NEDENİ OLMAYAN HASTALIK EN ÇOK GENÇLERİ VURUYOR
Nedeni olmayan hastalık en çok gençleri vuruyor. Hastalığın nedeni yok. Ataklar halinde yaşanıyor, bazen ataklar 1, 2 yıl içinde tekrarlayabiliyor...

12 Ekim 2010 Salı 13:40
Nedeni olmayan hastalık en çok gençleri vuruyor
Hastalığın nedeni yok. Ataklar halinde yaşanıyor, bazen ataklar 1, 2 yıl içinde tekrarlayabiliyor. Tam geçti dediğiniz noktada mesela bir 10 yıl sonra yeni bir atakla aslında hiç gitmediğini gösteriyor. Bu hastalık gittikçe artan MS hastalığı. Gençleri etkileyen bu hastalık, hiçbir zaman tamamen yok edilemiyor ancak etkileri azaltılabiliyor.
MS hastalığı gittikçe artan bir çizgide ilerliyor. Merkezi sinir sistemi yapılarını etkileyen hastalığa 20 ile 40 yaş arasındaki kişilerde sık rastlanıyor. Hastalık neden ortaya çıkıyor, hastalığın belirtileri neler ve hastalıktan korunma yollarını konunun uzmanlarından Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Aksel Siva'ya sorduk:
- MS hastalığı nedir, hangi yaş aralığında görülür?
MS ya da Multipl Skleroz genç erişkinleri etkileyen bir hastalık. Genellikle 20 ile 40 arasında ilk belirtilerini verdiğini görüyoruz. Hastalığın nedenini bilmiyoruz. Hastalık beyin, beyincik, omur iliği ve beyin sapı dediğimiz merkezi sinir sistemi yapılarını etkiliyor. Genel olarak miyelin adı verilen sinir liflerinin etrafındaki sinir kılıfının etkilendiği hastalığın hedef yapının bu olduğu kabul ediliyordu. Ancak bugünkü görüşler bunun sadece miyelinle sınırlı kalmadığı yönünde. Hastalık bağışıklık sisteminin bir çeşit şaşkınlığı. Bağışıklık sistemi zararlı, yabancı uyarılara tepki gösteren bizi koruyan bir sistem. Şaşırıyor ve vücudun kendinden olanı yabancı gibi alıyor. MS dediğimiz hastalık da bunun miyelin veya diğer yapılar olabileceğini düşünüyor ve onlara yönelik bir tepki gösteriyor. Bu tepki bütün merkezi sinir sistemine yönelik olmuyor. Belirli odaklarda bunu görüyoruz. Sinir lifinin kalıbında, etrafında bir iltihabi durum ortaya çıkıyor. Mikrop değil bu. Kendi kendine oluşan bağışıklık sisteminin yarattığı iltihapla oluyor.
- Kadınlarda mı daha çok görülüyor?
Evet kadınlarda daha sık. MS öldürücü bulaşıcı bir hastalık değil. Bir akıl hastalığı da değil, MS’in ortaya çıkmasındaki nedenler bilinmiyor. Bunun genetik bir kökeni olduğunu kabul ediyoruz. Ailesel yatkınlık var, ama düşük oranda. Ne kadardır bu oran diye sorarsak bu toplumlara göre değişiyor. Mesela Kanada gibi MS’in çok sık görüldüğü toplumlarda ailesel riskler yüzde 5’lere kadar çıkabiliyor.
- MS atağı nedir?
MS’lerin yüzde 85’i ataklı MS’tir. Gerçekleşir, ondan sonra sessiz bir dönem olur, sonra merkezi sistemin başka bir noktasında bir etkilenme olur. O ses verir, sonra o düzelir sessiz bir dönem yaşarız, yine ortaya çıkabilir. Bu ataklardan kliniksel belirtiler, birtakım sekerler olabilir, kalabilir bazı izler ya da tamamen düzelme olabilir. Özellikle hastalığın başlangıç döneminde düzelme görebilmemiz daha büyük bir olasılıktır. Belirli ataklarla ve düzelmelerle gider bu hastalık.
İlerleyici şekil genellikle MS’lerin ancak yüzde 10/15'i başlangıçtan itibaren bir ilerleme gösterir. Ama ilerleyici dediğimizde yani illa MS deyince kişi sağa sola sorduğunda ya da internete girdiğinde, tekerlekli sandalyeye mahkum olma gibi görüyor. Böyle bir koşul yok. MS’teki bu odak etkilenmeler aynı anda birden odak olabilir yani beyinde birkaç yer birden etkilenebilir. Ama bunların hepsi de ses vermez. MR takipleri yaptığımız ve beyini görüntülediğimiz zaman aslında sessizce bu olayların gerçekleşip kaybolduğunu görüyoruz. Her etkilenme mutlaka belirti verecek diye bir koşul yok. Bağışıklık sisteminin şaşkınlığını söylerken bunu anlatmaya çalışıyoruz, ama MS’li kişiler yanlış olarak kendi bağışıklık sistemlerinin güçsüz olduğunu zannediyor. Bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçlar almaya kalkıyorlar. Fakat bu doğru bir davranış değil. Çünkü zaten bağışıklık sistemi güçlü. Bunu daha fazla aktive etmeye gerek yok. Bunu yapmadan önce mutlaka hekimleriyle konuşmaları gerekir.
- MS nasıl belirtiler gösterir?
Klasik belirtisi, gözde görme bulanıklığı. Düzelmesi 2-3 haftalık bir olaydır. Tabii kişinin ilk gitmesi gereken kişi göz hekimidir. Göz hekimi çoğu zaman muayenede bir şey bulamaz. Göze ait birçok nedeni dışladıktan sonra "Göz sinirine ait bir tutulma olabilir mi?" diye düşünerek bize yönlendirir. Yürümesinde bir dengesizlik ortaya çıkabilir, kolunda bacağında bir güçsüzlük olabilir. Bunlar genelde geçici olaylardır. Gözdeki gibi birkaç hafta içinde toparlanır. Kendi başına toparlayabilir veya da serumla kortizon verdiğimizde kısa dönemde bazı merkezlerde 3 gün, bazı merkezlerde 7 veya 10 günde hastalar genelde normale döner.
Hastalık ilerlediğinde ne oluyor?
MS tanısı konan bir rahatsızlık. Genellikle hafif başlıyor ve yıllar içinde yürümenin kısıtlandığı şekle dönüşüyor. Ama ilerleyici türünden MS olup da 20-25 yıl sonra dahi kendi başına hayatını sürdüren işini gören bir çok MS’li var bugün. İlerleyici MS muhakkak kötü olacak değil. Ataklı MS birçok kişi için çok sorun yaratmadan seyreden bir MS. Bazı kişilerde zaman içinde sekerler kalabilir. Bazılarında ilerleyici olabilir. Ama bugün bazı ilaçlarla MS’i büyük ölçüde, belki tamamen değil ama kontrol altına alma, atakları azaltma, ilerleyişini de bir miktar frenleme olanağımız var.
- Hastalık tamamen ortadan kayboluyor mu?
Bir atak geçiren kişide muhakkak ikinci bir MS atağı olacak diye bir koşul yok. Ama 2 ay, 3 yıl sonra ya da 20 yıl sonra yine bir atak meydana gelebilir de hiç olmayabilir de. Bunu önceden kestirmemiz mümkün değil. Ama ataklar sık oluyorsa ve MR’lar MS yükü dediğimiz hastalıkla ilgili izlerin çok olduğunu gösteriyorsa o zaman bir risk almamak için hastalara uzun dönemli koruyucu tedavilere başlıyoruz. Bu koruyucu tedavilerindeki amaç yeni bir atak olma riskini azaltmak. İlerleyecekse de bunu frenlemek.
- Tedavisinde nasıl ilaçlar kullanılıyor?
İnterferon (Vücut hücrelerinin çoğunluğunca sentezlenen ve bakterilere, parazitlere, virüslere ve urlara karşı etki gösteren bir protein) ilaçlar kullanılır. Bir de farklı gruptan her gün yapılan bir iğne var. MS’te daha etkin bir ilaç var. Fakat bu ilaçta binde bir beyinde ciddi bir iltihabi reaksiyona yol açabiliyor. O yüzden birinci aşamada kullanmayı şu an için tercih etmediğimiz bir ilaç.
MS'in ilk koruyucu hapı geçtiğimiz haftalarda Amerika'da onaylandı. Tabii bunun Türkiye'ye gelmesi muhtemelen 2-3 yıldan önce olmayacak. Bu da iğne tedavilerine göre belki biraz daha etkili.
- Vakalarda en kötüsü ne oluyor, kişi yatağa mı bağlanıyor?
MS’li kişilere ben hep onu anlatmaya çalışıyorum. İnternete girdikleri zaman ya da sağda solda birilerine sordukları zaman hep en kötüsünü arıyorlar. Halbuki bu MS’lerin o kadar azı için söz konusu ki. Ama insan o kötü senaryoyu bilince kendine onu yakıştırıyor. Moral olarak olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla da ben MS’le ilgili olumsuz konuşmayı hiç sevmiyorum. Kendi deneyimimde de onu görüyorum.
-KORUNMAK İÇİN AKDENİZ DİYETİ
Aksel Siva'ya hastalıktan korunmak için ne yapılmalı diye sorduğumda yanıtı "Akdeniz diyeti yapmak" oldu. Aksel'in diğer önerileri şöyle:
Sağlıklı beslenmeliyiz. Klasik Akdeniz diyeti uygulamalıyız. Katı yağlardan, hayvani yağlardan uzak durulmalı. Kırmızı et tabii ki olacak, ama yağsız olacak. Yani hayvani yağların iyice kısıtlandığı bol taze meyve sebzenin yendiği diyetleri öneriyoruz. Sigara içmeyin diyoruz. Kaplıca hamam gibi yerlerden sıcak ortamlardan uzak durulmalı. Çok uzun süre güneşte kalmamayı öneriyoruz ki o da kişiyi genellikle rahatsız ediyor. Hastalığı daha kötü yapmıyor.
MS hastalığı eskiden vardı da bilinmiyor muydu, arttı mı eskiye göre?
MS'in ilk resmi olarak tanımlanması 1800'lü yılların sonu. Ama muhtemelen 1800’lü yılların başında İngiliz sarayının bir ferdinin tuttuğu günlükte onun MS hastası olduğunu biliyoruz. 1800'lü yılların ortalarında yazılmış bazı tıbbi atlaslar var. Çizimlerden o beyinlerin ve omuriliğin MS’li olduğunu biliyoruz. Hatta bazı notlara baktığımız zaman 1300'lü yılların sonunda Hollandalı bir genç kadındaki hastalığın MS olduğunu tahmin edebiliyoruz.
Dolayısıyla MS yeni ortaya çıkan bir hastalık değil. Ama MS artıyor. Belki Amerika’daki değil ama Avrupa ayağında MS’le uğraşan kişiler arttığı yönünde gözlemimiz var. Bu “MR çıktı da daha çok MS çıktı, daha çabuk tanıyoruz.” değil. Hastalık gerçekten artıyor.
- Neden?
Bağışıklık sistemi hastalıkları genelde artıyor, neden artıyor bilmiyoruz. Ama bir çok ihtimalle bu modern yaşantımızın bize bir getirisi. Yani doğallıktan uzaklaştıkça yapay bir takım her şey için aşı oluyoruz. Yediğimiz birçok maddeler yapay. Bir sürü bilmediğimiz koruyucular var. Bir anlamda hayatımız uzuyor. Ama bir yandan da bu tür hastalıklar artıyor. Şu anda bunun belki ancak felsefesini biliriz. Ama bunların arttığı muhakkak ve daha genç yaşta ortaya çıkmaya başladı. Daha çok ailesel vakalar görmeye başladık en azından kendi deneyimime bakara söyleyebilirim.
Peki dünyaya baktığımızda görülme oranı nasıl?
Türkiye de muhtemelen her 2 bin kişiden birinde MS var demek çok yanlış olmaz. Ama buna karşılık mesela Kanada’da bu rakamın binde bir olduğunu söyleyebiliriz. Bazı bölgeler için yapılan çalışmalar bunu gösteriyor. MS'in ilginç bir özelliği var. Ekvator bölgesinde MS'i hemen hemen hiç görmüyoruz. Ama her iki kutuba gittikçe giderek arttığını görüyoruz. Bunu söylemek çok kolay değil. Her iki kutuba gittikçe, Avrupa'nın güneğinde düşük oranlar yani mesela Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan'a baktığımızda yüz binde 30-50 arasında değişen rakamlar bildiriliyor. İtalya'ya, İspanya'ya, Fransa'ya baktığımız zaman yüzde 50-60 gibi rakamlar bildiriliyor. Ama İngiltere'ye, İskoçya'ya gittiğimiz zaman yüz binde 100-200 arasında rakamlar, Amerika’nın da kuzey eyaletlerinde yüz binde 170-200 gibi rakamlar.
Peki niçin sorusu son birkaç yıl içinde en çok gündemde olan sorulardan bir tanesi. Sorgulanan D vitamini ve güneşe kişinin çocukluk çağlarında maruz kalıp kalmadığı. Gerçekten nedeni hala çok net değil.
D vitamini gündeme gelmeden önce yapılan çalışmalarda bu şekilde çok net bir bilgi yoktu. Ama şimdi yeniden tartışılmaya başlandı. Hani kuzeye doğru artıyor dedik ama eski Moğollara geldiğimiz zaman çok azalıyor. Çünkü eski Moğolların ırk kökeni beyaz değil. Sarı ırkla akrabadır eski moğollar, sarı ırklarda çok düşüktür. Mesela Çin’e gittiğiniz zaman yada Japonya ya gittiğiniz zaman oralarda MS çok daha düşüktür. Siyah ırkta, beyaz ırkla sarı ırk arasında bir oran olur. Beyaz ırkta fazladır. Sarışın açık tenli renkli gözlülerde daha fazla.
Çiğdem İŞLER
Kardiyoloji Uzmanından Kahve Açıklaması: Günde 4 Bardağa Kadar GüvenliKahvenin kalp sağlığına etkileri üzerine yürütülen araştırmaların sonuçlarını değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, ölçülü kahve tüketiminin kalp-damar sağlığı açısından güvenli olduğunu ifade etti.30 Eylül 2026 Çarşamba 16:26BESLENME VE DİYET
Dışarıdan Fark Edilmiyor Ama Belirtileri Var: Gizli Varis Sağlığı Tehdit EdiyorBacaklarda gözle görülür mor damarlar oluşmadan da ortaya çıkabilen gizli varis; gece krampları, kaşıntı ve ödemle kendini gösteriyor. Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Koçyiğit, erken teşhis için Doppler ultrasonografinin önemine dikkat çekiyor.30 Eylül 2026 Çarşamba 16:23BASIN HABERLERİ
Yıllardır Burun Tıkanıklığı Çekiyordu: Dişçi Muayenesinde Burun Boşluğundan Diş ÇıktıKronik nefes alma güçlüğü yaşayan 38 yaşındaki bir hasta, diş hekimi kontrolünde sıra dışı bir tıbbi durumla karşılaştı. Yapılan röntgen incelemesinde hastanın burun boşluğunda gelişmiş bir diş olduğu belirlendi.30 Eylül 2026 Çarşamba 16:18BASIN HABERLERİ
En Küçük İşitme Cihazı Her Zaman En İyisi Değil: Doğru Cihaz Seçiminde 8 Önemli Kriterİşitme cihazı seçerken yalnızca estetik kaygılara veya cihazın küçüklüğüne odaklanmak en sık yapılan hatalar arasında yer alıyor. Uzmanlar; işitme kaybının derecesi, kulak yapısı ve el becerisinin doğru cihaz seçiminde belirleyici olduğunu vurguluyor.30 Eylül 2026 Çarşamba 16:15BASIN HABERLERİ
Semaglutid ve Biyolojik Yaşlanma: 84 Kişilik Araştırma Ne Söylüyor, Ne Söylemiyor?GLP-1 reseptör antagonisti semaglutidin, HIV ile ilişkili lipohipertrofisi bulunan hastalarda bazı epigenetik yaşlanma göstergelerini yavaşlattığı saptandı.30 Eylül 2026 Çarşamba 16:13BASIN HABERLERİ
Küçük Sanılan Alışkanlıklar Kalbi Yoruyor: Kalp-Damar Sağlığını Tehdit Eden 8 Gizli TehlikeKalp sağlığı sadece ağır hastalıklar veya sigara kullanımıyla bozulmuyor. Günlük hayatta fark etmeden sürdürülen fazla tuz tüketimi, uzun süreli hareketsizlik, kalitesiz uyku ve ertelemeler zaman içinde kalp-damar riskini ciddi oranda artırabiliyor.30 Eylül 2026 Çarşamba 16:11BASIN HABERLERİ
Deodorant ve Terleme Önleyici Ürünler Meme Kanseri Yapıyor mu? Bilimsel Veriler Ne Söylüyor?Koltuk altı kozmetik ürünleri ile meme kanseri arasındaki ilişkiye dair araştırmalar yeniden gündeme geldi.30 Eylül 2026 Çarşamba 16:08BASIN HABERLERİ
Erzurum Şehir Hastanesinden Kalp Sağlığı Uyarısı: Akdeniz Tipi Beslenme ve Haftada 150-300 Dakika Egzersiz29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Dr. Fikret Sefa Yağış, kalp ve damar sağlığını korumak için Akdeniz tipi beslenme ile haftada 150-300 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapılmasını tavsiye etti.30 Eylül 2026 Çarşamba 16:04BASIN HABERLERİ
Prof. Dr. Alper Şener’den Solunum Yolu Enfeksiyonu Uyarısı: Grip Aşısını Geciktirmeyinİzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, havaların soğumasıyla başlayan solunum yolu enfeksiyonlarına karşı uyardı.30 Eylül 2026 Çarşamba 14:50BASIN HABERLERİ
Türkiye Yükseköğretimde Küresel Başarı: THE 2027 Sıralamasında Dünya Üçüncülüğü GeldiTimes Higher Education (THE) 2027 Dünya Üniversite Sıralaması’nda Türkiye, 124 üniversitesiyle temsil edilerek ABD ve Hindistan’ın ardından dünyada 3’üncü sıraya yükseldi. İlk 500’e 4 Türk üniversitesi girmeyi başardı.30 Eylül 2026 Çarşamba 14:19BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










