İSTANBUL'DA "SPİNA BİFİDA SEMPOZYUMU" DÜZENLENDİ
Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Sevgi Yavuz: "Gebelikten 3 ay öncesinde folik asit desteği tüm gebelere öneriliyor. Bunun da nöral tüp açıklığını azalttığı görülüyor"

10 Mayıs 2022 Salı 19:00
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Nurettin Yiyit: (Spina bifida) Bu hastalarımızın yönetilebileceği belki de nadide merkezlerden bir tanesiyiz. Çünkü bu alanda işler yapabilecek branşlar, uç işler yapabilecek hale geldi"
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Nurettin Yiyit, spina bifida hastalarının yönetilebileceği nadide merkezlerden biri olduklarını belirterek, "Çünkü bu alanda işler yapabilecek branşlar, uç işler yapabilecek hale geldi." dedi.
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesinde "Spina Bifida Hastalarının Tedavisinde Multidisipliner Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu" düzenlendi.
Prof. Dr. Nurettin Yiyit, sempozyumun açılışında, anne karnında başlayıp uzun yıllara uzanan bir serüven olan spina bifidanın omuriliği kapatan kemik dokunun eksikliğiyle ortaya çıkan bir hastalık olduğunu söyledi.
Bunun kadın doğum ile başlayan, akabinde beyin cerrahisi, ortopedi, fizik tedavi, nefroloji alanlarını da etkileyen hastalık haline geldiğini dile getiren Yiyit, "Sağlıktaki değişim, dönüşüm ve bu işe verilen özen ile birlikte artık hastalarımız sadece doğumda bildiğimiz hastalıktan öte birer birey oldular, genç oldular hatta yetişkin oldular. Beraberinde de birçok kliniğin katkısına ihtiyaç duyulan bir sürece dönüştü. Sağlıklı bir gelecek inşa edeceksek bizim hastanemize çok iş düşüyor." diye konuştu.
Yiyit, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesinin tıp anlamında yapılabilecek her şeyi bir çatı altında toplayan büyük bir kompleks olduğunu belirtti.
Bütün kliniklerin artık bir eğitim kliniği haline geldiğine, o alanda en iyi ne yapılıyorsa onu gerçekleştirme hedefiyle yürüyen büyük bir aile olduklarına dikkati çeken Yiyit, "Bu hastalarımızın yönetilebileceği belki de nadide merkezlerden bir tanesiyiz. Çünkü bu alanda işler yapabilecek branşlar, uç işler yapabilecek hale geldi. Spina bifidanın da yönetimi artık çok klinikli bir hal aldı." ifadelerini kullandı.
Spina bifidanın sadece omuriliği ilgilendiren hastalıktan çok daha ötesi olduğunu anlatan Yiyit, şunları kaydetti:
"Yaradan'ın bize emaneti olan bu kardeşlerimizin ideal sağlık hizmeti ve toplum için faydalı bireyler olarak yetişmesi adına bize çok şey düştüğünü bu hastanenin bir bireyi olduğumda fark ettim. Bu işe soyunan ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Güzel bir rol model sunmak ve bütün sağlık tesislerimizin sürece katkı sunmasını bekliyoruz."
Hastalar adına konuşan 16 yaşındaki Eren Can, spina bifidalı bir birey olarak bu hastalığın sebep olduğu etkiler ve günlük hayatta karşılaştığı zorlukları anlattı.
Günlük hayatta engelli rampalarına araçların park edilmesi, bunlara gerekli iletişim bilgilerinin konulmaması ve kaldırımların engelli vatandaşlar düşünülmeden tasarlanması gibi sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını belirten Can, medikal ürünlerde ve tekerlekli sandalyede yeterli desteği alamadıklarını dile getirdi.
- "Her 10 bin doğumdan 35-50'si spina bifida"
Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Sevgi Yavuz, spina bifidanın omurgadaki açıklıktan, sinir dokusunu ve etrafını saran kılıfın çıkmasına bağlı bir hastalık grubu olduğunu söyledi.
Spina bifidayı, sadece sırtta ya da kafada şişlik yapacak bir hastalık olmaktan ziyade önemli yapan olayın bu işin kemik ve kasla sınırlı kalmayıp çocuğun yaşam kalitesini uzun vadede etkilemesi olduğunu vurgulayan Yavuz, şöyle devam etti:
"Aslında olay anne karnında başlıyor. Asıl problem anne karnında folik asit eksikliği başta olmak üzere, diyabet ve obezite gibi birtakım genetik faktörlerle omurga açıklığının 3. haftada bozulmasına bağlı ortaya çıkıyor. İlk teşhis anne karnında üçlü taramada çok rahat konabiliyor. Aileye de birtakım tedavi seçenekleri sunulabiliyor. Anne karnında cerrahi müdahale seçenekleri son dönemde ortaya çıkmış durumda. Bunun da doğum sonrası 'hidrosefali' dediğimiz kafada basınç ve su artışıyla giden hastalığın seyrini azalttığı görülmüş durumda."
Yavuz, 1940'lı yıllarda hastaların yaşama oranı neredeyse sıfıra yakınken, bunun 1970-1990'lara doğru hızlı bir trendle artış gösterdiğini, günümüzde ise hastaların yüzde 90'ının erişkin düzeye ulaşabildiğini ifade ederek, şu bilgileri aktardı:
"Daha önce bebeklik düzeyinde büyük bir kısmı kaybedilirken artık biz bunları erişkin şekilde karşımızda görüyoruz. Bu bizim karşımıza sadece omurgayı ilgilendirmeyen, diğer sistemleri de tutan, hastanın yaşam kalitesini etkileyen bir hastalık spektrumunu getiriyor. Bu hastalar hayatı boyunca belli aralarla fizik tedavi almak zorunda kalıyor. Çeşitli ortopedik ameliyatlara maruz kalmak zorunda. Pediatrik açıdan bakacak olursak da erken dönemde idrar yolu iltihapları, mesanenin çalışmamasına bağlı tekrarlayan iltihaplarla, böbrek yetersizliği riskleriyle karşı karşıya kalıyorlar. 1990 sonlarında ölüm nedenlerinin başında kronik böbrek hastalığı gelirken, son yıllarda erken TAK dediğimiz sondalama işlemiyle, idrarın boşaltılması bu tür hastalarda böbrek hastalığı ihtimalini son derece azaltmış durumda."
Yavuz, bu bebekler doğduktan sonra erken dönemde mesane eğitiminin aileye verilerek, bilinçlendirilmesinin önem kazandığını ifade etti.
Ülkelere göre değişkenlik göstermekle birlikte her 10 bin doğumun 35-50 sıklıkta spina bifidanın görüldüğüne dikkati çeken Doç. Dr. Yavuz, şöyle devam etti:
"Gebelikten 3 ay öncesinde folik asit desteği tüm gebelere öneriliyor. Bunun da nöral tüp açıklığını azalttığı görülüyor. Yeterli düzeyde folik asit desteği alınması, kadın doğuma düzenli takibe gidilmesi, doğum sonrası sırttaki açıklığın beyinin cerrahisi tarafından erken dönemde kapatılması, beyinde şişlik varsa şant dediğimiz bir kateterin yerleştirilmesi, ailenin bunun bakımıyla ilgili bilinçlendirilmesi, erken dönemde sondaya başlanması, gerekirse koruyucu antibiyotik ile böbrek sağlığının korunması gerekiyor."
- "En büyük hayalim polis olmak"
Sempozyuma dinleyici olarak katılan spina bifida hastası 14 yaşındaki Ramazan Özçelik eğitim hayatına 7. sınıfa kadar devam edebildiğini, raporunu çıkaramadığı için eğitimini sürdüremediğini söyledi.
Eğitimine devam etmek istediğini dile getiren Özçelik, "En büyük hayalim polis olmak." diye konuştu.
Annesi Kudret Özçelik ise 5 çocuğundan 4'üncüsü olan Ramazan'a hamileliğinin 3'üncü ayına kadar doktora hiç gitmediğini anlattı.
Bir gün rahatsızlanınca gittiği doktorun verdiği haberle Ramazan'ın hastalığını öğrenince panik olduğunu, eşinin de desteğiyle bunu kabullendiğini dile getiren Özçelik, "Hamileliğimi sonlandırmadığım için hiç pişman değilim. Yaşadığım zorluklar çok oldu. Hem zor hem güzel. Diğer çocuklarımın sağlığı iyi. Ramazan'ın duygusu ve sevgisi ayrı. Ben hiç pes etmiyorum. Onun her şeyine koşarım." dedi.
Sempozyum, konusunda uzman hekimlerin sunumlarıyla devam etti.
Science'daki Değerlendirmeden Uzun Yaşam Uyarısı: Hücresel Etki Uzun Ömür Anlamına GelmiyorScience dergisinde yayımlanan güncel makaleyi Tıbbiye Bülteni için yorumlayan Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, uzun yaşam ve gençleşme vaadiyle sunulan ürünlerin hücresel etkilerinin, insan ömrünü uzattığına dair yeterli kanıt oluşturmadığını belirtti.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:37BASIN HABERLERİ
Uzmanlardan İkaz: Fibromiyalji, Depresyonun Maskelenmiş Hali DeğildirKronik yaygın ağrı ve yorgunlukla seyreden fibromiyalji ile depresyonun sıklıkla karıştırıldığını belirten uzmanlar, iki hastalığın belirtilerinin örtüşebileceğini ancak fibromiyaljinin psikolojik bir hayal ürünü olmadığını vurguluyor.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:35BASIN HABERLERİ
Stanford’dan Mesane Kanseri Tanısında Çığır Açan Gelişme: RNA Temelli İdrar TestiStanford Medicine ve VA Palo Alto araştırmacıları tarafından geliştirilen "uRARE-seq" adlı idrar testi, mesane kanserini saptamada %95 duyarlılık göstererek tedaviye verilecek yanıtı önceden öngörme imkânı sundu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:34DÜNYADA SAĞLIK
Araştırma: Tirzepatid Tedavisinde Yağ Kütlesi %35 Azaldı, Kas Kütlesi KorunduYeni bir araştırma, tirzepatid tedavisiyle birlikte uygulanan diyet ve egzersiz programının 24 haftada yağ kütlesini %35 oranında azalttığını, iskelet kası kütlesinde ise belirgin bir kayıp yaşanmadığını ortaya koydu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:33BASIN HABERLERİ
Araştırma: Pet Şişedeki Mikroplastik Kanser Yapıyor Mu?Plastik su şişelerinde mikro ve nanoplastik parçacıkların varlığını doğrulayan bilim insanları, parçacık varlığı ile doğrudan kanser riski arasındaki farka dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:31BASIN HABERLERİ
Uzmanlardan Elektronik Sigara Uyarısı: "Zararsız Değil, Ajanlar İçeriyor"Son araştırmalar ve sağlık raporları, elektronik sigara aerosolünün sadece su buharı olmadığını, akciğer ve kalp sağlığı üzerinde ciddi riskler barındırdığını ortaya koydu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:30BASIN HABERLERİ
Araştırma: Haftada Bir Gün Kuvvet Egzersizi Yaşlılıkta Kas Kaybını EngelliyorYeni araştırmalar, yaşlanmaya bağlı kas kaybı ve sarkopeniye karşı haftada sadece bir seans kuvvet egzersizi yapmanın dahi kas kütlesi ile gücünü koruduğunu gösterdi.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:28BASIN HABERLERİ
Araştırma: Aynı Kalorideki İşlenmiş ve Doğal Yiyecekler Vücutta Farklı Tepkiler OluşturuyorYeni bir araştırma, besin içerikleri birebir aynı olsa dahi gıdanın işlenme düzeyinin metabolizma ve beyin aktivitesini doğrudan değiştirdiğini ortaya koydu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:27BESLENME VE DİYET
Yıllarca İçtikleri Sigarayı Sağlıklı Hayat Merkezi Desteğiyle BıraktılarEdirne'de yaşayan Ali Kuday ve Tekirdağlı Arda Arıcı, Sağlıklı Hayat Merkezlerinden aldıkları uzman desteğiyle uzun yıllardır sürdürdükleri sigara bağımlılığından kurtuldu.05 Ekim 2026 Pazartesi 15:26BASIN HABERLERİ
2026 Nobel Tıp Ödülü Optogenetik Alanındaki Keşifleriyle Üç Bilim İnsanına Verildi2026 Nobel Tıp Ödülü, ışıkla kontrol edilen iyon kanalları ve optogenetik alanındaki çığır açan keşiflerinden dolayı Karl Deisseroth, Peter Hegemann ve Georg Nagel'e verildi.05 Ekim 2026 Pazartesi 13:53BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










