'UCUZ VE KALİTESİZ YAĞLARI TERCİH ETMEYİN'
Prof. Dr. Altay, "DSÖ, trans yağ tüketiminin, koroner kalp hastalığı, obezite, diyabet ve kanser gibi birçok hastalığı artırdığı için tüketim miktarının kısıtlanmasını önermektedir." dedi.

18 Şubat 2020 Salı 09:19
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Altay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, beslenmede günlük enerji ihtiyacının önemli bir bölümünün yağlardan sağlandığını, hayvansal ve bitkisel kaynaklı olan yağların temelini trigliseritlerin bünyesinde yer alan yağ asitlerinin oluşturduğunu söyledi.
Yağ asitlerinin ise doymuş ve doymamış olarak ikiye ayrıldığını dile getiren Altay, doymamış yağların endüstriyel olarak hidrojenlenme işlemi sonucunda katılaştırılarak doymuş yağ haline getirilebildiğini, bunlara da margarinlerin örnek verilebileceğini aktardı.
Altay, bu işlemle vücudun ihtiyacı olan yararlı yağların azalarak yok olduğunu, ayrıca kısmi veya tam hidrojenasyon sonrasında trans yağ asitlerinin ortaya çıktığını dile getirerek, şu bilgileri verdi:
"Trans yağlar aslında vücuttaki etkileri bakımından bir çeşit doymuş yağ olarak kabul edilir. Bunlar koyun, keçi ve sığır gibi geviş getiren hayvanlardan elde edilen süt ve tereyağı gibi süt ürünlerinde doğal olarak bir miktar bulunabildiği gibi endüstriyel olarak yağ ve sıvı yağların işlenmesi sonucu olarak da elde edilebilmektedir. Endüstriyel olarak hidrojenasyon ve rafinasyon işlemlerine tabi tutulan hemen hemen bütün yağlardan trans yağ oluşmaktadır. Doğal yollarla oluşan trans yağlar, içinde bulunduğu ürünün toplam yağ içeriğinin en fazla yüzde 4-6'sını oluşturur ve bunlar genellikle zararlı kabul edilmez. Trans yağ oranı endüstriyel ürünlerde çeşidine göre değişmekle birlikte yüzde 50-60'lara kadar çıkabilmektedir."
"Ucuz ve kalitesiz yağları tercih etmeyin"
Altay, evlerde ve dışarıda yemek pişirilirken genellikle bitkisel sıvı yağların kullanıldığını, Türkiye'de ucuz olması sebebiyle ayçiçeği tohumunun, pamuk yağının en sık kullanılanlar olduğunu dile getirerek, son yıllarda karışım yağların kullanımının da oldukça arttığına işaret etti.
Bazı üreticilerin, kullanılan yağ asidi türleri arasında ucuz ve kalitesiz olanları tercih ettiğini, bu durumda da trans yağ oluşumunun arttığını vurgulayan Altay, şunları kaydetti:
"Dünya Sağlık Örgütü, trans yağ tüketiminin, koroner kalp hastalığı, obezite, diyabet ve kanser gibi birçok hastalığı artırdığı için tüketim miktarının kısıtlanması ve bunun da günlük enerji gereksiniminin yüzde 1'inden az olmasını önermektedir. Bunu sağlamak, hazır gıdalarda trans yağ asitlerinin kullanımının azaltılması ve yemeklerin hazırlanması, tüketilmesi öncesinde alınacak tedbirlerle mümkündür. Bu konuda politika belirleyici ve denetleyicilere de büyük görev düşmektedir. Gıdalarda bulunan suni trans yağ miktarına mutlaka yasal bir sınır getirilmelidir."
Prof. Dr. Altay, trans yağlardan bireysel olarak korunmak için alınması gereken tedbirlere de değinerek, "Trans yağ içeriği açısından sağlık kurallarına uymayan ve denetimsiz hazır gıdaları tüketmemek, mutfakta kullanılan yemeklik yağ seçimine özen göstermek, margarin ve katı yağ kullanımını minimuma indirmek, yemek pişirirken ve de pişirme sonrası tekrar ısıtma işlemlerini uygularken sağlık kurallarına uymak, alınabilecek bireysel tedbirlerdir. Bu tedbirlere uyabilmemiz için mutlaka trans yağların hangi gıda ve yağlarda olduğunu, nasıl oluştuğunu bilmemiz gerekir." değerlendirmesini yaptı.
Paketli ve hazır yiyeceklere dikkat
Altay, endüstriyel trans yağ içeren gıdalara örnek olarak, bisküvi, gofret, pasta gibi unlu mamullerin, cips, hamburger, pizza gibi kızarmış hazır yiyeceklerin, kısmen hidrojenlenmiş sıvı, yarı katı yağların, bazı margarinlerin ve mayonezin sayılabileceğini aktardı.
Bitkisel yağların fiziksel rafinasyonu gibi yüksek sıcaklık uygulamaları sonrasında da trans yağ asidi oluşumunun arttığına dikkati çeken Altay, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Başlangıçta trans yağ oranı düşük düzeyde olan sıvı yağların yemek yaparken tekrar ısıtılması trans yağ oranını artırır. Derin yağda kızartma yöntemi olarak adlandırılan, gıdaların fritöz gibi aletlerle kızgın yağa batırılarak pişirilmesi de trans yağların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Yüksek ısılı fırınlarda uzun süreli kuru pişirme yöntemiyle hazırlanan gıdalarda da trans yağ asitleri ortaya çıkabilmektedir. Son dönemlerde kavrulmuş kuru yemişlere de trans yağ açısından dikkat çekilmektedir. Döner ve kebap tarzı dışarıdan tüketilen yemeklerde de trans yağ asitlerinin yüksek oranda olabileceği bazı çalışmalarda gösterilmiştir."
Prof. Dr. Altay, tekrar ısıtma veya kızartmanın sayısı ve sıcaklık derecesi arttıkça trans yağların miktarının da ciddi şekilde arttığını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu tüm yağlar için geçerlidir. Aynı zamanda bu işlemlerde doymuş yağ miktarı artmakta ve faydalı olan doymamış yağ miktarı da oldukça azalmaktadır. Geleneksel olarak kullandığımız yöntem olan tencere yemeği ve sulu yemekler bu anlamda daha sağlıklı görünmektedir. Uygun yağ kullanarak, uygun ısıda ve sürede çiğden pişirme yöntemiyle pişirilmiş sulu yemekleri uygun porsiyonlarda tüketerek trans yağı alımını sıfıra yakın tutmamız mümkün görünmektedir."
Türkiye Yerli Sağlık Teknolojisinde Büyüyor: 40 Ülkeye Solunum Cihazı İhraç EdiliyorSağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Siirt ziyaretinde milli sağlık sanayisindeki gelişmelere dikkat çekerek Türkiye'nin 40 ülkeye solunum cihazı satan bir konuma ulaştığını söyledi.31 Temmuz 2026 Cuma 17:46BASIN HABERLERİ
Giresun'da Beyin Ölümü Gerçekleşen Kişinin Organları 4 Hastaya Yaşam Umudu OlduDenizde boğulma tehlikesi geçirdikten sonra beyin ölümü gerçekleşen 45 yaşındaki kişinin organları, nakil bekleyen dört hastaya ulaştırıldı.31 Temmuz 2026 Cuma 16:09BASIN HABERLERİ
Erken Çocuklukta Şeker Kısıtlaması Demans Riskini Yüzde 23 Azaltıyorİngiltere'de yürütülen kapsamlı bir araştırma, yaşamın ilk iki yılında şeker alımını sınırlamanın ilerleyen yaşlarda beyin sağlığını koruduğunu gösterdi.31 Temmuz 2026 Cuma 16:08DÜNYADA SAĞLIK
Yolculukları Eziyete Çeviren Araba Tutmasına Karşı Etkili ÖnlemlerHalk arasında araba tutması olarak bilinen hareket hastalığı, yolculuk esnasında mide bulantısı ve baş dönmesine yol açarak yaşam kalitesini düşürebiliyor.31 Temmuz 2026 Cuma 16:03BASIN HABERLERİ
Bağırsak Ve Beyin Arasındaki Gizli Bağ: Mikrobiyota Ruh Sağlığını Nasıl Etkiliyor?Bilimsel araştırmalar, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizliklerin depresyon ve anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarıyla ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.31 Temmuz 2026 Cuma 15:33BASIN HABERLERİ
Kalp Sağlığını Tehdit Eden Gizli Tehlike: Günlük Alışkanlıklar Riski ArtırıyorDünya genelinde en yaygın ölüm nedeni olan kalp ve damar hastalıklarından korunmak için yaşam tarzında yapılacak küçük değişiklikler büyük önem taşıyor.31 Temmuz 2026 Cuma 15:33BASIN HABERLERİ
KOAH Tedavisinde Yeni Yöntem: Bronkoskopik Balon Uygulaması Alevlenmeleri AzaltıyorTürkiye'de yürütülen bilimsel araştırmada, kronik bronşit baskın KOAH hastalarında uygulanan yeni balon tedavisiyle nefes darlığının azaldığı ve yaşam kalitesinin arttığı belirlendi.31 Temmuz 2026 Cuma 12:44BASIN HABERLERİ
Havuz Sonrası Kulak Temizliğinde Yapılan Bu Hata Enfeksiyon Riskini ArtırıyorYaz aylarında kulağa kaçan suyu çıkarmak için kulak çubuğu kullanmanın zararlarına dikkat çeken uzmanlar, doğal yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.31 Temmuz 2026 Cuma 12:00BASIN HABERLERİ
Bel Fıtığında Ameliyatsız Tedavi Mümkün mü? Uzmanından Önemli UyarılarBel fıtığı vakalarının çoğunda ameliyatsız tedavi yöntemleri başarı sağlarken, uzmanlar bacakta güç kaybı gibi belirtilerde acil müdahalenin şart olduğunu vurguluyor.31 Temmuz 2026 Cuma 11:58BASIN HABERLERİ
Toksik İlişkiler Erken Yaşlandırıyor! Yüzünüzdeki Kırışıklıkların Sebebi Çevrenizdeki İnsanlar OlabilirAcıbadem Life Klinik Psikoloğu Öykü Gönültaş, yönetilemeyen ilişkisel stresin yalnızca ruh sağlığını değil, telomer kısalması ve hücresel yıpranma yoluyla biyolojik yaşı da doğrudan etkilediğini belirtti.31 Temmuz 2026 Cuma 11:06BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










