"KÖK HÜCRE İLE DİZ KİREÇLENMESİNDEN KURTULUN"
Dünyada yaklaşık 250 milyon kişinin diz kireçlenmesinden muzdarip olduğunu belirten Doç.

21 Ocak 2023 Cumartesi 14:57
Dünyada yaklaşık 250 milyon kişinin diz kireçlenmesinden muzdarip olduğunu belirten Doç. Dr. Sena Tolu, "Diz eklemi insan vücudunun en büyük ve en sık yaralanan eklemidir. Diz ekleminde ağrı, şişlik ve harekette kısıtlılık kireçlenmenin temel belirtileridir. Kireçlenmenin seviyesi ilerledikçe merdiven inip çıkmak, çömelmek hatta yürümek bile zorlukla yapılır hatta yapılamaz hale gelebilir. Diz kireçlenmesinde eklem boşluğuna enjekte edilen kök hücreler kıkırdak hücrelerine dönüşerek, kıkırdak dokunun yenilenmesini sağlamaktadır" dedi.
Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümünden Doç. Dr. Sena Tolu, ilerleyen yaşların korkulu rüyası osteoartrit yani halk arasında bilinen adıyla diz kireçlenmesine karşı önemli uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Tolu, diz ekleminin insan vücudunun en büyük ve en sık yaralanan eklemi olduğunu belirterek, "Kireçlenme, eklemi oluşturan kemiklerin yüzeylerini kaplayan ve kemiklerin birbiri üzerinde kayarak hareket etmesini sağlayan elastik yapıdaki kıkırdak dokunun aşınması anlamına gelir. Diz ekleminde bulunan ve sadece 3 mm kalınlığında olan sağlıklı kıkırdak doku, kusursuz yapısı sayesinde yürüme, koşma, merdiven inme çıkma ve çömelme gibi eklemi zorlayan günlük aktiviteleri ağrı hissetmeden yapmamızı sağlar. Kıkırdakta aşınma olması durumunda, eklem yüzlerinde sürtünmeye bağlı dizde zamanla kıkırdağın altındaki kemik, eklem kapsülü ve eklem çevresindeki bağlar da etkilenerek, dizde ağrı ve şişlik gelişirken, günlük aktivitelerde problemler ortaya çıkar" diye konuştu.
"Ağrı, şişlik, harekette kısıtlılık ve dizden gelen sese dikkat"
Diz kireçlenmesinin dünyada yaklaşık 250 milyon kişiyi etkileyen en sık kronik eklem hastalığı olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Sena Tolu, şöyle devam etti: "Osteoartrit özellikle ilerleyen yaşlarda özürlülüğe neden olur. Bugün dünyada 60 yaş üzeri kadınların yüzde 13'ünde, erkeklerin yüzde 10'unda osteoartrit bulunmaktadır. Diz kireçlenmesinin temel nedeni eklemin yanlış kullanımı, ilerleyen yaş, fazla kilo ve diz çevresi kasların zayıf olması olsa da eklem çevresinde gelişen kırıklar, daha önce geçirilmiş diz ameliyatları ve romatizmal hastalıklar da dizde kireçlenmenin gelişmesine neden olur. Diz ekleminde ağrı, şişlik ve hareketlerinde kısıtlılık kireçlenmenin temel belirtileridir. Kireçlenmenin seviyesi ilerledikçe, bu semptomların da şiddeti artar. Diz ekleminden ses gelmesi, takılma, kilitlenme gibi yakınmalar eklenebilir. Zamanla merdiven inip çıkmak, çömelmek hatta yürümek bile zorlukla yapılır hatta yapılamaz hale gelebilir. Bu süreç sonunda hastalar hareketli kalabilmek için devamlı ağrı kesici ilaçları kullanmak zorunda kalır. Ancak bu ilaçlar eklemi tedavi etmediği gibi, devamlı kullanımları ile mide, karaciğer ve böbrek gibi organları etkileyerek yan etkilerin gelişmesine neden olur."
"İlk olarak altında yatan nedenler düzeltilmeli"
Doç. Dr. Sena Tolu, diz kireçlenmesinde tedavinin ilk hedefinin kireçlenme henüz başlangıç aşamasında iken tespit edip ilerlemesini durdurmak ya da yavaşlatmak olduğuna değinerek, şu bilgileri verdi: "Kireçlenmenin gelişmesine neden olan faktörlerin tek tek tespit edilip düzeltilmesi çok önemlidir. Kireçlenmenin henüz başlangıç aşamasında kilo vermek ve diz çevresi kasları güçlendiren egzersiz programı, kıkırdak destekleyici ilaçlar ve fizik tedavi uygulamaları süreci yavaşlatmak için yeterli iken; kireçlenme ilerledikçe kıkırdak, bağ ve menüsküslerin rejenerasyonunu sağlayan yeni tedavilere ihtiyaç vardır. Kök hücre, insan vücudunda farklı hücrelere dönüşme ve çoğalma yeteneğine sahip özel hücrelerdir. Diz kireçlenmesinde eklem boşluğuna enjekte edilen kök hücreler kıkırdak hücrelerine dönüşerek, kıkırdak dokunun yenilenmesini sağlamaktadır. Kök hücreler hem rejenerasyonu sağlarken aynı zamanda mevcut hasarlı kıkırdak dokunun da yıpranmasını durdurmaktadır. Kök hücre vücutta özellikle kemik iliği ve yağ dokusunda bol miktarda bulunur."
"Hasta ağrı hissetmez, aynı gün taburcu edilir"
Yağ dokudan kök hücre tedavisinin en büyük avantajının hastanın günlük yaşantısına hızlıca dönmesi olduğunu belirten Doç. Dr. Tolu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Yağ dokudan kök hücre elde edilmesi görece kemik iliğine göre daha kolay olan ve hastanın hastaneye yatmasına gerek olmadığı bir yöntemdir. Lokal anestezi altında, ağrı ya da rahatsızlık hissi olmadan kök hücreler hastanın karın yağından kolay bir işlemle alınır ve saflaştırma işleminden sonra diz eklemine enjekte edilir. Hasta enjeksiyon sırasında da herhangi bir rahatsızlık hissi duymaz, öyle ki aynı gün hastaneden evine gidebilir. Diz kireçlenmesinde kök hücre tedavisinin, diz kıkırdağındaki hasarı tamamen ortadan kaldırmasa da hastaların ağrı, şişlik ve eklem sertliği şikayetinde belirgin azalma sağladığı ve böylece eklem hareketlerinde kolaylık ve günlük yaşam aktivitelerinde rahatlama sağladığı bilimsel araştırmalar ile de gösterilmiştir. Kök hücre tedavisi kireçlenmenin tedavisinde bugün için oldukça umut verici tedaviler içinde yerini almıştır. Elbette kök hücre tedavisinin, hem yağ dokudan hücrelerin elde edilmesi hem de eklem içine uygulanması aşamasında bu konuda deneyimli hekimler tarafından yapılması gerekmektedir. Uygun hasta seçimi ve tedavinin uygulama sıklığı gibi konularda yapılan araştırmalar ışığında gelecekte daha sık uygulanacağı düşünülmektedir."
Türkiye Yerli Sağlık Teknolojisinde Büyüyor: 40 Ülkeye Solunum Cihazı İhraç EdiliyorSağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Siirt ziyaretinde milli sağlık sanayisindeki gelişmelere dikkat çekerek Türkiye'nin 40 ülkeye solunum cihazı satan bir konuma ulaştığını söyledi.31 Temmuz 2026 Cuma 17:46BASIN HABERLERİ
Giresun'da Beyin Ölümü Gerçekleşen Kişinin Organları 4 Hastaya Yaşam Umudu OlduDenizde boğulma tehlikesi geçirdikten sonra beyin ölümü gerçekleşen 45 yaşındaki kişinin organları, nakil bekleyen dört hastaya ulaştırıldı.31 Temmuz 2026 Cuma 16:09BASIN HABERLERİ
Erken Çocuklukta Şeker Kısıtlaması Demans Riskini Yüzde 23 Azaltıyorİngiltere'de yürütülen kapsamlı bir araştırma, yaşamın ilk iki yılında şeker alımını sınırlamanın ilerleyen yaşlarda beyin sağlığını koruduğunu gösterdi.31 Temmuz 2026 Cuma 16:08DÜNYADA SAĞLIK
Yolculukları Eziyete Çeviren Araba Tutmasına Karşı Etkili ÖnlemlerHalk arasında araba tutması olarak bilinen hareket hastalığı, yolculuk esnasında mide bulantısı ve baş dönmesine yol açarak yaşam kalitesini düşürebiliyor.31 Temmuz 2026 Cuma 16:03BASIN HABERLERİ
Bağırsak Ve Beyin Arasındaki Gizli Bağ: Mikrobiyota Ruh Sağlığını Nasıl Etkiliyor?Bilimsel araştırmalar, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizliklerin depresyon ve anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarıyla ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.31 Temmuz 2026 Cuma 15:33BASIN HABERLERİ
Kalp Sağlığını Tehdit Eden Gizli Tehlike: Günlük Alışkanlıklar Riski ArtırıyorDünya genelinde en yaygın ölüm nedeni olan kalp ve damar hastalıklarından korunmak için yaşam tarzında yapılacak küçük değişiklikler büyük önem taşıyor.31 Temmuz 2026 Cuma 15:33BASIN HABERLERİ
KOAH Tedavisinde Yeni Yöntem: Bronkoskopik Balon Uygulaması Alevlenmeleri AzaltıyorTürkiye'de yürütülen bilimsel araştırmada, kronik bronşit baskın KOAH hastalarında uygulanan yeni balon tedavisiyle nefes darlığının azaldığı ve yaşam kalitesinin arttığı belirlendi.31 Temmuz 2026 Cuma 12:44BASIN HABERLERİ
Havuz Sonrası Kulak Temizliğinde Yapılan Bu Hata Enfeksiyon Riskini ArtırıyorYaz aylarında kulağa kaçan suyu çıkarmak için kulak çubuğu kullanmanın zararlarına dikkat çeken uzmanlar, doğal yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.31 Temmuz 2026 Cuma 12:00BASIN HABERLERİ
Bel Fıtığında Ameliyatsız Tedavi Mümkün mü? Uzmanından Önemli UyarılarBel fıtığı vakalarının çoğunda ameliyatsız tedavi yöntemleri başarı sağlarken, uzmanlar bacakta güç kaybı gibi belirtilerde acil müdahalenin şart olduğunu vurguluyor.31 Temmuz 2026 Cuma 11:58BASIN HABERLERİ
Toksik İlişkiler Erken Yaşlandırıyor! Yüzünüzdeki Kırışıklıkların Sebebi Çevrenizdeki İnsanlar OlabilirAcıbadem Life Klinik Psikoloğu Öykü Gönültaş, yönetilemeyen ilişkisel stresin yalnızca ruh sağlığını değil, telomer kısalması ve hücresel yıpranma yoluyla biyolojik yaşı da doğrudan etkilediğini belirtti.31 Temmuz 2026 Cuma 11:06BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










