PANİK ATAĞIN 4 FİZİKSEL BELİRTİSİ
Aniden ve beklenmedik bir şekilde başlayan ve giderek şiddetini artıran panik atak, zamanla ölüm korkusunun ortaya çıkmasına neden oluyor.

20 Kasım 2019 Çarşamba 16:04
Göğüs ağrısı, çarpıntı ve nefes darlığı gibi belirtiler nedeniyle kalp kriziyle karşılaştırılan panik atağın tedavisinde bilişsel davranışçı terapiler etkili oluyor. Memorial Kayseri Hastanesi Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nden Uz. Klinik Psk. Hande Taştekin, panik bozukluk ve panik atak hakkında bilgi verdi.
Ataklar nedensiz aniden başlıyor
Aniden ortaya çıkan ve nedeni belli olmayan panik bozukluk genellikle 10 dakika içerisinde gerçekleşen ataklarla en şiddetli düzeye çıkmaktadır. Kişi, bu atakların tekrar edeceğinden duyduğu endişeyle karşı karşıya kalır. Panik atak, ‘korkunç bir şey olacağına dair yüksek ve şiddetli endişe duyma’, ‘dehşete kapılmayla’ kendini belli etmektedir.
Panik atak fiziksel belirtiler ile başlıyor
Panik atak sırasında yaşanılan fiziksel belirtiler kişiyi oldukça rahatsız eder. Bunlar;
1. Göğüs ağrısı (kalp krizi geçiriliyormuş gibi his), göğüste sıkışma, kalp çarpıntısı.
2. Ellerde uyuşma, terleme ve karıncalanma ya da üşüme, ürperme ve ateş basması.
3. Nefes almada zorlanma, yutkunamama, boğulma hissi, mide bulantısı.
4. Baş dönmesi, titreme, bayılacakmış gibi hissetmek.
Teşhis konulmasını sağlayan psikolojik belirtiler önemsenmeli
Panik atak sırasındaki 2 psikolojik belirti ise teşhis konulmasında yardımcı olmaktadır.
• Depersonalizasyon: Kişinin kendisini üçüncü bir şahıs gibi dışardan görmesi yani bedenin dışında olduğu hissidir. Bu hissi yaşayanlar genellikle kendilerini dışarıdan başkasının gözüyle izlemeye ya da bir rüyanın içinde yaşamaya benzetir.
• Derelazisyon: Genelde kişi deliriyormuş gibi hisseder. İçinde yaşanılan hayatın gerçek olmadığı düşüncesini barındırır. Sonucunda delirme, kontrolü kaybetme ve ölüm korkusu ortaya çıkar.
Teşhisin konulması için yaşanılan atakların tekrarlayıcı olması önemlidir. Çünkü insanların yaşamları boyunca tekli panik atak yaşaması olağandır. Kişilerin yaşadıkları toplum, çevre ve iş gibi stres yapan etkenler atakları arttırıcı olabilmektedir. Genellikle yaşanan ve tekrarlanmasından endişe duyulan ataklara karşı kişi, kaçma yöntemine başvurur. Bunlar, kişinin günlük yaptığı fakat atakların o anlarda yaşanacağından duyduğu endişeden dolayı yaptığı rutin işleri yavaş yavaş bıraktığı durumlardır.
Zarar verme düşüncesi yalnızlaştırır
Atakların tekrarlanmasına karşı duyulan endişe sonucunda kişi; işe gitme, ev işi yapma, daha önce devam ettiği kurs ve spor gibi etkinliklerini bırakma, yemek yememe, kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunmama gibi davranışlar sergiler. Bu tür atakları yaşayan kişilerin etrafında sürekli onu teselli edecek veya koruyacak birilerinin olmasına dair beklenti de artar. Ataklar sırasında birilerine zarar verebilme endişesinden dolayı yalnızlaşma da seçilebilir. Özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunmaktan kaçma davranışının sonunda panik atakla birlikte agorafobi de ortaya çıkabilir.
Panik atağa agorafobi eşlik edebilir
Yunancada, pazar yeri anlamına gelen ‘agora’ sözcüğünden türemiş agorafobi, kaçmanın zor olduğu veya kişinin başkalarına karşı mahcup olacağını düşündüğü durumlarda yaşanan kaygıyla kendini belli eder. Agorafobi, kişilerin günlük yaşamında gösterdiği işlevselliği büyük oranda bozmaktadır. Genellikle alışveriş merkezleri, uzun süreli bekleme yerleri, camiler, marketler kişinin gitmek için korku duyduğu yerler haline gelir. Kaçmanın zor olduğu otobüsler, uçaklar, trenler, vapurlar, köprüler ve uzun yolculuklarda kişi için korkutucudur. Bu yüzden evden çıkmamak kişiler için en güvenilir tercih halini alır.
Bilişsel davranışçı terapiler başarı sağlıyor
Panik atak, tedavisi mümkün ve kontrol edilebilecek bir hastalıktır. Panik atak tedavisinde bilişsel davranışçı terapiler tedavide olumlu sonuç vermektedir. Uzman bir psikolog tarafından yapılacak bu terapiler, bir psikiyatri uzmanı tarafından ilaçla da desteklenebilir. Yapılan araştırmalar sonucunda panik bozukluk ve agorafobi tedavisinde bilişsel davranışçı terapilerin % 75-90 oranında etkin bir tedavi olduğu belirlenmiştir.
Dinlenmenize Rağmen Geçmeyen Yorgunluğa Dikkat: Altında Tiroid veya Diyabet Yatıyor OlabilirEndokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, yeterli uyku ve dinlenmeye rağmen devam eden halsizliğin yalnızca yoğun tempoyla açıklanamayacağını belirterek; tiroid fonksiyon bozuklukları ve diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara karşı uyarıda bulundu.02 Ekim 2026 Cuma 15:34BASIN HABERLERİ
TEKNOFEST’te Dikkat Çeken Proje: "MetaTıp" İle MR Verileri Sanal Ameliyathanelere TaşınıyorŞanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST’te sergilenen TÜBİTAK destekli "MetaTıp" projesi, hastaların MR verilerini 3 boyutlu modellere dönüştürerek doktorlara sanal ortamda ameliyat öncesi simülasyon ve uzaktan iş birliği imkanı sunuyor.02 Ekim 2026 Cuma 15:29BASIN HABERLERİ
Antibiyotik Kullanırken Şeker Tüketmek Bağırsak Mikrobiyomunu Yıkıma UğratıyorYeni bir araştırma, antibiyotik tedavisi sırasında tüketilen şekerli gıdaların bağırsak mikrobiyom çeşitliliğini hızla azaltarak, hastaları ölümcül kan enfeksiyonlarına ve organ reddi gibi ağır komplikasyonlara açık hale getirdiğini ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:27BASIN HABERLERİ
IARC Raporu Açıklandı: Dünyadaki Kanser Vakalarının Yüzde 12'si Önlenebilir Enfeksiyonlardan KaynaklanıyorUluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) The Lancet Oncology’de yayımlanan analizine göre, 2024 yılında dünya genelinde teşhis edilen 2,3 milyon yeni kanser vakası enfeksiyonlara atfedildi.02 Ekim 2026 Cuma 15:25DÜNYADA SAĞLIK
Uyku Apnesi Hastalarına Müjde: Kişiye Özel Ağız İçi Cihazlar Tansiyon Kontrolünde CPAP Kadar EtkiliThe American Journal of Medicine'de yayımlanan yeni bir araştırma, kişiye özel hazırlanan ağız içi cihazların, hipertansiyon ve uyku apnesi bulunan hastalarda tansiyonu kontrol altında tutmada CPAP tedavisine alternatif olabileceğini gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:23DÜNYADA SAĞLIK
8,8 Milyon Kişilik Dev Araştırma: Ultra İşlenmiş Gıdalarda Her Ek 100 Gram Kalp ve Kanser Riskini Artırıyor8,8 milyondan fazla yetişkinin verilerini kapsayan analiz, günlük ultra işlenmiş gıda tüketimindeki her ek 100 gramın kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 14, kanser riskini ise yüzde 4 artırdığını ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:22BASIN HABERLERİ
MIT'den "Zombi Hücreler" İçin Moleküler Barkod: Yaşlanma Araştırmalarında Yeni DönemMIT liderliğindeki araştırma ekibi, dokularda birikerek yaşlanmayı tetikleyen "zombi hücreleri" tespit etmek amacıyla "RamanOmics" adını verdikleri yeni bir moleküler barkod yöntemi geliştirdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:18BASIN HABERLERİ
Düşük Yoğunluklu Güneş Işığı da Cilt Hücrelerinde DNA Hasarına Yol AçıyorQIMR Berghofer bünyesinde yürütülen yeni bir araştırma, sabah veya akşamüstü saatlerinde zayıf güneş ışığına uzun süre maruz kalmanın sanıldığı kadar masum olmadığını gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:16DÜNYADA SAĞLIK
Almanya'da Diş Kliniğindeki Skandalda Karar: Kontamine İğne İle Çocuk Ölümüne Neden Olunmasına 13 Yıl 6 Ay HapisKronberg şehrindeki bir diş kliniğinde enfekte iğne kullanarak 4 yaşındaki bir çocuğun ölümüne ve diğer çocukların yoğun bakıma kaldırılmasına yol açan anestezi uzmanı, yeniden yargılandığı davada cinayet suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.02 Ekim 2026 Cuma 15:15DÜNYADA SAĞLIK
2026-YÖK-YKDS Başvuruları Başladı: Sınav 28 Kasım'da YapılacakÖlçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumlarının Öncelikli Alanlardaki Doktora Programlarına Öğrenci Seçme Sınavı (2026-YÖK-YKDS) başvurularının başladığını açıkladı.02 Ekim 2026 Cuma 15:13BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










