ZORBALIĞA UĞRAYAN ÇOCUK İÇİN HUKUKİ ADIMLAR ATMAK MÜMKÜN
"Akran zorbalığı" ve "siber zorbalık", TCK'de kavram olarak yer almasa da bu durumu yaşayan çocuğun

20 Ağustos 2025 Çarşamba 11:03
hukuki hakları "tehdit", "şantaj", "yaralama", "hakaret", "öldürmeye teşebbüs" ve "kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi" suçları kapsamında değerlendirilerek korunuyor. Hukukçular, dijital ortamda zorbalığa uğrayan çocuk için hukuki adımların hemen atılması, yayınlanan kişisel verilerin ilgili platformdan kaldırılması için yazı yazılması, erişim engeli alınması ve şikayette bulunulması, okuldaki akran zorbalığında da okul yönetimi ve rehberlik hizmetlerinden önlem talep edilmesi, yazılı başvuru yapılması gerektiğini kaydetti.
Arkadaş grubunun yanı sıra dijital ortamda akran zorbalığına maruz kalan çocuğun yaşadığı bu durum Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) doğrudan suç olarak yer almasa da "şantaj", "tehdit" ve "kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi" gibi maddeler, hukuki sürecin başlatılması durumunda mağdurun haklarını güvence altına alıyor.
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı avukat Kardelen Ateşci ile İstanbul 2 Nolu Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı avukat Ülkü Sarıtaş, akran zorbalığına uğrayan çocukların haklarını ve zorbalık yapan kişilere uygulanan hukuki yaptırımları AA muhabirine anlattı.
Akran zorbalığı kavramının TCK'de doğrudan suç tipi olarak yer almadığını belirten Ateşci, bu kavram kapsamında gerçekleşen fiillerin "tehdit", "şantaj", "yaralama", "hakaret", "öldürmeye teşebbüs" ve "kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ya da yayılması" suçlarıyla ilişkilendirildiğini söyledi.
Ateşci, okulda iki arkadaş arasında yaşanan bir tartışmada birinin diğerine "videonu yayınlarım" şeklindeki sözünün sadece bir tehdit değil dijital şiddeti de gösterdiğini belirterek, böyle bir durumda, özel bir görüntünün, bir kişiyi küçük düşürmek, korkutmak ya da kontrol altında tutmak için kullanıldığını ifade etti.
Bunun çocuğun mahremiyetini zedelediğini, okul hayatını etkilediğini, özgüvenini sarstığını ve psikolojik gelişimine zarar verdiğini vurgulayan Ateşci, çocuğun hem gerçek dünyada hem de ekran arkasında baskı altına girdiğini kaydetti.
Akran zorbalığına uğrayan çocukların yasal haklarını kullanırken olayın belgelendirilmesinin önemli olduğunu anlatan Ateşci, delil sunulamasa dahi ilgili kurumların çocuğun beyanını dikkate alarak gerekli adımları atması gerektiğini, dijital zorbalık durumunda ekran görüntülerinin, fiziksel şiddet varsa sağlık raporunun destekleyici olduğunu dile getirdi.
Ateşci, zorbalık okul ortamında gerçekleşmişse, ilk başvuru noktasının okul yönetimi olduğunu kaydederek, "Rehberlik servisleri ve okul idaresi, çocuğun korunması için müdahalede bulunmakla yükümlüdür. Şikayet, çocuk veya ailesi tarafından doğrudan emniyet birimlerine ya da savcılığa yapılabilir. Ayrıca, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne başvurularak çocuğun korunması için sosyal destek hizmetlerinden yararlanılabilir. Baroların çocuk hakları merkezleri ya da adli yardım servisleri üzerinden ücretsiz avukat desteği sağlanabilir." ifadelerini kullandı.
- Hukuki başvuru akranlar arasındaki gerilimi artırabilir
Hukuki yola başvurmanın akranlar arasındaki gerilimi artırabileceğinin altını çizen Ateşci, "Bu duruma tanıklık eden çocuklar oluyor. Zorba çocuk, mağdur çocuğu etiketleyebilir ve mağdur daha çok etkilenebilir. Aslında çözüm için hukuk tek başına bu noktada yeterli kalmıyor." dedi.
TCK'ye göre, 12 yaşından küçüklerin cezai sorumluluğu olmadığını, 12-15 yaş arasındaki çocukların ayırt etme gücüne bakıldığını anlatan Ateşci, 15-18 yaş grubu çocukların ise cezai sorumluluklarının olduğunu ancak yaşları ve gelişimsel düzeyleri dikkate alınarak belli indirimler uygulandığını aktardı.
Ateşci, internet ortamındaki akran zorbalığına ilişkin şunları dile getirdi:
"Dijital dünyanın yaygınlaşmadığı ya da evlere bu denli girmediği dönemlerde çocukların bakım ve gözetimi daha kolaydı. Dijital dünya, evlerimizin içine yabancıların girmesini kolaylaştırdı. Çocuklar, tanımadığı kişilere fotoğraflarını gönderebiliyor ve bununla birlikte şantaja uğrayabilir. Bu durumda ilk olarak çocuğa 'Bunu neden yapıyorsun?' demek yerine gerekli hukuki adımları atmak gerek. Çocuğun görüntüsü ve kişisel verileri dijital ortamda paylaşıldıysa bunların kaldırılması için öncelikle sosyal medya platformlarına yazı yazılmalı eş zamanlı olarak 'www.ihbarweb.org.tr' sitesine başvurulmalı. Sosyal medya platformlarından ne yazık ki aylar sonra sonuç alınabiliyor. Bu nedenle sulh ceza hakimliğine başvurarak erişim engeli talep edilmesi en iyi yöntemdir. Aynı zamanda şikayetçi olmak da sorumluların cezasız kalmaması adına önemlidir. Biz topraklarda oynayarak büyüyen çocuklardık, topraktaki izler siliniyordu ama internet ne yazık ki silmiyor. Bu konu için erişim engeli alsanız bile aynı fotoğraf bir hafta, bir yıl, on yıl sonra tekrar gün yüzüne çıkabiliyor. O yüzden böyle durumlarda çocuklara mağdur olmadan önce bilincin kazandırılmasına dair eğitim verilmesi oldukça önemli."
Ateşci, Türkiye'de çocukları siber zorbalığa karşı koruma konusunda yasal boşluk olduğunu savunarak, çoğu dijital platformda yaş denetimin olmadığını, çocukların gizliliğini ve mahremiyetini koruyan yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurguladı.
Okul ortamında zorbalığa uğrayan bir çocuğun karşı taraf için uzaklaştırma kararı da aldırabileceğini ifade eden Ateşci, "Savcılığa, kolluğa veya aile mahkemesine başvurup, uzaklaştırma kararı aldırdığınızda bu kararın uygulanması gerekir ancak bu bir noktada diğer çocuğun eğitim hakkının engellenmesi kapsamına girer. O yüzden bu yöntemin çok etkili olmadığını söyleyebilirim. Bu durum akranlar arasında gerilim yaratabilir." değerlendirmesinde bulundu.
- Okulda zorbalığa uğrayan çocuk için neler yapılmalı
İstanbul 2 Nolu Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı avukat Ülkü Sarıtaş ise akran zorbalığı konusunda 15 Kasım 2022'de yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile okullarda yaşanan akran zorbalığının disiplin maddeleri arasına alındığını ve bu yönde düzenlemeler getirildiğini belirtti.
Sarıtaş, Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğünce hazırlanan "okul temelli sosyal sorumluluk çalışmaları" dersinin 2023-2024 eğitim öğretim yılında seçmeli dersler kapsamına alındığını anlattı.
Çocukları akran zorbalığına maruz kaldığında velilerinin kullanabileceği yasal haklarına değinen Sarıtaş, "Öncelikle okul idaresiyle iletişime geçilmeli ve konu hakkında uyarı yapılarak, ilgili önlemlerin alınması talep edilmeli. Okul idaresi bu sözlü talebinize kayıtsız kaldığında basitçe durumu izah eden bir dilekçeyle okul idaresine kısa bir süre içerisinde yeniden talepte bulunmalı ve dilekçenizi okul idaresine verirken mutlaka bir evrak kayıt numarası almalısınız. Zira bu sizin delilinizdir. Eş zamanlı CİMER üzerinden de şikayetlerinizi gerçekleştirin. Bunlar yine delillerinizdir." ifadelerini kullandı.
- "Ebeveynler ilgili eğitim veya bakım kurumlarına tazminat davası açabilir"
Sarıtaş, okul idaresinin kayıtsızlığını sürdürmesi halinde velilerin okul rehberlik hizmetlerine noter kanalıyla ihtar çekebileceğini belirterek, şöyle devam etti:
"İhtar akabinde okul idaresinin, rehberlik hizmetlerinin hiçbir önlem almaması durumunda artık ortada bir suç unsurundan bahsedebiliriz. Akran zorbalığı, çocuğun bağlı olduğu eğitim ve öğretimini sürdürdüğü okulunda veyahut diğer bakım kurumlarında mevcut ise ebeveynler ilgili eğitim veya bakım kurumlarına tazminat davası açabilirler. Eğer sokakta sürekli gittiğiniz parkta istikrarlı bir şekilde devam eden bir akran zorbalığından söz ediliyorsa bu kez ebeveynler akran zorbalığında bulunan çocuğun velilerine karşı tazminat davası açabilirler. Ancak unutmamak gerekir, açılacak dava her somut olayın kendi iç özelliklerine, o dönemin dinamiklerine göre değişmektedir. Bu sebeple bir hukukçudan, avukattan destek almanızda fayda vardır."
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna da başvurulabileceğini dile getiren Sarıtaş, kurumun her türlü ayrımcılıkla ilgili başvuruları inceleyerek 3 ayda sonuçlandırdığını, başvurunun haklı bulunması halinde çeşitli idari yaptırımlar ile para cezası uygulamalarına karar verebildiğini kaydetti.
Sarıtaş, farkındalığı yüksek sendikalar, dernekler, vakıflar üzerinden genel bir baskının tercih edilmesinin de her zaman mümkün olduğunu ifade ederek, zorbalığa uğrayan çocuğun, kimliğini belirtilmeksizin, okuldaki zorbalığın varlığı üzerinden bir kamuoyu yaratarak idareyi önleyici adımlar atmaya zorlamanın, çoğu zaman makul bir adım olarak gözetilmesi gerektiğini anlattı.
Akran zorbalığına ilişkin örnek yargı kararları olduğunu da belirten Sarıtaş, özel bir okulda yüzde 80 burslu okuyan üstün zekalı 11 yaşındaki çocuğun akranları tarafından zorbalığa uğradığı gerekçesiyle velinin açtığı tazminat davasının kısmen kabul edildiğini, okulun veliye tazminat ödemesine karar verildiğini aktardı.
Uzmanlar Beklentiyi Netleştirdi: "Günde 8 Bardak Su" Kuralı Herkes İçin Geçerli DeğilSağlıklı yetişkinlerde günlük toplam su ihtiyacı kadınlarda 2,7 litre, erkeklerde ise 3,7 litre olarak kabul ediliyor; ancak uzmanlar bu miktarın yalnızca bardakla içilen sudan ibaret olmadığını vurguluyor.21 Eylül 2026 Pazartesi 16:30BASIN HABERLERİ
Yeni Nesil Zayıflama İlaçları İnsan Ömrünü Uzatıyor mu? Bilimsel Araştırmalarda Yeni DönemSemaglutid etken maddeli yeni nesil zayıflama ilaçlarının yaşlı farelerde yaşam süresini yüzde 12 oranında uzattığı saptandı; ancak bu etkinin insanlarda yaşlanmayı geciktirdiği veya ömrü uzattığı henüz kanıtlanmadı.21 Eylül 2026 Pazartesi 16:28BASIN HABERLERİ
Bilimsel Araştırmalar Yanıtlıyor: Hayatta Bir Amaca Sahip Olmak Ömrü Uzatır mı?Yüz binlerce kişinin katılımıyla yıllara yayılan bilimsel veriler, yaşamında güçlü bir amaç duygusu taşıyan bireylerde erken ölüm riskinin daha düşük olduğunu gösteriyor.21 Eylül 2026 Pazartesi 16:23BASIN HABERLERİ
Yunanistan'da Batı Nil Virüsü Alarmı: Bir Haftada 46 Yeni Vaka ve 3 Can KaybıYunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY), ülkede son bir hafta içerisinde 46 yeni Batı Nil virüsü vakasının tespit edildiğini ve virüse bağlı 3 kişinin daha yaşamını yitirdiğini duyurdu.21 Eylül 2026 Pazartesi 16:21BASIN HABERLERİ
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde Modern Preklinik Fantom Laboratuvarı Hizmete AçıldıOndokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, öğrencilerin klinik öncesi mesleki ve el becerilerini artırmak amacıyla 86 öğrencinin aynı anda eğitim alabileceği Preklinik Fantom Laboratuvarı'nı kullanıma sundu.21 Eylül 2026 Pazartesi 16:18BASIN HABERLERİ
Sağlık Bakanlığı'ndan Dünya Alzheimer Günü Uyarısı: Değiştirilebilir Risklerle Demans %45 Oranında ÖnlenebilirSağlık Bakanlığı, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla yayımladığı açıklamada, küresel ölçekte 55-57 milyon kişinin demansla yaşadığını ve her 3 saniyede bir yeni bir demans vakasının geliştiğini belirtti.21 Eylül 2026 Pazartesi 15:42BASIN HABERLERİ
Ordu Şehir Hastanesi Hizmete Açıldı: 1200 Yatak Kapasiteli Dev Sağlık Kompleksinde Hasta Kabulü BaşladıOrdu Üniversitesi Cumhuriyet Yerleşkesi bünyesinde inşası tamamlanan 1200 yatak kapasiteli Ordu Şehir Hastanesi, Atatürk'ün kente gelişinin yıl dönümü olan 19 Eylül tarihi itibarıyla kademeli olarak hasta kabulüne başladı.21 Eylül 2026 Pazartesi 15:39BASIN HABERLERİ
Güney Afrika’da M Çiçeği Alarmı: Vakaların Çoğunluğu Son Bir Ayda KaydedildiGüney Afrika Sağlık Bakanlığı, yılbaşından bu yana ülkede 18 doğrulanmış ve 1 muhtemel M çiçeği (Mpox) vakasının tespit edildiğini açıklarken, vakaların büyük bölümünün son bir ayda görülmesi nedeniyle "hızlı yerel bulaş" uyarısında bulundu.21 Eylül 2026 Pazartesi 15:37BASIN HABERLERİ
NIH'den Tıpta Çığır Açan Gelişme: Beyin Sinyalleriyle Konuşma ve Beden Dili Aynı Anda Dijital Karakterlere AktarılıyorKaliforniya Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, felçli hastaların beyin dalgalarını hem konuşma hem de beden hareketleriyle eş zamanlı olarak sanal bir karaktere aktaran yeni bir beyin-bilgisayar arayüzü teknolojisi geliştirildi.21 Eylül 2026 Pazartesi 15:32BASIN HABERLERİ
Uzmanlardan Hayati Uyarı: Bilinçsiz "Boyun Kütletme" İşlemleri Felç ve Ölüme Yol AçabilirBaş Boyun Cerrahisi uzmanları, boyun ağrılarını hafifletmek amacıyla kontrolsüz ve gelişigüzel yapılan "boyun kütletme" manevralarının tıbbi bir tedavi yöntemi olmadığını, aksine felç ve ani ölüm gibi telafisi imkansız sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.21 Eylül 2026 Pazartesi 15:28BASIN HABERLERİ
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2006 Sağlık Aktüel










