklarına ulaşmak, cinselliği sıkıcılıktan kurtarmak için çiftlere 10 altın öneride bulunuyor:
1-CİNSELLİĞE GİYİNİKKEN BAŞLAYIN
İyi bir cinsel ilişkinin hazırlığı ve duygu yoğunlaşması yatağa girmeden başlar. Çünkü cinsel istek bedende değil zihinde başlar. Uygun ortam için illa ki mum ışığında romantik bir yemek gerekli değildir. Bunun yerine yapılacak küçük bir jest, sevgi sözcükleri ile yazılmış bir mesaj veya sıcak bir bakış, gülüşme yeterli olabilir. Çiftlerin birbirini hissedebilmeleri çok önemlidir.
2-SEKSİ AYRICALIKLI BİR DURUM GİBİ ALGILAMAYIN
Cinsellik hayatta ayrı bir yeri olan, kendine özgü bir olgu değildir. Genellikle kişiler sekse sıra dışı anlamlar yükleyerek, onu kutsal veya özel olarak algılar. Oysa cinsellik yaşamın gerçek değerlerinden biridir. Kişinin yaradılışının, davranışlarının ve karakterinin bir parçası olan cinsellik, bu boyutuyla ilişkileri de etkilemektedir. Yapılacak en iyi şey ise, sekse biraz kafa yormak ve yaşanılan ilişkilerde cinselliğin kalitesini arttırmak için yöntemler aramaktır.
3-CİNSELLİKTE “BİRİMİZ HEPİMİZ İÇİNDİR” KURALINI UNUTUN
Cinsellikte “Önce O” diye bir kavram yoktur. Düşüncelerin ve tavırların “Önce ben” olarak değiştirilmesinde bir sakınca yoktur. Hatta biraz bencil olmakta da yarar var. Çünkü taraflar anın ve hazzın tadını çıkarmak için ne kadar kendine konsantre olursa, ortaya çıkacak olan haz o kadar artar. Yani temel prensip, “Herkes kendi hazzından sorumludur” olmalı. Kadınlara nazaran erkekler bu durumu daha çabuk onaylarlar. Kadın ise pasif bir rol üstlenmeye meyillidir. Ancak bunun sonu mutlaka hayal kırıklığı ile bitecektir. Çünkü kadının bu pasif rolü boyunca gösterdiği suskunluk yüzünden erkeklerin partnerini mutlu edip edemediğine dair kafasında soru işaretleri oluşur. Ortada soru işaretlerinin gezdiği her olgu huzursuzluk kaynağıdır. Yapılacak en iyi tutum ise “Onu mutlu edebiliyor muyum?” sorusunu akıllardan çıkarmak, cinsel ilişkiyi incelemek, analiz etmek yerine hazza konsantre olarak yaşamaktır.
4-PARTNERİNİZLE YALNIZ KALMA ANLARINI KOLLAYIN
Çiftler birbirlerine yeterince vakit ayıramamaktan, birlikte yalnız kalamamaktan şikayet ederler. Bu nedenle de cinsel yaşamlarında sorunlar belirir. Günlük hayatın stresi, iş, çocuklar, aile üyeleri, arkadaş ilişkileri derken çiftler birbirlerini ihmal edebilirler. İlişki süresi uzadıkça cinsellik de yapılacaklar listesinin gerilerine düşer. Şu bir gerçek ki, bir çift yatak odası dışında günün birkaç saatinde dahi yalnız kalamıyorsa, cinsellikten mucize beklemeleri de boşuna olacaktır. Tehlike çanları çalmadan, çiftlerin birbirlerine vakit ayırmaları, durumu kurtarmak için değil, adeta imkanlar yaratarak bunu yapmaları zorunludur.
5-YATAK ODANIZIN SINIRLARINI YIKIN
Cinsellik, bir alışkanlık olmayı hak etmez. Doğası gereği duygularla ve heyecanla beslenmesi gereken değişiklik isteyen cinsellik, haftanın belli günlerinde yapılması gereken bir alışkanlık haline geldiği anda çekilmez bir hal alır. Zamanla sıkıcı olan cinsellik de sonunda çiftler için sorun yumağı haline gelir. Bu halden kurtulmak için, haftanın her günü hep aynı saatte ve aynı yerde cinsellik yaşamaktan vazgeçilmeli. Ayrıca cinsellik denince akla artık bir tek yatak odası gelmemeli. Evliler için evden farklı bir yere, örneğin bir otele gitmek iyi bir fikir olabilir. Sevişmeye hep aynı partnerin başlaması gibi tavırlar da cinselliğe sıkıcılık katabilir. İşin özünde şu var ki tekrar, sonunda monotonluğu doğurur. Cinselliğine canlılık getirmek isteyenler için vazgeçilmez olan, önce tekrardan vazgeçmektir.
6-FANTEZİ KURUN, KURDURUN
Fantezi, her iki kişinin de kabul ediyor olması halinde cinselliği renklendirmenin en güzel yöntemlerinden biridir. Bu teknik cinsel terapi süreçlerinde de kullanılır. Zihindeki fantezi çalışmaları ile çiftlerin hayal gücünü kullanmaları sağlanır. Unutmayın, fanteziler hayallerle sınırlıdır. Cinsellik de sınırsız bir hayal gücü ile beslenir.
7-KAVGALI SEVİŞMEYİN
Kavga halindeki erkek ve kadın birbirlerine bedenlerini sunmak zorunda hissederek, duygularını düşüncelerini, korkularını ve beklentilerini ifade etmeyi engellerler. Oysa çatışmaları sonlandırmanın çaresi cinsellik değildir. Çiftler önce duygularını, beklentilerini ve hayal kırıklıklarını birbirleri ile paylaşmalı. Taleplerini dile getirerek ve karşılıklı konuşarak çatışma sebeplerini anlamalı ve gerçek çözüm yollarını keşfetmelidirler. Zaten cinsellik bu sürecin sonundan kendiliğinden gelecektir. Seks, barışmak için yapılan bir görevden ziyade, ruhun ve bedenin paylaşılmasıdır.
8-SİHİRLİ FORMÜLLERLE DEĞİL AKLINIZLA SEVİŞİN
Kişiler, partnerinde ve kendilerine cinsel hazzı arttıracak bir sihirli formül olduğuna inanırlar. Bunlar da bir nevi tabudur. Seksin dinamiğinde mekanik yollarla yapılan uyarmanın çabuk ve yüksek hazzı beraberinde getireceğine yönelik inanış doğruyu yansıtmaz. Böylelikle önemli olan bir unsur da göz ardı edilir. Bu da kişinin, partnerinin bedeninden çok zihnine hitap etmesi gerektiğidir. Bilinenin aksine vücudun haz merkezi cinsel organ değil beyindir. Beyin, koku, ses, dokunuş veya erotik bir cümle ile aldığı küçük duyumları tahrik unsuru olarak bedene iletir. Cinselliğin kimyası da bu şekilde başlar ve işler.
9-DUYGULARINIZI SAKLAMAYIN, PAYLAŞIN
İlişkilerdeki temel sorunların başında iletişimsizlik gelir. Bu durum elbette cinselliği de etkiler. Kadın ya da erkek genelde ayıp, günah ve yasak üçgeni içinde, ne istediğini, ne hissettiğini açıkça söylemekten çekinir. Cinsel ilişki esnasında konuşmamak gibi meşhur bir cinsel mit vardır. Oysa duyguları konuşmak, ilişki anında duyulan hazzı kelimelerle paylaşmak her zaman erotik bir olgudur.
10-SEVİŞMEK İÇİN KEYFİNİZİ BEKLEMEYİN
Seks görev olarak da başlıyorsa bir zararı yoktur. Yapılan araştırmalar, görev olsun diye cinsel ilişkiye başlayan çiftlerin çoğunun, bu aktiviteyi büyük zevk alarak noktalayabildiğini ortaya koyuyor. Öyleyse cinsel aktivite, görev olarak başlayıp zevkle bittiği sürece amacına ulaşmış demektir. İlerde yaşanması muhtemel cinsel işlev bozukluklarının önüne geçmek için cinsel isteği beklemeye gerek yoktur. İstenmese de seks yapılabilir. Seks yapmak ille de penis-vajina birlikteliği ile sınırlı değildir. Bazen sevişmek, okşamak, öpüşmek, erotik masaj yapmak, birlikte banyo yapmak veya sarılarak uyumaya çalışmak da seks yapmaktır.
Diş sıkma ve gıcırdatma çene sağlığını tehdit ediyorÜniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Durmuşlar, tıbbi adıyla "bruksizm" olarak bilinen diş sıkma ve gıcırdatmanın genellikle uyku sırasında meydana geldiğini, bu nedenle birçok kişinin sorunun farkına geç vardığını ifade etti.05 Haziran 2026 Cuma 16:16BASIN HABERLERİ
Ankara'da NATO Zirvesi Tedbirleri: Sağlık personeli görevde olacakAnkara'da gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında 6-12 Temmuz tarihleri arasında geniş kapsamlı tedbirler alınacak.05 Haziran 2026 Cuma 16:13BASIN HABERLERİ
Sağlık Bakanlığı: Türkiye'deki Yüzme Alanlarının Yüzde 93'ü İyi ve Üzeri KalitedeSağlık Bakanlığı, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, çevre sağlığının korunmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti.05 Haziran 2026 Cuma 16:12BASIN HABERLERİ
Estetik Operasyonu Sonrası Ölüm Davasında Doktor ve Kardeşine Hapis Talebiİzmir'de estetik operasyon sonrası hayatını kaybeden Melike Çiftçi'nin ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, operasyonu gerçekleştiren doktor ile iş yeri sahibi kardeşi hakkında "bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçundan hapis cezası istendi.05 Haziran 2026 Cuma 16:10BASIN HABERLERİ
Bakan Göktaş: Haziran Ayı İçin 8,4 Milyar Liralık Yaşlı ve Engelli Aylığı Hesaplara YatırılıyorAile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, haziran ayı kapsamında yaşlı ve engelli vatandaşlara toplam 8,4 milyar lira tutarında destek ödemesinin hesaplara yatırılmaya başlandığını açıkladı.05 Haziran 2026 Cuma 16:07BASIN HABERLERİ
KTÜ'de Yapay Zeka ve Simülasyon Teknolojileri Sağlık Eğitiminin Geleceği İçin Masaya YatırıldıKaradeniz Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen kongrede, yapay zeka ve simülasyon teknolojilerinin sağlık eğitimine etkileri ele alındı.05 Haziran 2026 Cuma 16:02BASIN HABERLERİ
DSÖ: Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 866 Milyon Hastalık ve 1,5 Milyon Ölüme Neden OluyorDünya Sağlık Örgütü’nün yayımladığı yeni rapor, güvenli olmayan gıdaların küresel ölçekte milyonlarca insanı etkilediğini ortaya koydu.05 Haziran 2026 Cuma 16:00BASIN HABERLERİ
Beyin Ölümü Geri Dönüşsüz Bir Süreçtir: Uzmanlardan Koma ve Bitkisel Hayat AçıklamasıTürk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, beyin ölümünün geri dönüşü olmayan bir süreç olduğunu belirterek, beyin ölümü ile koma ve bitkisel hayat arasındaki farklara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.05 Haziran 2026 Cuma 15:56BASIN HABERLERİ
Türkiye'de MS Hasta Sayısı 95 Bini Aştı: Uzmanlardan Erken Tanı ve Düzenli Takip UyarısıUzmanlar, Multipl Skleroz (MS) hastalığının özellikle genç kadınlarda daha sık görüldüğünü belirtirken, Türkiye'de 2025 yılı sonu itibarıyla 95 binden fazla kişinin MS tanısıyla yaşadığını açıkladı.05 Haziran 2026 Cuma 15:45BASIN HABERLERİ
Yeni dönemde özel sağlık tesisleri denetimlerinde uygunluk ve standartlar ön plandaSağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ruhsata esas denetimler, özel sağlık tesislerinin mevzuata uygunluğunu, hizmet kalitesini ve hasta güvenliğini güvence altına almayı hedefliyor.05 Haziran 2026 Cuma 14:35SAĞLIK BAKANLIĞI
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










