SİYONİST HEGEMONYAYA KARŞI YENİ BİR DURUŞ: “AKADEMİK SUMUD”
Akademi, sadece olaylara tanıklık eden bir seyirci olmaktan öteye geçerek, hakikat üretimini koruyan, adalete rehberlik eden ve ideolojik tahakküme karşı kolektif bir direnişi örgütleyen aktif bir özne olmalıdır.

16 Ekim 2025 Perşembe 11:58
Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, akademik çevrelerin siyonizmin karşısında nasıl bir etik ve kurumsal duruş sergilemesi gerektiğini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Gazze’de üçüncü yılına giren insanlık tarihinin şahit olduğu en vahşi soykırım süreci, yalnızca siyasi, ekonomik ve askeri dengeleri değil; aynı zamanda bilginin üretimi, meşruiyeti ve hakikatin temsiline dair yerleşik kabulleri de kökten sarsan bir dönüm noktasına dönüştü. Bu süreçte, Filistin’in yüz yılı aşkın süredir maruz kaldığı sömürgeci şiddetin medya, akademi ve düşünce kuruluşları gibi bilgi mekanizmaları aracılığıyla yeniden üretildiğine, normalleştirildiğine ve sistematik biçimde meşrulaştırıldığına şahit olduk. Bu durum siyonizmin yalnızca politik bir proje değil, bilgi alanı üzerinde kurumsal/epistemik bir tahakküm kuran bir iktidar formu olarak kurgulandığını da gösteriyor.
Bu nedenle, vicdan sahibi tüm akademisyenlerin ve öğrencilerin sorumluluğu; bilginin araçsallaştırılması yoluyla rasyonelleştirilen bu tahakküme karşı koymak, hakikatin bastırılan seslerini görünür kılmak ve siyonizmin bilgi üretim mekanizmaları üzerindeki kurumsal tahakkümüne karşı etik, entelektüel ve kurumsal dayanışma zeminlerini güçlendirmektir. Bu dayanışma, eleştirel düşünceyi, bilgi adaletini, akademik özerkliği ve sömürgecilik karşıtı bilgi üretimini merkezine alan somut bir mücadele hattı olarak örgütlenmelidir.
- Bilgi üretiminde siyonist tahakküme karşı kurumsal direniş
İnsanlığın geleceğini tehdit eden “ontolojik bir tehlike”ye dönüşen siyonizm karşısında üniversitelerin, akademisyenlerin ve öğrencilerin “antisiyonist” bir tutum etrafında birleşmesi ve somut eylemlere yönelmesi hayati bir gereklilik olarak karşımızda duruyor. Çünkü bugün Gazze’de tanık olduğumuz insanlık tarihinin en vahşi soykırımının ideolojik dayanakları, insanlığın yarını açısından varoluşsal ve yıkıcı bir tehdit teşkil etmektedir. Bu çerçevede Mardin Artuklu Üniversitesinin kavramsallaştırdığı “Epistemik Aksa Tufanı”, yalnızca bir söylem değil bilgi üretim alanlarını dönüştürmeyi hedefleyen kurumsal ve disipliner bir çağrıdır.
Ayrıca unutulmamalıdır ki Gazze’de on binlerce çocuk, yalnızca bombardımanlarla değil açlık, susuzluk, sağlık hizmetlerine erişimdeki engeller ve uluslararası yükümlülüklerin ihlali nedeniyle de, dünya kamuoyunun gözleri önünde hayatını kaybetti. Bu sessiz ölümler, laboratuvarlardan kampüslere, dersliklerden üniversite kantinlerine kadar üniversitelerin her köşesinde yankı bulmadığı sürece, insanlık hafızasında “bilimin suskunluğu ve soykırımla işbirliği” olarak kayda geçecektir.
Bugün insanlık tarihinin gördüğü en vahşi soykırım karşısında “akademik tarafsızlık” bir erdem değil faille aynı hizada durmayı ifade eden ahlaki bir çöküş olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle vicdan sahibi her akademisyen ve öğrencinin, Filistinli çocukların çığlığına kulak vermesi ve bilgi, söz ve eylem yoluyla zulme karşı durması etik bir zorunluluktur.
Soykırım sona erip failler hesap verene kadar, akademinin öncelikli görevi yaşananları görünür kılmak, bu süreci kolektif hafızada canlı tutmak ve antisiyonist bilinci yaygınlaştıracak çalışmalar yürütmektir. Bu amaçla üniversitelerde “Kudüs ve Filistin Dersleri”nin açılması, spor etkinliklerinden sanat sergilerine, müzik dinletilerinden film gösterimlerine, kantin buluşmalarından söyleşilere kadar her türlü etkinliğin, siyonizm ve soykırıma dair farkındalık oluşturacak şekilde tasarlanması gerekmektedir.
Üniversiteler, siyonist politikalara karşı eleştirel bilincin kurumsal düzeydeki en somut ifadesi olarak akademik boykotun uygulanmasında da öncü bir rol üstlenmelidir. Boykotun tüm boyutlarında farkındalık geliştirilerek siyonist üniversite ve akademisyenlerle kurulan işbirliklerinden, kampüslerde bu ideolojiyi destekleyen ürünlerin dolaşımının engellenmesine kadar uzanan geniş bir alanda tutarlı, kararlı ve etkili tepkiler ortaya konulmalıdır.
- Siyonist hegemonyaya karşı “Akademik Sumud”
Son iki yılda yaşanan gelişmeler, hukukun üstünlüğü, insan hakları, sivil koruma, ifade özgürlüğü gibi modern dünyanın temel değerlerinin anlamını, bu değerleri temsil etmesi beklenen uluslararası örgütler, üniversiteler, medya, yargı gibi kurumların işlevselliğini ciddi biçimde aşındırdı. Bu erozyon, sadece siyasi alanda değil, bilginin üretimi, dolaşımı ve meşrulaştırılması süreçlerinde de derin bir kriz yarattı. Bu bağlamda, siyonist ideoloji, sadece politik bir hareket olmaktan çıkarak, bilginin nasıl şekillendirildiği ve sunulduğu üzerinde hegemonik bir etki kuran kavramsal-ideolojik bir yapıya dönüştü. Bu durum karşısında akademinin öncelikli görevi, siyonist ideolojinin yarattığı yapısal tehditleri doğru bir şekilde tanımlayabilecek, küresel adalet arayışına katkı sunabilecek ve kamusal karar alma süreçlerine yol gösterebilecek yeni kavramsal çerçeveler ve teorik yaklaşımlar geliştirmektir.
Bu stratejik yönelimi somutlaştırmak için, farklı ülkelerden, etnik kökenlerden ve inançlardan vicdan sahibi bireylerin Gazze’ye yönelik deniz ablukasını kırmayı amaçlayan Sumud Filosu’nun sembolik direniş ve dayanışma iradesine benzer şekilde, bilgi alanında da bir “Akademik Sumud” girişimi hayata geçirilmelidir.
Akademik Sumud, bilgi adaleti (arşivlerin korunması, dijital karşı-arşivlerin kurulması, kayıplar ve ihlallerin çok dilli ve erişilebilir biçimde kaydı), eğitim ve müfredat (hukuk, tarih, medya okuryazarlığı, etik ve geçiş dönemi adaleti eksenlerinde disiplinlerarası dersler ve atölyeler), ağlar ve konsorsiyumlar (siyasi baskılardan bağımsız, adalet odaklı araştırma konsorsiyumları ve etik işbirlikleri) gibi alanlarda somut adımlar atmalıdır.
Bunun yanı sıra, savunuculuk ve izleme (yıllık izleme raporları, politika notları ve uluslararası forumlarda sunumlar) ile etik eylem (nefret söylemine ve şiddete sıfır tolerans; boykot ve yaptırım tartışmalarını akademik özgürlük, çoğulculuk ve kamusal yarar ilkeleriyle dengede yürüten, şeffaf kriterlere dayalı kurum politikaları) alanlarında da sorumluluk üstlenilmelidir.
Bu bağlamda, Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde “Akademide Siyonist Baskıyı Aşmak” başlıklı rapor çerçevesinde, siyonizmin akademik alandaki etkilerini kanıtlarıyla raporlamak ve bu baskılara karşı eleştirel düşünceyi teşvik etmek hedeflenmektedir. Bu raporun ilkinin 2026 Nisan ayında yayınlanması planlanmaktadır. Hazırlanan raporla, akademideki siyonist baskının biçimleri, baskıyı uygulayan kurumlar, kişiler ve bu baskıya maruz kalan akademisyenler biyografik ve sayısal verilerle ortaya konacaktır.
Bu raporlamanın temel amacı, siyonizmin akademik alandaki kültürel hegemonyasını detaylı bir şekilde analiz etmek, akademik özgürlüklere yönelik tehditleri belgelemek ve nihayetinde Filistin meselesinin evrensel insan hakları ve hukuk mücadelesi olarak akademi içerisinde onurlu bir yer edinmesi için gerekli zemini oluşturmaktır. Rapor ayrıca, üniversitelerin savaş ve krizlerde (özellikle Gazze örneğinde) uluslararası hukuk temelinde tutarlı tutumlar geliştirmesi için uygulanabilir bir çerçeve önerisi sunmayı ve akademik camiada bilme cesareti (Epistemik Aksa Tufanı) ve söyleme cesareti (Akademik Sumud) güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.
Özetle, akademi, sadece olaylara tanıklık eden bir seyirci olmaktan öteye geçerek, hakikat üretimini koruyan, adalete rehberlik eden ve ideolojik tahakküme karşı kolektif bir direnişi örgütleyen aktif bir özne olmalıdır. “Akademik Sumud”, bu öznenin sürekliliğini, meşruiyetini ve küresel etkisini güvenceye alan kavramsal, metodolojik ve kurumsal bir seferberlik olarak hayata geçirilmelidir. Bu sayede, aşınan değerler onarılabilir, hakikat rejimleri yeniden inşa edilebilir ve küresel ölçekte adalet arayışı somut karşılık bulabilir.
[Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörüdür.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.
02 Ekim 2026 Değişiklik Tebliğleri İşlenmiş Güncel 2013 SUT (SGK)Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından 1 Mayıs 2013 tarihinde yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliğinde 02 Ekim 2026 Tebliği ile yapılan değişiklikler işlenmiş güncel hali yayımlandı.02 Ekim 2026 Cuma 17:38TEBLİĞLER - SUT, DEĞİŞİKLİKLERİ VE DUYURULARI
Dinlenmenize Rağmen Geçmeyen Yorgunluğa Dikkat: Altında Tiroid veya Diyabet Yatıyor OlabilirEndokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, yeterli uyku ve dinlenmeye rağmen devam eden halsizliğin yalnızca yoğun tempoyla açıklanamayacağını belirterek; tiroid fonksiyon bozuklukları ve diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara karşı uyarıda bulundu.02 Ekim 2026 Cuma 15:34BASIN HABERLERİ
TEKNOFEST’te Dikkat Çeken Proje: "MetaTıp" İle MR Verileri Sanal Ameliyathanelere TaşınıyorŞanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST’te sergilenen TÜBİTAK destekli "MetaTıp" projesi, hastaların MR verilerini 3 boyutlu modellere dönüştürerek doktorlara sanal ortamda ameliyat öncesi simülasyon ve uzaktan iş birliği imkanı sunuyor.02 Ekim 2026 Cuma 15:29BASIN HABERLERİ
Antibiyotik Kullanırken Şeker Tüketmek Bağırsak Mikrobiyomunu Yıkıma UğratıyorYeni bir araştırma, antibiyotik tedavisi sırasında tüketilen şekerli gıdaların bağırsak mikrobiyom çeşitliliğini hızla azaltarak, hastaları ölümcül kan enfeksiyonlarına ve organ reddi gibi ağır komplikasyonlara açık hale getirdiğini ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:27BASIN HABERLERİ
IARC Raporu Açıklandı: Dünyadaki Kanser Vakalarının Yüzde 12'si Önlenebilir Enfeksiyonlardan KaynaklanıyorUluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) The Lancet Oncology’de yayımlanan analizine göre, 2024 yılında dünya genelinde teşhis edilen 2,3 milyon yeni kanser vakası enfeksiyonlara atfedildi.02 Ekim 2026 Cuma 15:25DÜNYADA SAĞLIK
Uyku Apnesi Hastalarına Müjde: Kişiye Özel Ağız İçi Cihazlar Tansiyon Kontrolünde CPAP Kadar EtkiliThe American Journal of Medicine'de yayımlanan yeni bir araştırma, kişiye özel hazırlanan ağız içi cihazların, hipertansiyon ve uyku apnesi bulunan hastalarda tansiyonu kontrol altında tutmada CPAP tedavisine alternatif olabileceğini gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:23DÜNYADA SAĞLIK
8,8 Milyon Kişilik Dev Araştırma: Ultra İşlenmiş Gıdalarda Her Ek 100 Gram Kalp ve Kanser Riskini Artırıyor8,8 milyondan fazla yetişkinin verilerini kapsayan analiz, günlük ultra işlenmiş gıda tüketimindeki her ek 100 gramın kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 14, kanser riskini ise yüzde 4 artırdığını ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:22BASIN HABERLERİ
MIT'den "Zombi Hücreler" İçin Moleküler Barkod: Yaşlanma Araştırmalarında Yeni DönemMIT liderliğindeki araştırma ekibi, dokularda birikerek yaşlanmayı tetikleyen "zombi hücreleri" tespit etmek amacıyla "RamanOmics" adını verdikleri yeni bir moleküler barkod yöntemi geliştirdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:18BASIN HABERLERİ
Düşük Yoğunluklu Güneş Işığı da Cilt Hücrelerinde DNA Hasarına Yol AçıyorQIMR Berghofer bünyesinde yürütülen yeni bir araştırma, sabah veya akşamüstü saatlerinde zayıf güneş ışığına uzun süre maruz kalmanın sanıldığı kadar masum olmadığını gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:16DÜNYADA SAĞLIK
Almanya'da Diş Kliniğindeki Skandalda Karar: Kontamine İğne İle Çocuk Ölümüne Neden Olunmasına 13 Yıl 6 Ay HapisKronberg şehrindeki bir diş kliniğinde enfekte iğne kullanarak 4 yaşındaki bir çocuğun ölümüne ve diğer çocukların yoğun bakıma kaldırılmasına yol açan anestezi uzmanı, yeniden yargılandığı davada cinayet suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.02 Ekim 2026 Cuma 15:15DÜNYADA SAĞLIK
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










