NEDEN BU KADAR SIK DOKTORA GİDİYORUZ?
Hastaneye başvuru sayısında Türkiye, Avrupa ülkeleri ortalamasının üzerinde yer alıyor. Sağlık Bakanlığı'nın Genel Sağlık İstatistikleri raporuna göre, sadece 2014 yılında ilk 9 ayında 290 milyon muayene kaydedildi.

08 Mart 2015 Pazar 12:20
Sağlık politikalarının yenilenmediği 2002 yılında bu sayı 110 milyondu. Türkiye'de bu yıl kişi başına 5.3 kez hastaneye, 2.9 kez aile doktoruna gidildi. Hastaneye gitme sıklığında ilk sırayı Karadeniz bölgesi alırken son belirlemelere göre her vatandaş ortalama olarak her ay doktora gidiyor. Ayrıca ülkemizde yılda 10 milyon MR çekiliyor ve 2 milyar kutu ilaç tüketiliyor. Kişi başına ilaç tüketimi 25 kutuyu bulmuş durumda.
Diğer yandan yine 2014'ün ilk dokuz ayında yaklaşık 80 milyon acil servis başvurusu gerçekleşti. Ve bu durum şu gerçeği ortaya koydu, Türkiye'de her 3 hastadan biri acil servise gidiyor. Hasta memnuniyetinin yüzde 75'i geçtiği günümüzde doktorlar günde 100'ün üzerinde hasta bakıyor ve milyonlarca acil başvurusu gerçekleşiyor. Bu durumun sebeplerini ve etkilerini 15 yıldır özel sağlık kurumlarında yöneticilik yapan Uzm. Dr. Osman Deniz ile konuştuk.
"Yeni hükümetlerin sağlığa erişimi kolaylaştırıcı politikaları artışın ana sebebidir"
Türk halkının bu kadar sık doktora gitmesinin nedeni ne olabilir?
Biz Tıp Fakültesinde okurken Halk Sağlığı dersinde karşımıza çıkan bir parametreydi doktora başvuru oranları. O yıllarda bu rakamlar çok daha düşüktü. Sağlık kurumlarına yıllık müracaat sayısı son 10 yılda arttı ve bunda yeni hükümet politikaları etkili oldu. Sağlık hizmetine erişimi kolaylaştırıcı yenilikler nedeniyle yaşanan bu gelişmeyi doğal buluyorum. Önümüzdeki birkaç yıl içinde alınacak tedbirlerle bu sayı AB ortalamasına gerileyecektir diye tahmin ediyorum.
Tedbir alınmalı mı?
Kesinlikle alınmalı. Ülkemizde kişilerin sağlık giderleri için ayırdıkları giderler hala AB ortalamasının çok altında ama başvuru sıklığı arttı. Bu da zamanla normalleşecek bir yoğunluk. Donanım eksikliği, kurum yetersizliği, hekim yetersizliği gibi sebeplerle insanlar hastane kapılarından döndürülüyor ve merkezlerdeki büyük hastanelere sevk ediliyorlardı. Şimdi her ilçe hastanesinde bütün işlemler rahatça yapılıyor. Ben Ankara'da okudum, en basit sağlık sorunu için bütün Anadolu Ankara'ya akardı. Bir endoskopi yaptırmak için kilometrelerce yol gidiyordu hastalar. Bugün Anadolu'nun her köşesinde her türlü ameliyat gerçekleştiriliyor. Sağlığa erişim hem niteliksel hem niceliksel olarak gelişti.
"Yılların ihmalleri zamanla normalleşecek"
Rakamlar AB ortalamasının üstüne çıktı çünkü bir kapak açıldı. Bunu baraj kapaklarının açılması gibi de düşünebiliriz. İnsanlar sağlık kurumlarından gerektiği gibi faydalanamazken yeni dönemle birlikte bu imkanlara kavuşunca bir yığılma oldu elbette. Bunda yılların birikmiş ihmallerinin etkisi var. Yeni sistem bunu kolaylaştırdı fakat eski YÖK uygulamaları nedeniyle bu sefer de uzman yetersizliği söz konusu oldu. Diğer yandan performans sisteminin yanlış uygulanması da başvuruların artışında bir etken olarak görülebilir. İyi niyetle kurulmuş bir uygulama ancak hızlı ve günlük çözümler üretilmesine neden oluyor. Mükerrer müracaatları önlemenin yolu ise derinlikli bir müdahaleden geçiyor.
Bu bahsettiğiniz hangi YÖK uygulaması?
Ben 1985 'te üniversiteye girdiğimde bütün tıp fakültelerinin kontenjanı 2200'dü. Ak Parti'nin iktidara geldiği yıl yine 2200'dü. Yani aradan 25 yıl geçtiği halde bu kontenjanlar arttırılmamıştı. Doktorlar bundan 10 yıl önce yani sağlık hizmetine erişimin zor olduğu dönemlerde günde 100 hasta bakarken şimdi yine 100 hastaya bakıyor. Oran düşmedi çünkü doktor sayısı hizmet kolaylığıyla aynı oranda artmadı. Son yıllarda yeni politikalarla, sağlık meslek liselerinin yaygınlaşmasıyla bu açık kapatılmaya çalışıyor ancak bunların dönüşü alınana kadar bir süre daha bu durum yaşanmaya devam edecektir.
Türkiye'de ilaç kullanım oranları da yüksek görünüyor, bunların bir bağlantısı var mı?
Eski dönemde ilaca ulaşmanın sağlık hizmeti almak kadar zor olduğunu düşünürsek var elbette. Ancak ilaç kullanımının artmasının hassas bir dengesi olması gerekli. Sağlık Bakanlığı bu konuda çeşitli önlemler alıyor. Artık ilaçların karekod sistemi var. İstediğiniz her ilacı doktor kontrolü olmadan alamıyorsunuz. Eczaneler birçok ilacı reçetesiz vermiyor. Bu da çok sayıda ve gereksiz ilaç kullanımını önlemek için atılmış adımlardan biri. İlaç takip sistemiyle her ilaç kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Bu sistemle birlikte 2015 rakamlarının daha düşük olacağına inanıyorum.
Peki ya acil başvuruları?
Şuandaki uygulamaya göre acile gitmek bedava. Katkı payı ödemiyorsunuz. Poliklinikte sıra beklemiyorsunuz. Hastalar bu nedenle acil servislere başvurmayı tercih ediyorlar. Bu 'gerçek acil' hastalar için doğru bir yöntem olabilir. Hasta acil bir durumdayken hemen karşısına para talebi çıkarsa bu hoş bir durum değil tabi. Ama başvuran hastaların yüzde sekseni acil hasta kategorisinde değil. Durumu acil hastalar bu yoğunluktan olumsuz etkileniyor. Ve özel sağlık kurumları bu uygulamada mağdur pozisyonuna düşüyor. Acil hastaları bir süredir kendi aralarında kategorize ediliyor. Kırmızı, yeşil, sarı alanlarına ayrılıyor, kırmızı alan en acil başvurular için ayrılıyor. Bu karışlıklılar alınacak çeşitli tedbirlerle düzene girecektir diye düşünüyorum.
Hasta memnuniyeti arttığı halde sağlık personeline saldırılar artıyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz.
Sağlık personeline saldırılar eskiden de vardı ancak bu kadar gündeme gelmiyordu. Burada bir trajedi söz konusu. Vatandaş sağlık hizmeti almak için başvurduğu zaman karşılaştığı aksaklığın sorumlusu olarak personeli görüyor. Ve sonucunu ondan çıkarmaya çalışıyor. Yani aslında sistemden kaynaklanan problemleri karşısındaki somut sağlık bireyine yönlendiriyor. Sosyokültürel eğitim düzeyiyle de alakalı bu durum. Biz hastanelerimizde sağlık personelimiz için 'Acil butonu' uygulamasını kullanıyoruz. Vatandaşın sağlık hizmetleri konusunda bilgilenme düzeyinin artması da gerekiyor. İnsanların sağlık konusunda bilgi düzeyi arttıkça bu sorunlar düzelecek diye düşünüyorum.
Dinlenmenize Rağmen Geçmeyen Yorgunluğa Dikkat: Altında Tiroid veya Diyabet Yatıyor OlabilirEndokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, yeterli uyku ve dinlenmeye rağmen devam eden halsizliğin yalnızca yoğun tempoyla açıklanamayacağını belirterek; tiroid fonksiyon bozuklukları ve diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara karşı uyarıda bulundu.02 Ekim 2026 Cuma 15:34BASIN HABERLERİ
TEKNOFEST’te Dikkat Çeken Proje: "MetaTıp" İle MR Verileri Sanal Ameliyathanelere TaşınıyorŞanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST’te sergilenen TÜBİTAK destekli "MetaTıp" projesi, hastaların MR verilerini 3 boyutlu modellere dönüştürerek doktorlara sanal ortamda ameliyat öncesi simülasyon ve uzaktan iş birliği imkanı sunuyor.02 Ekim 2026 Cuma 15:29BASIN HABERLERİ
Antibiyotik Kullanırken Şeker Tüketmek Bağırsak Mikrobiyomunu Yıkıma UğratıyorYeni bir araştırma, antibiyotik tedavisi sırasında tüketilen şekerli gıdaların bağırsak mikrobiyom çeşitliliğini hızla azaltarak, hastaları ölümcül kan enfeksiyonlarına ve organ reddi gibi ağır komplikasyonlara açık hale getirdiğini ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:27BASIN HABERLERİ
IARC Raporu Açıklandı: Dünyadaki Kanser Vakalarının Yüzde 12'si Önlenebilir Enfeksiyonlardan KaynaklanıyorUluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) The Lancet Oncology’de yayımlanan analizine göre, 2024 yılında dünya genelinde teşhis edilen 2,3 milyon yeni kanser vakası enfeksiyonlara atfedildi.02 Ekim 2026 Cuma 15:25DÜNYADA SAĞLIK
Uyku Apnesi Hastalarına Müjde: Kişiye Özel Ağız İçi Cihazlar Tansiyon Kontrolünde CPAP Kadar EtkiliThe American Journal of Medicine'de yayımlanan yeni bir araştırma, kişiye özel hazırlanan ağız içi cihazların, hipertansiyon ve uyku apnesi bulunan hastalarda tansiyonu kontrol altında tutmada CPAP tedavisine alternatif olabileceğini gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:23DÜNYADA SAĞLIK
8,8 Milyon Kişilik Dev Araştırma: Ultra İşlenmiş Gıdalarda Her Ek 100 Gram Kalp ve Kanser Riskini Artırıyor8,8 milyondan fazla yetişkinin verilerini kapsayan analiz, günlük ultra işlenmiş gıda tüketimindeki her ek 100 gramın kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 14, kanser riskini ise yüzde 4 artırdığını ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:22BASIN HABERLERİ
MIT'den "Zombi Hücreler" İçin Moleküler Barkod: Yaşlanma Araştırmalarında Yeni DönemMIT liderliğindeki araştırma ekibi, dokularda birikerek yaşlanmayı tetikleyen "zombi hücreleri" tespit etmek amacıyla "RamanOmics" adını verdikleri yeni bir moleküler barkod yöntemi geliştirdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:18BASIN HABERLERİ
Düşük Yoğunluklu Güneş Işığı da Cilt Hücrelerinde DNA Hasarına Yol AçıyorQIMR Berghofer bünyesinde yürütülen yeni bir araştırma, sabah veya akşamüstü saatlerinde zayıf güneş ışığına uzun süre maruz kalmanın sanıldığı kadar masum olmadığını gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:16DÜNYADA SAĞLIK
Almanya'da Diş Kliniğindeki Skandalda Karar: Kontamine İğne İle Çocuk Ölümüne Neden Olunmasına 13 Yıl 6 Ay HapisKronberg şehrindeki bir diş kliniğinde enfekte iğne kullanarak 4 yaşındaki bir çocuğun ölümüne ve diğer çocukların yoğun bakıma kaldırılmasına yol açan anestezi uzmanı, yeniden yargılandığı davada cinayet suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.02 Ekim 2026 Cuma 15:15DÜNYADA SAĞLIK
2026-YÖK-YKDS Başvuruları Başladı: Sınav 28 Kasım'da YapılacakÖlçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumlarının Öncelikli Alanlardaki Doktora Programlarına Öğrenci Seçme Sınavı (2026-YÖK-YKDS) başvurularının başladığını açıkladı.02 Ekim 2026 Cuma 15:13BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










