NEDENLERİ VE SONUÇLARIYLA TÜRKİYE'DE SEZARYEN DOĞUM: RAKAMLAR NE SÖYLÜYOR?
Yüksek kaliteli doğum bakımı için doğuma hazırlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması, ebe-hekim ekip çalışması, doğumda refakatçi desteğinin sağlanması, doğum ortamlarının tasarımının doğum fizyolojisini destekleyecek şekilde düzenlenmesi gerekiyor.

10 Mayıs 2025 Cumartesi 11:03
Doğum sürecinin kanıta dayalı rehberler ve protokollerle yönetilmesi, doğumhanelerde ebe sayısının yeterli sayıya ulaştırılması, gebelerin tercih ettikleri refakatçilerinin yanlarında olması, doğum ortamlarının doğumun fizyolojisini aktive edecek şekilde tasarlanması ve SSVD'nin teşvik edilmesi gibi durumların sezaryen oranlarını düşürdüğü görülüyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Şule Selman, Türkiye'deki sezaryen doğum oranının yüksek olmasının sebeplerini ve normal doğuma teşvik için neler yapılması gerektiğini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Son yıllarda dünya genelinde sezaryen operasyonlarında önemli artış olduğu gözlemleniyor. Türkiye de dünyada en çok sezaryen ameliyatının yapıldığı ülkeler arasında ön sıralarda yer alıyor. Sağlık Bakanlığının 30 Eylül 2024'te yayınladığı haber bülteninde son yılın verilerine göre, Türkiye'de doğumların yüzde 61,5'inin sezaryenle gerçekleştiği belirtiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise bu oranın her ülke için yüzde 15'ten fazla olmaması gerektiği görüşünü savunuyor.
DSÖ, sezaryen oranının bu sınırları aştığı durumlarda, anne ve yeni doğan ölüm oranlarında bir iyileşme olmadığına dikkati çekiyor. Aksine gereksiz sezaryenlerin hem kısa hem de uzun vadede anne ve bebek sağlığı üzerinde birçok olumsuz etkisi bulunuyor. DSÖ tarafından 2015'te yayınlanan bir raporda sezaryenin yalnızca tıbbi olarak gerekli olduğunda yapılması gerektiği belirtiliyor.
Türkiye'de ise Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) sezaryen oranlarını düşürmek için aldığı önlemlere rağmen sezaryen oranlarında artış eğiliminin devam ettiği görülüyor. Sezaryen oranlarının yüksek olmasının başlıca sebepleri bulunuyor.
- Sağlık sisteminin etkisi
Sezaryen oranlarını düşürmek için sağlık eğitiminden başlayarak, sağlık sisteminin normal doğumu destekleyecek şekilde tesis edilmesi gerekiyor. DSÖ, yüksek sezaryen oranlarının sağlık sektörü politikalarından, kültürel normlardan ve düşük kaliteli doğum bakımından kaynaklandığını açıkça belirtiyor.
Yüksek kaliteli doğum bakımı için doğuma hazırlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması, ebe-hekim ekip çalışması, doğumda refakatçi desteğinin sağlanması, doğum ortamlarının tasarımının doğum fizyolojisini destekleyecek şekilde düzenlenmesi gerekiyor.
Doğum bakımında kaliteyi yükselten diğer faktör, rutin tıbbi müdahalelerden kaçınılmasıdır. Ancak tıbbi gereklilik doğduğunda kanıta dayalı tıbbi müdahale uygulanmasına geçilmelidir. Doğumhanelerde annelerin hareket serbestisi sağlanmalı ve doğum eylemi boyunca aktif doğum pozisyonlarını destekleyecek bakıma ve araçlara ulaşabilmelerinin altyapısı oluşturulmalıdır.
- Hukuki baskılar
Türkiye'de sağlık çalışanları üzerinde özellikle normal doğumdan uzaklaşmalarına neden olabilecek çeşitli hukuki ve sağlık sisteminden kaynaklanan baskılar bulunuyor. Bu baskıların başında, doğum esnasında oluşabilecek komplikasyonlar ve sonrasında sağlık çalışanlarına karşı açılabilecek davalar yer alıyor.
Sezaryen doğum, daha kontrollü ve hukuki açıdan güvenli seçenek olarak görüldüğü için birçok doktor bu riski minimize etmek adına sezaryen tercihini artırıyor. Gereksiz yere yapılan sezaryen doğumların temel nedenlerinden biri de bu hukuki sorumluluk korkusu olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye'de devlet hastanelerinde, performans sistemine geçişin de sezaryen oranlarının artışında önemli rolü olduğu görülüyor.
- Doğum korkusu
Sezaryen oranlarının yükselmesinde rol oynayan önemli faktörlerden biri de doğum korkusudur. Kadınlar doğumun fiziksel ve duygusal olarak zorlu bir süreç olacağını düşündüğünde, sezaryen doğum daha kontrollü ve güvenli seçenek gibi görünebilir. Türkiye'de yapılan araştırmalar, kadınların önemli kısmının normal doğuma karşı duyduğu korku nedeniyle sezaryen doğumu tercih ettiğini gösteriyor.
Bu korkunun arkasındaki bir diğer neden ise doğum sırasında yeterli destek alamama endişesi olarak görülüyor. Doğum esnasında yalnız kalmak ya da sağlık çalışanlarından yeterli ve kaliteli hizmet alamamak, kadınların kendilerini güvende hissetmemesine ve sezaryen gibi daha öngörülebilir bir süreci tercih etmelerine neden olmaktadır.
Araştırmalar, doğum sırasında sürekli birebir destek alan kadınların sezaryen oranlarının düştüğünü ve daha olumlu doğum deneyimleri yaşadığını ortaya koyuyor. Özellikle Türkiye'de sağlık sisteminde doğum bakımı ve annelere sağlanan duygusal desteğin yetersiz kalması, bu korkuların sezaryene yönelmede belirleyici olmasını sağlamaktadır.
- Tekrarlayan sezaryenler
Türkiye'de sezaryen doğum oranı, "bir kez sezaryen, hep sezaryen" anlayışını destekleyen bir sistemin etkisiyle daha da artmaktadır. Sezaryen sonrası vajinal doğum (SSVD) teşvik edilmediği ve bunun güvenli bir alternatif olarak sunulmadığı birçok durumda, kadınlar sonraki doğumlarında da sezaryene yönlendirilmektedir.
Sistemin SSVD'yi destekleyecek altyapıya sahip olmaması, SSVD tecrübesi olan hekimlerin arkasında yeterli hukuki ve sağlık sistemi desteğinin halihazırda ülkemizde bulunmaması, vajinal doğum oranlarının düşmesine ve tekrarlayan sezaryen oranlarının yüksek olmasına yol açmaktadır.
SSVD, dünya genelinde sezaryen oranlarının azaltılması için önerilen bir seçenek olarak öne çıkıyor. Türkiye'de de Sağlık Bakanlığınca SSVD'nin yaygın olarak uygulanabilmesi için daha fazla destekleyici programın ve rehberin oluşturulması gerekmektedir. Sezaryen sonrası vajinal doğumların teşvik edilmesi, yalnızca doğum bakım kalitesini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda sezaryene bağlı komplikasyonların da önüne geçebilecek çözüm imkanı sağlamaktadır.
Doğum sürecinin kanıta dayalı rehberler ve protokollerle yönetilmesi, doğumhanelerde ebe sayısının yeterli sayıya ulaştırılması, gebelerin tercih ettikleri refakatçilerinin yanlarında olması, doğum ortamlarının doğumun fizyolojisini aktive edecek şekilde tasarlanması ve SSVD'nin teşvik edilmesi gibi durumların sezaryen oranlarını düşürdüğü görülüyor. Bu durumların gözetildiği ülkelerdeki sezaryen oranlarının makul oranlarda tutulduğu gözlemleniyor. Aynı zamanda bu ülkelerdeki anne bebek ölüm hızının da dünyada en az seviyelerde seyrettiği biliniyor.
Normal doğumlardaki komplikasyonlar konusunda ebe ve hekimlerin üzerindeki malpraktis ve performans baskısının kaldırılması da normal doğum oranlarının artmasına imkan sağlayacak çözüm yollarından biridir. Doğum profesyonellerinin lisans veya uzmanlık yıllarında eğitimlerine prenatal ve perinatal psikoloji konularının eklenmesi de doğumların biyopsikososyal bakış açısıyla bütüncül yaklaşımla takibine katkı sağlayacaktır. Böylece hem sezaryen oranlarının düşürülmesi mümkün olacak hem de doğum süreci daha güvenli hale gelebilecektir.
[Dr. Şule Selman, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanıdır.]
* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Türkiye Yerli Sağlık Teknolojisinde Büyüyor: 40 Ülkeye Solunum Cihazı İhraç EdiliyorSağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Siirt ziyaretinde milli sağlık sanayisindeki gelişmelere dikkat çekerek Türkiye'nin 40 ülkeye solunum cihazı satan bir konuma ulaştığını söyledi.31 Temmuz 2026 Cuma 17:46BASIN HABERLERİ
Giresun'da Beyin Ölümü Gerçekleşen Kişinin Organları 4 Hastaya Yaşam Umudu OlduDenizde boğulma tehlikesi geçirdikten sonra beyin ölümü gerçekleşen 45 yaşındaki kişinin organları, nakil bekleyen dört hastaya ulaştırıldı.31 Temmuz 2026 Cuma 16:09BASIN HABERLERİ
Erken Çocuklukta Şeker Kısıtlaması Demans Riskini Yüzde 23 Azaltıyorİngiltere'de yürütülen kapsamlı bir araştırma, yaşamın ilk iki yılında şeker alımını sınırlamanın ilerleyen yaşlarda beyin sağlığını koruduğunu gösterdi.31 Temmuz 2026 Cuma 16:08DÜNYADA SAĞLIK
Yolculukları Eziyete Çeviren Araba Tutmasına Karşı Etkili ÖnlemlerHalk arasında araba tutması olarak bilinen hareket hastalığı, yolculuk esnasında mide bulantısı ve baş dönmesine yol açarak yaşam kalitesini düşürebiliyor.31 Temmuz 2026 Cuma 16:03BASIN HABERLERİ
Bağırsak Ve Beyin Arasındaki Gizli Bağ: Mikrobiyota Ruh Sağlığını Nasıl Etkiliyor?Bilimsel araştırmalar, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizliklerin depresyon ve anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarıyla ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.31 Temmuz 2026 Cuma 15:33BASIN HABERLERİ
Kalp Sağlığını Tehdit Eden Gizli Tehlike: Günlük Alışkanlıklar Riski ArtırıyorDünya genelinde en yaygın ölüm nedeni olan kalp ve damar hastalıklarından korunmak için yaşam tarzında yapılacak küçük değişiklikler büyük önem taşıyor.31 Temmuz 2026 Cuma 15:33BASIN HABERLERİ
KOAH Tedavisinde Yeni Yöntem: Bronkoskopik Balon Uygulaması Alevlenmeleri AzaltıyorTürkiye'de yürütülen bilimsel araştırmada, kronik bronşit baskın KOAH hastalarında uygulanan yeni balon tedavisiyle nefes darlığının azaldığı ve yaşam kalitesinin arttığı belirlendi.31 Temmuz 2026 Cuma 12:44BASIN HABERLERİ
Havuz Sonrası Kulak Temizliğinde Yapılan Bu Hata Enfeksiyon Riskini ArtırıyorYaz aylarında kulağa kaçan suyu çıkarmak için kulak çubuğu kullanmanın zararlarına dikkat çeken uzmanlar, doğal yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.31 Temmuz 2026 Cuma 12:00BASIN HABERLERİ
Bel Fıtığında Ameliyatsız Tedavi Mümkün mü? Uzmanından Önemli UyarılarBel fıtığı vakalarının çoğunda ameliyatsız tedavi yöntemleri başarı sağlarken, uzmanlar bacakta güç kaybı gibi belirtilerde acil müdahalenin şart olduğunu vurguluyor.31 Temmuz 2026 Cuma 11:58BASIN HABERLERİ
Toksik İlişkiler Erken Yaşlandırıyor! Yüzünüzdeki Kırışıklıkların Sebebi Çevrenizdeki İnsanlar OlabilirAcıbadem Life Klinik Psikoloğu Öykü Gönültaş, yönetilemeyen ilişkisel stresin yalnızca ruh sağlığını değil, telomer kısalması ve hücresel yıpranma yoluyla biyolojik yaşı da doğrudan etkilediğini belirtti.31 Temmuz 2026 Cuma 11:06BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










