ÜROLOJİK KANSERLERİN GEÇ TEŞHİSİNDE EN ÖNEMLİ NEDENLERDEN BİRİ 'UTANMA'
‘Dünya Üroloji Haftası’ süresince, şikayetleri olan bireyleri doktora başvurmaya teşvik etmek ve toplumda bilinç oluşturmak hedefleniyor

26 Eylül 2019 Perşembe 11:50
Üroonkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Ataus, “Üroonkolojinin kapsamına giren ürolojik kanserler toplumda rastlanma sıklığına göre sırasıyla prostat, mesane, böbrek ve testis kanserleridir. Penis, surrenal (böbreküstü bezi), üst idrar yollarının üreter ve pelvis renalis) kanserleri de ilk saydıklarımıza göre daha nadir görülen diğer ürolojik kanserlerdir. Bu organ kanserlerinin önemi özellikle erkeklerde en sık görülen kanserlerin önemli bir bölümünü oluşturmalarıdır. Örneğin, 2019 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde her iki cinsiyette de yeni tanı alacak kanserlerin sayısının 1.760.000 civarında, ürolojik kanserlerin ise 453.000’in üzerinde olacağı öngörülmektedir.
Erkeklerde ise 870.000’in üzerindeki yeni kanser tanılarının neredeyse üçte biri ürolojik kanserler, bunların da 200.000’e yakınını prostat kanseri oluşturmaktadır. Bütün kanserlerde olduğu gibi ürolojik kanserlerde de erken tanı, erken evrede teşhis çok önemlidir. Bu durumda tedavi görece daha kolay ve kür (şifa) şansı daha yüksektir. Klasik söylemle, ‘erken tanı hayat kurtarır’. Ürolojik kanserlerin oluşmasında farklı nedenler tanımlanmış olsa da; sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, sigara, şişmanlık, genetik yatkınlık ve farklı çevresel kanserojenlere maruz kalınması pek çoğu için ortak sebepler arasında sıralanmaktadır. “ dedi.
“İLERİ YAŞ, PROSTAT KANSERİNİN ÖNEMLİ NEDENLERİ ARASINDA”
Ataus, prostat kanserinin her yıl yeni tanı alan kanserlerin ilk sıralarında yer aldığını belirterek, “Ancak farklı toplumlarda değişik yoğunluklarda görüldüğünü biliyoruz. Örneğin en sık görüldüğü coğrafyalardan biri Kuzey Amerika iken, Asya ülkelerinde çok daha az rastlanmaktadır.
Ülkemizde ise 12 erkekten birinin prostat kanserine yakalanacağı yönünde bilgiler vardır. İlerleyen yaş ve ailede prostat kanseri öyküsünün bulunması en önemli risk faktörlerinden bazılarıdır. Özellikle erken ve çok erken evrelerde yani bizim tanı koymak istediğimiz evrelerde prostat kanserinin kendine özgü hiçbir belirtisi yoktur. Erken tanı için önemli bir silahımız var; PSA (Prostat Spesifik Antijen). Adından da anlaşılacağı üzere organa özgü, ancak hastalığa özgü olmayan bir belirteç; kan testi ile saptadığımız bir enzimdir. Bu handikapına, geliştirilmeye çalışılan onlarca erken tanı testine rağmen 2019’da hala tüm dünyada en yaygın kullanılan, ucuz, kolay, hızlı ve kolayca tekrarlanabilir erken tanı kan testidir. Yorumlanmasının kişiye özgü yapılması en akılcı yaklaşım. Kişinin yaşı, daha önceki PSA değerleri, aile öyküsünün olup olmaması, yaşı vs. gibi başka parametrelerle birlikte değerlendirilmelidir.
Ailede kanser öyküsü olanların 40 yaşından itibaren yıllık PSA kan testlerini ve parmakla prostat muayenelerini yaptırmaları bu nedenle önerilmektedir. Aile riskiniz yoksa bu tetkikleri 50 yaşından sonra yaptırabilirsiniz. Parmakla muayene konusunda zaman zaman gönülsüzlükle ya da dirençle karşılaşsak da biliyoruz ki hala az sayıda da olsa bir grup hastayı yalnızca parmakla muayene sırasında yakalıyoruz.
Bir konunun daha altını çizmekte yarar vardır. Prostat kanseri hastalığın her evresinde çok heterojendir. Bunu belirleyen faktörler arasında en önemlisi prostat kanser hücresinin agresivitesi yani saldırganlık derecesidir. Örneğin aynı evrede olmasına karşın bir uçta prostat kanser tanısı almasına karşın uzun yıllar hiçbir tedavi yapmadan, belli bir protokol çerçevesinde, gerektiğinde tedavi etmek üzere güvenle sadece takip (aktif izlem) ettiğimiz, özellikle ileri yaşta ise hiçbir zaman tedavi etmediğimiz hastalar; diğer uçta ise daha tedavinin başında ve takiplerde çok sayıda çeşitli tedavilere (cerrahi, radyoterapi, ilaç tedavileri vs.) aday olan hastalar vardır.” dedi.
“EN FAZLA GELİŞME PROSTAT KANSERİ TEDAVİSİNDE”
“Son yıllarda hem tanı hem de tedavi anlamında en çok gelişmenin yaşandığı ürolojik kanser prostat kanseri demek yanlış olmaz.” diyen Ataus, “Bilindiği üzere aynı mesane kanserlerinde olduğu gibi prostat kanserinde de tedavi öncesi biyopsi alınmadan tanı kesinleşmez. Bu konudaki en önemli gelişme Multiparametrik Prostat MR’ı (Magnetic Resonance görüntüleme) ve MR Füzyon biyopsidir.
Geleneksel olarak prostat biyopsisi Ultrason(US) görüntüleme eşliğinde, lokal anestezi yardımıyla rektal yolla (anal) yapılır. İşlem sırasında prostat görüntülenerek sistematik biçimde parçalar alınır ve patolojik incelemeye gönderilir. Yeni yöntemde ise biyopsi öncesi çekilen multiparametrik MR da prostat içinde kanser olasılığı yüksek olan alanlar belirlenerek bir risk skorlaması yapılır.
Bu görüntüler özel bir yazılım ile ultrasonografik görüntülerle eşleştirilir. Sonrasında yine US eşliğinde hedef alanlara yönelik biyopsiler ve sistematik biyopsi yapılır. MR Füzyon biyopsisi eski yönteme göre önemli avantajlar sağlamaktadır. Prostat kanserindeki açmazlarımızdan birisi, klinik önemli kanseri olmayan bir grup hastaya gereksiz kanser tanısının konulması ve yine devamında gereksiz fazladan tedavilerin yapılmasıdır. MR Füzyon biyopsi bu gereksiz tanı oranını azaltmaktadır. Fakat daha önemlisi hayatı tehdit edecek yüksek riskli prostat kanserlerinin tanısında artış sağlamaktadır.” diye belirtti.
“BİLİMSEL GELİŞMELER TEDAVİ SEÇENEKLERİNİ ARTIRIYOR”
Tanıda bir başka gelişmenin ise nükleer tıp alanında olduğunu söyleyen Ataus, “Aslında biz uzun yıllardır radyoaktif maddeleri kullanarak sintigrafi dediğimiz inceleme ile hastalığın kemiklerdeki yayılımını, teşhis ya da takip sürecinde inceliyoruz. Yeni bir sintigrafik inceleme olan PSMA sintigrafisi ise hem tedavi sonrası hastalık nükslerinin tanısında hem de ilk tanı anında özellikle yüksek riskli hastalıkta lenf bezlerinin ve kemiklerin tutulumu hakkında önemli bilgiler sağlamaktadır.
Prostat kanserinde organa sınırlı hastalıkta bütün dünyada en çok uygulanan tedavi cerrahidir. Cerrahideki en son yenilik olan robot yardımlı laparoskopik radikal prostatektomi ülkemizde de başarıyla uygulanmaktadır. Önemli teknik avantajlar sağlamakla birlikte hala açık ameliyatın bir seçenek olduğunu söylemek gereklidir. Açık ya da robotik cerrahide ameliyatın başarısını, sonuçlarını belirleyen en önemli faktör cerrahın, merkezin deneyimi. Cerrahide değişen bir başka konu da ilk tanı ya da nüks hastalıkta önceden ameliyat etmeyip alternatif tedavilere yönlendirdiğimiz bir grup hastanın artık ameliyata yönlendirilmesidir. Son olarak ileri evre (metastatik) hastalıktaki gelişmelere değinmek istiyorum. 1940’ların başında prostat kanserinin testosteron (erkeklik hormonu) bağımlı bir kanser olduğu tanımlanmış, hatta bu çalışma araştırıcılarına Nobel ödülü kazandırmıştı. O tarihten bu yana ileri evre hastalıktaki tek tedavimiz uzun yıllar testosteronu düşürmeye yönelik hormonal tedavilerdi. Ancak önemli bir sağkalım farkı yaratmıyorlardı. Özellikle yaygın metastatik hastalıkta hormonal tedaviye kemoterapi ile birlikte başlanmasının sağkalımı 1,5 yıla yakın arttırdığı gösterildi. Son yıllarda İleri evre hastalıkta bunun dışında hormonal, kemoterapötik, radyoaktif çok sayıda seçeneğimiz oluştu.” dedi.
“ÜROLOJİK KANSERLERDE ERKEN BELİRTİLERE DİKKAT”
Mesane kanserlerinde öncelikle idrarda kanamanın önemine dikkat çeken Ataus, şöyle devam etti:
“Neredeyse hastaların çoğunda ilk ve tek yakınmadır. Bir kez bile olsa mutlaka üroloğa başvurulmasını gerektiren bir şikayet. Çok sayıda ürolojik hastalıkta da görülebilir ancak mutlaka inceleme yapılarak nedeninin anlaşılması gerekir. Bu konudaki altın standartımız sistoskopi (ön idrar yolundan mesaneye girilerek kamera aracılığı ile bakılması ve gerektiğinde biyopsi alınması) Bu yöntemle hastaların patolojik incelemelerini yaparak hastaların büyük bir çoğunluğunda başka tetkik yapmaksızın hastalığın evresini tanımlayabiliyor ve mesaneyi koruyarak tedavi yapabiliyoruz. Bu grup hastaların (henüz mesane duvarındaki kas dokusuna kadar yayılmamış) ortak özelliği tümörün yüksek oranda mesanede nüks etmesi, bazen de nüks ederken evre atlaması. Bu konudaki silahlarımız da mesane içine bir sonda aracılığı ile verilen ilaçlar ki bunların da en etkilisi bildiğimiz tüberküloz mikrobu yani BCG. Daha az sayıda mesane duvarındaki kas dokusu ve sonrasına ilerlemiş hastalardaki standart tedavimiz ise mesanenin alınması. Bir kez daha mesane kanseri ve sigara ilişkisine dikkat çekmek isterim. Sigara mesane kanseri için en önemli risk faktörü, uzun yıllardır bilimsel kanıtlarıyla birlikte sigaranın mesane kanserine yol açtığını biliyoruz.”
“BÖBREK KANSERİ ‘TESADÜF’ YAKALANABİLİYOR”
Böbrek kanserlerinin de kendine özgü hiçbir belirtisi olmadığını söyleyen Ataus, “Yine tanı koymak istediğimiz erken evrede yakalamak neredeyse mucize gibi. Neyse ki ultrasonun gerek farklı yakınmalar ya da rutin ‘check up’ lar sırasında yaygın kullanılması ile çok sayıda hastayı tamamıyla rastlantısal olarak böbrekteki tümör küçük boyutluyken (4 cm in altında) yakalayabiliyoruz. Bu boyutlarda yakalamak çok önemli. Çünkü daha büyük boyutlarda tümör ile birlikte o böbreğin tamamını almak gerekirken (radikal nefrektomi) küçük kitlelerde böbreği bırakarak sadece tümürü çıkartabiliyoruz (parsiyel efrektomi). Üstelikte her iki ameliyatı kapalı yöntem olarak bilinen laparoskopik ya da robotik olarak yapmak mümkün.” dedi.
“YURTDIŞINDAN ÖNEMLİ KONUŞMACILAR KONGREDE OLACAK”
Üroonkoloji Derneği ve Kasım ayında yapılacak 14. Üroonkoloji Kongresi hakkında da bilgiler aktaran Prof. Dr. Süleyman Ataus, şunları paylaştı:
“Üroonkoloji Derneği, kurulduğu 1999 yılından bu yana ülkemizde Üroonkolojinin gelişimine düzenlediği büyük kongreler, bölgesel toplantılar, kurslar, kitaplar, yurtiçi, yurtdışı burslar, çok merkezli bilimsel yayınların yapılması ile katkı sağlamayı; güncel bilgi ve uygulamaları yaygınlaştırmayı amaçlamıştır. Toplumun ürolojik kanserler konusunda bilgilendirilmesi ve farkındalık yaratılması da hedeflerimiz arasındadır. Onkoloji disiplininde pek çok organ kanserinde olduğu gibi ürolojik kanserlerde de multidisipliner yaklaşımın doğru, başarılı tedaviye katkısı çok önemlidir. Üroonkologlar, medikal onkologlar, radyasyon onkologları, radyologlar, pataloglar, nükleer tıp uzmanları, moleküler genetikçiler bu multidisipliner konseyin olmazsa olmazlarıdır. Derneğimiz 2008 yılında Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği ile birlikte Disiplinlerarası Onkoloji Toplantısının başlamasına öncülük etmiştir.
Bu toplantının 7.’si 2020 sonbaharında geçekleştirilecektir. Üroonkoloji alanında önemli toplantılara, ilklere imza atan Üroonkoloji Derneğimiz artık geleneksel hale gelen ve heyecanla, merakla beklenen Üroonkoloji Kongresinin 14.’sünü bu yıl Kasım ayında, her 2 yılda bir olduğu gibi konusunda Avrupa’dan, Amerika’ya en yetkin 11 yabancı bilim insanlarının geniş katılımıyla Antalya’da gerçekleştirecektir. Kongremiz sırasında 4 önemli kurs bulunmaktadır. Bu kurslar Biyopsi, ICG, Robot ve Hot kursudur. Kongre sırasında yer alacak oturumlar ile meslektaşlarımız güncel bilgiye kolaylıkla erişebilecektir. 10 Kasım tarihinde Tarihçi yazar Sinan Meydan’ın katılımlarıyla Atamızı anma töreni düzenlenecektir.”
Dinlenmenize Rağmen Geçmeyen Yorgunluğa Dikkat: Altında Tiroid veya Diyabet Yatıyor OlabilirEndokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ümit Çınkır, yeterli uyku ve dinlenmeye rağmen devam eden halsizliğin yalnızca yoğun tempoyla açıklanamayacağını belirterek; tiroid fonksiyon bozuklukları ve diyabet gibi metabolik rahatsızlıklara karşı uyarıda bulundu.02 Ekim 2026 Cuma 15:34BASIN HABERLERİ
TEKNOFEST’te Dikkat Çeken Proje: "MetaTıp" İle MR Verileri Sanal Ameliyathanelere TaşınıyorŞanlıurfa’da düzenlenen TEKNOFEST’te sergilenen TÜBİTAK destekli "MetaTıp" projesi, hastaların MR verilerini 3 boyutlu modellere dönüştürerek doktorlara sanal ortamda ameliyat öncesi simülasyon ve uzaktan iş birliği imkanı sunuyor.02 Ekim 2026 Cuma 15:29BASIN HABERLERİ
Antibiyotik Kullanırken Şeker Tüketmek Bağırsak Mikrobiyomunu Yıkıma UğratıyorYeni bir araştırma, antibiyotik tedavisi sırasında tüketilen şekerli gıdaların bağırsak mikrobiyom çeşitliliğini hızla azaltarak, hastaları ölümcül kan enfeksiyonlarına ve organ reddi gibi ağır komplikasyonlara açık hale getirdiğini ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:27BASIN HABERLERİ
IARC Raporu Açıklandı: Dünyadaki Kanser Vakalarının Yüzde 12'si Önlenebilir Enfeksiyonlardan KaynaklanıyorUluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) The Lancet Oncology’de yayımlanan analizine göre, 2024 yılında dünya genelinde teşhis edilen 2,3 milyon yeni kanser vakası enfeksiyonlara atfedildi.02 Ekim 2026 Cuma 15:25DÜNYADA SAĞLIK
Uyku Apnesi Hastalarına Müjde: Kişiye Özel Ağız İçi Cihazlar Tansiyon Kontrolünde CPAP Kadar EtkiliThe American Journal of Medicine'de yayımlanan yeni bir araştırma, kişiye özel hazırlanan ağız içi cihazların, hipertansiyon ve uyku apnesi bulunan hastalarda tansiyonu kontrol altında tutmada CPAP tedavisine alternatif olabileceğini gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:23DÜNYADA SAĞLIK
8,8 Milyon Kişilik Dev Araştırma: Ultra İşlenmiş Gıdalarda Her Ek 100 Gram Kalp ve Kanser Riskini Artırıyor8,8 milyondan fazla yetişkinin verilerini kapsayan analiz, günlük ultra işlenmiş gıda tüketimindeki her ek 100 gramın kalp-damar hastalıkları riskini yüzde 14, kanser riskini ise yüzde 4 artırdığını ortaya koydu.02 Ekim 2026 Cuma 15:22BASIN HABERLERİ
MIT'den "Zombi Hücreler" İçin Moleküler Barkod: Yaşlanma Araştırmalarında Yeni DönemMIT liderliğindeki araştırma ekibi, dokularda birikerek yaşlanmayı tetikleyen "zombi hücreleri" tespit etmek amacıyla "RamanOmics" adını verdikleri yeni bir moleküler barkod yöntemi geliştirdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:18BASIN HABERLERİ
Düşük Yoğunluklu Güneş Işığı da Cilt Hücrelerinde DNA Hasarına Yol AçıyorQIMR Berghofer bünyesinde yürütülen yeni bir araştırma, sabah veya akşamüstü saatlerinde zayıf güneş ışığına uzun süre maruz kalmanın sanıldığı kadar masum olmadığını gösterdi.02 Ekim 2026 Cuma 15:16DÜNYADA SAĞLIK
Almanya'da Diş Kliniğindeki Skandalda Karar: Kontamine İğne İle Çocuk Ölümüne Neden Olunmasına 13 Yıl 6 Ay HapisKronberg şehrindeki bir diş kliniğinde enfekte iğne kullanarak 4 yaşındaki bir çocuğun ölümüne ve diğer çocukların yoğun bakıma kaldırılmasına yol açan anestezi uzmanı, yeniden yargılandığı davada cinayet suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.02 Ekim 2026 Cuma 15:15DÜNYADA SAĞLIK
2026-YÖK-YKDS Başvuruları Başladı: Sınav 28 Kasım'da YapılacakÖlçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumlarının Öncelikli Alanlardaki Doktora Programlarına Öğrenci Seçme Sınavı (2026-YÖK-YKDS) başvurularının başladığını açıkladı.02 Ekim 2026 Cuma 15:13BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










