"ŞARBONLA İLGİLİ ŞU ANDA PANİK YAPILACAK BİR DURUM YOK"
Enfeksiyon Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İlyas Dökmetaş: "Basında 'Şarbon yüzde 100 ölüm demektir' ve benzeri ifadelerle olayın abartıldığı pozisyonlar olabiliyor, toplum sağlığı açısından şu aşamada panik yapılacak önemli bir problem yok"

06 Eylül 2018 Perşembe 15:11
HATİCE ŞENSES - Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlyas Dökmetaş, şarbon vakalarına ilişkin, "Bazı basın-yayın organlarında 'Şarbon yüzde 100 ölüm demektir' ve benzeri ifadelerle olayın abartıldığı pozisyonlar olabiliyor. Hayır, bunlar ciddi şeyler değil. Enfeksiyon hastalıkları açısından her hastalık çok önemli ama toplum sağlığı açısından şu aşamada panik yapılacak önemli bir problem yok." dedi.
Prof. Dr. Dökmetaş, şarbonun hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik hastalıklardan biri olduğunu belirterek, sorunun sağlıklı, alt yapısı iyi, aşılaması tam toplumlarda neredeyse hiç görülmediğini ifade etti.
Hastalığın Türkiye'de görülme oranının 20-30 yıl önceye göre azaldığına işaret eden Dökmetaş, ancak Kurban Bayramı sonrasında bazı vakaların görüldüğünü aktardı.
Dökmetaş, konunun medyada gündeme gelmesi üzerine kara kabarcık ve benzeri lezyonları olan vatandaşların şarbon şüphesiyle hastanelere başvurduğunu ancak bu olguların büyük bir kısmının tanı almadığını kaydetti.
Prof. Dr. Dökmetaş, olgulardan az bir kısmına şarbon tanısı konulduğunu hatırlatarak, hastalığın, gıda tüketimi sonucu, solunum yolu ya da ete temas gibi durumlarda bulaştığını, mide-bağırsak sistemini etkileyen ve solunum yoluyla bulaşan hastalık formlarının ciddi sonuçlara neden olabileceğini anlattı.
Hastalığın solunum yoluyla alınan formunun çok nadir görüldüğünü ve akciğerleri etkilediğini ifade eden Dökmetaş, şunları kaydetti:
"Bu da ciddi seyrediyor. Ancak şarbonun yüzde 99'u cilt yoluyla bulaşan formdadır. Bunda da ölüm oranı çok az. Genellikle hafif seyreden şarbon formlarıyla karşılaşıyoruz. İyi tarafından bir tanesi de şarbonun ilaçlara duyarlı olmasıdır. Şarbon, penisilin grubuna ve birçok antibiyotiğe duyarlı bir organizmadır. Şarbonun, zamanında uygun ilaç verildiğinde kısa sürede tedavisi başarılı oluyor. Şarbon lezyonu genellikle el ve kollarda görülüyor. Önce o bölgede kaşıntılı bir lezyon oluşuyor. Daha sonra bu lezyon büyüyor, içerisinde berrak bir sıvı olabiliyor. Boluncuk şeklinde tanımlanabilir, zaman içerisinde bunun içerisi nekroze hale geliyor. Kara kabarcık dediğimiz bir klinik tablo oluşuyor."
"Basit şarbonlarda 5-7 günlük tedaviler yeterli"
Şarbonun bazı diğer hastalıklarla karıştırılabildiğini ancak bu konuda enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının çok tecrübeli olduğunu vurgulayan Dökmetaş, "Bu hastalık toplum sağlığı açısından önemli. Hastalığın ortadan kaldırılabilmesi için hastalığı olan hayvanların takibi, ıslahı, aşılanmaları ve bölgedeki çalışmalar önemli. Bu sayede hastalık kontrol altına alınabilir. Ülkemizde görülen bu hastalıkla ilgili panik olacak herhangi bir durum yok. Bu tür hastalıklar zaman zaman gündeme gelebilir." değerlendirmesinde bulundu.
Prof. Dr. Dökmetaş, enfeksiyon hastalıklarının her zaman için toplumu ilgilendiren sorunlar olduğunu, bunların bazen ölümle de sonuçlanabildiğini dile getirerek, bazı dönemlerde Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi'nin, domuz, kuş gribi gibi sorunların, bir dönem de SARS adı verilen bir zatürre türünün gündeme geldiğini, bunların hepsinin enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının ana gündemi içerisinde olduğunu kaydetti.
Dökmetaş, hastalığın tedavi sürelerinin değiştiğini, basit şarbonlarda 5-7 günlük tedaviler yeterken, solunum yoluyla bulaşan hastalıkta bu sürenin uzayabildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
"Türkiye'de şu an solunum yoluyla bulaşan şarbon görülmesi söz konusu değil. Şu andaki olgularda solunum yoluyla ilgili herhangi bir şey yok. Gündeme hastalık gelince, lezyon olan her olgu 'şarbon muyum?' diye ya enfeksiyon hastalıkları polikliniklerine ya acile ya da çocuk hastalıkları polikliniklerine başvuruyor. Gelen olguların da önemli bir kısmına şarbon tanısı konulmuyor. Şarbon tanısı konulması için yapılan direkt incelemede şarbon basillerinin görülmesi lazım veya kan incelemeleri sonucunda değerlerin pozitif olması gerekiyor. Şu an şarbon vakaları, erken tanı aldığı takdirde rahatlıkla tedavi edilebilir durumdadır. Bunlar herhangi bir ölüm riskine mahal vermeyecek düzeydeki sorunlardır. Bazı basın-yayın organlarında 'Şarbon yüzde 100 ölüm demektir' ve benzeri ifadelerle olayın abartıldığı pozisyonlar olabiliyor. Hayır bunlar ciddi şeyler değil. Enfeksiyon hastalıkları açısından her hastalık çok önemli ama toplum sağlığı açısından şu aşamada panik yapılacak önemli bir problem yok."
Vatandaşların eti, bilinen ve güvenilir yerlerden almasını önererek, merdiven altı ürünlerin kesinlikle tercih edilmemesi gerektiğini belirten Dökmetaş, birçok hastalığın hayvanlardan insanlara bulaşabildiğini anımsattı.
Dökmetaş, şarbonun tokalaşmayla aynı ortamda bulunmakla bulaşmayacağını dile getirerek, "Kişinin şarbonu ailesine, hekime ya da başka kişilere bulaştırma durumu söz konusu değildir. Dolayısıyla bir karantina durumu da söz konusu değildir." ifadelerini kullandı.
"Veteriner hekim kontrolü görmüş ve damgalanmış etler tüketilmeli"
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kürşat Özer de "Televizyonda bir hekim çıkmış, 'Şarbon et kokusundan anlaşılır, koklayın.' gibi şeyler söylüyor. Bunlar son derece hatalı şeyler. Şarbon olduğundan şüphe edilen hayvanın bir kere asla kesilmemesi gerekiyor. Otopsi yapılmaması gerekiyor. Teşhis koymak için kan numunesi alınarak, kandan teşhis konulur." diye konuştu.
Prof. Dr. Özer, şarbon mikrobunun, hayvanın uygun şekilde gömülmesiyle 5-6 yıl içerisinde öleceğini ama sporların dışarıya yayılması halinde 50-60 yıl kadar canlı kalıp, insanları ve hayvanları enfekte edebildiğini aktararak, şu bilgileri verdi:
"O nedenle böyle bir şüphe varsa acil ve mutlaka veteriner hekime başvurulması gerekir. Şarbon hayvanlarda yüksek ateş, ani ölüm, ağız ve burundan kanlı bir sıvının gelmesi, kanın pıhtılaşmaması, dalağının büyümesi gibi belirtiler verir. Kesin teşhis konulursa hayvanın direkt imha edilmesi gerekiyor. Eğer bu yapılmazsa, hastalık açığa çıkarsa deriyle temasta deri formu gözükebiliyor. Bu genellikle tedavi edilme ihtimali yüksek olan, yüzde 99 iyileşebilen bir formdur. Ama şarbonun solunum ya da sindirim yoluyla alınması durumunda ölüm oranı maalesef yükseliyor. Şüpheli hayvanlara asla elle dokunulmaması gerekiyor. Riske girmemek için bu etler asla tüketilmemelidir."
Prof. Dr. Özer, vatandaşların hayvanın ya da etin şarbon mikrobu taşıdığını dışardan bakarak ya da koklayarak anlayamayacağını ancak hasta hayvanların bedenlerinde ve etlerinde hızlı bir çürüme ve bozulma olduğunu anlatarak, "Bizim önerimiz vatandaşlar mutlaka veteriner hekim kontrolü görmüş ve damgalanmış etleri tüketsinler. Veteriner hekimler için şarbon en iyi bilinen hastalıklardandır. Kolay kolay hata yapmaz, kaçırmaz bu olguyu. Ruhsatlı mezbahalarda kesilmiş, veteriner hekim kontrolünden geçmiş, damgalanmış etler tüketilmeli. Halkımız bu anlamda hiç korkmadan kırmızı et tüketebilir. Zaten görülen hastalık olgularının tamamında, kişiler hayvanları kendileri kurban ya da adak olarak kesmiştir. Bu vakalar tamamen veteriner hekim kontrolünde olmadan yapılan kesimlerden kaynaklanıyor." şeklinde konuştu.
Şarbon olan bölgede karantina tedbirlerinin alındığını, bu bölgede, hastalık şüphesi ya da belirtisi gösteren hayvanların hiç bekletilmeden itlaf edildiğini, derin çukurlara gömülüp, üstünün kapatıldığını belirten Özer, daha sonra da hayvanların 5 yıl süreyle 6-12 ay koruyuculuğu bulunan Türkiye'nin ulusal üretimi şarbon aşısıyla aşılandığını ve böylece hastalığın bölgede kontrol altına alınmaya çalışıldığını sözlerine ekledi.
Almanya’da "Ölüm Meleği" Doktor Skandalı: 12 Hastayı Öldürdüğünü İtiraf Eden Doktora Müebbet!Almanya'nın başkenti Berlin'de bir palyatif bakım merkezinde ağır hasta 15 kişiyi ilaç karışımıyla öldürmekle suçlanan 41 yaşındaki Alman doktor Johannes M., hakim karşısına çıktı.10 Temmuz 2026 Cuma 17:54DÜNYADA SAĞLIK
Bursa’da Kanserle Mücadelede Erken Tanı Seferberliği: Başarılı Hekimlere Teşekkür Belgesi!Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında kent genelinde yürütülen ücretsiz tarama çalışmalarının hayati önem taşıdığını vurguladı.10 Temmuz 2026 Cuma 17:49BASIN HABERLERİ
İstanbul’un Sağlık Ağı Genişliyor: 1120. Aile Sağlığı Merkezi Arnavutköy’de Hizmete Açıldı!İstanbul Valiliği, yerel yönetimler ve hayırseverlerin iş birliğiyle yapımı tamamlanan Durusu Şehit Polis Ayhan Ölçer Aile Sağlığı Merkezi törenle açıldı.10 Temmuz 2026 Cuma 17:47BASIN HABERLERİ
Sağlıkta Kurumsal Dönüşüm: Sağlık Bakanlığı’nın Yeni Çalışma Kıyafetleri ve Kimlik Kılavuzu Hatay’da Tanıtıldı!Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerinde standartlaşmayı sağlamak ve kurumsal duruşu güçlendirmek amacıyla yeni "Kurumsal Kimlik Kılavuzu" ve modern çalışma kıyafetlerini uygulamaya aldı.10 Temmuz 2026 Cuma 17:46BASIN HABERLERİ
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Karabük’te: "Dünyanın Neresinde Muhtaç Varsa Türkiye Orada!"Sağlık yatırımlarını incelemek üzere Karabük’e gelen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık alanında dünya liginin en üst sıralarında yer aldığını vurguladı.10 Temmuz 2026 Cuma 17:43BASIN HABERLERİ
Kırıkkale’de Çevre Dostu Hamle: Atık İlaçlar ASM’lerde Toplanarak İmha Edilecek!Kırıkkale Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü, tarihi geçmiş ve kullanılmayan ilaçların doğaya zarar vermesini önlemek amacıyla şehir genelindeki Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM) "Atık İlaç Getirme Kutuları" yerleştirmeye başladı.10 Temmuz 2026 Cuma 17:41BASIN HABERLERİ
Kireçlenmeye Karşı Doğal Formül: Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’ndan Çınar Yaprağı Kürü!Bitkisel tedavi yöntemleriyle tanınan Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, kireçlenme ve eklem ağrılarından şikayetçi olanlar için çınar yaprağı kürünü önerdi.10 Temmuz 2026 Cuma 17:05BASIN HABERLERİ
Türk Tabipleri Birliği’nde Yeni Dönem: TTB’nin Yeni Başkanı Dr. Pınar Mualla Saip Oldu!Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) 78. Büyük Kongresi’nde seçilen Merkez Konseyi, yaşanan istifaların ardından yedek üyelerin katılımıyla son şeklini aldı.10 Temmuz 2026 Cuma 16:57BASIN HABERLERİ
Türk Bilim İnsanı Öncülüğünde Dünya Çapında Keşif: Nemden Enerji Üreten Doğada Çözünür Batarya Geliştirildi!TÜBİTAK destekli projesiyle ABD'de araştırmalar yürüten Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bünyamin Şahin ve uluslararası ekibi, tıp dünyasında çığır açacak yeni nesil bir giyilebilir sağlık teknolojisine imza attı.10 Temmuz 2026 Cuma 16:38BASIN HABERLERİ
Şanlıurfa’da Kaçak Diş Kliniklerine Dev Operasyon: İki İş Yeri Mühürlendi!Şanlıurfa'nın Haliliye ilçesinde, İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen baskında, ruhsatsız şekilde diş tedavisi uygulayan iki kaçak klinik suçüstü yakalandı.10 Temmuz 2026 Cuma 16:36BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










