MALPRAKTİS DAVALARI YÜZÜNDEN DOKTORLAR KOMPLİKE AMELİYATLARA GİRMİYOR!
Malpraktis davalarındaki artıştan dolayı doktorların artık riskli ameliyatlara girmek istemediklerini belirten Doç. Yüzbaşıoğlu, birçok üniversitenin kadın-doğum, cerrahi gibi branşlarda asistan bulamadığını söyledi.

28 Ocak 2015 Çarşamba 10:36
Hekimler aleyhine son zamanlarda çok fazla malpraktis (tıbbi hata) davası açıldığını belirten Doç. Dr. Erdal Yüzbaşıoğlu, bu nedenle doktorların riskli ve komplike tıbbi girişimlerden kaçınmaya başladıklarını söyledi. Göz hastalıkları doçenti olan Yüzbaşıoğlu'na göre, kadın-doğum, genel cerrahi, ortopedi ve estetik cerrahi gibi girişimsel işlemlerin yoğunluklu olduğu branşlarda çok fazla malpraktis davası var.
Aynı zamanda sağlık hukuku alanında da çalışmalar yapan Dr. Yüzbaşıoğlu, "Özellikle tazminat davalarında trilyonlara varan yüklü rakamlar çıkıyor. Bu da hekimlerin daha defansif tıbba yönelmesine neden oluyor" dedi.
Bu davaların tıbbi pratiğe etkisini ise Yüzbaşıoğlu, "Hekim vakaya bakıyor, risk taşıyorsa müdahale etmek istemiyor, hastayı başka yerlere göndermek istiyor. Daha kolay, daha çabuk halledilebilecek ve komplikasyon olasılığı düşük işlemlere yöneliyor. Mesela komplikasyon riski yüksek olan bir ameliyat yapıp onun riskleriyle uğraşmaktansa, daha basit işlemler yapıp, puanını doldurmaya ve performans sisteminden yararlanmaya çalışıyor" şeklinde özetledi.
Dr. Yüzbaşıoğlu'nun tespitine göre, malpraktis davalarının artmasındaki faktörlerden biri hastanın yeterince ve doğru şekilde bilgilendirilmemesi. Ama asıl önemli etken hasta beklentilerinin imkanlarla orantısız olarak yükseltilmesi: "Yani doktor ve hastane imkanları ile hasta beklentileri arasındaki orantısızlıktan bahsediyorum. Bunun arkasında bazen reklam, bazen sağlık politikaları var. Mesela bir katarakt ameliyatı yapıyoruz ve çok iyi sonuç alıyoruz. Ama hasta, 'Televizyonda bu ameliyatın 5 dakika sürdüğü söyleniyor, benimki niye 15 dakika sürdü' diye soruyor, bunu bir eksiklik, bir kusur olarak algılayabilir. Ya da lazerle göz ameliyatını televizyonda, 'tırnak kesmek gibi' diye nitelendirenler oldu. Hiç göz ameliyatı ile tırnak kesmek eş tutulabilir mi? Bu tür açıklamalar, hem yapılan işi küçültüyor hem de hastadaki beklentiyi yükseltiyor."
"Lazerle göz ameliyatının tırnak kesmeyle eş olduğunu" televizyonda söyleyen de bir göz doktoru ise bu tıbbi bilgi kirliğinde ve hasta beklentisinin gerçek dışı yükseltilmesinde doktorların da ciddi payı yok mu?" sorusuna Doç. Yüzbaşıoğlu'nun yanıtı: "Mutlaka, ama beklentinin yükselmesinde sadece doktorlar da sorumlu değil. Sağlık hizmeti sunumunu artık büyük kuruluşlar, şirketler yapıyor. Bu da beklentiyi yükseltiyor. Televizyonlardaki sağlık programları hastayı bilgilendirmekten çıkmış, tamamen reklama dönmüş durumda. Yani ciddi bir bilgi kirliliği var. Yasalarımızda sağlığın reklamı yasaklanmıştır, bu sadece bilgilendirme düzeyinde olmalıdır."
Özellikle üniversite, eğitim ve araştırma hastanelerinde girişimsel vakalara bakan doktor sayısında ciddi azalma olduğuna vurgu yapan Yüzbaşıoğlu, bunun en somut örneğinin jinekolojide yaşandığını söyledi. Eskiden kadın-doğumun, TUS'ta (Tıpta Uzmanlık Sınavı) puanı en yüksek branşlardan biri olduğunu aktaran Yüzbaşıoğlu, "Şu anda kadın-doğumun tercih edilirliği o kadar azaldı ki, puanı düşük olan branşlardan biri haline geldi. Birçok üniversite, kadın-doğum asistanı bulmakta zorlanıyor" dedi.
"İŞLERİNİ ÖZENSİZ YAPAN DOKTORLAR DA VAR"
Bu durumdan hastaların da zarar gördüğüne parmak basan Yüzbaşıoğlu'na göre tablonun düzelmesi için atılması gereken birçok adım var. İlk adımı hastaların eksiksiz bilgilendirilmesi oluşturuyor: "Bizim de çok ciddi eksikliklerimiz var aslında, en büyük eksikliğimiz de belki son derece iyi niyetli olarak hastayı yeterince bilgilendirmiyoruz. Hasta kendisine yapılacak işlemin ve sonuçlarının ne olduğunu bilmeli. Ayrıca hastaların zararının da karşılanması lazım. Çünkü hekim hatasından dolayı zarar görüyor. Yüzde yüz hekimlerin hepsi haklı demek de söz konusu değil. İşlerini ihmal eden, eksik yapan, özensiz çalışan meslektaşlarımız da var. Bunların da içimizden temizlenmesi gerekiyor."
TIP FAKÜLTELERİNDEKİ EĞİTİM KALİTESİ YETERLİ Mİ?
Sorgulanması gereken etkenlerden bir diğeri ise doktorların aldığı tıbbi eğitim, tıp fakültelerinin kalitesi, yani sağlık çalışanlarının mesleki yeterlilikleri. Yüzbaşıoğlu, hem Tam Gün Yasasıyla üniversitelerden uzaklaşan hocalara hem de sağlıkta ticarileşmeye vurgu yaptı, sağlık hizmetinin para değil, insan odaklı olması gerektiğinin altını çizdi:
"SAĞLIK HİZMETİ TİCARİLEŞTİRİLMEMELİ"
"Yapılan çok güzel uygulamalar da var ama sağlık politikaları açısından da bir takım eksikliklerimiz mevcut. Her şeyden önce sağlık hizmeti bir ticaret unsuru olarak görülmemeli. Ticarette katı kurallar vardır ve karlılık esastır. Ama sağlıkta karlılık esasında çalıştığınız zaman ödün verdiğiniz şey insan sağlığı olur. Bu hizmet karlılık odaklılıktan çıkarılmalı, hasta odaklı olmalı. Yani bu dengenin çok iyi kurulması gerekir. Tam Gün'ün malpraktis davalarına etkisi ile ilgili elimde istatistiksel bir veri yok ama akıl bunu söylüyor; yani hocalar üniversitelerden ayrıldığı zaman bu eğitimi kim verecek? Dolayısıyla kalite düşecek..."
Malpraktis davalarının önlenmesinde hekimlere çok iş düştüğünü belirten Yüzbaşıoğlu'nun çözüm önerilerinden biri de doktorların hak ve sorumlulukları konusundaki bilgi eksikliklerinin giderilmesi: "Birçok doktor, kulaktan dolma bilgilerle veya hekimlik refleksiyle hareket ediyor. Bu refleks çoğu zaman hekimi suç işlemeye veya eksiklik yapmaya yöneltebiliyor. Son zamanlarda sağlık hukuku ile ilgili ciddi çalışmalar var. Doktorlar bu çalışmaları takip etmeli. Ayrıca tıp fakültelerine zorunlu sağlık hukuku dersi konulmalı.
"HİÇBİR HEKİM HASTASININ KÖTÜLÜĞÜ İÇİN UĞRAŞMAZ"
Hekimler bilgilenirse defansif tıp anlayışından da uzaklaşırlar çünkü neyin kendilerine zarar vereceğini, neyin vermeyeceğini bilirler. Malpraktisle karşılaşma ihtimalleri azalır. Hekimin varlık ve ortaya çıkış nedeni hastayı iyileştirmektir, yani hiçbir hekim hastasının kötülüğü için uğraşmaz, bu nedenle yaptığı şeyde suç olmadığını düşünür ama hukukun gözünden baktığınız zaman bazı şeyler farklılaşabiliyor. Hekimler böyle bir durumla karşılaştıklarında mutlaka sağlık mevzuatı konusunda uzmanlaşmış birinden profesyonel destek almalılar."
SAĞLIKTA ŞİDDET OLAYLARI MALPRAKTİS DAVALARINDA ETKİLİ Mİ?
Neredeyse her gün sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olayları yaşanıyor. Hekimler, iş yoğunluğundan, hasta sayısının fazlalığından yakınıyor, hasta ve yakınlarıyla konuşulduğu zaman ise, 'sağlık çalışanlarının ilgisiz ve özensiz davrandıkları, sorularına bile cevap alamadıkları' yönünde beyanlar oluyor. Şiddet olaylarında sağlık çalışanları ile hastalar arasında kaliteli iletişim kurulamamasının rolü var mı ve bu durum malpraktis davalarında da etkili oluyor mu? Doç. Yüzbaşıoğlu'nun bu konudaki yorumu ise şu şekilde:
"İLETİŞİMSİZLİK VE DÜŞÜK BİLİNÇ DÜZEYİ ŞİDDETİ KÖRÜKLÜYOR"
"Tabii ki özensiz ve ilgisiz davranışlar bazen insanları şiddete yöneltebiliyor ama şiddet hiçbir şekilde ve koşulda hoş görülemez. Bu olaylar genellikle acillerde oluyor. Çünkü insanlarımız acilleri çok efektif kullanmıyor. Acilin nasıl kullanılacağı insanlara anlatılmalı. Hekimlerin hataları, eksiklikleri yok mu, tabii ki var. Ancak şiddet uygulamadan bunların denetlenmesi ve düzeltilmesi gerekir. Sağlıkta şiddetin önüne geçmek için hekimlerin iletişim teknikleri konusunda daha iyi eğitilmeleri, halkın da bilinç düzeyinin artırılması lazım."
DOÇ. YÜZBAŞIOĞLU KİMDİR?
Erdal Yüzbaşıoğlu, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu, Haseki Hastanesi'nde göz hastalıkları ihtisası yaptı. İstanbul Bilim Üniversitesi'nde Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı. 2012'de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni de bitirdi. Sağlık Hukuku alanında danışmanlık ve bilirkişilik yapıyor.
Dinlenmenize Rağmen Geçmeyen Yorgunluğa Dikkat: Altında Tiroid veya Diyabet Yatıyor OlabilirEndokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, yeterli uyku ve dinlenmeye rağmen devam eden halsizliğin yalnızca yoğun tempoyla açıklanamayacağını belirterek; tiroid fonksiyon bozuklukları ve diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara karşı uyarıda bulundu.02 Ekim 2026 Cuma 15:34BASIN HABERLERİ
TEKNOFEST’te Dikkat Çeken Proje: "MetaTıp" İle MR Verileri Sanal Ameliyathanelere TaşınıyorŞanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST’te sergilenen TÜBİTAK destekli "MetaTıp" projesi, hastaların MR verilerini 3 boyutlu modellere dönüştürerek doktorlara sanal ortamda ameliyat öncesi simülasyon ve uzaktan iş birliği imkanı sunuyor.02 Ekim 2026 Cuma 15:29BASIN HABERLERİ
Antibiyotik Kullanırken Şeker Tüketmek Bağırsak Mikrobiyomunu Yıkıma UğratıyorYeni bir araştırma, antibiyotik tedavisi sırasında tüketilen şekerli gıdaların bağırsak mikrobiyom çeşitliliğini hızla azaltarak, hastaları ölümcül kan enfeksiyonlarına ve organ reddi gibi ağır komplikasyonlara açık hale getirdiğini ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:27BASIN HABERLERİ
IARC Raporu Açıklandı: Dünyadaki Kanser Vakalarının Yüzde 12'si Önlenebilir Enfeksiyonlardan KaynaklanıyorUluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) The Lancet Oncology’de yayımlanan analizine göre, 2024 yılında dünya genelinde teşhis edilen 2,3 milyon yeni kanser vakası enfeksiyonlara atfedildi.02 Ekim 2026 Cuma 15:25DÜNYADA SAĞLIK
Uyku Apnesi Hastalarına Müjde: Kişiye Özel Ağız İçi Cihazlar Tansiyon Kontrolünde CPAP Kadar EtkiliThe American Journal of Medicine'de yayımlanan yeni bir araştırma, kişiye özel hazırlanan ağız içi cihazların, hipertansiyon ve uyku apnesi bulunan hastalarda tansiyonu kontrol altında tutmada CPAP tedavisine alternatif olabileceğini gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:23DÜNYADA SAĞLIK
8,8 Milyon Kişilik Dev Araştırma: Ultra İşlenmiş Gıdalarda Her Ek 100 Gram Kalp ve Kanser Riskini Artırıyor8,8 milyondan fazla yetişkinin verilerini kapsayan analiz, günlük ultra işlenmiş gıda tüketimindeki her ek 100 gramın kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 14, kanser riskini ise yüzde 4 artırdığını ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:22BASIN HABERLERİ
MIT'den "Zombi Hücreler" İçin Moleküler Barkod: Yaşlanma Araştırmalarında Yeni DönemMIT liderliğindeki araştırma ekibi, dokularda birikerek yaşlanmayı tetikleyen "zombi hücreleri" tespit etmek amacıyla "RamanOmics" adını verdikleri yeni bir moleküler barkod yöntemi geliştirdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:18BASIN HABERLERİ
Düşük Yoğunluklu Güneş Işığı da Cilt Hücrelerinde DNA Hasarına Yol AçıyorQIMR Berghofer bünyesinde yürütülen yeni bir araştırma, sabah veya akşamüstü saatlerinde zayıf güneş ışığına uzun süre maruz kalmanın sanıldığı kadar masum olmadığını gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:16DÜNYADA SAĞLIK
Almanya'da Diş Kliniğindeki Skandalda Karar: Kontamine İğne İle Çocuk Ölümüne Neden Olunmasına 13 Yıl 6 Ay HapisKronberg şehrindeki bir diş kliniğinde enfekte iğne kullanarak 4 yaşındaki bir çocuğun ölümüne ve diğer çocukların yoğun bakıma kaldırılmasına yol açan anestezi uzmanı, yeniden yargılandığı davada cinayet suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.02 Ekim 2026 Cuma 15:15DÜNYADA SAĞLIK
2026-YÖK-YKDS Başvuruları Başladı: Sınav 28 Kasım'da YapılacakÖlçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumlarının Öncelikli Alanlardaki Doktora Programlarına Öğrenci Seçme Sınavı (2026-YÖK-YKDS) başvurularının başladığını açıkladı.02 Ekim 2026 Cuma 15:13BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










