'SORUN TEK TİP YÜKSEKÖĞRETİM SİSTEMİ'
YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'ya göre bilimsel yayın sıralamasında 30 ülke arasında 20. olan Türkiye'de bilimsel çalışma yapmak için fonlar, teşvikler var. Sorun çeşitliliğe izin vermeyen yükseköğretim yasası.

10 Ekim 2014 Cuma 08:12
Umay Aktaş Salman
2014-2015 akademik yılı başladı. 5.5 milyon öğrencisi ve 175 üniversitesi ile Türkiye yükseköğretimde akademik özerklikten, öğretim elemanı açığına kadar kaliteli eğitimi engelleyen sorunlar var. Yükseköğretim Kurulu Başkanı (YÖK) Prof.Dr. Gökhan Çetinsaya yükseköğretimin sorunlarıyla ilgili Al Jazeera Türk'ün sorularını yanıtladı.
Hazırladığınız "Türkiye Yükseköğretimi İçin Bir Yol Haritası" başlıklı raporda yükseköğretimde niteliksel büyümeye geçmek gerektiğine vurgu yapıyorsumuz. Son yıllarda üniversite sayısı hızla artarak 180'e yaklaştı. Üniversite sayısı artıyor ama nitelik konusunda eleştiler var, eğitimin niteliği neden hızlı bir artış göstermiyor ?
Türkiye gibi nüfus yapısına sahip ülke için okullaşma oranları alt düzeylerdeydi. YÖK ilk kurulduğunda yüzde 6'lardaydı. 2000'li yılların başında yüzde 20'lerdeydi okullaşma oranı. Bırakın 2023 hedeflerin, OECD ülkeleri ortalamalarının yarısındaydı bu oran. Son 10 yıldaki büyümeyi takdir etmek lazım. Şu anda yüzde 80'lere vardı brüt okullaşma oranı. Dünyadaki gelişmiş ülkeler seviyesinde okullaşma. Önemli olan sosyal baskıyı azaltabilmekti. 2050 yılına kadar her yıl 1 milyon 250 bin çocuk 18 yaşına girecek. Artık 20. yüzyıl toplumu değiliz. Elit bir eğitim aranmıyor, kitlesel eğitim aranıyor. Nüfusumuzun büyük kesimine yükseköğretim vermeniz bekleniyor. Beklenti var. Önemli olan sosyal baskıyı azaltabilmekti. Bunu başarmışız. Bunlar son 10 yılda oldu.Treni kaçırmış değiliz. Nitelikli büyümeyi sağlıyacak politikaları sağlayabiliriz diye düşünüyorum.
"Yeni devlet üniversiteleri kurma noktasında durup düşünmeliyiz"
Yükseköğretimde niteliğin artması için neler yapılması gerekiyor ?
Bunlardan biri açıköğretimin yüksek olan payını düşürmek. Üniversiteye giden 5.5 milyon öğrencinin yüzde 50'ye yakını açıköğretimde. 2006 sonrası kurulmuş 50 devlet üniversitesi var. Onları iyi yapılandırabilirsek, oralarda yüz yüze eğitim için potansiyel var. Zamanla açıköğretimin payını düşürebiliriz. Vakıf üniversitelerinin potansiyeli büyük. Sayı olarak çok, 70 küsürlerdeler ama öğrenci nüfusunuın yüzde 12'sini okutuyorlar. Vakıflar gerçek rolünü oynamış değil henüz. Hem büyümeyi hem nitelikli büyümeyi başarmamız lazım . O bakımdan da üniversite lazım. Devlet artık yeni bir üniversite kurmalı mı, orada durup düşünmemiz lazım. Kaliteyi artırma bağlamında yapılacak olan hoca başına düşen öğrenci sayılarını ideal rakama çekebilmek. Dünyada gerideyiz. Türkiye'de öğretim elemanı başına 21 öğrenci düşüyor. OECD ülkelerinde bu rakam 16. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayımız ise 48 öğrenci düşüyor. Daha çok öğretim elemanı yetiştirmemiz lazım.
Doktora öğrencisine teşvik verilsin
OECD ülkeleri ortalamasına gelebilmemiz için 45 bin öğretim elemanına ihtiyaç var. Bu açık nasıl kapanacak?
Burada kritik noktalardan biri doktora eğitimine önem vermek. Doktoralıların niteliği çok önemli. Dünyadaki bilimsel akademik listelerde öne çıkmayı ancak böyle sağlayabiliriz. Şu andaTürkiye'de her yıl 4 bin 500 doktora mezunu veriyoruz. Kesinlikle yetersiz. Almanya'da 25 bin, İngiltere ve Japonya'da 15 bin, Brezilya'da 14 bin doktora mezunu veriliyor her yıl. Bu konuda istersek milli seferberlik ilan edebiliriz. Birkaç yıl içinde yıllık mezun sayısını 10-15 bine çekebiliriz. Gerekirse teşvik vermeliyiz doktora öğrencilerine. Ancak mesleğimiz giderek erezyona uğruyor. İsterim ki, İstanbul Teknik Üniversitesini birinci bitiren çocuk üniversitede kalsın. Ancak bugünkü özlük hakları içinde çok mümkün değil. Hükümetimizin ve Sayın Başbakanımızın açıklamaları hepimizin yüreğine su serpti.
Araştırma görevlilerine yüzde 35 zam yapılacağı açıklandı, diğer kadrolara ne oranda zam yapılacak?
Diğer profesör, doçent gibi kadrolara yapılacak iyileştirmelerin de önümüzdeki günlerde açıklanmasını bekliyoruz. Aldığımız bilgilere göre iki türlü mekanizma var. Bir, 14 yıldır kenarda unutulmuş kesime yapılcak maaş artışı, anlaşıldığı kadarıyla kademelendirme şeklinde olacaktır. İkinci kulvarda da teşvik pirimi adı altında daha çok makale üreten, araştırma yapana, topluma katkı sunana yüzde 20'ye varan oranda katkı sağlanacağı anlaşılıyor.
"50/d kadrosundaki eşitsizlik"
Doktora mezunu az ama mezun olan da üniversitede kalamıyor. Doktoralılara burslu öğrenci statüsü veren, yani doktorası bittikten sonra üniversiteden çıkaran 50 d kadrosu yıllardır şikayet konusu. Bu kadro güvenceli hale gelecek mi ?
Bu nihai modele, yeni yasa çalışmaları kapsamında yürütme ve yasama organı karar verecektir. Ancak şu anda bir eşitsizlik olduğu doğrudur. Aynı işi yapan insanların iki farklı statüde olması, ( 33/a ve 50/ d kadroları)birinin kalıcı diğerinin kalıcı olmaması eşitsizlik yaratıyor. Bu eşitsizliği giderebilmeli ve tek bir model üzerinde uzlaşabilmeliyiz.
Böyle bir model teklifi var mı YÖK'ün ?
Son dönemde yok. Bunun bir yasa çerçevesinde yapabileceğimizi biliyoruz.
Bilimsel yayın için fon var ama çeşitlilik yok
İran, bilimsel yayın sıralamasında Türkiye'nin önüne geçti. Mesela 2001'de İran 44. sıradayken 2013'te 17. sıraya yükseldi. Türkiye ise bu yıllar içinden 22. sıradan 19. sıraya, iki basamak yükseldi. Bilimsel araştırma ve yayın yapabilmek için ne eksik Türkiye'de ?
Şu anda 30 ülke arasında makale sayısı olarak 20 sıradayız dünyada (1996-2012 yılı yayınlanan makalelerin toplamı). Makalelerin etki faktörü itibariyle 37.inciyiz. Sayısal olarak üretiyoruz ama nitelikli üretemiyoruz. 2023 hedeflerinin net tanımlanması, 2011'de Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu kararlarında bilimsel ekosisitem oluşturma anlayışına geçilmesiyle şu anda helvayı yapmak için her şey var. Kamuoyu farkında olmayabilir ama yükseköğretim camiası bunun farkında. Eksik olan şey, üniversiteleri yeniden yapılandırmayı başarabilmemiz. Fonlar, teşvikler hepsi orada var. Merkeziyetçi, bürokratik şey... Bizim yasalarla belirlenmiş yükseköğretim sistemimizin en büyük açmazı bu. Tüm üniversitelere aynı standartı getiriyor. Çeşitliliğe izin vermiyor. Herkese saate 1 kilometre yürüyebilirsin diyoruz. İki türlü yanlış yapıyoruz. Hızlı koşana dur, yavaş koşana da hızlı koş diyoruz. Yeni kurulan üniversitelere de, kurumsallaşmış üniversitelere de haksızlık ediyoruz.
Çeşitliliğe izin verebilirsek , üniversitelerin istedikleri kadar koşmasına izin verecek esneklikleri getirirsek kesinlikle üniversite sistemi daha ileri gidecek. Herkesi de patent için yarıştırmamalıyız. Yeni kurulan üniversitenin senatosu bile kurulmamışken illa araştırma yap, patent yap diye zorlamamalıyız. Buna hikmet patent dengesi diyorum. Himetin, bilginin, felsefenin peşinde olanlara, kendi kulvarında yürü dememiz lazım. İnovasyon, AR-GE yapmak istiyorum diyenlere de sen de bildiğin gizi koş dememzi lazım. Yeniden yapılandırma hem zihniyetin hem de Yükseköğretim Yasası'nın değişmesiyle mümkün . Önümüzdeki dönemdeki yeniden yapılandırmada dikkat etmemiz gereken bu olacaktır.
Harvard Üniversitesi'nden Prof.Dr. Gökhan Hotamışlıgil de "Türkiye'de bilimin gelişmemesinin nedeni bilimsel özerklik olmaması dedi. Üniversitelerin hiyerarşinin bir parçası olduğunu söyledi . Bu eleştirilere ne dersiniz?
Hocamızın söyledikleri temelde doğru, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun değişirse, sistem içinde çeşitlilik, farklılaşma imkanları yaratılırsa, şeffaflık mekanizmaları yaratılabilirse köklü üniversiteler daha da ileri gidecektir. Olay sadece YÖK'ün bürokratik merkeziyetçiliği değil. Bunun yanında üniversitelerde yaşanan merkeziyetçilik de var. Rektörlerimiz çok güçlü, bu güç üniversitelerde akademik çalışmalarda her zaman doğru mekanizmaları işletmiyor.
"Hotamışlıgil'den ilkokul diploması istemedik"
Fakat hocamız YÖK'ün bir vakıf üniversitesinin mütevelli heyetine girebilmek için kendinden ilkokul diplomasını istediği konusunu yanlış hatırlıyor. Kendisinden ilkokul diploması istenmemiş. Doldurulması gereken formda ilkokul ismi soruluyor. Kimseden ilkokul diploması istenmiyor zaten. Biz aslında adli sicil belgesi istemişiz. "Peki buna gerek var mı" da denebilir . Bunun kendisi de tartışmalı ama iş dönüp dolaşıp yine 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası'na geliyor. Yasa böyle emretmiş.
Umay Aktaş Salman - Al Jazeera Türk
Gazze'deki Aksa Şehitleri Hastanesi Elektrik Kriziyle Karşı Karşıya: Ameliyatlar İptal EdiliyorGazze Şeridi'nin orta kesiminde yaklaşık 500 bin kişiye hizmet veren Aksa Şehitleri Hastanesi, jeneratör arızaları nedeniyle ciddi bir elektrik krizi yaşıyor.02 Haziran 2026 Salı 17:01BASIN HABERLERİ
Çocukken Hastane Koridorlarında Büyüdü, Yıllar Sonra Annesiyle Aynı Acil Serviste Göreve BaşladıKilis'te 29 yıllık hemşire Emine Hakan ile doktor olan oğlu Serkan Kemal Hakan, aynı hastanenin acil servisinde birlikte görev yapıyor. Anne-oğul, sağlık hizmeti sunarken aynı mesaiyi paylaşmanın mutluluğunu yaşıyor.02 Haziran 2026 Salı 16:59BASIN HABERLERİ
Doğumlarını Yaptığı Bebekler Yıllar Sonra Meslektaşı OlduKadın hastalıkları ve doğum uzmanı Prof. Dr. Ali Acar, yıllar önce riskli gebelik süreçlerini takip ederek dünyaya gelmelerine katkı sağladığı doktor ve hemşirelerle bugün aynı serviste görev yapıyor.02 Haziran 2026 Salı 16:49BASIN HABERLERİ
ASYOD'dan Dünya Tütünsüz Günü Mesajı: Gençler Nikotin Ürünlerinin HedefindeAkciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği (ASYOD), 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında yaptığı açıklamada, sigara ve nikotin ürünlerinin özellikle gençler üzerinde oluşturduğu bağımlılık riskine dikkat çekerek tütünsüz yaşam çağrısında bulundu.02 Haziran 2026 Salı 14:28BASIN HABERLERİ
10 Yıl Böbrek Nakli Bekledi, Organ Bağışıyla Hayaline Bir Adım Daha YaklaştıGiresun'da yapılan organ bağışı sayesinde uygun böbreğe kavuşan Sari, hem sağlığına yeniden kavuştu hem de yıllardır kurduğu hac ibadeti hayalini gerçekleştirebilme umudunu güçlendirdi.02 Haziran 2026 Salı 14:26BASIN HABERLERİ
Deneysel İlaç Pankreas Kanseri Hastalarında Yaşam Süresini Neredeyse İki Katına ÇıkardıBilim insanlarının yürüttüğü yeni araştırma, deneme aşamasındaki bir ilacın pankreas kanseri tedavisinde umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu gösterdi.02 Haziran 2026 Salı 14:24BASIN HABERLERİ
Dünya Tütünsüz Günü'nde Uzmanlardan Kritik Uyarı: Sigara ve Puff İnme Riskini ArtırıyorTürk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Semih Giray, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında yaptığı açıklamada sigara, elektronik sigara ve puff gibi nikotin içeren ürünlerin inme riskini artırdığını belirtti.02 Haziran 2026 Salı 14:23BASIN HABERLERİ
Fil Hastalığı Nedeniyle Sol Bacağı 3 Kat Büyüyen Genç Kadın Tedaviyle Yeniden Yürümeye BaşladıYaklaşık 10 yıldır lenfödem (fil hastalığı) ile mücadele eden 30 yaşındaki Çiğdem Şeker'in sol bacağı zamanla normal boyutunun üç katına ulaştı.02 Haziran 2026 Salı 14:22BASIN HABERLERİ
KVKK’dan İşverenlere Biyometrik Mesai Takibi Uyarısı: Parmak İzi ve Yüz Tanıma Sistemlerine SınırlamaKişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK), çalışanların mesai takibinde parmak izi, yüz tanıma ve iris taraması gibi biyometrik sistemlerin kullanılmasına ilişkin önemli bir ilke kararı yayımladı.02 Haziran 2026 Salı 09:07DİĞER HABERLER
Yunanistan’daki ada hastanelerinde personel krizi derinleşiyorYunanistan’ın Girit, İyon, Ege ve Kiklad adalarındaki hastane ve sağlık kuruluşları ciddi personel eksikliğiyle mücadele ediyor.01 Haziran 2026 Pazartesi 17:36DÜNYADA SAĞLIK
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










