SALDIRGANLARIN BEYNİ NASIL YIKANIYOR?
Saldırgan Mevlüt Mert Altıntaş, "Ölmeye geldim. Buradan ölüm çıkacak benim" demişti. Peki, öldürmenin ve ölüme gitmenin psikolojisi nedir?

22 Aralık 2016 Perşembe 08:58
Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'u öldüren suikastçı Mevlüt Mert Altıntaş'ın Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde 16 Aralık'ta keşif yaptığı belirlendi. "Benim buradan ölüm çıkar" diyen saldırgan Mert Altıntaş'ın eylemi, sadece Türkiye'ye değil, dünya gündemine de bomba gibi düştü.
1994 doğumlu gencecik bir insanın kendini bu denli kaybedip, bir insanı öldürecek ve kendini kurban edecek noktaya gelmiş olmasını, Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şubesi Başkan Yardımcısı ve Travma Birimi Sorumlusu Klinik Psikolog Dr. Serap Altekin ile konuştuk.
SALDIRILAR DUYGUSAL, ZİHİNSEL VE DAVRANIŞSAL HAZIRLIK SONUCU GERÇEKLEŞİR
Bunu bir "kendini kaybetme" olarak tanımlayamayız, çünkü bu anlık bir kontrol kaybı ile yapılmış dürtüsel bir davranış değil; bilakis, kontrollü, hazırlıklı ve planlı bir eylem. Terör saldırıları, canlı bomba intihar eylemleri ya da suikast amaçlı eylemler her zaman duygusal, zihinsel ve davranışsal bir hazırlık süreci sonucu gerçekleştirilir.
Saldırganın "Ölmeye geldim. Buradan ölüm çıkacak benim" sözleri, aslında öleceğini bildiğini göstermiyor mu? Bir canlı bomba ile aynı psikolojiye sahip olduğunu söyleyebilir miyiz?
Eğer bu sözleri esas alarak yanıtlamak gerekirse, canlı bomba eylemi ile aynı olmasa bile, benzer psikolojik dinamiklerin geçerli olduğu söylenebilir. Ölümü göze almak, hatta öleceğini bilmek, onu hedefe kitleyen kararlılığının göstergelerinden biri olarak değerlendirilebilir. Ama unutmamak gerekir ki bu tür olayları pek çok farklı boyutta değerlendirmek ve analiz etmek gerekir; psikoloji biliminin perspektifi tek başına tüm sorulara yanıt veremez.
İntihar eylemlerinin temelinde hangi psikolojik nedenler yatıyor olabilir?
Bu çok bıçak sırtı bir konu. Klişeleşmiş nedenlerden söz etmek, konuyu fazlaca basite indirgemek olur. Tüm intihar eylemlerini ortaklaştırmak ve açıklama getirmek de mümkün değildir. Çünkü intihar eylemlerinin ardındaki dinsel, politik ya da etnik temelli ideolojiye göre söz konusu eylemlerin dinamikleri ve eylemi gerçekleştiren kişilerin profilleri değişebilir.
Nedensel dinamikler ve motivasyonlar çok farklı ve karmaşık olabilir. Herkesin aklına ilk gelen, aslında en yaygın klişelerden de biri olan dinamik, umutsuzluk ve değersizliğin iç içe geçmesi savıdır. Bu sava göre, insanın kendine, insanlara, hayata ve geleceğe dair umutları tükendiğinde, kendine veya bir başkasına zarar verebilecek şeyler yapmaya daha yatkın bir hale gelebilir. Buna bağlı bir diğer klişe dinamik, bir insanın kaybedecek bir şeyi olmadığı zaman, hayatından daha kolay vazgeçebilecek bir noktaya gelebileceği savıdır.
BİR İNSAN KENDİ VARLIĞINA VE BENLİĞİNE YÜKLEDİĞİ DEĞERİ YİTİRİRSE...
Bir insan kendi varlığına ve benliğine yüklediği değeri ve anlamı yitirdiğinde, onu hayata bağlayacak insanlarla olan bağları zayıfladığında ya da sevdiklerini insan eliyle olan travmalar sonucu kaybettiğinde, kayıpların ve kolektif travmaların hayat boyu hatta kuşaklar boyu biriken can acıları, kızgınlıkları ve öfkesi, nefrete, intikam güdüsüne ya da saldırganlığa dönüşebilir. Bu dinamikler ilk akla gelen ve literatürde de en çok sözü edilen dinamikler olmakla birlikte, tablonun bütünü çok daha karmaşıktır ve bu dinamiklerle sınırlı değildir.
"YÜREKTEN İNANIYORLAR"
En az bunlar kadar yaygın ve etkili olan bir diğer dinamik, bu tür eylemleri gerçekleştiren kişilerin yaptıkları şeyin doğruluğuna yürekten inanıyor oldukları gerçeğidir. İnsanlar kendi varlıklarından daha yüce, daha anlamlı buldukları bir ideal için, bir mücadele için kendilerini feda edebilirler: "Şehit olmak için", "cenneti hak etmek için", "Allah'ın emrini yerine getirmek için", "kutsalları için", "bir özgürlük mücadelesi için", "insanları doğru yola sevk etmek için", "özgürlük ve adalet için" veya hatta "sevgisini ve bağlılığını ispatlamak için" vb gibi...
İnsanlar bazen varlıkları ve yaptıkları bazen de ya da yoklukları ile anlam ve değer bulmayı arzu edebilirler, her birinin ardındaki psikolojik hikaye farklıdır. Bir iz bırakma ihtiyacı veya idealize edilmiş bir kişi, grup ya da oluşum tarafından onaylanma ve kabul görme isteği de bunun ardındaki motivasyonlar arasındadır.
Beyin yıkama nedir? Saldırganların beyni nasıl yıkanıyor?
Öncelikle bazı kavramlara biraz ezber bozan biçimde bakmayı ihmal etmemek, olguları ve kavramları nasıl tanımladığımızı sorgulamak gerek: mesela, her intihar saldırısı mutlaka beyin yıkama ile mi gerçekleşir? Bunu varsayamayız. Bu konu disiplinlerarası ele alınması gereken, çok boyutlu bir konudur; psikoloji biliminin perspektifinden tanımlanabilecek unsurlar bu boyutlardan sadece bir tanesini açıklayabilir, konunun tamamını açıklamaya asla yetmez. Sosyolojik ve politik boyutları göz ardı ederek, konuyu patolojize etmek veya marjinalize etmek yanılgılarına düşmemek gerek...
Teorik olarak, "beyin yıkama"nın ya da daha yaygın kullanımıyla "zihin kontrolü"nün ne demek olduğunu ve kabaca nasıl yollarla yapılabildiğini konuşabiliriz. Genellikle birinci adım, kişiyi aile ve sosyal çevresinden uzaklaştırmak, yavaş yavaş izole etmektir. Var olan bağlarını zayıflatmak, zihinsel temsillerini ve kişisel anılarını silikleştirmek, duygularını köreltmek ve nasırlaştırmaktır öncelikli amaç. Yalnızlaştırılan, sosyal çevresinden izole edilen kişi böylece daha kolay yönetilir ve yönlendirilebilir.
"ÖNCE BOŞALT, SONRA DOLDUR"
"Önce boşalt, sonra doldur" ya da "önce anlamsızlaştır ve zayıflat, sonra inanmasını istediğin şeyle donat ve güçlendir" mekanizmasına dayanır. Önce uyaranları azaltmak ve uyaransız bırakmak (insan teması, konuşma, ses, hareket, hatta ışık vb mahrum bırakmak) sonra da kontrollü uyaranlarla yani mesajlarla, öğretilerle ve tekrarlayıcı telkinlerle doldurmak şeklinde gerçekleştirilir. Yani, düzenli toplantılar, dersler ya da sohbetler aracılığıyla yeni sosyalleşme kanalları yaratılır ve verilmek istenen mesajlar düzenli olarak bu yollarla verilir.
Belirli insanların veya belirli bir düşüncenin, ideolojinin ya da yaşam biçiminin "düşmanlaştırılması" bir diğer aşamadır. Buna paralel olarak, kutsallık ya da ideoloji üzerinden motivasyon yüklemeye devam etmek, vazgeçmesi ya da görevi başaramaması durumuna karşı utanç ve suçluluk yüklemek, kişiyi hedefe ve göreve kitlemek için başvurulan diğer destekleyici yöntemlerdir. Bu ve benzeri duygusal, zihinsel ve davranışsal yöntemlerin dışında bir de kimyasal maddeler kullanılarak yapılan beyin yıkama yöntemleri var. Daha da uç noktada ise, evrimsel köklere dayalı korku duygusunu ve duygu temelli belleği yöneten beyin bölümlerinin cerrahi müdahale ile etkisiz hale getirilmesi gibi uygulamalara rastlamak mümkündür.
İnsan kafasında yoğunlaştığı bir hedefe odaklandığında ve idealize ettiği bir misyona kilitlendiğinde, algılarında da bir kilitlenme meydana gelir; odaklandığı hedef dışındaki şeylere bir anlamda körleşmeye, sağırlaşmaya ve hissizleşmeye başlar. Hipnotik etkiye benzer bir haldir bu; bu da, kararlılıkla, serinkanlılıkla ve tereddütsüz bir şekilde eylemi gerçekleştirmeyi mümkün kılan mekanizmadır.
Demet DEMİRKIR
HABERTÜRK
Dinlenmenize Rağmen Geçmeyen Yorgunluğa Dikkat: Altında Tiroid veya Diyabet Yatıyor OlabilirEndokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, yeterli uyku ve dinlenmeye rağmen devam eden halsizliğin yalnızca yoğun tempoyla açıklanamayacağını belirterek; tiroid fonksiyon bozuklukları ve diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara karşı uyarıda bulundu.02 Ekim 2026 Cuma 15:34BASIN HABERLERİ
TEKNOFEST’te Dikkat Çeken Proje: "MetaTıp" İle MR Verileri Sanal Ameliyathanelere TaşınıyorŞanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST’te sergilenen TÜBİTAK destekli "MetaTıp" projesi, hastaların MR verilerini 3 boyutlu modellere dönüştürerek doktorlara sanal ortamda ameliyat öncesi simülasyon ve uzaktan iş birliği imkanı sunuyor.02 Ekim 2026 Cuma 15:29BASIN HABERLERİ
Antibiyotik Kullanırken Şeker Tüketmek Bağırsak Mikrobiyomunu Yıkıma UğratıyorYeni bir araştırma, antibiyotik tedavisi sırasında tüketilen şekerli gıdaların bağırsak mikrobiyom çeşitliliğini hızla azaltarak, hastaları ölümcül kan enfeksiyonlarına ve organ reddi gibi ağır komplikasyonlara açık hale getirdiğini ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:27BASIN HABERLERİ
IARC Raporu Açıklandı: Dünyadaki Kanser Vakalarının Yüzde 12'si Önlenebilir Enfeksiyonlardan KaynaklanıyorUluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) The Lancet Oncology’de yayımlanan analizine göre, 2024 yılında dünya genelinde teşhis edilen 2,3 milyon yeni kanser vakası enfeksiyonlara atfedildi.02 Ekim 2026 Cuma 15:25DÜNYADA SAĞLIK
Uyku Apnesi Hastalarına Müjde: Kişiye Özel Ağız İçi Cihazlar Tansiyon Kontrolünde CPAP Kadar EtkiliThe American Journal of Medicine'de yayımlanan yeni bir araştırma, kişiye özel hazırlanan ağız içi cihazların, hipertansiyon ve uyku apnesi bulunan hastalarda tansiyonu kontrol altında tutmada CPAP tedavisine alternatif olabileceğini gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:23DÜNYADA SAĞLIK
8,8 Milyon Kişilik Dev Araştırma: Ultra İşlenmiş Gıdalarda Her Ek 100 Gram Kalp ve Kanser Riskini Artırıyor8,8 milyondan fazla yetişkinin verilerini kapsayan analiz, günlük ultra işlenmiş gıda tüketimindeki her ek 100 gramın kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 14, kanser riskini ise yüzde 4 artırdığını ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:22BASIN HABERLERİ
MIT'den "Zombi Hücreler" İçin Moleküler Barkod: Yaşlanma Araştırmalarında Yeni DönemMIT liderliğindeki araştırma ekibi, dokularda birikerek yaşlanmayı tetikleyen "zombi hücreleri" tespit etmek amacıyla "RamanOmics" adını verdikleri yeni bir moleküler barkod yöntemi geliştirdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:18BASIN HABERLERİ
Düşük Yoğunluklu Güneş Işığı da Cilt Hücrelerinde DNA Hasarına Yol AçıyorQIMR Berghofer bünyesinde yürütülen yeni bir araştırma, sabah veya akşamüstü saatlerinde zayıf güneş ışığına uzun süre maruz kalmanın sanıldığı kadar masum olmadığını gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:16DÜNYADA SAĞLIK
Almanya'da Diş Kliniğindeki Skandalda Karar: Kontamine İğne İle Çocuk Ölümüne Neden Olunmasına 13 Yıl 6 Ay HapisKronberg şehrindeki bir diş kliniğinde enfekte iğne kullanarak 4 yaşındaki bir çocuğun ölümüne ve diğer çocukların yoğun bakıma kaldırılmasına yol açan anestezi uzmanı, yeniden yargılandığı davada cinayet suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.02 Ekim 2026 Cuma 15:15DÜNYADA SAĞLIK
2026-YÖK-YKDS Başvuruları Başladı: Sınav 28 Kasım'da YapılacakÖlçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumlarının Öncelikli Alanlardaki Doktora Programlarına Öğrenci Seçme Sınavı (2026-YÖK-YKDS) başvurularının başladığını açıkladı.02 Ekim 2026 Cuma 15:13BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










